bulunmamaktadır. Bireysel tüketiciler arasında ayrımcılık yapılmasının da bu
kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu Avrupa Birliği
Komisyonu ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın çeşitli kararlarına konu
olmakta ve “bireysel tüketicilere” yapılan ayrımcılığın AB Anlaşması’nın 102.
2
maddesi kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Ülkemizde ise, bireysel
tüketici ve teşebbüs açısından açık bir ayrım olmamakla birlikte benzer
nitelikteki bir şikayet “tüketici şikayeti olduğu gerekçesiyle” (uygulamanın
muhatabının tüketici olması nedeniyle) Rekabet Kurulu tarafından
3
reddedilmiştir.
- Uygulamanın etkisi açısından değerlendirme: Hakim durumdaki
teşebbüslerin tek taraflı davranışlarını, (a) sömürücü davranışlar ve (b)
dışlayıcı davranışlar olarak iki genel kategoriye ayırmak mümkündür. Söz
konusu davranış türlerinden ilki, piyasa gücünün diğer teşebbüsleri ya da
rakipleri fahiş fiyat vb. uygulamalarla sömürmesi anlamına gelir iken bu tür
uygulamalara ancak piyasaya giriş çıkışın serbest olmadığı gibi istisnai
durumlarda müdahale edilmektedir. İkinci kategori ise rakiplerin dışlanması
sonucunda piyasadaki rekabetin kısıtlanması sonucunu doğuracak
uygulamaları kapsamaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine ilişkin gerekçede, hakim durumdaki
teşebbüslerin bu durumlarını “rekabeti kısıtlamak, engellemek veya
bozmak amacıyla veya bu etkiyi doğuracak şekilde kötüye
kullanmaları” nın yasaklandığı açıkça belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, ayrımcılık uygulamasının 6. madde bağlamında ihlal olarak değerlendirilebilmesi için, uygulamanın muhatabından bağımsız olarak rekabet üzerindeki etkilerine bakılması gerektiği anlaşılmaktadır: Dolayısıyla, şeklen gerçekleşen bir ayrımcılığa değil ayrımcılık vasıtası ile rekabetin
4
kısıtlanması ya da bozulmasına müdahale edilmesi gerekmektedir. Örneğin bazı durumlarda teşebbüsler arasında ayrımcılık yapılarak bir teşebbüsün rakipleri karşısından avantajlı ya da dezavantajlı konuma getirilmesi ihlal olarak
5
değerlendirilebilecek iken, bazı durumlarda hakim durumdaki teşebbüsün bireysel müşterilere yönelik olarak ancak piyasanın rakiplere kapatılmasına yol açacak şekilde ayrımcılık yapması ihlal olarak değerlendirilebilecektir.
2
Bkz. Deutsche Post-Interception of cross-border mail [2002] OJ L331/40, [2002] 4 CMLR 598 ve 1998 Football World Cup, Case No IV/36/388) (2001/12/EC) [2000] OJ L5/55 kararları.
3
Rekabet Kurulu’nun 13.5.2009 tarih ve 09-22/461-116 sayılı kararı. Kararda “ayrımcı olduğu iddia edilen tarifelerin, tarifelerin uygulandığı (…) organizasyonların ticari bir faaliyetlerinin bulunmaması nedeniyle ilgili pazar ya da pazarlarda rekabetin sınırlandırılması rekabet uygulamaları bakımından da mümkün görünmediğinden şikâyetin ayrımcılık iddiası bakımından da 4054 sayılı Kanun kapsamında olmadığı “ifadelerine yer verilmektedir.
4
Uygulamanın etkisine bakılmaksızın ihlal kararı vermenin piyasa gerçekleri ile bağdaşmayacak sonuçları olabileceği de dikkate alınmalıdır: Ayrımcılığın etkisine bakılmaksızın yalnızca şekli bir değerlendirmeye tabi tutularak yasaklanması teşebbüslerin fiyat konusundaki tasarruflarını aşırı derecede kısıtlayacak, arz-talep mekanizmasının dinamik bir şekilde uygulanmasını engelleyecektir. Örneğin, yeni müşteri çekmek isteyen teşebbüs fiyat indirerek ya da ekstra faydalar vaat ederek promosyon kampanyası yapamayacak ya da müşteri kaybeden bir teşebbüs mevcut müşterilerini elinde tutmak amacıyla ürünün bedelinde indirime gidemeyecektir.
5
Bkz. Rekabet Kurulu’nun 06-61/822-237 sayılı Digitürk / Atlas Kararı.