nedeniyle sadece şikâyetçi firmalara değil diğer bazı katılımcı firmalara da yer tahsis edilemediği belirtilmiştir.
(10) Öte yandan, TÜYAP, kendisi tarafından farklı şehirlerde düzenlenen tarım fuarlarına şikâyetçi firmaların katıldığını ifade etmiştir. Bu çerçevede;
- EGE’nin 2004, 2006, 2008, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında Bursa’da; 2008,
2012 ve 2013 yıllarında Konya’da ve 2007, 2008, 2010 ile 2011 yıllarında Adana’da
düzenlenen tarım fuarlarına katıldığı, ayrıca 13-17.10.2015 tarihinde düzenlenecek
olan tarım fuarı için Ege ile katılım sözleşmesi imzalandığı;
- GEDİZ’in 2005, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında Bursa’da; 2011-
2013 yıllarında Konya’da ve 2012 yılında Adana’da düzenlenen tarım fuarlarına
katıldığı;
- TÜRKAY SAÇ’ın 2007-2012 yılları arasında ve 2015 yılında Bursa’da; 2011-2013
yılları arasında Konya’da düzenlenen tarım fuarlarına katıldığı;
- TÜRKAY TARIM’ın ise 2008-2012 yıllarında ve 2015 yılında Bursa’da; 2011-2013
yıllarında Konya’da ve 2008-2012 yıllarında Adana’da; 2012-2013 yıllarında
Diyarbakır’da düzenlenen tarım fuarlarına katıldığı
ifade edilmiştir.
I.4. Değerlendirme
(11) Başvuru konusunu, TÜYAP tarafından 2013-2015 yıllarında düzenlenen tarım fuarlarına, TÜRKAY TARIM, TÜRKAY SAÇ, EGE ŞAFT ve GEDİZ TARIM’ın katılma taleplerinin reddedilmesi yoluyla hâkim durumun kötüye kullanılması oluşturmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenen bir davranışın ihlal teşkil edebilmesi için davranışı gerçekleştiren teşebbüsün ilgili pazarda hâkim durumda olması ve davranışın bir kötüye kullanma niteliği taşıması gerekmektedir. Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’un (Kılavuz) 7. paragrafında da ifade edildiği üzere, Kurul, bu iki temel unsurdan birinin bulunmadığının açıkça gösterilebildiği durumlarda diğer unsura ilişkin analize yer vermeyebilir. Bu çerçevede, başvuru konusu olay bakımından öncelikle kötüye kullanmanın varlığına yönelik iddialar değerlendirilmiştir. I.4.1. Mal Vermeyi/Hizmet Sunmayı Reddetme
(12) Hâkim durumda olsun yahut olmasın her teşebbüsün sözleşme yapma serbestisi anayasal güvence altındadır. Bu kapsamda rekabet hukuku uygulaması da tüm teşebbüslerin iş yapacakları teşebbüsleri özgürce seçme ve mülkiyetlerinde bulunan varlıklar üzerinde özgürce tasarruf edebilme haklarını saklı tutmaktadır. Bununla birlikte, istisnai bazı durumlarda hâkim durumdaki teşebbüslerin sözleşme yapmayı reddetmeleri rekabeti kısıtlayıcı bir davranış olarak değerlendirilebilmekte ve hâkim durumdaki teşebbüse rekabet hukuku çerçevesinde sözleşme yapma yükümlülüğü getirilebilmektedir.
(13) Sözleşme yapmayı/hizmet sunmayı reddetme, genellikle mal veya hizmet alımına ilişkin mevcut bir sözleşme ilişkisinin kesilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ancak kesilen her sözleşmeye dayalı ticari ilişki ihlal olarak değerlendirilmemektedir. Kılavuz’un 43. paragrafında da ifade edildiği üzere, sözleşme yapmayı reddetmenin ihlal olarak değerlendirilebilmesi için üç koşulun aynı anda gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılması gerekmektedir. Bu çerçevede;