(17) İkinci olarak, bir ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkabilmesi için operasyonel bakımdan bağımsız olması gerekmektedir. Kontrol Kılavuzu’nun 82. ve devamındaki paragraflarında, bir ortak girişimin tam işlevsel olarak kabul edilebilmesi için ortak girişimin bağımsız olarak faaliyet göstermek bakımından yeterli kaynaklara sahip olması, doğrudan ana şirketlere bağlantılı bir işlevin ötesinde faaliyet göstermesi, satış ve satın alma ilişkilerinde ana şirkete bağımlı olmaması ve kalıcı olarak faaliyet göstermesi gibi nitelikleri taşıması gerektiği açıklanmaktadır.
(18) Yapılan başvuruda, TUM YÖNETİM’in hâlihazırda kendisini yönetebilecek yeterli kaynaklara sahip olduğu, ortak girişimin ana şirketlerinin faaliyetlerinin ötesinde ve kendi iş hedefleri doğrultusunda hareket ettiği, satış ve satın almalar için ana şirketlere bağımlılığının bulunmadığı, pazarda müşterileri ile bağımsız ticari ilişkiler kurduğu ve faaliyetlerini kalıcı olarak sürdürmeyi amaçladığı belirtilmiştir. Yapılan açıklamalar dikkate alındığında, TUM YÖNETİM’in faaliyetlerini bağımsız şekilde yürütebilen ve tam işlevsel bir teşebbüs olarak değerlendirilmesi mümkündür.
(19) Bununla birlikte, Kontrol Kılavuzu’nun 78. paragrafında, bir veya birkaç teşebbüsün başka bir teşebbüsün tamamının ya da bir kısmının ortak kontrolünü üçüncü kişilerden devralmasına ilişkin işlemlerin, tam işlevsellik kriteri dikkate alınmaksızın, 2010/4 sayılı Tebliğ uyarınca 4054 sayılı Kanun kapsamında bir yoğunlaşma olarak kabul edileceği belirtilmiş olup; bu çerçevede planlanan işlemin, tam işlevsellik kriterinin sağlanıp sağlanmadığından bağımsız olarak, Tebliğ kapsamında bir yoğunlaşma teşkil ettiği değerlendirilebilecektir.
(20) Bu açıklamalar çerçevesinde, işlemin 2010/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ve dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında bir devralma işlemi niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir.
(21) 2010/4 sayılı Tebliğ’in 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan;
“Bu Tebliğ’in 5 inci maddesinde belirtilen bir birleşme veya devralma işleminde;
a) İşlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının yedi yüz elli milyon TL’yi ve işlem
taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı iki yüz elli milyon TL’yi veya
b) Devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem
taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun iki yüz elli milyon TL’yi ve diğer işlem
taraflarından en az birinin dünya cirosunun üç milyar TL’yi,
aşması halinde söz konusu işlemin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kuruldan izin alması
zorunludur.”
hükmü ile hangi tür birleşme veya devralma işlemlerinin Rekabet Kurulu (Kurul)’nun iznine tabi olduğu belirlenmiştir.
(22) Tarafların cirolarına bakıldığında, bildirime konu devralma işlemleri bakımından tarafların cirolarının 2010/4 sayılı Tebliğ'in 7. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen ciro eşiklerinin aşıldığı, dolayısıyla işlemin Kuruldan izin alınması gereken bir devralma işlemi olduğu anlaşılmaktadır.
(23) Bildirime konu işlemin Kurulun iznine tâbi olduğunun tespitinin ardından, işlem sonucunda 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi anlamında başta hâkim durum yaratılması veya mevcut hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere etkin rekabetin önemli ölçüde sınırlandırılmasının söz konusu olup olmadığı incelenmelidir.
(24) 2010/4 sayılı Tebliğ’de etkilenen pazarlar;
“Türkiye’de,