Skip to content
All decisions

Competition Board Decision

- ArcelorMittal Flat Carbon Europe, ArcelorMittal Tailored Blanks N.V., Bamesa Aceros, Bamesa Çelik Servis…

Negative Clearance and Exemption16-03/54-19Decision date: 21.01.2016Publication date: 31.05.2016

- ArcelorMittal Flat Carbon Europe, ArcelorMittal Tailored Blanks N.V., Bamesa Aceros, Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş., BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. firmaları arasında ölçülü kaynaklı çelik levhaların üretimine ilişkin olarak imzalanan mutabakat metnine bireysel muafiyet tanınması talebi, - ArcelorMittal Flat Carbon Europe ile Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş., Bamesa Muradiye Çelik San. ve Tic. A.Ş. ve BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında imzalanan dağıtım sözleşmesinin 4054 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilmesi, - muafiyet incelemesi kapsamında yapılan itiraz başvurusunun değerlendirilmesi.

Decision details

Case number
16-03/54-19
Decision date
21.01.2016
Publication date
31.05.2016
Decision type
Negative Clearance and Exemption (Menfi Tespit ve Muafiyet)

Decision text

33 pages · 114.023 characters

The text below is extracted from the decision document published by the Turkish Competition Authority; page numbers, tables and figures keep their position in the original document. The summaries, classifications and explanations on this page are provided for information only and do not constitute legal opinion or advice; the binding text is the decision as published by the Authority.

View the official decision at the Competition Authority

Page 1

Rekabet Kurumu Başkanlığından,

REKABET KURULU KARARI

Dosya Sayısı: 2015-5-10(Muafiyet)
Karar Sayısı: 16-03/54-19
Karar Tarihi: 21.01.2016

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

Başkan: Prof. Dr. Ömer TORLAK

Üyeler: Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN,

Doç. Dr. Tahir SARAÇ, Kenan TÜRK

B. RAPORTÖRLER : Ayşe Özlem UZUN, Nazlı VAROL, Semih SÜREZ

C. BİLDİRİMDE BULUNAN: ArcelorMittal Flat Carbon Europe, SA.
D. BAŞVURUDA BULUNANTemsilcisi: Av. Yavuz Selim GÜNAY Büyükdere Cad. No:199 Levent, İstanbul : Wisco Tailored Blanks Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti. Temsilcisi: Av. Mutlu MANYAS Bağdat Cad. No.449/5 Suadiye Kadıköy, İstanbul

(1) E. DOSYA KONUSU : - ArcelorMittal Flat Carbon Europe, ArcelorMittal Tailored

Blanks N.V., Bamesa Aceros, Bamesa Çelik Servis

Sanayi ve Ticaret A.Ş., BAMİ Çelik Servis Sanayi ve

Ticaret A.Ş. firmaları arasında ölçülü kaynaklı çelik

levhaların üretimine ilişkin olarak imzalanan mutabakat

metnine bireysel muafiyet tanınması talebi,

- ArcelorMittal Flat Carbon Europe ile Bamesa Çelik Servis

Sanayi ve Ticaret A.Ş., Bamesa Muradiye Çelik San. ve

Tic. A.Ş. ve BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş.

arasında imzalanan dağıtım sözleşmesinin 4054 sayılı

Kanun çerçevesinde değerlendirilmesi,

- muafiyet incelemesi kapsamında yapılan itiraz

başvurusunun değerlendirilmesi.

(2) F. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 23.03.2015 tarihinde giren ve eksiklikleri en son 10.12.2015’te tamamlanan bildirim üzerine düzenlenen 11.01.2016 tarihli ve 2015-5-10/MM sayılı Muafiyet Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.

