şikayet başvurusu ile ilgili olarak 4054 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir işlem yapılamayacağı,
- ancak söz konusu uygulamanın, eczacılar arasında etkin rekabeti sınırlayabileceği endişesiyle, gözden geçirilmesi hususunda SSK ve SSK'nın bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na Kanun’un 30(f) maddesi uyarınca görüş bildirilmesinin yerinde olacağı,
ifade edilmektedir
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Eczacı odalarınca başlatıldığı ileri sürülen, "işyeri hekimlerince yazılan reçetelerin eczacılar arasında sıra ile karşılanması uygulamasının", SSK ve TEB arasında 9.2.2005 tarihinde imzalanan Protokol ile bu Protokole ek olarak imzalanan ve uygulama esaslarını belirleyen Tip Sözleşme’ye dayandığı anlaşılmıştır. Tip Sözleşme’de 23.2.2005 tarihinde yapılan bir değişiklikle, işyeri hekim reçetelerinin belli esaslar çerçevesinde sıraya konmasına ilişkin düzenleme getirilmiştir. Söz konusu değişiklikle ilgili olarak; SSK’nın Tip Sözleşme Revizyonu konulu ve 23.2.2005 tarihli anılan Genel Yazısı’ndan, Tip Sözleşme’nin 2.21. maddesinin “işyeri hekimi tarafından yazılan reçetelerin Türk Eczacıları Birliği tarafından onaylanan sistem dahilinde; Bölge Eczacı Odaları onayı alındıktan sonra karşılanması, Bölge Eczacı Odalarının onayı bulunmayan reçetelerin bedellerinin ödenmemesi” şeklinde düzenlenmesi kararı alındığı anlaşılmıştır. 9.2.2005 tarihinde imzalanan Protokol’ün 5. maddesi uyarınca oluşturulan ve 3 üyesi TEB Merkez Heyeti, 3 üyesi de SSK Başkanlığı Yönetim Kurulu tarafından belirlenmiş 6 üyeden oluşan Yürütme ve Değerlendirme Kurulu’nun toplandığı ve işyeri hekimlerinin reçetelerinin Bölge Eczacı Odaları tarafından dağıtılması kararı alındığı ve yine aynı Protokol’ün 8. maddesi uyarınca da söz konusu değişikliğin hem SSK hem de TEB'in yetkili organlarınca onaylandıktan sonra 23.2.2005 tarihinde yürürlüğe girdiği tespit edilmiştir.
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın (İEİS’nin) SSK’yı şikayeti üzerine alınan 27.5.2003 tarih ve 03-35/416-182 sayılı Rekabet Kurulu kararının “Sonuç” kısmında, SSK’nın sağladığı sigorta ve sağlık hizmetlerinin,
- sosyal güvenlik sistemine katılımın zorunlu olması,
- ilgili faaliyetlerin bütünüyle sosyal nitelikli olması,
- sigortalıya sunulan hizmetlerin kendisi için ödenen primle orantılı
olmaması
koşullarının tümünün varlığı nedeniyle “ekonomik faaliyet” sayılamayacağına, yeniden satış gibi bir ekonomik etkinlik dahilinde yapılmayıp, ekonomik faaliyet olmayan sağlık hizmetlerine yönelik olduğundan, SSK’nın ilaç alımlarının da ekonomik faaliyet olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiş ve bu gerekçelerle, SSK’nın ilaç alımlarına yönelik düzenlemelerini 4054 sayılı Kanun kapsamında teşebbüs davranışı olarak görmemiş, diğer bir deyişle SSK’yı bu bağlamda teşebbüs olarak saymamıştır.
Diğer yandan, 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 1. maddesine göre TEB; eczacıların ortak gereksinimlerini karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel çıkarlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, eczacıların birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kamu kurumu