Ansell Healthcare Europe N.V (Ansell), Istanbul Ticaret Hırdavat Sanayi Ltd. Sti. (Istanbul Ticaret) ve Vision Danısmanlık Medikal Ithalat Ihracat Turizm Sanayi Ltd. Sti. (Vision)'nin rekabete aykırı eylemleri ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u ihlal ettikleri iddiası.
The text below is extracted from the decision document published by the Turkish Competition Authority; page numbers, tables and figures keep their position in the original document. The summaries, classifications and explanations on this page are provided for information only and do not constitute legal opinion or advice; the binding text is the decision as published by the Authority.
B. RAPORTÖRLER : M. Haluk ARI, Bekir KOCABAŞ, Hale SAĞLAM
C. BAŞVURUDA
BULUNAN: Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA İLK İNCELEME
YAPILAN: - Ansell Healthcare Europe N.V.
Riverside Business Park, Spey House Boulevard
International 55-B1070 Brüksel BELÇİKA
- İstanbul Ticaret Hırdavat Sanayi Ltd. Şti.
Tersane Cd. No:33 Karaköy/İstanbul
- Vision Danışmanlık Medikal İthalat İhracat Turizm Sanayi
Ltd. Şti.
Cevat Dündar Cd. Kavacıklı İş Merkezi 15 Blk. K:1 No:7
Ostim/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Ansell Healthcare Europe N.V (Ansell), İstanbul Ticaret Hırdavat Sanayi Ltd. Şti. (İstanbul Ticaret) ve Vision Danışmanlık Medikal İthalat İhracat Turizm Sanayi Ltd. Şti. (Vision)’nin rekabete aykırı eylemleri ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet dilekçesinde, iş güvenliği malzemelerinin pazarlanması alanında faaliyet gösteren şikayetçinin; 2007 yılına kadar herhangi bir münhasırlık ilişkisi olmaksızın yurtdışı menşeli bir şirket olan Ansell‘in iş güvenliği alanındaki ürünlerinin Türkiye pazarında dağıtımını yaptığı, bu dönem içerisinde Ansell’in iş güvenliği alanındaki ürünlerinin Türkiye’de dağıtımını yapan başka şirketlerin de bulunduğu; ancak 2007 yılında itibaren şikayete konu teşebbüsün, ürünlerinin Türkiye pazarında dağıtımı konusunda farklı bir yapılanmaya giderek Ansell ürünlerinin neredeyse tamamında kendileri gibi bir dağıtıcı olan İstanbul Ticaret’i; “87 grubu” olarak adlandırılan belirli bir ürün grubunda ise “Nam” isimli bir
Page 2
şirketi Türkiye pazarında münhasır dağıtıcı olarak atadığı belirtilmekte ve şu hususlar şikayet edilmektedir:
- Şikayetçinin, rakip konumundaki İstanbul Ticaret’in alt bayisi konumuna indirgenmesi ve bu şirketten alım yapmak durumunda bırakılması,
- Ansell’in Türkiye’de herhangi bir şubesi ya da irtibat bürosu bulunmamakla birlikte Vision’un ortağı Yves Lonneville’in, Ansell’in Türkiye temsilcisi gibi hareket etmesi ve Vision firması tarafından Ansell’e fatura kesilmesi; ayrıca Türkiye’de şubesi veya temsilciliği bulunmayan Ansell’in yasalara aykırı bir şekilde Türkiye’de faaliyet göstermesi ve kendi adına eleman istihdam etmesi,
- İstanbul Ticaret’in ana dağıtıcı olarak atanmasını takiben, şikayetçinin acil siparişlerinin “stoklarda ilgili ürünün bulunmadığı” gerekçesiyle geri çevrilmesi; diğer siparişlerde ise satışın yapılacağı nihai müşterilerin bilgilerinin Ansell’in Türkiye temsilcisi olarak hareket eden Vision firması yetkililerine bildirilmesi şartıyla mal teslimatının yapılması; ayrıca Vision firması yetkilileri tarafından şikayetçinin müşterilerine ilişkin bilgilerin İstanbul Ticaret’e aktarılarak İstanbul Ticaret’in ve bu şirketin bazı alt bayilerinin söz konusu müşterilere daha uygun fiyatlarla satış yapmasına imkan tanınması ve böylece şikayetçi firmanın rekabet gücünün kırılması,