(3) G. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda özetle; ArcelorMittal Flat Carbon Europe ile Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş., Bamesa Muradiye Çelik San. Tic. A.Ş. ve BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 14.07.2014 tarihinde imzalanan Dağıtım Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Rekabetin korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağı, ilgili sözleşmeye aynı kanunun 5. maddesinde sayılan şartları karşılamaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınamayacağı, bununla birlikte 30.11.2015 tarih ve 5744 sayı, 10.12.2015 tarih ve 5909 sayı ile Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına giren tadil taahhütleri dikkate alınarak ilgili Dağıtım Sözleşmesi'ne 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet verilebileceği; ArcelorMittal Flat Carbon Europe, SA, ArcelorMittal Tailored Blanks N.V., Bamesa Aceros, Bamesa Çelik Servis Sanayi ve

Page 2

Ticaret A.Ş. ve BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 01.03.2015 tarihinde imzalanan Mutabakat Anlaşması’nın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağı, ilgili sözleşmeye aynı kanunun 5. maddesinde sayılan şartların tamamını karşılaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınabileceği; Wisco Tailored Blanks Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin, Arcelormittal Grubu’na yönelik mal vermenin reddi iddiaları bakımından bu aşamada herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığı; tadil edilmiş şekliyle Dağıtım Sözleşmesinin taraflarca imzalanmasını takiben 90 gün içinde Kuruma sunulması gerektiği ifade edilmiştir.

H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

H.1. Taraflara İlişkin Bilgiler

H.1.1. Arcelormittal S.A. (ARCELORMITTAL), ArcelorMittal Flat Carbon Europe, SA (AMFCE) ve ArcelorMittal Tailored Blanks N.V. (AMTB)

(4) ARCELORMITTAL, madencilik ve çelik sektörüne ilişkin ar-ge faaliyetleri konularında uzmanlaşmış bir holding şirketidir. Şirket, 2007 yılında dünya genelinde 35 adet devralma işlemi gerçekleştirmiştir. ARCOLERMİTTAL’in Türkiye pazarını etkileyecek devralma işlemleri Rekabet Kurulu’nun çeşitli kararlarına konu olmuştur [1]. Şirketin hisselerinin çoğunluğu halka açık niteliktedir. ARCELORMITTAL’in ihraç edilmiş sermayesinin %5’inden fazlasına sahip olan hissedarları aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.

Tablo 1: ARCELORMITTAL’in Hissedarlık Yapısı

Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)

Mittal Ailesi (…..)

Öz Hisseler(…..)
Diğer Umumi Hisseler(…..)
Toplam(…..)

(5) Bildirime konu anlaşmaya taraf olan AMFCE ve AMTB şirketleri, ARCELORMITTAL’in doğrudan iştirakleridir. Bu şirketlerden AMFCE, çelik bobinlerin tedariki alanında faaliyet göstermekte iken AMTB ise ARCELORMITTAL grubunun ölçülü kaynaklı çelik levha üretiminden sorumludur. AMTB, yurt dışından Türkiye pazarındaki otomotiv sektörü kuruluşlarına (OEM) ölçülü kaynaklı çelik levha (ÖKL) satmaktadır. AMTB’nin ürettiği ÖKL’ler BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (BAMİ) ürettiği ÖKL’lere göre daha yüksek kalitede olup [2] başvuru konusu işlem ile bu ÖKL üretim teknolojinin BAMİ’ye getirilmesi planlanmaktadır. İşlem ertesinde AMTB, Türkiye’ye yurt dışından ÖKL gönderimini sonlandıracak ve yurt dışında ürettiği türdeki ÖKL tekniğine ilişkin know how’ını BAMİ’ye aktaracak, bundan böyle Türkiye’deki ÖKL satışı BAMİ ve Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BAMESA ÇELİK) üzerinden gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda, ilgili ÖKL üretiminde kullanılan USİBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin de BAMESA ÇELİK üzerinden Türkiye’de satışı yapılacaktır.

1 Rekabet Kurulunun 08.11.2007 tarih ve 07-85/1048-408 sayılı, 24.07.2008 tarih ve 08-47/648-245 sayılı, 23.12.2009 tarih ve 09.60/1472-389 sayılı, 29.01.2014 tarih ve 14-05/89-39 sayılı, 12.11.2014 tarih ve 14- 45/818-370 sayılı, 09.01.2014 tarih ve 14-01/3-2 sayılı kararları.

