buradaki yaklaşım iktisadi anlamda kaynakların piyasada kalmasından
ziyade sosyal açıdan önem taşımaktadır.
Nitekim, Bildirim Formu’nda ayrıca, Doğan Grubu’nun Bağımsız Gazeteciler’i
devralmasına izin verildiği takdirde, işlerin Doğan Grubu bünyesinde
yürütüleceği, dolayısıyla bina kirası vb. giderlerden tasarruf edileceği;
haberlerin toplanması, işlenmesi süreçlerinde sinerji sağlanacağı, muhabir,
fotoğrafçı, idari personel, hukuki giderler, müşavirlik hizmetleri, ulaştırma
hizmetleri vb. kalemlerden tasarruf sağlanacağı ve işletmenin kâra geçeceği
belirtilmektedir. Dolayısıyla, ön inceleme safhasında sağlanan bilgiler
çerçevesinde, işlem sonrasında devralınan teşebbüsün kârlı bir konuma
geçmesi için tasarruf yapılacak en önemli kalemlerden birisinin personel
gideri olacağı, bir başka deyişle işleme izin verilse de verilmese de
personelin en azından bir kısmının işini kaybedeceği şeklinde değerlendirme
yapıldığı anlaşılmıştır.
Ancak, nihai inceleme sürecinde raportörlerce görüşülen Vatan Gazetesi
Yönetim Kurulu Başkanı Zafer MUTLU ise; Bildirim Formu’nda belirtilenlerden
farklı olarak, “Vatan Gazetesi’nin satış sonrasında ayrı bir binada, hukuken
Doğan Grubu’na bağlı ama fiilen bağımsız olarak kendi ofisi ve çalışanları ile
yayınına devam edeceğini, geniş çaplı bir personel çıkarmanın
gündemlerinde olmadığını, Doğan Grubu ile bu konuda mutabık olduklarını”
belirtmiştir. Dolayısıyla, işleme izin verilmesi durumunda, izin verilmemesine
oranla çalışanların durumu açısından olumlu bir sosyal fayda sağlaması olası
görünmektedir.
Özet olarak, Bağımsız Gazeteciler’in piyasadan çıkması muhtemel yegâne varlığı, Vatan Gazetesi’ne ilişkin markası veya imtiyaz hakkıdır. İşleme izin verilmediği takdirde, iflasın kaçınılmaz olması nedeniyle, yaklaşık (….-….) YTL’lik değer biçilen bu marka, alacaklı banka tarafından iktisap edilecek ve muhtemelen yeniden satılacaktır. Bu çerçevede orta vadede belirli bir okur portföyüne sahip markanın piyasadan çıkması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca, iflas sonrasında markanın eski sahiplerinin ya da taliplilerin yaklaşık aynı kadro ile ve yakın bir marka ile piyasaya girmesi ve bu süreci hızlandırması da muhtemeldir. Ancak, iflas sonrasında çalışanların işlerini kaybetmesi ve kıdem tazminatlarının ödenememesi ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
İşleme izin verilmesi durumunda ise, Vatan Gazetesi markasının piyasada kalması sağlanacak, Deutche Bank vasıtasıyla dolaylı olarak sermaye girişine olanak tanınacak, iflas sonrası oluşacak olası sosyal sıkıntılar bertaraf edilmiş olacak, Vatan Gazetesi’nin daha verimli bir şekilde faaliyetini sürdürmesine olanak tanınacaktır. Reklam yeri piyasası açısından da Vatan Gazetesi vasıtasıyla sunulan hizmet devam edecektir. Bu açıdan, en azından belirli bir reklam yeri kapasitesinin piyasadan çıkışı engellenmiş olacaktır.
Ayrıca, varlıklar piyasadan çıkar ise, pazar payının piyasada kalan (devralmaya talip olan) şirkete geçmesi söz konusu ise, işleme izin verilmesi, aksi takdirde işleme izin verilmemesi esastır. Örneğin, Blokker/Toys “R” Us (26.6.1997, Case No IV/M.890) kararında Komisyon, devralmanın gerçekleşmemesi durumunda batmakta olan teşebbüsün pazar payının devralacak teşebbüse geçecek olması şartının gerçekleşmeyecek olması nedeniyle işleme izin vermemiştir.
Konu söz konusu dosya açısından incelendiğinde ve BİAK araştırmalarına bakıldığında Doğan Grubu’na ait Milliyet ve Radikal gazetelerinin okuyucu kitlelerinin