- Ansell firması ile bu firmanın Türkiye temsilcisi Yves Lonneville’in sık sık gönderdikleri elektronik posta mesajlarıyla şikayetçiye başka marka ürünleri satmaktan vazgeçmesi yönünde baskı uygulaması; İstanbul Ticaret de başka marka ürünler sattığı halde bu duruma göz yumulması,
- Paralel ithalatın engellenmesi.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 25.4.2008 tarih, 2489 sayı ile giren başvuru üzerine düzenlenen 21.5.2008 tarih, 2008-4-100/İİ-08-MHA sayılı İlk İnceleme Raporu, 22.5.2008 tarih, REK.0.08.00.00-110/131 sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-35 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda, şikayet konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığı görüşüne yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Şikayete konu ürünler genel olarak iş güvenliği malzemeleridir. İş güvenliği alanında kullanılan malzemeler; “baret”, “gaz maskesi”, “toz maskesi”, “güvenlik gözlükleri”, “kulak tıkacı”, “kulaklık” ve “iş eldivenleri” gibi çok sayıda ürün grubundan oluşmaktadır. Bu ürün gruplarından her biri farklı amaçlar ve çalışma ortamı için tasarlandığından birbirinin ikamesi değildir. Bu çerçevede ilgili ürün pazarları; her bir ürün grubu ayrı pazar olmak üzere; “iş güveliği malzemeleri pazarları” olarak belirlenmiştir.
Page 3
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Ansell’in ilgili ürünlere ilişkin yerleşik dağıtım ağlarının tüm Türkiye’ye hizmet verecek şekilde tasarlanmış olması nedeniyle, ilgili coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” olarak tespit edilmiştir.
I.2. Sektör Hakkında Bilgi
Şikayete konu uygulamanın gerçekleştiği pazar olan iş güvenliği malzemeleri pazarı, baştan ayağa kadar, çalışılan işe göre, iş kazalarından oluşabilecek hasarları en aza indirmek ve çalışanları meslek hastalıklarından korumak amacıyla üretilmiş ürünlerden oluşmaktadır. Bunlar; kafa koruma amacıyla üretilen baretler, göz koruma için sanayi tipi gözlükler, yoğun gürültülü ortamlarda çalışanlar için işitme kaybının engellenmesi amacıyla üretilen kulaklıklar, solunum koruma için gaz ve toz maskeleri ile el ve ayak koruma için kullanılan özel ürünler olarak özetlenebilir.
Ülkemizde, işçi sağlığı ve iş güvenliği ürünleri pazarı büyüyen bir pazar olmakla birlikte, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki bilinç ve bu alandaki yasal yaptırımların yetersiz olması gibi nedenlerden mevcut büyüklüğü potansiyelinin çok altındadır. Ancak, son yıllarda ekonomide gözlenen hızlı büyümenin yanı sıra, AB adaylık süreciyle birlikte gelişmesi beklenen işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki toplumsal bilincin ve yasal yaptırımların artmasına paralel olarak, pazarın büyüyeceği tahmin edilmektedir.
İş güvenliği konusunda yeterli yasal yaptırımların olmaması ve ürünlerin kullanılmasının gerekliliğine ilişkin bilincin oluşmaması, söz konusu ürünlere olan talebin az olmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, talebe ilişkin arz da az olacağından sektöre ilişkin yerli üretim sınırlı kalmıştır. Bu nedenle yurtiçindeki sağlayıcı firmalar büyük çoğunlukla yurt dışında üretilen markaların ithalatçıları konumundadır. İlgili ürünlerin müşterileri ise; çoğunluğu belirli düzeyde alım gücüne sahip büyük sanayi kuruluşları olmak üzere, fabrikalar, atölyeler ve az sayıda da olsa bireysel kullanıcılardır. Bu müşteriler ürünleri, yurt içindeki sağlayıcı firmalardan, bu sağlayıcıların bayilerinden veya doğrudan yurtdışından ithal ederek temin etmektedirler. İthalatın önünde ciddi yasal engeller olmadığı için toplu alım yapan teşebbüsler bu malzemeleri bayiler aracılığıyla almaktansa doğrudan ithal etmeyi de tercih edebilmektedirler.
