aşmamıştır. Bu nedenle, rekabet etme yasağı süresi bakımından yukarıda yer verilen sözleşmelerle ilgili herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı, bu nedenle soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına, ancak ilgili teşebbüslere 5 yıllık azami uygulama süresinin aşılması halinde ilgili sözleşmenin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında muafiyetten yararlanamayacağına ilişkin bir yazı gönderilmesinin yerinde olacağı sonucuna ulaşılmıştır.”
Rekabet hukukunda dikey anlaşmalarda yer alan rekabet etmeme yükümlülüklerine
getirilen 5 yıllık sınırlamaya dayanılarak intifa/kira haklarının sürelerine de uygulanıp
uygulanamayacağı konusuna Rekabet Kurulu verdiği çeşitli kararlarda değinmiştir. Bu
kararlarda, akaryakıt sektöründe yer alan dikey anlaşmaların rekabet hukuku
çerçevesinde sorunlu hale gelmesinde en önemli unsurun intifa ya da kira haklarına
ilişkin hususlardan kaynaklandığı belirtilmekle birlikte, söz konusu intifa/kira haklarının
rekabet hukukuna dayanılarak anlaşmanın süresi ile birlikte sonlandırılabilmesi için,
söz konusu dikey (bayilik/işleticilik) anlaşma ile intifa/kira hakkı anlaşmasının
arasındaki ilişkinin özel hukuk hükümleri kapsamında mahkemelerce belirlenerek, bir
karara bağlanmasının yerinde olduğu ileri sürülmüştür. Bu yöndeki ilk örnek karar Shell
ile bayisi (Cabbaroğlu) arasındaki sözleşmeye ve kira sözleşmesine ilişkin Rekabet
Kurulu’nun verdiği 2.10.2003 tarih ve 03-64/770-356 sayılı karardır. Bu kararın konuya
ilişkin bölümünde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Shell öncelikle araziyi sahibi olan bayiden kiralamakta, daha sonra aynı bayiye istasyonun işletmesini vermektedir. Gerek işletme sözleşmesinin, gerekse kira sözleşmesinin anılan bazı maddeleri, bu iki sözleşme arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Kira sözleşmesinin arazinin rayiç değeri üzerinden mi, yoksa sembolik bir bedel üzerinden mi yapıldığı hususu, kira sözleşmesinin, Shell ile bayisi arasındaki işletme sözleşmesinin süresini belirlediğinin bir delili olarak değerlendirilebilir. Cabbaroğlu ile yapılan kira sözleşmesinde yıllık kira bedeli 60.000 TL olarak görülmektedir. Bu rakamın sembolik olduğu ve tarafların asıl amacının kira sözleşmesi akdetmek olmadığı, kira sözleşmesinin bir anlamda işletme sözleşmesinin süresini belirleme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır. Ancak Shell’in değişik istasyonlar için farklı zamanlarda farklı koşullarda anlaşmalar yapmış olabileceği dikkate alındığında, bu konuda bir genelleme yapılması doğru olmayacaktır.
Bu çerçevede, rekabet hukuku açısından sözleşme sürelerinin tespiti haricinde, işletme sözleşmesinin geçersizliği, edinilmiş hakların nasıl geri verileceği veya kira/intifa hakkı ya da ariyet sözleşmeleri gibi taraflar arasındaki diğer anlaşmaların ne ölçüde işletme sözleşmesinin esaslı bir parçası olduğu ve ne şekilde etkileneceğine ilişkin hususların özel hukuk hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.”
Cabbaroğlu kararı ile birlikte Kurul, intifa hakkı ya da kira sözleşmeleri gibi yan
sözleşmeleri tamamen rekabet hukuku uygulama alanı dışına çıkarmamakla birlikte,
rekabet etme yasağına ilişkin bayilik sözleşmelerinde yer alan hükümler üzerinde
değerlendirme yapmayı, bayilik sözleşmesindeki hükme getirdiği sınırlamayla taraflar
arasındaki intifa/kira sözleşmesine dair ilişkilendirmenin yapılarak intifanın da
geçersizliğini tespit etme işlemini özel hukuk hükümlerinin uygulanmasına bırakma
yolunu izlediği görülmektedir. Nitekim, Kurul’un bu yaklaşımını yansıttığı Shell’in bir
bayisi olan Ay-Pet’in şikayetine ilişkin kararına yapılan itiraz kapsamında Danıştay 13.
Dairesi, 15.1.2007 tarih ve 2007/145 K. sayılı kararı ile Rekabet Kurulu’nun kararını
onaylamıştır. Danıştay tarafından verilen söz konusu kararda aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
260
“Bu durumda, SHELL ve davacı şirket arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesinin rekabet hukukuna uygunlaştırılmasında ortaya çıkan anlaşmazlığa ilişkin olarak davacı