başvurusunda bulunulduğu, İDDK tarafından davacının yargılama aşamasında davadan feragat etmesi nedeniyle davanın esasının incelenme olanağının kalmadığı, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesinin kararının bozulduğu, bu kapsamda AFM’nin MARS tarafından devralınması işlemine izin veren 17.11.2011 tarihli ve 11-57/1473-539 sayılı Kurul kararının hukuka uygun hale geldiği gerekçesiyle Kurulun 09.07.2015 tarihli ve 15- 29/435-128 sayılı kararı ile nihai incelemenin sonlandırıldığı,
- Söz konusu yaklaşımın soruşturma kapsamında tesis edilen Kurul kararları için de geçerli olduğu; bu doğrultuda Kurulun 08.02.2018 tarihli ve 18-04/49- M sayılı kararı ile ARÇELİK Pazarlama AŞ (ARÇELİK) ve Vestel Elektronik San. ve Tic. AŞ (VESTEL) hakkında rekabete duyarlı bilgileri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiasına yönelik yürütülen soruşturma neticesinde, Kurulun 02.01.2020 tarihli ve 20-01/13-5 sayılı kararı ile ARÇELİK ve VESTEL’in 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmediklerine, dolayısıyla aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca adı geçen teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına karar verildiği, ilgili Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Ankara 4. İdare Mahkemesi tarafından 11.01.2023 tarihli ve 2022/2198 E. 2023/60 K. sayılı karar ile dava konusu Kurul kararının iptal edildiği, ilgili kararın yerine getirilmesini teminen 02.03.2023 tarihli ve 23-12/188-M sayılı Kurul kararıyla ARÇELİK ve VESTEL hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak soruşturma açıldığı ancak soruşturma sürecinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare Dava Dairesi tarafından 10.05.2023 tarihli ve 2023/412 E. 2023/623 K. sayılı karar ile yürütülen soruşturmaya esas teşkil eden Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırıldığı, sonuç itibarıyla Kurulun 13.07.2023 tarihli ve 23-31/583-195 sayılı kararı ile ARÇELİK ve VESTEL hakkında yürütülen soruşturmanın sonlandırıldığı
görülmektedir.
(24) Bilindiği üzere idari makamlarca tesis edilen idari işlemler hukuki sonuç doğurmaya
yönelik birer irade açıklaması olup hukuka uygun idari işlemlerin yetki, şekil, sebep,
konu ve maksat unsurlarını taşıması gerekmektedir. Bunlardan sebep unsuru ise karar
alınmadan veya işlem tesis edilmeden önce var olan ve idareyi belli bir karar veya
işlem tesis etmeye götüren hukuki veya fiili durumu ifade etmektedir [1]. Nitekim Danıştay
7. Dairesinin 2007/695 E. 2007/4612 K. sayılı kararında idari işlemin sebep unsuru
“idare, tesis ettiği idari işlemi, gerçek ve hukuka uygun, sebep ya da sebeplere
dayandırmak zorundadır. İdarenin dayandığı sebebin gerçek olması, usulüne uygun
olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş bulunmasını anlatır.” şeklinde hüküm altına
alınmıştır.
(25) İdari işlemin bir unsuru olarak sebep, idari makamların idari işlemi yapmak için ihtiyaç
duyduğu bütün etkenler olup bir nevi idari işlemin gerekçesi olarak da ifade edilebilir.
Bu kapsamda mahkeme kararlarının da idari işlemlerin hukuki sebeplerinden biri
olduğu söylenebilecektir. Hukuki dayanağını mahkeme kararı teşkil eden idari işlemin,
işlem tesis edildikten sonra yetkili yargı yerince bu mahkeme kararının hukuka
aykırılığı tespit edilerek hukuk düzeninden kaldırılması halinde idari işlem hukuki
Prof. Dr. Metin GÜNDAY, İdare Hukuku, 10. Baskı, Ankara, 2013, sf.152.