İlgili ürün pazarında çok sayıda marka ve bu markaların çok sayıda dağıtıcısı bulunmaktadır. İş güvenliği malzemelerinin çeşitli alanlarında yüze yakın dağıtıcı ve bunların mal temin ettiği çok sayıda marka bulunmaktadır . Buna sektörde toplu alım yapan kurumsal firmaların veya kamu kuruluşlarının alım gücü de eklendiğinde markaların sağlayıcılarının ve/veya dağıtıcılarının önemli bir pazar gücüne ulaşmalarının güç olduğu anlaşılmaktadır.
Page 4
I.3. Değerlendirme
Şikayet konusu uygulamalardan ilki, Ansell’in iş güvenliği malzemelerinin Türkiye pazarındaki dağıtımını 2007 yılından itibaren İstanbul Ticaret ve Nam firmaları aracılığıyla gerçekleştirmeye başlayarak, daha önce Ansell firmasının dağıtıcılığını yapan şikayetçiyi İstanbul Ticaret’in alt bayisi durumuna getirmesidir.
Ansell, Türkiye’de yerleşik bir firma olmayıp Türkiye’de yerleşik dağıtıcılar aracılığıyla faaliyette bulunmaktadır. Ansell’in önceki dağıtım ağı tek satıcılık ilişkisine dayanmadığından; ürünlerinin satışını sadece bir bayi aracılığıyla değil şikayetçinin de aralarında bulunduğu birden fazla dağıtıcı kanalıyla gerçekleştirmiştir. 2007 yılından itibaren ise, Ansell’in Türkiye pazarındaki yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında, “87 grubu” haricindeki bütün iş güvenliği malzemelerinde İstanbul Ticaret tek yetkili satıcı olarak atanmış; “87 grubu”nda ise Nam firması tek dağıtıcı olarak yetkilendirilmiştir. Bu yapılanma neticesinde, Ansell firmasından doğrudan mal alan şikayetçinin doğrudan ithalatı durmuş ve anılan firma bu malları rakibi konumunda bulunan ve “87 grubu” haricindeki bütün ürünlerinin tek satıcısı konumuna gelen İstanbul Ticaret’ten almak zorunda kalmıştır. Buna göre şikayet edilen; Ansell’in iş güvenliği malzemelerinin Türkiye pazarında dağıtımı konusunda İstanbul Ticaret ve Nam ile “tek alıcıya sağlama yükümlülüğü” içeren dikey anlaşmalar akdederek münhasır dağıtım sistemine geçmesidir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi’nde “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri“ yasaklanmıştır. 2003/3 ve 2007/2 sayılı tebliğler ile değişik 2002/2 sayılı “Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği”nde ise, teşebbüsler arasındaki “dikey anlaşmalar”ın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından grup olarak muaf tutulmasının koşulları belirlenmiştir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesi uyarınca; “tek alıcıya sağlama yükümlülüğü” içeren dikey anlaşmalar, Tebliğ’de belirtilen diğer koşulları sağlamaları ve alıcının dikey anlaşma konusu mallara ilişkin pazardaki pazar payının %40’ı aşmaması kaydıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan grup olarak muaf tutulmaktadır. Buna göre, İstanbul Ticaret’in ve Nam’ın ilgili pazarlardaki pazar payları %40’ı aşmadığı sürece Ansell’in İstanbul Ticaret ve Nam ile yaptığı “tek satıcıya sağlama” yükümlülüğü içeren dikey anlaşmalar, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi’nin uygulanmasından grup olarak muaf tutulabilecektir. İstanbul Ticaret’in veya Nam’ın ilgili pazarlardaki paylarının %40’ı aşması halinde ise, yapılan dikey anlaşma grup muafiyeti kapsamından çıkacak ve anlaşma bireysel muafiyet şartlarını da taşımıyor ise 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecektir.
