ortaya konulmaktadır. Ayrıca sağlayıcının fiyat ayrımcılığı yapmasının her durumda yasaklanması alt pazardaki alıcıların rekabetçi davranışlarının koordinasyonuna da yol
3
açabilecektir. Bu itibarla bu türden bir uygulama için a priori refahı artırdığı ya da azalttığı peşinen söylenemeyecektir. Diğer yandan refah standardının ne olarak alınacağının (tüketici veya toplam refah) belirsizliği, durumu daha da zorlaştırmaktadır. 4054 sayılı Kanun da bu konuda bir belirliliğe işaret etmemektedir.
4054 sayılı Kanun açısından mehaz mevzuattan farklı olarak, eşit durumdakilere farklı
4
muamele yapılması kötüye kullanma için yeterli sayılmıştır. Ancak, farklı muamele sonucunda ilgili piyasada rekabetin bozulmasının ya da kısıtlanmasının aranması, özelde ilgili hükmün ve genelde Kanun’un amacına uygun olacaktır. Yani yalnızca eşit durumdakilere farklı fiyattan satılarak fiyatın farklılaştırılması ihlal için yeter şart olmamalıdır. Bu durumda ayrımcılık yapmak suretiyle rekabetin hangi durumlarda ya da koşullarda bozulacağı sorusu akla gelmektedir.
Öncelikle belirtilmesi gereken konu, hakim ya da tekel konumda bulunan dikey olarak bütünleşmemiş bir sağlayıcı alt pazardaki rekabeti bozma veya bir alıcıyı diğerine göre avantajlı konuma sokma güdüsüne sahip olmayacaktır. Diğer bir ifadeyle alt pazardaki etkin rekabet işin doğası gereği sağlayıcının da lehinedir. Çünkü ancak bu durumda ürünleri etkin olarak dağıtılacak ya da pazarlanacak ve sonuçta azami satış miktarına ulaşılacaktır. Yapılan ayrımcılık sonucunda bir veya birkaç oyuncunun pazar dışına itilmesi ya da bazı oyuncuların suni olarak pazar gücü elde etmesi, bu pazarda artık daha
5
düşük yoğunlukta bir rekabet olacağı anlamına gelecektir. Bunun yanında, pazar yapısının konsolide olma riski sağlayıcının alıcılar karşısındaki pazarlık gücünü de düşürecektir. Bu durum aslında Avrupa Birliği Komisyonunun ikincil seviye fiyat
6
ayrımcılığına müdahale etmedeki isteksizliğini de açıklamaktadır.
Diğer yandan zorunlu bir unsuru kontrol eden dikey olarak bütünleşmiş teşebbüslerin faaliyet gösterdiği pazarlar, ikincil seviye fiyat ayrımcılığına eğilimli pazarlardır. Yani bu tür pazarlarda dikey bütünleşmiş teşebbüsler alt pazarlarda faaliyet gösteren bağlantılı şirketine daha düşük fiyat uygulama ve böylece rakiplerini piyasa dışına iterek veya piyasaya girmelerini önleyerek bu pazardaki rekabeti “yumuşatma” ve karlarını artırma güdüsüne sahip bulunmaktadır (klasik zorunlu unsur doktrini davaları). Ancak bu durumlarda da ayrımcılık güdüsünün kaçınılmaz olarak önemli anti-rekabetçi etkilere yol açacağı, bu nedenle rekabet hukuku tarafından per se yasaklanması gerektiği ileri sürülemeyecek, etkilerin olay bazında incelenmesi gerekecektir.
[3] Bkz. Geradin, D. ve N. Petit (2005), Price Discrimination under EC Competition Law: The Need for a case by case Approachs, The Global Competition Law Centre Working Papers Series, 07/05.
[4] Avrupa Topluluğu’nu kuran Roma Antlaşması’ndaki muadil hükümde (m.82/c) “rekabette dezavantajlı duruma düşürülmesi” şartı da aranmaktadır.
5 Diğer yandan kimi durumda gıda ağırlıklı perakende pazarında olduğu gibi bazı pazarlarda alıcının pazar gücüne bağlı olarak ortaya fiyat ayrımcılığı (hipermarket ya da süpermarketler lehine bakkallar aleyhine) çıkmaktadır. Ancak bu durum sağlayıcının değil alıcının sahip olduğu pazar gücünden kaynaklanmaktadır; dolayısıyla irdelenmesi gereken adres sağlayıcı değil alıcı (süpermarket) olmalıdır.
6 Komisyon ve Birlik mahkemelerinde görülen bu türden fiyat ayrımcılığının konu olduğu davaların büyük çoğunluğu, gerçek anlamda fiyat ayrımcılığı sayılmayabilecek ulusal temele dayalı ayrımcılığa ya da yerel pazarı uluslararası ve/veya yerel olmayan pazarlar karşısında avantajlı konuma sokma çabalarına ilişkindir. Bu konuda örneğin bkz. ECJ, 17 May 1994, Corsica Ferries Italia Srl v Corpo dei Piloti del Porto di Genova, C-18/93, ECR [1994] I-1783; Commission Decision 95/364 of 28 June 1995 OJ, L 216 of 12 September 1995; Commission Decision 1999/199 of 10 February 1999, Portuguese Airports, OJ L 69 of 16 March 1999; Commission Decision, 98/153 of 11 June 1998, Alpha Flight Services/Aéroports de Paris, OJ L 230 of 18 August 1998.