170
Tebliğ hükümleri çerçevesinde, bir ortak girişimin yoğunlaşma doğurucu olarak kabul edilebilmesi aşağıdaki koşullara bağlıdır:
Ortak girişim üzerinde ana teşebbüslerin ortak kontrolünün varlığı,
Bağımsız iktisadi bir varlığın tüm işlevlerini yerine getiren bir ortak girişimin
oluşturulması ve ortak girişimin devamlılık arz etmesi
Bağımsız kalan teşebbüsler arasında rekabetçi davranışların koordinasyonuna
yol açılmaması.
Dosya kapsamındaki bilgiler çerçevesinde söz konusu şirketin ArcelorMittal ve Borusanın ortak kontrolü altında idare edileceği anlaşılmaktadır.
Borusan Demir Çelik’in hammadde alımı ve nihai ürün satımında taraflara bağlı kalacağı; ürettiği ürünleri hangi koşullarda ve kimlere satacağı önceden belirlendiğinden bağımsız bir iktisadi varlık olarak faaliyet göstermesinin söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede anılan işlemin Tebliğ kapsamında yoğunlaşma doğurucu nitelikte olmadığı, Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşma olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu çerçevede Borusan Demir Çelik’in kurulması işlemi ile ilgili muafiyet değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
H.3.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Aşağıda başvuru konusu Sözleşme bakımından, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sıralanan şartların var olup olmadığı değerlendirilmektedir.
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
İlgili bentte kastedilen ekonomik fayda veya menfaatin, sadece teşebbüslerin kendi açılarından sağlayacakları menfaat veya kazanç şeklinde değil, aynı zamanda bunların ekonomiye yapacakları somut katkı şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Üretim veya dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, mal arzının artırılması ve devamlılığının sağlanması, yeni piyasalara girişlerin kolaylaştırılması, kalitenin artırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin bulunması gibi haller ekonomik yararın sağlandığı hususunda yeterli görülmektedir.
Pazarın halihazırdaki ithalata bağımlı yapısı, önümüzdeki yıllarda talebin artacağı beklentisi, yatırımın uzun süreli ve maliyetli niteliği dikkate alındığında başvuru konusu işlemin ekonomiye somut katkı sağlanması, mal arzının arttırılması ve devamının sağlanması kriterlerini karşıladığı anlaşılmaktadır.
Tarafların yeni yatırıma aktaracağı teknik bilgiler, ekipman ve know-how’ın kullanımı sonucunda yatırımın yeni teknik gelişme yada buluşları gerçekleştirmesi olasılığı, Türkiye’de yeni teknolojilerin yaratılması ve kullanılması bakımından önem taşımaktadır.