(10) Aranan diğer kriter ise, ortak girişimin “tam işlevsel” nitelik taşımasıdır. Bu kriterin temel amacı ortak girişimin, kurucularından bağımsız olarak ilgili pazarda faaliyetlerini kalıcı olarak sürdürebilen ayrı bir teşebbüs olarak tanımlanabilmesini sağlamaktır. Kılavuz’da belirtildiği üzere; “Bir ortak girişimin tam işlevsel bir teşebbüs olabilmesi için operasyonel bakımdan iktisadi bağımsızlığa sahip olması gerekmekte olup bu durum stratejik kararların alınmasında da ana teşebbüslerden bağımsız hareket edebileceği anlamına gelmez. Aksi bir değerlendirmede, ortak kontrol edilen bir teşebbüs hiçbir zaman tam işlevsel bir ortak girişim olarak nitelendirilemeyecek ve dolayısıyla Tebliğ’in 5. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şart hiçbir zaman yerine getirilemeyecektir. Bu nedenle tam işlevsellik kriterinin sağlanabilmesi için ortak girişimin operasyonel bakımdan bağımsız olması yeterlidir” [3]. Bir ortak girişimin tam işlevsel olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki nitelikleri taşıması gerekmektedir:
- Bağımsız olarak faaliyet göstermek için yeterli kaynaklara sahip olma,
- Ana şirketlerin belirli bir işlevi ötesinde faaliyet gösterme,
- Satış ve satın alma ilişkilerinde ana şirketlere bağımlı olmama,
- Kalıcı olarak faaliyet gösterme.
(11) Bu koşullar çerçevesinde ORTAK GİRİŞİM’in bildirim formunda tam işlevsel olduğu belirtilerek aşağıdaki maddelere yer verilmiştir:
- Şirketin yönetim ve kaynak yapısı operasyonel ihtiyaçlarını, yatırım hedeflerini, maddi
ve gayri maddi varlıklara erişimini sağlayacak şekilde belirlenmiştir.
- Şirket kalıcı olarak, özerk bir iktisadi varlığın tüm işlevlerini yerine getirecek ve tıbbi
hizmetler dışında sağlık tesisi bakım, onarım, işletme pazarında etkin biçimde faaliyet
gösterecektir.
- Kuruluş amacı ve unvanı dikkate alınarak şirketin esas faaliyetlerinin hissedarlardan
farklı olarak bakım hizmetleri ve hastane işletmeciliği alanında olması planlanmıştır. - Şirket süresiz bir şekilde kurulacaktır dolayısıyla şirketin kalıcı olarak faaliyet
göstermesi amaçlanmıştır.
(12) Açıklanan çerçevede, ORTAK GİRİŞİM’in tam işlevsellik şartını da sağladığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, bildirim konusu işlemin 2010/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi çerçevesinde bir devralma işlemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
(13) İşlem taraflarının 2015 yılı cirolarının, 2010/4 sayılı Tebliğ’in 7. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ciro eşiklerini aştığı, dolayısıyla işlemin Rekabet Kurulunun iznine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
(14) 2010/4 sayılı Tebliğ ekinde yer alan bildirim formunun 5.2. maddesine göre; etkilenen pazarlar, bildirim konusu işlemden etkilenme ihtimali olan ve taraflardan en az ikisinin aynı ürün pazarında veya taraflardan en az bir tanesinin bir diğerinin faaliyette bulunduğu bir ürün pazarının alt veya üst pazarında faaliyette bulunduğu ilgili ürün pazarları olarak tanımlanmıştır. Bildirim Formunda, KAYI İNŞAAT’ın hastane işletme, bakım, onarım hizmetleri ve medikal ekipman temin/montaj faaliyetlerinde bulunmadığı ORTAK GİRİŞİM’in diğer tarafı olan SALINI’nin de bu hizmetlere ilişkin Türkiye’de bir faaliyetinin olmadığı belirtilmektedir. Dolayısıyla işlemin yoğunlaşma bakımından rekabetçi bir endişeye yol açmayacağı değerlendirilmektedir.
3 Kılavuz, 80. paragraf