Ansell’in ilgili ürünlerin ülkemizdeki dağıtımı konusunda münhasır sisteme geçmesi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde incelenirken; ilgili pazarlarda gerek sağlayıcı düzeyinde gerekse dağıtıcı düzeyinde çok sayıda teşebbüsün
Page 5
bulunduğunun (100’e yakın dağıtıcı), ayrıca pazardaki toplam talebin önemli bir kısmının ilgili ürünlerin nihai tüketicileri konumundaki büyük sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarından meydana geldiğinin, bu kuruluşların ise yaygın bir şekilde ihtiyaçlarını doğrudan yurt dışındaki sağlayıcılardan temin edebildiklerinin dikkate alınması gerekmektedir. Bu tür bir pazar yapısı, ilgili pazarlardaki teşebbüslerin yüksek düzeylerde bir pazar payı ve pazar gücü elde etmelerini önlemektedir. Nitekim, “iş güvenliği malzemeleri” alanında pazar lideri konumunda bulunan (…………………...) A.Ş. (….)’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiasına ilişkin olarak yürütülen önaraştırmada, (…)’nin “baret”, “gaz maskesi”, “toz maskesi” ve “güvenlik gözlükleri”nde 2004-2005 ve 2006 yıllarındaki pazar paylarının; toz maskesinde 2006 yılında gerçekleşen %(…)’lük pazar payı dışında, en fazla %(…) olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede, ilgili pazarlarda alıcı konumundaki İstanbul Ticaret ya da Nam’ın ilgili pazarlardaki pazar paylarının %40’ın üzerinde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı; dolayısıyla, şikayet dilekçesinde yer alan “Ansell’in münhasır sisteme geçmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği” iddiasına ilişkin olarak herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Şikayet dilekçesinde yer verilen bir diğer husus şikayet konusunun paralel ithalatın engellenmesi şeklinde değerlendirilmesi gerektiğine yöneliktir. Paralel ithalat, hak sahibi tarafından veya onun yetkilendirdiği bir kişi tarafından ihraç ülkesinde pazara sunulan malların üçüncü kişiler tarafından ve hak sahibinin izni olmaksızın başka bir ülkeye ihraç edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Yurtdışında yerleşik ana satıcılar belirli bir ülkede tek bir firma ile dağıtım anlaşması yaparak sadece onun satış ağı üzerinden mal satmak üzere anlaşma yapabilirler. Böylece söz konusu ülkede ana satıcının markasına yönelik bir piyasa liderliği öngörülerek fiyatların belirli bir seviye üzerinde seyretmesi amaçlanmaktadır. Fakat yurt dışındaki ana satıcının başka ülkelerdeki satış fiyatlarının rekabet ya da farklı sebepler yüzünden daha düşük olduğu durumlarda aynı ürün/ürünlerin bu ülkelerden daha ucuza ithal edilerek satılması söz konusu olabilecektir. Ortaya çıkan bu durum paralel ithalat olarak tanımlanmaktadır. Bu çerçevede, şikayet edenin doğrudan Ansell’den mal almak istemesinin bir paralel ithalat girişimi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla şikayetçinin paralel ithalat yapmasının engellendiği iddiasının geçerli olmadığı anlaşılmıştır.
Şikayet dilekçesinde Ansell’in münhasır sisteme geçmesiyle bağlantılı olarak ileri sürülen bir diğer iddia ise, münhasır sisteme geçilmesi ile birlikte Ansell tarafından şikayetçiye mal satışının durdurularak bu firmanın İstanbul Ticaret’ten mal almaya zorlanması ve Ansell’in şikayetçi aleyhine, İstanbul Ticaret lehine ayrımcı uygulamalarda bulunmasıdır. Genel olarak münhasır dağıtım anlaşmalarının; sağlayıcının, ürünlerinin dağıtımında belirli bir bölge ya da müşteri grubu için tek bir dağıtıcı ataması şeklinde tanımlanması mümkündür. Buna göre münhasır dağıtım anlaşmalarının doğal sonucu, sağlayıcının ürünlerini tek satıcı kanalıyla pazara sunması, pazarda ilgili ürünlerin yeniden satışını yapmak isteyen diğer teşebbüslerin ise münhasır olarak atanan tek satıcıdan mal temin etmek durumunda kalmasıdır. Diğer bir ifadeyle, münhasır bir sistemde, sağlayıcı tarafından münhasır olarak atanan teşebbüs ile diğer teşebbüsler arasında bir ayrımın yapılması işlemin niteliği gereğidir. Nitekim, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi’nin (e) bendinde “eşit hak,
Page 6
yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması” olarak tanımlanabilecek “ayrımcılık” yasaklanmakla birlikte “münhasır bayilik” bu yasaklamanın kapsamı dışında tutulmuştur. Dolayısıyla, kurulan münhasır sistemin bir sonucu olarak Ansell’in İstanbul Ticaret lehine ayrımcı uygulamalarda bulunmasının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Sağlayıcı konumundaki teşebbüslerin alıcılarına mal vermemesinin ve ayrımcı uygulamada bulunmasının, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında da değerlendirilmesi mümkündür. Bilindiği üzere, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlalden bahsedebilmek için, şikayete konu eylemi gerçekleştiren teşebbüsün hakim durumda bulunması ve şikayete konu uygulamanın da “kötüye kullanma” niteliğini taşıyan bir eylem olması gerekmektedir. Buna göre, Ansell’in İstanbul Ticaret ve şikayet eden arasında farklı uygulamalarda bulunmasının 6. madde kapsamında “ayrımcı” bir uygulama olarak değerlendirilebilmesi için, Ansell’in ilgili pazar(lar)da hakim durumda bulunması ve farklı uygulamalar ile, “eşit durumdaki alıcılara eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürmüş” olması gerekmektedir. Şikayet konusu olayda ise, münhasır dağıtım sistemini benimsemiş bir teşebbüs karşısında, münhasır dağıtıcı ile diğer yeniden satıcıların eşit durumda bulunduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Dolayısıyla, Ansell’in İstanbul Ticaret ve şikayetçi arasında farklı uygulamalarda bulunması bir “kötüye kullanma” olarak değerlendirilemez.
Ansell’in şikayetçiye mal vermeyi kesmesi ise, anılan teşebbüsün dağıtım ağının yeniden yapılandırmasının bir parçası olarak ortaya çıkmaktadır. Ansell, münhasır sisteme geçmesinin doğal bir sonucu olarak atadığı tek dağıtıcı haricindeki teşebbüslere doğrudan mal vermeyi durdurmakta, bunun yerine ürün talep eden teşebbüsleri ilgili ürün gruplarında belirlediği dağıtıcılarına yönlendirmektedir. Bu durum kötüye kullanma hallerinden doğrudan ya da dolaylı olarak mal vermemek ile örtüşmemektedir. Zira, Ansell münhasır dağıtıcıları haricindeki tüm teşebbüslere doğrudan mal temin etmeyi durdurmuş, ancak dağıtıcıları aracılığıyla mal satışına devam etmiştir. Bu durumda Ansell’in malına erişmek halen mümkündür ve mutlak anlamda mal vermenin reddedilmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla, Ansell’in münhasır sisteme geçmesiyle birlikte şikayetçiye mal vermeyi durdurmasının bir “kötüye kullanma” olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, Ansell’in ilgili pazardaki “ayrımcılık”, “mal vermekten kaçınma” gibi şikayet konusu eylemlerinin mevcut olduğu kabul edilse bile, bu eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında “hakim durumun kötüye kullanılması” olarak değerlendirilebilmesi için, Ansell’in ilgili pazar(lar)da hakim durumda bulunması gerekmektedir. Şikayet dilekçesinde Ansell’in ilgili pazarda hakim durumda bulunduğu ileri sürülmektedir. Dilekçede hakim durumun unsurları dikkate alınmaksızın Ansell’in hakim durumda bulunduğunun iddia edilmesi, şikayetçi tarafından marka bazında bir ilgili ürün pazarının tespit edildiğine işaret etmektedir. Ne var ki şikayet konusu dosya bakımından markaya özgü dar bir pazar tanımının yapılması mümkün değildir. Zira, Ansell’in üretip satışa sunduğu ürünler ile rakip markaların ürünleri arasında ikame mümkündür. Şu halde, Ansell’in ilgili pazarlarda hakim durumda bulunup bulunmadığı değerlendirilirken “hakim durum” tanımını ve
Page 7
ilgili pazarların özelliklerini dikkate alan geniş kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “hakim durum”; “belirli bir piyasadaki bir veya daha fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, herhangi bir teşebbüsün hakim durumda bulunması, söz konusu teşebbüsün pazar gücünü belirleyen unsurlara bağlıdır. Bu unsurlar genel olarak; ilgili teşebbüsün pazar payı, talebin yapısı (müşteri bağımlılığı, talebin fiyat esnekliği), pazardaki giriş-çıkış engelleri (pazardaki potansiyel rekabet) ve alıcıların alım gücüdür. Kanun’un 6. maddesi kapsamında “hakim durum” tespitinin yapılabilmesi için, bütün bu faktörlerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, yukarıda sunulan faktörlerden birinin ya da birkaçının teşebbüsün pazar gücüne işaret etmesi, hakim durum tespiti için tek başına yeterli değildir. Örneğin, herhangi bir teşebbüs, pazarda yüksek bir pazar payına sahip olsa bile, pazarda giriş-çıkış engelleri bulunmuyorsa, bu teşebbüsün rakiplerinden (ya da potansiyel rakiplerinden) bağımsız bir şekilde fiyatları yükseltmesi beklenemez. Zira, fiyatlar yükselir yükselmez potansiyel rakipler pazara giriş yapabilecek ve söz konusu teşebbüs üzerinde rekabetçi bir baskı oluşturacaktır.