2 Alüminyum silisyum kaplama USIBOR ve DUCTIBOR çeliklerinden, sıcak presleme ve ablasyon/aşındırma cihazı kullanılarak ÖKL üretilecektir.

Page 3

H.1.2. Bamesa Aceros S.L. (BAMESA)

(6) BAMESA, 1962 yılında İspanya’da kurulmuştur. Şirket, dünyanın çeşitli ülkelerinde çelik hizmet merkezi faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Türkiye’de ise Bursa’da kurulu olan ve hisselerinin %(…..)’ı BAMESA’ya; %(…..)’ı ArcelorMittal Spain Holding S.L’ye ait olan BAMESA ÇELİK aracılığıyla faaliyet göstermektedir.

H.1.3. Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BAMESA ÇELİK)

(7) BAMESA ÇELİK, 1998 yılında kurulmuştur. Şirketin hisselerinin %(…..)’ı BAMESA’nın ve %(…..)’ı ArcelorMittal Spain Holding S.L’nin olup her iki şirket tarafından ortak kontrol edilmektedir. BAMESA ÇELİK, çelik hizmet merkezi ve çelik hizmet lojistik merkezi olarak faaliyet göstermekte, AMFCE’den aldığı çelik bobinleri ve lazer kaynaklı levhaları dilimlenmiş bobin veya levha şekline dönüştürmektedir. Şirketin Türkiye’de kontrolünün %100’üne sahip olduğu BAMİ adlı bir iştiraki bulunmaktadır.

H.1.4. BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BAMİ)

(8) BAMİ, Türkiye’de otomotiv sektörü için ölçülü kaynaklı levha üretmektedir. Bu doğrultuda, BAMESA ÇELİK firmasından çelik levha olarak tedarik ettiği ürünleri ÖKL’ye dönüştürmek için kaynaklama işlemi gerçekleştirmekte, ÖKL halini almış ürünleri ise, belirli bir kullanıcıya (…..) özel olarak tedarik edilen oldukça küçük bir bölümü dışında, BAMESA ÇELİK’e geri tedarik etmektedir. ÖKL’lerin üçüncü kişilere satışı BAMESA ÇELİK tarafından gerçekleştirilmektedir. Mevcut durumda BAMESA ÇELİK, BAMİ’nin hisselerinin ve kontrolünün tamamına sahiptir.

H.2. İlgili Pazar

H.2.1. Pazara İlişkin Genel Bilgiler

(9) Yukarıda da yer verildiği üzere, Mutabakat Anlaşması’na taraf olan teşebbüsler çelik sektörünün farklı uzmanlık alanlarında faaliyet göstermektedir. İlgili metne konu teşkil eden ÖKL ise çeliğin çok özel bir türü olup söz konusu metin kapsamında sadece otomobillerin çeşitli parçaları için satışı yapılan bir girdidir. Öte yandan Dağıtım Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye’ye getirilmesi planlanmış olan USIBOR ve DUCTIBOR ürünleri de ÖKL üretiminde kullanılacak olup daha gelişmiş bir teknoloji ile üretim yapılmasına olanak tanıyacaktır. Bu sebeplerle aşağıda öncelikle ÖKL’nin çelik sektörü içindeki yeri ve otomotiv sektöründeki önemi açıklanmaya çalışılacaktır.

(10) Otomobillerin gövdesi, otomotiv endüstrisinde"Ievha" olarak adlandırılan çelik plakalardan oluşmaktadır. Levhalarla aynı amaçla kullanılan başka çelik türleri de bulunmakla birlikte otomobil gövdesinin yerine geçebilmesi bakımından yekpare levhalar (YL) ya da ÖKL’ler olmak üzere esasen iki tip levha bulunmaktadır. YL'ler, çeşitli otomobil parçalarının gereklerine göre şekillendirilmiş kaplamalı ya da kaplamasız olabilen çelik saçlardır. Bu amaçla YL’ler, OEM’lerin her birinin kendi araç tasarımı doğrultusunda doğrudan çelik plakalardan kesilmekte, daha sonra nihai şeklini almak üzere preslenmektedir. Preslenme işleminden sonra YL’ler otomobil gövdesini oluşturmak üzere birbirine kaynaklanmaktadır.

