10-49/909-318
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; şikâyet konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve şikâyetin reddedilmesinin uygun olacağı görüşü ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Dosya kapsamında ilgili raportörlerce, gerek ilk inceleme gerekse önaraştırma sürecinde başvurunun dar muhteviyatı göz önünde bulundurularak, detaylı bilgi alabilmek adına başvuru sahibinden istenen görüşme ile bilgi ve belge talebine karşın, herhangi bir şekilde yanıt alınamamıştır. Bunun üzerine Sika Yapı’dan elde edilen bilgilerden; Sika Yapı’nın merkezi İsviçre’de bulunan Sika Grubu’nun Türkiye’deki bir iştiraki niteliğinde olduğu; Sika Grubu’nun ise 80 ülkede 100’den fazla iştiraki ve yaklaşık 4 milyar İsviçre Frangı satış rakamı ile yapı ve endüstriyel imalat sektörüne yönelik kimyasal ürünlerin üretiminde dünyanın en büyük üreticilerinden biri olduğu ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra teşebbüsün uyguladığı bayilik politikasına ilişkin olarak;
- Satış kanalı organizasyonu içerisinde hem bayi dağıtım kanalı hem de doğrudan
satış yöntemi uygulandığı,
- Doğrudan satış yönteminde inşaat sektörüne yönelik çalışan müşterileri arasında
hazır beton üreticileri, müteahhitler, yapı marketler gibi müşteri gruplarının
bulunduğu; endüstriyel imalat sektörüne yönelik çalışan müşterileri arasında ise
otomotiv üreticileri, ticari gemi ve gezi tekneleri üreticileri gibi müşteriler bulunduğu, - Bayi dağıtım kanalında ise nihai tüketicilere ulaşabilmek ve gerekli olan ürün ve
hizmeti daha iyi sunabilmek adına bazı bölgelerde bayileri ile münhasır dağıtım
yöntemiyle çalışıldığı, bazı bölgelerde ise münhasırlık içermeyen klasik bayi dağıtım
yöntemi ile çalışıldığı,
- Bayi dağıtım kanalı içerisinde kullandıkları yöntemlerin hiçbirinin pasif satış yasağı
gibi kurallar içermediği; bayilerin faaliyet gösterdikleri bölge dâhilinde daha çok
sayıda potansiyel müşteriye ulaşarak ölçek ekonomisi içerisinde daha kaliteli ve
verimli tedarik sağlaması amacıyla bayilerin öncelikli olarak kendi bulundukları
bölgeye odaklanmalarının amaçlandığı; bayilerin münhasıran bir bölgeden sorumlu
olsalar da müşteri taleplerine istinaden kendi ticari tercihlerine de uygun olduğu
takdirde lojistik değerlendirmelerini yaparak başka bir bölgeye de satış
yapabildikleri,
- Başvuru sahibi Al Salar ile teşebbüsleri arasında mevcut bir ticari ilişki hatta
teşebbüsleri tarafından doğrudan Al Salar’a tedarik edilen herhangi bir mal veya
hizmetlerinin bulunmadığı; dolayısıyla ilgili şirkete tahakkuk ettirilen bir faturanın da
olmadığı,
- Bu nedenle şikâyetçinin, ihracat yapabilmek için teşebbüslerinin üretim yaptığı
fabrikadan mal satın aldığı yönündeki beyanın gerçeği yansıtmadığı,
- Öncelikle, şikâyetçinin, bu iddiasını ticari ilişkiyi kanıtlayan nitelikte yazılı bir belge
veya delil ile kanıtlaması gerektiği,
- Teşebbüslerinin bayilik ilişkisine konu sözleşmelerinde müşteri kısıtlaması
yapılmadığı; ayrıca şikâyetçinin iddiasının Türkiye pazarı ile ilgisi olmayan Irak satış
bölgesine ilişkin olduğu,
- Teşebbüslerinin münhasır nitelikte bayilik sözleşmeleri akdedebildiği, bu tür
sözleşmelerin ise 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği
kapsamında olduğu; dolayısıyla uygulanan sözleşme modelinin rekabeti engelleyici
bir unsur taşımadığı
ifade edilmektedir.