doğrultusunda değişmiştir. Bu kararın ardından yeni yaklaşımın esasları, 05.03.2009 tarihinde alınan Barbaros-Alpet ve Polpet-Moil kararlarında [3] daha ayrıntılı bir şekilde açıklanmış ve 12.03.2009 tarihli Duyuru ile kamuoyuna ilan edilmiştir. Müteakiben kararlarda benimsenen esasların uygulanmasına dair hazırlanan “İntifa Hakkı ve Benzeri Etkiye Sahip Sözleşmeler ile İlgili Sık Sorulan Sorular ve Cevaplar” kamuoyuyla paylaşılmıştır.
(31) Kurulumuzun yeni yaklaşımı doğrultusunda ve 2002/2 sayılı Tebliğ’de değişiklik yapan 2003/3 sayılı Tebliğ ile öngörülen geçiş hükümleri ile Tebliğ’in uygulanmasına ilişkin olarak daha önce alınan çeşitli Kurulumuz kararları uyarınca 18.09.2005 tarihinden önce yapılan ve bu tarih itibarıyla kalan süresi beş yılı aşan dikey anlaşmaların, 18.09.2010 tarihinde kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma olanağı bulunmaktadır. 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan dikey anlaşmalar ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen grup muafiyeti kapsamındadır. Bu doğrultuda dikey anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ’e uygun hale getirilmesi için tanınan geçiş dönemi ise 18.09.2010 tarihinde sona ermiştir. Bu bakımdan 18.09.2005 tarihinden önce yapılıp da anılan tarih itibarıyla bakiye süresi beş yılı aşan anlaşmaların 18.09.2010 tarihinde; 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren beşinci yılın sonunda uygulanmalarına son verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
(32) Bu süreçte önem arz eden bir diğer dönüm noktası, Kurulumuzun ilk olarak 25.02.2010 tarihli, akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara bireysel muafiyet tanınabilmesinin mümkün olduğunu belirten kararlardır [4].
(33) Öte yandan, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5/a maddesinde, anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine veya bu yükümlülüğün anlaşmanın asli bir parçası olduğu hallerde anlaşmanın tamamına yönelik olarak getirilen beş yıllık grup muafiyeti sınırına ilişkin olarak bir istisnai durum düzenlenmiştir. Tebliğ’in bahse konu hükmü şu şekildedir:
“Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti
arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst
hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile
bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının
konusu olan bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü,
söz konusu tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki,
rekabet etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece
alıcının söz konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.”
(34) 2002/2 sayılı Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin Kılavuz’un 39. paragrafında ise, Tebliğ’in 5. maddesinde dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine yönelik olarak düzenlenen istisna hükmüne ilişkin şu ifadeler bulunmaktadır:
“Tebliğ’in 5 inci maddesi ile getirilen bu istisna, “öncelikle ve özellikle” ilişkinin
başlangıcından itibaren üçüncü şahıslardan ayni ya da şahsi haklar kapsamında
taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının alınması ve bunu müteakiben
tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da kullanma/yararlanma hakkı veren
ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik ilişkisinin kurulması ile sınırlıdır.
Muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan; faaliyetlerin sona erdirilmesi,
devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın taraflarında değişiklik ortaya çıkması halinde
muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzaması söz konusu değildir.”
(35) Kılavuz’un açıklamaları çerçevesinde, taraflar arasındaki bir dikey ilişkinin istisna hükmünden yararlanabilmesi için, söz konusu ilişkinin en baştan itibaren yukarıda 3 Kurulumuzun 05.03.2009 tarihli 09-09/187-57 sayılı ve 09-09/186-56 sayılı kararları.
4 Kurulumuzun 25.02.2010 tarihli 10-19/228-86 sayılı ve 10-19/229-87 sayılı kararları.