- Dolayısıyla Rekabet Kurulunun ilgili kararından tebliğ ve protokol kapsamında
bulunan reçetelerin eşit paylaşım esasına göre dağıtılmasının rekabeti engelleyici
bir yönünün bulunmadığının anlaşıldığı,
- 09.07.2008 tarihinde TEB ile SGK arasında imzalanan Protokolün 3.7.
maddesinde sayılan reçete ve ilaçların eczaneler arasında paylaştırılması
yönündeki uygulamanın, Rekabet Kurulunun 05.04.2007 tarih ve 7-30/291-108
sayılı kararına göre rekabet ihlali olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı,
- Bu karara dayanılarak SGK’ya gönderilen 30.10.2007 ve 20.10.2008 tarihli
Kurum görüşlerinin uyulması zorunlu, bağlayıcı nitelikte bir işlem olmadığı gibi,
davalı SGK yönünden de kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem mahiyetinde
olmadığı,
değerlendirmelerinde bulunulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir.
(8) Ayrıca, söz konusu karar metninde, TEB’e farklı bir konuda idari para cezası verilmesine ilişkin 2.11.2006 tarih, 06.79/1021-295 sayılı Rekabet Kurulu kararıyla tesis edilen işleme yönelik olarak açılan iptal davası sonucunda Danıştay 13. Dairesinin 5.1.2010 tarih ve E:2007/2748, K:2010/8 sayılı kararında Birliğin şikayete konu karar ve uygulamalarının 6643 sayılı Yasaya dayandığı, Birliğin görev alanına giren işlemlerinin ancak açılacak bir iptal davası ile incelenebileceği ve Rekabet Kurumunun bu konuda inceleme yetkisinin bulunmadığına karar verildiği hususuna işaret edilmiştir.
(9) 22.11.2012 tarih ve 12-59/1571-572 sayılı Kurul kararında özetle, yukarıda değinilen Danıştay 10. Dairesinin 05.06.2012 tarih ve 2012/2759 K. sayılı kararı uyarınca dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. Danıştay 10. Dairesinin söz konusu kararından, dava konusu Protokolün TEB ve SGK’nın görev alanını düzenleyen mevzuata dayandığının, Protokole göre bazı reçete gruplarının dönüşümlü karşılanmasının “ilaca erişim ve rekabet ilkesine” aykırı olmadığının, ayrıca Kurumumuzun da konuyla ilgili inceleme yapma ve işlem tesis etme yetkisinin bulunmadığının değerlendirildiği anlaşılmıştır.
(10) Benzer şekilde Kurul, 12.09.2013 tarih ve 13-52/736-308 sayılı kararında dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem tesisine yer olmadığına karar vermiştir.
(11) Öte yandan, Danıştay 10. Dairesinin 05.06.2012 tarih ve 2012/2759 K. sayılı kararını temyizen inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) tarafından verilen 10.04.2013 tarih ve 2012/2606 E. 2013/1271 K. sayılı kararda;
“….. Protokolü imzalayan idarelerin, kimi reçetelerdeki ilaçların sağlanmasında sıra
sistemini getirebileceği açık ise de, bu uygulamanın hastanın ilaca erişimini
zorlaştıracak şekilde olmaması gerekmektedir…. Bu bağlamda, protokolün dava
konusu kuralının, kimi hastalar yönünden tedavilerinde kullanılan ilaçlara ulaşımını
ve dolayısıyla tedavilerinin zamanında yapılmasını engellediği sonucuna
varıldığından, Protokolün 3.7. maddesi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal
hukuk devleti ilkesine, 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri arasında
belirtilen kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, insanın maddi
ve manevi varlığını geliştirmek, 17. maddesinde öngörülen "yaşama hakkı" ile 56, ve
60. maddeleri hükümleri ile yukarıda değinilen uluslararası düzenlemelere ve diğer
mevzuata açıkça aykırı bulunmaktadır…”
denilerek Danıştay 10. Dairesinin kararı bozulmasına karar vermiştir.
(12) Danıştay 10. Dairesi, İDDK’nın 10.04.2013 tarih ve 2012/2606 E. 2013/1271 K. sayılı kararı hakkında düzeltme talebinde bulunmuş olup, halen yargı süreci devam etmektedir.