(11) ÖKL'ler de çelik plakalardan kesilen kaplamalı veya kaplamasız çelik parçalar olmakla birlikte kaynaklama işlemi kesim işleminden sonra gerçekleştirilmekte ve parçalar daha sonra preslenmek üzere OEM’e veya bir çelik hizmet merkezine gönderilmektedir. ÖKL’ler kaplamalı ya da kaplamasız münferit çelik parçaların birbirine kaynaklanmasından oluşmaktadır. Farklı cinste ve kalınlıkta çelik parçalardan oluştuğu için ÖKL’ler üreticilerin karmaşık özelliklere sahip çelik plakalarından kesilmiş parçaları bir araya getirmesini mümkün kılmaktadır. Kaynaklama işlemi lazer kullanılarak yapılmaktadır.

Page 4

(12) Çelik plakalarının bir otomotiv gövde parçasına dönüştürülmesi işleminde öncelikle, ARCELORMITTAL veya THYSSENKRUPP vb. gibi çelik üreticilerinden temin edilen çelik bobinler ya OEM’ler tarafından şirket içinde ya da BAMESA ÇELİK gibi çelik hizmet merkezleri tarafından OEM’lerin talebi doğrultusunda kesme veya dilme işlemlerine tabi tutulmaktadır. Bundan sonra gerekiyorsa kaynak daha sonra da presleme işlemi yapılmaktadır. Levhaların otomobil gövdesini oluşturacak şekilde birleştirilmesinden önce preslenmesi gerekmektedir. Presleme işlemi de ya OEM’ler tarafından kurum içinde veya çelik hizmet merkezleri tarafından gerçekleştirilmektedir.

(13) ÖKL veya YL yapılmasında kullanılan çeliğin türü açısından bakıldığında ise daha önce de ifade edildiği gibi YL ya da ÖKL ürünleri kaplamalı veya kaplamasız çelikten üretilebilmektedir. Kaplamalı çelik kullanılması durumunda galvanize çelik (çinko kaplama çelik) ya da aluminize çelik (AlSi alaşımlı kaplama çelik) kullanılarak üretim gerçekleştirilmektedir. Bu çelik ürünlerinin tamamı"sıcak daldırma galvanize çelik ürünleri" ya da"elektrogalvanize çelik ürünleri" olarak sınıflandırılmakta ve genel olarak"galvanize çelik ürünleri" olarak kabul edilmektedir [3].

(14) Sıcak haddeli, soğuk haddeli [4] ya da sıcak daldırma galvanize çelik ürünleri kullanılarak üretilen ÖKL’lerin veya YL'lerin daha sonra preslenmesi gerekmektedir. Hâlihazırda BAMİ, BAMESA ÇELİK’in sıcak haddeli, soğuk haddeli ya da sıcak daldırma galvanize çelik ürünleri kullanarak ürettiği YL’lerden ÖKL üretmektedir.

(15) Muafiyete konu teknoloji transferi kapsamında yapılan Dağıtım Sözleşmesi ile ARCELORMITTAL tarafından BAMESA ÇELİK’e AlSi kaplamalı çelik gönderilecektir. Başvuru konusu teknoloji transferinin BAMİ’ye getirilmesiyle birlikte BAMİ, BAMESA ÇELİK’in ürettiği AlSİ kaplamalı YL’lerden de ÖKL üretmeye başlayacaktır. OEM’ler, ÖKL üretiminde kullanılacak çeliğin kalitesine göre, çeliğin kullanımına onay vermektedir. OEM’ler tarafından çeşitli dayanıklılık ve kalite testlerinden geçmemiş çelik kullanılamamaktadır.

