(6) Daha sonra ROCHE tarafından anılan Kurul kararı ertesinde dosyaya yeni bir belge girip girmediğiyle ilgili olarak raportörlerin bilgisine başvurulmuştur. Raportörler tarafından bu tarihten sonra dosyaya giren belgelerin bir listesi teşebbüse iletilmiştir. Akabinde ROCHE tarafından yapılan başvuru ile;
- Hastanelerden gelen cevabi yazılar (Belge 113 ve 120)
- NOVARTİS’in ikinci yazılı savunması (Belge 122),
- Şikayetçiden gelen yazıya (Belge 133)
4054 sayılı Kanun’un 44. maddesi uyarınca erişim talep edilmiştir. Başvuruda, pandemi döneminin yarattığı riskler de gözetilerek söz konusu belgelerin ticari sırlardan arındırılarak birer kopyasının tarafa elektronik olarak iletilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(7) 4054 sayılı Kanun’un “Delillerin Toplanması ve Tarafların Bilgilendirilmesi” başlıklı 44. maddesinin ikinci fıkrasında “Haklarında soruşturmaya başlandığı bildirilen taraflar sözlü savunma hakkını kullanma taleplerine kadar kurum bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse elde edilmiş olan her türlü delilin bir nüshasının kendilerine verilmesini isteyebilir.” hükmü yer almaktadır.
(8) 2010/3 sayılı Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ’in (2010/3 sayılı Tebliğ) 5. maddesinde ise “Dosyaya giriş hakkı, soruşturma kapsamında yeni deliller elde edilmediği müddetçe bir kez kullandırılır.” hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda dosyaya 17.07.2020 tarih ve 20-34/443-198 sayılı Kurul kararı ertesinde yeni delillerin girdiği göz önüne alındığında, teşebbüsün dosyaya giriş hakkını söz konusu belgeler için kullanmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(9) 2010/3 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde yer alan,
“Taraflar dosyaya giriş hakkı kapsamında, Kurum içi yazışmalar ve başka
teşebbüs, teşebbüs birliği ve kişilere ilişkin ticari sır ve diğer gizli bilgileri içerenler
hariç olmak üzere, Kurum bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evraka
ve elde edilmiş her türlü delile erişebilir.”
hükmüyle, tarafların kendileri hakkında düzenlenmiş evrak ve delillere ulaşabileceği, ancak Kurum içi yazışmaların ve başka teşebbüs, teşebbüs birliği ve kişilere ilişkin ticari sır ve sair gizli bilgi içeren evrakın bu kapsamda bulunmadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla hangi belgelerin Kurum içi yazışma olduğu veya teşebbüs, teşebbüs birliği ve kişilere ait ticari sır niteliği taşıdığı hususu önem arz etmektedir.
(10) 2010/3 sayılı Tebliğ’in “Kurum İçi Yazışmalar” başlıklı 7. maddesinde;
“(1) Kurum içi yazışmalar, Kurulun aldığı nihai kararlar bakımından hazırlayıcı işlem
niteliğinde olan birimler arası yazışmalardır.
(2) Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası
çerçevesinde elde edilen bilgi ve belgeler ile Kurumun diğer kamu kurumları, kamu
kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya özel sektör gerçek ve tüzel kişileri gibi
bilgisine başvurulanlarla yaptığı yazışmalar da iç yazışma olarak kabul edilir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Buna göre, Kurulun alacağı nihai karara kadar gerçekleştireceği hazırlayıcı işlem niteliğindeki yazışmalar, Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik (Pişmanlık Yönetmeliği) kapsamında sunulan bilgi ve belgeler ile Kurumun bilgisine başvurduğu kamu veya özel sektör üçüncü kişileriyle ile yaptığı yazışmalar iç yazışma olarak kabul edilmektedir.