Google Ads’in uygulamaları sebebiyle, çevrim içi olarak faaliyet gösteren bir
teşebbüsün markasını korumasının ancak negatifleme ile mümkün olduğu,
hedeflememenin yeterli olmadığı,
Soruşturmaya konu negatiflemelerin, tüketici veya rekabet üzerinde herhangi
bir etkisinin bulunmadığı,
Soruşturmaya konu edimlerin “amaç” bakımından rekabeti kısıtlayıcı nitelikte
olduğunun geçmiş incelemelerde ortaya koyulmadığı,
Kurulun 25.11.2021 tarihli ve 21-57/789-389 sayılı Modanisa Kararı’nda
başvuru konusu negatif eşlemenin detaylı muafiyet analizine tabi tutulduğu, söz
konusu eylemin ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan
kaldırmayacağı ve ilgili pazarlardaki rekabet üzerindeki etkisinin sınırlı
olabileceği kanaatine dayanılarak muafiyet koşullarından birinin karşılandığının
kabul edildiği, oysa açık ve ağır ihlallerde detaylı muafiyet analizine gerek
duyulmadığı, bu durumun soruşturma konusu anlaşmanın açık ve ağır
ihlallerden olmadığının göstergesi olduğu, Modanisa Kararı’nda anlaşmaya dair
kesin bir açık ve ağır ihlal tespiti yapılmadığı, sadece rekabet karşıtı etkilerin
meydana gelmesi ihtimalinden bahsedildiği,
AB rekabet hukukunda negatifleme anlaşmalarının açık ve ağır ihlallerden
olduğuna dair bir içtihat veya düzenleme bulunmadığı, ayrıca Amerikan Federal
Ticaret Komisyonu’nun (Federal Trade Commission - FTC) negatif eşlemeyi
konu eden 1-800 Contacts Kararı’na ilişkin ABD Temyiz Mahkemesi söz konusu
anlaşmaların per se yasaklanan davranışlardan olmadığını kabul ettiği,
Mevcut dosya bakımından var olan endişeleri taahhüt müessesiyle gidermek
niyetinde oldukları
ifade edilmiştir.
G.2. Değerlendirme
(10) İYUK’un “Üst makamlara başvurma” başlıklı 11. maddesinde, bir idari işleme karşı ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği hükmü yer almaktadır.
(11) Teşebbüs başvurusunda, ARABAM.COM’un fiillerinin hukuk kurallarına uygunluk gösterdiği ve kanunen kendisine tanınan bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu iddia edilmektedir. Bu kapsamda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 29/1-a hükmüne yapılan atıfla tescilli bir markanın aynısının veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılmasının marka hakkına tecavüz fiili olarak sayıldığı, SMK m. 7/3 ile marka hakkı sahibine “işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması”nın yasaklanmasını talep etme hakkı tanındığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede teşebbüsün fiillerinin, kanun ile kullanım hakkı münhasıran kendisine verilmiş olan markanın yetkisiz kişiler tarafından gerçekleştirilen kullanımını yasaklama hakkının kullanılması niteliğinde olduğu belirtilmektedir.
(12) Yukarıdaki açıklamalara ek olarak teşebbüs tarafından yapılan başvuruda; soruşturulan eylemlerin mevcut hukuki sorunların giderilmesini amaçladığı, teşebbüs