koşullarla bağdaşmaz etkilere sahip olduğu tespit ediliyorsa Kurul çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları grup muafiyetinin dışına çıkarabilmekte veya belirli bir anlaşma için muafiyeti geri alabilmektedir.
Öte yandan, dosya mevcudu bilgilere göre, ilgili pazarda herhangi bir sigorta şirketi ile ortaklık ilişkisi veya dikey entegrasyon içerisinde olmayan bankaların birden fazla sigorta şirketinin acenteliğini yürütmesi yaygın bir durumdur. Bunun dışında, Hazine Müsteşarlığı’nın “Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği”nin 10. maddesi uyarınca gerek kredilerle ilgili gerekse diğer sigortalarda
2
acentelerin tüketicinin seçim özgürlüğünü engellemesi yasaktır. Ayrıca kredi pazarında herhangi bir hâkim durum bulunmamaktadır. Sigortacılık sektörü de dinamik, rekabetçi ve dünya piyasaları ile bütünleşmiş bir yapı sergilemektedir. Dolayısıyla Akbank ve Aksigorta arasındaki bildirime konu sözleşme ile getirilen rekabet yasağı ilgili pazarın önemli bir bölümünü kapatmayacak ve pazara girişleri engellemeyecektir.
Ancak Akbank’a getirilen rekabet yasağının süresi Sözleşme’nin 3. maddesi uyarınca on beş yıldır. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesine göre alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü grup muafiyetinden yararlanamamaktadır. Ancak, süresi beş yılı aşmayan veya beş yıldan sonraki uzatmanın her iki tarafın açık iradesi ile mümkün olduğu ve alıcının beş yıllık süre sonunda rekabet etmeme şartına son vermesini engelleyen herhangi bir durumun olmadığı hallerde rekabet etmeme yükümlülüğü grup muafiyetinden yararlanacaktır. Bu çerçevede, on beş yıl süreli rekabet yasağı nedeniyle sözleşmenin bireysel muafiyet açısından değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
Herhangi bir rekabet kısıtlamasına bireysel muafiyet tanınması için iki olumlu iki olumsuz koşulun birlikte sağlanması gerekmektedir.
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması
Bu hüküm çerçevesinde hangi hallerin ekonomik yarar sağladığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, üretim ve dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin artırılması, malın arzında devamlılığın sağlanması, yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin bulunması ekonomik yararın sağlandığı hususlar arasında görülmektedir.
Bankalar sigortacılık hizmetlerinin farklı seviyelerinde faaliyet gösterirler. Sıklıkla da sigortacılık hizmetlerinin dağıtım kanalında acente olarak yer alırlar. Banka sigortacılığı (bancassurance) olarak da adlandırılan banka ve sigorta şirketleri arasındaki bu tür yakın ilişkiler ölçek ve kapsam ekonomisine imkân sağlayabileceği gibi her iki tarafın da diğerinin 2
Hazine Müsteşarlığınca hazırlanan “Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği” 17 Ocak 2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik, Türkiye’de faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari ve zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dahilinde verilecek teminatları kapsamaktadır. Yönetmelik’in “İyiniyet” başlıklı 10. maddesinde aşağıdaki hükme yer verilmiştir.
“MADDE 10 – (1) İhtiyari sigortalarda, öncelikli olarak kredi borçlusunun sigortalı olması ve/veya kredi konusu malın veya eşyanın sigortalattırılması esastır.
(2) Zorunlu veya ihtiyari sigortalarda, kredi kullanan kişinin sigorta şirketini seçme hakkı sınırlandırılamaz. Sigorta sözleşmesine veya kredi sözleşmesine sigortanın belirli bir sigorta şirketine yaptırılmasına ilişkin konan her türlü şart hükümsüzdür.
(3) Kredi kuruluşu, sigortanın kendisi veya başka bir sigorta aracısı tarafından yaptırılabileceği hususunda kredi kullananı bilgilendirir. Kredi kuruluşu, kredi kullanan kişinin başka bir sigorta şirketi veya sigorta aracısı yoluyla yaptırdığı ve talep edilen teminatları kapsayan sigorta poliçesini kabul etmek zorundadır.”