(16) Mutabakat Anlaşması’nda ayrıca USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin teminine yönelik de bir stratejik işbirliği olduğu ifadesi yer almaktadır. Bu nedenle USIBOR ve DUCTIBOR’a ve genel olarak hammaddeye ilişkin bilgi vermek gerekmektedir.

(17) Alüminyum kaplamalı çelikler, yassı karbon çelik ürünleri grubunda yer alan ve sıcak daldırma ile her iki tarafı da alüminyum/silisyum alaşımı ile kaplanan sıcak haddelenmiş çelik ürünleridir. Bu uygulama, hem çeliğin sağlamlığına sahip, hem de alüminyumun aşınma dayanıklılığıyla alüminyum/silisyum alaşımının ısı korumasına sahip bir ürün ortaya çıkarmaktadır.

(18) Nitekim ARCELORMITTAL, ikisi Fransa'da biri Lüksemburg'da yer alan, üç tesiste alüminyum silisyum kaplamalı çelik üretmektedir. Artan talebi karşılamak için 2015 yılının son çeyreğinde faaliyete geçecek bir diğer tesisin yatırımının İspanya'da devam etmekte olduğu, mevcut durumda ARCELORMITTAL'in alüminyum silisyum (AISi) kaplamalı çelik üretim kapasitesinin kullanım oranının %(…..) olduğu belirtilmiştir.

(19) ARCELORMITTAL’ın, USIBOR’u Türkiye’de talep eden tüm kullanıcılara (BAMESA ÇELİK, BEYÇELİK GESTAMP ve BENTELER) temin ettiği belirtilmektedir. USIBOR kaynaklanmış

[3] Kurulun 16.6.2009 tarih ve 09-28/600-141 sayılı kararında da yassı çelik ürünleri pazarının sıcak haddelenmiş saçlar, soğuk haddelenmiş saçlar, teneke ve krom kaplı saçlar (ambalaj çeliği), galzvanizli saçlar, kalın levhalar gibi alt pazarlara ayrılabileceği belirtilmektedir.

4 Haddeleme işlemi, malzemeyi, kendi eksenleri etrafında dönen silindirik şekle sahip iki merdane arasından geçirerek gerçekleştirilen ve bu vesileyle malzemenin kalınlığında azaltılma sağlanan bir plastik sekil verme işlemidir (http://www.metalurjik.net/tag/haddeleme-nedir).

Page 5

parçada azami dayanıklılık sağlamakta, DUCTIBOR ise ürüne çarpışma anında enerjiyi azami emme özelliği katmaktadır. AISi kaplamalı yassı çelikten ÖKL üretiminde bu iki ürün hammadde olarak önem taşımaktadır.

(20) Otomobil levhalarında kullanılan AlSi kaplamalı çelik ürünlerinin nispeten yeni ve patentli ürünler olmaları sebebiyle, ilgili teknoloji de dünyada görece yeni bir teknolojidir. AlSi kaplamalı çelikler, sıcak daldırma yöntemiyle her iki tarafı alüminyum/silisyum alaşımı ile kaplanan sıcak haddelenmiş çelik ürünleridir. Bu uygulama, çeliğin sağlamlığını ve ısı korumasını artırmaktadır. Galvanizli yassı çelikte ise galvaniz kaplaması bulunmaktadır. AISi kaplamalı çelik türü, mevcut çelik türlerine göre daha dayanıklı, daha hafif parçalar üretmeye elverişlidir. Bu nedenle bu ürünlerin kullanıldığı otomotiv parçalarının sayısı giderek artmaktadır. ARCELORMITTAL’in patentiyle üretilen ve Dağıtım Sözleşmesi ile Türkiye’de satılması öngörülen USIBOR ve DUCTIBOR ürünleri, bu çelik türüne birer örnektir.

