başlandığı ve bayiler nezdinde Mep İletişim’in olumsuz eleştirilerin hedefi haline
getirildiği,
Bu olay sonucunda Mep İletişim ile Sony-Ericsson arasındaki ilişkinin durma
noktasına geldiği, 2005 yılının Kasım ayından itibaren Sony-Ericsson’la ilişkilerin
yeniden canlandırılması amacıyla görüşmeler başlatıldığı fakat her türlü bilgi
talebinin karşılanmasına rağmen kendilerinden olumlu bir cevap alınamadığı,
Mep tarafından Sony Ericsson’a gönderilen 5.10.2006 tarihli ihtarname ile
aralarındaki sözleşme çerçevesinde ürün talep edildiği, bu olay karşısında Sony-
Ericsson’un Mep İletişim’e aralarında akdedilmiş bulunan “Mobil telefon ve
Aksesuarlarının Alım ve Satımına İlişkin Çerçeve Anlaşma”sının feshedildiğini
bildiren bir cevap verdiği,
Nokia’nın pazar lideri olduğu ancak adı geçen teşebbüsün pazarda hakim
durumda bulunan tek teşebbüs olmadığı, Sony-Ericsson’un da içinde bulunduğu
üç dört teşebbüsün sahip oldukları teknolojik üstünlük, finansal güç, ürün çeşitliliği
ve müşteri bağımlılığı gibi unsurlarla pazardaki ekonomik parametreleri
etkileyebilme gücüne sahip oldukları diğer bir deyişle hakim durumda
bulundukları ve
Sony-Ericsson’un bu şekilde marka içi ve markalar arası rekabete zarar verdiği,
Mep İletişim’e mal vermeyi reddetmek suretiyle alıcıları arasında ayrımcılık
yaparak hakim durumunu kötüye kullandığı
belirtilerek konunun incelenerek gereğinin yapılması talep edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 26.1.2007 tarih ve 689 sayı ile giren başvuru üzerine yapılan ilk inceleme sonucunda düzenlenen 14.2.2007 tarih ve 2007-2-12/İİ-07- EK sayılı İlk İnceleme Raporu, 19.2.2007 tarih, REK.0.06.00.00-110/65 sayılı Başkanlık önergesi ile 07-16 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRÜN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; şikayet dilekçesinde yer alan iddialar hakkında 4054 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir işlem tesis edilmesine gerek olmadığı ve başvurunun reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (b) bendinde,"Eşit durumdaki alıcılara aynı eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması..." hakim durumun kötüye kullanılması hallerinden biri olarak sayılmıştır. Bu bakımdan şikayetin değerlendirilebilmesi için şikayet edilen teşebbüsün pazardaki konumu diğer bir deyişle hakim durumda bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.
Bu değerlendirmeye geçmeden önce başvurunun ayrımcılık iddialarını içermesi nedeniyle şikayete konu eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (e) bendinde yer alan, “münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması” hükmü çerçevesinde de değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususuna açıklık getirmek gerekmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi rekabeti sınırlayan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarını yasaklamaktadır. Dolayısıyla ayrımcı uygulamalara ilişkin hükmün uygulanabilmesi için öncelikle ayrımcılık yapılmasına temel