kendi yapmış olduğu yatırımların geri dönüşünü sağlayabilmesi için pazarlama stratejisini özgürce belirleyebilmesi gerektiği ve bu durumda, söz konusu sözleşmenin Kanun’un 4. maddesi kapsamına girebileceği ifade edilmektedir.
(7) Rekabet hukuku açısından acente ile bağımsız karar verebilen teşebbüs arasındaki ayırt edici unsurun acentenin yükümlülüklerini yerine getirirken ticari ve mali riskin ne kadarını üstlendiği noktasında yattığı görülmektedir. Eğer acente kendi üzerine risk alıyorsa, fonksiyon itibarıyla bağımsız teşebbüslere yaklaşmakta ve rekabet kuralları açısından bağımsız teşebbüs olarak değerlendirilmektedir. Hangi hallerde ticari acentenin risk üstlenildiğine örnek olarak aşağıdaki hususlar gösterilebilir:
- Ticari faaliyetleri süresince bağımsız bir tacir gibi davranması,
- İşlemle ilgili ticari riskin acentenin üzerinde olması,
- Elinde sözleşme konusu mallardan minimum miktarda stok bulunması,
- müşteriler için kendi hesabına olmak üzere ücretsiz servis hizmeti vermesi,
- Fiyatlar ve ticaret koşullarını belirleme yetkisi bulunması.
(8) 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nda ise sigorta acentesi, “Ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişi” olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu tanım itibari ile acentenin rekabet hukuku anlamında ticari ve mali risk üstlenmeyen bir yapı arz ettiği görülmektedir.
(9) Taraflar arasında imzalanan bildirim konusu sözleşme ile acente olarak atanan HSBC’nin ticari veya mali risk üstlenip üstlenmediği konusunda aşağıdaki sözleşme maddeleri dikkate alınmıştır.
(10) Sözleşme’nin 9.7. maddesinde, AIG ürünlerinin banka sigortacılığı aracılığıyla satışı sonucu AIG tarafından HSBC’ye komisyon ödemesi yapılacağı düzenlenmiştir. Sözleşme’nin 9.8. maddesinde ise, komisyon miktarının acente bankanın işbirliği yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için yapacağı masrafları da kapsayacağı belirtilmiştir.
(11) Sözleşme’nin 13. maddesinde, sigorta poliçelerine ilişkin yapılacak ödemelerin tespiti, tahakkuku ve yürütülmesi yükümlülüğünün üzerinde bulunduğu taraf konusunda poliçeden doğabilecek tazminat taleplerinin karşılanması yükümlülüğünün AIG’e ait olduğu düzenlenmiştir.
(12) Sözleşme’nin 17. maddesine göre ise, AIG önerilen herhangi bir ürünün kapsam, fiyatlandırma, diğer özelliklerin belirlenmesi sırasında önerilen ürünle ilgili olarak mutlak takdir yetkisine sahip olacaktır. Dolayısıyla bildirime konu acentelik sözleşmesi ile HSBC’nin acente olarak anılan Kılavuz çerçevesinde açıklanan riskleri üstlenmediği ve bağımsız davranmadığı anlaşılmaktadır.
(13) Sözleşme ile HSBC, sözleşme konusu ürünlerin pazarlanması ve satımı için AIG ile işbirliği yaparak müşterilere satış yapmayı ve sigorta primlerini tahsil etmeyi üstlenmektedir. Bunun dışında, ticari ve mali riskler AIG tarafından üstlenilmektedir. Bu çerçevede, bildirime konu acentelik sözleşmesinin, müvekkil hesabına aracılık ettiği ya da akdettiği sözleşmelere ilişkin olarak acenteye getirilen sınırlamalar bakımından 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında olmayan bir sözleşme olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
(14) Bununla birlikte, bildirim konusu Sözleşme’de münhasırlık ve rekabet yasağı ile ilgili çeşitli hükümler yer almaktadır.