H.2.1.1. Ölçülü Kaynaklı Levha Üretim Süreci

(21) ÖKL, dünyada 1980’lerin sonunda geliştirilmiş bir teknoloji olup, YL’ler ve geleneksel kaynaklama işlemleri kullanılarak üretilmiş çelik parçalara göre otomobillerde daha az ağırlık, daha az parça, daha az çelik kullanımı, yakıt tasarrufu, gelişmiş emisyon, çarpışmaya karşı dayanıklılık, yüksek kalite, nihai kullanıcılar için düşük maliyet [5] ve yüksek güvenlik gibi avantajlar sunması sebebiyle talebi hızlı bir şekilde artmıştır.

(22) ÖKL, yassı çelik ürünleri kullanılarak üretilebilmekte ve temel olarak farklı kalınlık, “grade” (kalite ve tür) ve kaplama (alüminyum, galvaniz, vb.) içeren yassı çelik ürünlerinin kesilip birbirlerine kaynaklanmasıyla oluşturulmaktadır. Üretimde kullanılan çelik ürünlerinin özelliklerine bağlı olarak kaynaklama aşamasında da farklı tekniklerin kullanılması gerekmektedir. Galvanize çelik türü ile üretilen ÖKL için elle veya lazerle kaynaklama yapılabilirken AlSi kaplamalı çelik türünden üretilen ÖKL’nin kaynaklanmasından önce ablasyon/aşındırma (aşındırma) cihazıyla üstündeki kaplamanın milimetrik olarak kazınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Mevcut durumda Türkiye’de aşındırma cihazı bulunmamaktadır. Teknoloji transferiyle bu cihazın BAMİ’ye getirilmesi planlanmaktadır.

(23) Türkiye’de ÖKL üreten teşebbüsler BAMİ, Wisco Tailored Blanks Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti. (WISCO) ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş.’dir (OYAK RENAULT). Ancak, OYAK RENAULT kendi iç tüketimi için ÖKL üretmekte (…..). Bu sebeple otomotiv pazarına ÖKL temin eden teşebbüsler olarak sadece BAMİ ve WISCO’nun faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.

(24) ÖKL üretim sürecinde öncelikle kesme sonra kaynak ve en son presleme işlemi bulunmaktadır. Ancak AlSi kaplamalı çelikten ÖKL üretim sürecinde kaynak aşamasından önce milimetrik olarak kaplamanın aşındırma makinası vasıtasıyla kazınması gerekmektedir. Aşındırma aşaması sadece AISi kaplamalı çelik kullanıldığında gerekli olan bir işlemdir. Aşındırma makinası kullanılmadığı durumda, kaynak esnasında AISi kaplama, levhanın içinde kalarak ürünün dayanıklılığını düşürmektedir. Mevcut durumda, aşındırma makinası Türkiye’deki ÖKL üreticilerinde olmadığından, ürünler kaynaklı halde yurtdışından ithal edilmektedir.

(25) ÖKL üreticilerinden WISCO çeliği doğrudan ARCELORMITTAL’den değil, (…..) aracılığıyla almaktadır. WISCO tarafından yapılan açıklamada, ARCELORMITTAL’in kendilerine galvanize çelik satmamaları ve/veya yüksek fiyattan satmaları sebebiyle (…..) üzerinden alım yapmak zorunda kaldıkları ifade edilmektedir.

5 Daha az çelik kullanılması, birleştirme maliyeti olmaması ve otomobil üreticileri için daha düşük yatırım ve geliştirme maliyeti gerektirmesi sebepleriyle ÖKL’ler maliyet avantajı sağlamaktadır.

