Buna göre Kurul’un, rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla belli bir mal ve hizmet
piyasasına ya da piyasada faaliyet gösteren belli kişi ve kuruluşlara yönelik olarak
işlemler tesis etmeye ve düzenleme yapmaya yetkili olduğu,
Yapılacak düzenlemenin, kapsamında bulunan kişi ve kuruluşlara yükümlülükler veya
kısıtlamalar getirebileceği, yürürlükten kaldırılmadığı sürece uygulanacağı ve ilgilileri
bağlayacağı,
Belirtilen yetkinin kullanılması suretiyle yapılan ve yürürlüğe girmesinin ardından
uygulanmaya başlanan düzenlemelerin, piyasa koşullarının değişmesi veya
düzenleme yapılmasına yol açan olguların ortadan kalkması gibi nedenlerle ilgili
kişi ve kuruluşların başvurusu üzerine ya da resen değiştirilmesinin veya yürürlükten
kaldırılmasının da anılan yetki kapsamında olduğu,
Rekabetin korunmasının ve bozulması halinde sağlanmasının temel amaç olduğu
dikkate alındığında, anılan yetkinin kullanılması suretiyle tesis edilen işlemlerin, işlem
tesisine esas alınan olguların gerçek olmadığını ileri süren ilgililerin başvuruları
üzerine ya da resen geri alınmasının, değiştirilmesinin veya kaldırılmasının da söz
konusu yetkinin kapsamında bulunduğu,
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK)’nun 11. maddesi ile tüm idari işlemler için genel
bir düzenleme yapılmış olduğundan, hakkında aksi yönde özel bir düzenleme
bulunmayan bütün işlemler için genel kuralın uygulanması gerektiği,
Dolayısıyla dava konusu işlemin tesis edildiği 02.09.2004 tarihi itibarıyla (4054 sayılı
Kanun’un 55. maddesinde 2003 yılında yapılan değişikliğe de atıfta bulunularak) 4054
sayılı Kanun’da işlemlerin kesinleşmesine ilişkin bir kural bulunmadığından, İYUK’un
11. maddesinin Rekabet Kurulu işlemleri hakkında da uygulanması gerektiği
belirtilmektedir.
Rekabet Kurulu kararları özelinde alınmış olan Danıştay kararlarının incelenmesinden, Rekabet Kurulunun almış olduğu kararları geri alma, kaldırma veya değiştirme yetkisine de sahip olduğu, ancak bu yetkinin kullanılabilmesinin belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu çerçevede, başvuru konusu Kurul kararı bakımından bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirmeler, tarafların iddiaları da dikkate alınarak aşağıda yapılmıştır.
H.1. Tarafların İddialarına İlişkin Değerlendirmeler
- Rekabet Kurulu’nun ilgili kararında tanınan 30 günlük sürenin, BP’nin dava açma
hakkını kullanmasını engelleyici nitelikte olduğu, bu nedenle BP’ye, en azından
Danıştay’ın yürütmenin durdurulması talebine yanıt vereceği tarihe kadar süre
verilmesinin zaruri olduğu iddiası.
Rekabet Kurulunun ilgili kararında BP’ye tanınan 30 günlük sürenin, ilgili karar kapsamında yer alan diğer dağıtım şirketlerine de aynı şekilde tanındığı görülmektedir. Bu çerçevede kimi dağıtım şirketleri tarafından, söz konusu Kurul kararının gereklerinin yerine getirilerek geri bildirimlerin yapıldığı, tam da bu aşamada bir dağıtım şirketine tanınan sürenin uzatılmasının, diğer dağıtım şirketleri bakımından eşitsizlik doğurabileceği, keza ilgili Kurul kararı çerçevesinde BP’nin yalnızca iki istasyona ilişkin olarak tapudan terkin işlemi yapması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca Kurul kararlarına karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresinin bulunduğu dikkate alındığında, başvuru sahibi şirketin dava açabilmek için yeterli süreye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili olarak değinilmesi gereken son bir husus da, yapılan başvuruda, Danıştay’ın yürütmenin durdurulması talebine yanıt vereceği tarihe kadar ek süre talep edildiği, ancak Danıştay’ın konuya ilişkin kararını hangi süre içerisinde