Bu bağlamda; Ansell’in ilgili pazarlarda hakim durumda bulunup bulunmadığı incelenirken; ilgili pazarlarda çok sayıda sağlayıcının bulunması, yurtdışındaki sağlayıcılar açısından Türkiye pazarına girişte ciddi bir engelin bulunmaması, pazardaki alıcıların büyük oranda alım gücüne sahip teşebbüslerden oluşması, alıcıların ihtiyaçlarını doğrudan yurtdışından temin etmelerinin kolay olması ve halihazırda ilgili ürünlerin yaygın bir şekilde bizzat alıcılar tarafından doğrudan yurt dışından temin ediliyor olması gibi ilgili pazarlara özgü niteliklerin de dikkate alınması gerekmektedir. İlgili pazarlara özgü bu nitelikler; esasında ilgili pazarlarda - önemli pazar paylarına sahip olsa bile- Ansell’in “müşterilerinden ve rakiplerinden bağımsız hareket etmesinin mümkün olmadığına”; dolayısıyla Ansell’in ilgili pazarlarda hakim durumda bulunamayacağına işaret etmektedir. Nitekim, “iş güvenliği malzemeleri” alanında ülkemizde pazar lideri konumunda bulunan (….)’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiasına ilişkin olarak yürütülen önaraştırma sonucunda alınan 4.7.2007 tarih ve 07-56/669-232 sayılı Karar’da; anılan teşebbüsün pazar payı, alıcıların alternatif temin kaynakları (ithalat imkanları), pazara giriş engelleri, potansiyel rekabetin varlığı, alıcıların gücü ve markanın bilinirliği gibi hususlar dikkate alınarak (….)’nin ilgili ürün pazarlarında hakim durumda bulunmadığına karar verilmiştir. Bu çerçevede, Ansell’in eylemleri “kötüye kullanma” olarak nitelendirilen eylemlerle örtüşse bile, anılan teşebbüse yönelik hakim durum tespiti yapılamayacağı için söz konusu eylemlerin Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, dilekçede yer alan, şikayetçinin müşteri bilgilerini, fiyat tekliflerini ve satış politikalarını kapsayan ticari sırlarının İstanbul Ticaret tarafından öğrenilerek söz konusu firmanın müşterilerini çalmak için kullanılması iddiası ile Ansell’in Türkiye’de herhangi bir şubesi ya da irtibat bürosu bulunmamakla birlikte Vision’un ortağı Yves Lonneville’in Ansell’in Türkiye temsilcisi gibi hareket etmesi ve Vision
Page 8
Firması tarafından Ansell’e fatura kesilmesi; ayrıca Türkiye’de şubesi veya temsilciliği bulunmayan Ansell’in yasalara aykırı bir şekilde Türkiye’de faaliyet göstermesi ve kendi adına eleman istihdam etmesi iddiaları ise 4054 sayılı Kanun kapsamında değildir.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre; dosya konusu iddialara yönelik olarak, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına ve şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Some values in the tables are redacted as (.....) by the Turkish Competition Authority on trade-secret grounds.
Judicial review
1 lawsuit(s)
İdeal Sağlık Hizmetleri İş Güvenliği Malzemeleri İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.