Page 6

(26) OEM’ler, genelde küresel firmalar olmaları sebebiyle uluslararası ihalelerle yapılan alımlarda, ÖKL üretiminde kullanacakları çeliğin “grade” (kalite ve tür)’ine göre, Türkiye’deki çelik kullanımlarına onay vermektedir. Bir başka deyişle, uluslararası ihalelerde belirlenen “grade” i tutmayan çelikten üretilen ÖKL’ler OEM’ler tarafından kabul edilmemekte ve OEM’ler tarafından çeşitli dayanıklılık ve kalite testlerinden geçmemiş çelik kullanılamamaktadır. ARCELORMITTAL’in çeliği OEM’ler tarafından onaylanmış bir çelik olması sebebiyle önem arz etmektedir.

H.2.2. İlgili Ürün Pazarı

(27) Muafiyet başvurusuna konu işlem, taraflar arasında ÖKL üretimine yönelik olarak yapılmış bir anlaşma olup bu anlaşma çerçevesinde bir teknoloji transferi ve bu teknolojinin girdisi olarak kullanılacak yeni bir çelik türünün Türkiye’de dağıtımı gerçekleştirilecektir.

(28) Çelik levhalar, boyutları hassas bir şekilde belirlenmiş çelik saçlar olup genellikle otomobillerin gövde parçaları için otomotiv üretiminde kullanılmaktadır. Söz konusu levhalar, başlangıçta YL halinde olmakla birlikte, yukarıda da değinildiği üzere kesme ve presleme işlemlerine tabi tutulmaktadır.

(29) Birbirine kaynaklanmış YL’lerden oluşan ÖKL’ler, YL’lerin aksine farklı cinste ve kalınlıkta çelik parçaları ihtiva eden karmaşık şekillerin üretilmesine olanak sağlamakta, OEM’ler için parça ve çelik kullanımında tasarruf sağlamakta, daha az ağırlık ile daha yüksek kalitede, daha güvenli ve daha az maliyetli otomobil üretilebilmesini mümkün kılmaktadır. Söz konusu avantajlar, ÖKL ürününün diğer çelik ürünlerinden farklılaşmasına yol açmaktadır. Bu sebeplerle dosya kapsamında ilgili ürün pazarı, Rekabet Kurulu’nun önceki kararlarıyla paralel olarak “ölçülü kaynaklı çelik levha pazarı” olarak belirlenmiştir [6].

(30) Bunun gibi, USIBOR ve DUCTIBOR’un dâhil olduğu AISi kaplamalı çelik türleri ise ayrı bir pazar olarak ele alınabilecektir. Zira bu çelik türleri, çarpma ile ilgili alanlarda mevcut çelik türlerine göre daha esnek ve dayanıklı, bununla birlikte daha hafif parçalar üretmeye elverişli olup otomobil güvenliğinde artış ve yakıt tasarrufu gibi ek faydalar sağlamakta ve daha gelişmiş bir teknoloji ile üretilmektedir. Bu avantajları nedeniyle ÖKL pazarında mevcut çelik türlerine göre yeni kullanılmaya başlanılmış olmasına rağmen AISi kaplamalı sıcak çeliklerin ÖKL üretimindeki payı artmakta, mevcut çelik türleriyle üretilemeyen ÖKL parçaları ilgili ürünlerle üretilebilmektedir. Bu sebeplerle, alüminyum silisyum kaplamalı sıcak çeliğin ÖKL üretiminde kullanılan diğer çelik türlerinden ayrı bir pazar olduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, Dağıtım Sözleşmesi’nin değerlendirmesinde esas alınacak ilgili ürün pazarı “ÖKL üretiminde kullanılan alüminyum silisyum kaplamalı sıcak çelik pazarı” olarak belirlenmektedir.

H.2.3. İlgili Coğrafi Pazar

(31) Bildirime konu işlem, ÖKL ürünlerinin Türkiye’de üretilmesine yönelik olarak bir teknoloji transferinin gerçekleştirilmesine ve bu teknolojide kullanılacak USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin Türkiye’de satışına ilişkin olduğundan, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.

H.3. Tespitler

(32) Kurum kayıtlarına 23.03.2015 tarih ve 1551 sayı ile intikal eden ve AMTB temsilcisi tarafından yapılan bildirimde özetle AMFCE, AMTB, BAMESA, BAMESA ÇELİK, BAMİ firmaları arasında 01.03.2015 tarihinde imzalanan ve ölçülü kaynaklı çelik levhaların üretiminde kullanılacak yeni bir teknolojinin (aşındırma cihazı) getirilmesine ilişkin Mutabakat Anlaşması’na bireysel muafiyet tanınması talep edilmektedir.

6 Rekabet Kurulu’nun 29.08.2008 tarih ve 08-51/781-310 sayılı kararı.

Page 7

(33) Mutabakat Anlaşması’nın incelenmesi sürecinde metinde atıf yapılan ve söz konusu aşındırma cihazının kullanımında esas girdi teşkil eden USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerine yönelik olarak AMFCE ile BAMESA ÇELİK, Bamesa Muradiye Çelik San. Tic. A.Ş. (BAMESA ÇELİK MURADİYE) ve BAMİ arasında 14.07.2014 tarihinde imzalanmış bir Dağıtım Sözleşmesi olduğu tespit edilmiş ve söz konusu Dağıtım Sözleşmesi de muafiyet incelemesinin kapsamına resen dâhil edilmiştir [7].

(34) Başvurunun değerlendirilmesi ve tespit edilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla AMTB’den bilgi taleplerinde bulunulmuş, ayrıca, ÖKL müşterileri olmaları sebebiyle muafiyet konusu işlemden doğrudan etkilenecek olan otomobil üreticisi firmalardan (OEM) da bilgi talep edilmiştir. Bu kapsamda, Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.’den (FORD), Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.’den (TOFAŞ), Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş.’den (TOYOTA), Toyota Tsusho Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’den (TOYOTA TSUSHO), OYAK RENAULT’dan bilgi alınmıştır.

(35) Bunun gibi, ARCELORMITTAL hakkında medyada çıkan haberler üzerine Ekonomi Bakanlığı’ndan da bilgi alınmıştır. Öte yandan, ÖKL pazarında BAMİ’nin Türkiye’de üretici olarak tek rakibi konumunda olan WISCO’dan da bilgi talep edilmiş, talep edilen bilgiler 16.04.2015 tarihli ve 2020 sayılı, 27.04.2015 tarihli ve 2159 sayılı, 01.06.2015 tarihli ve 2693 sayılı yazılar ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. WISCO firmasının cevap yazılarına ilaveten, bireysel muafiyet bildirimine konu olan anlaşmaya yönelik itirazlarını içeren 16.04.2015 tarih ve 2020 sayı ile 17.06.2015 tarihli ve 2896 sayılı yazıları ve bu yazıdaki iddialara ilişkin (…..) 10.07.2015 tarihli ve 3248 sayılı yazı da Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Ayrıca, konuya ilişkin olarak WISCO firması yetkilileri ile 15.05.2015, 17.06.2015 ve 11.09.2015 tarihlerinde Kurumda toplantılar gerçekleştirilmiştir. 15.05.2015 ve 17.06.2015 tarihli toplantılar ertesinde WISCO’dan gelen ek bilgi yazısı, 14.08.2015 tarih ve 3843 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(36) Son olarak, WISCO’nun 2013 yılına kadar kontrolüne sahip olan [8], dünyada ÖKL tekniğini ilk kez geliştiren ve Türkiye’ye ilk kez getiren ThyssenKrupp Grubu’ndan [9] da bilgi talep edilmiştir. Talep edilen bilgiler, 29.07.2015 tarihli ve 3521 sayılı, 06.08.2015 tarihli ve 3723 sayılı [10], 08.09.2015 tarihli ve 4224 sayılı, 19.10.2015 tarihli ve 4873 sayılı [11], 19.10.2015 tarihli ve 4874 sayılı yazılar ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(37) WISCO tarafından Kuruma yapılan itiraz başvurusunun değerlendirildiği 25.08.2015 tarihli ve 2015-5-10/BN sayılı Bilgi Notu Kurul’un 01.09.2015 tarihli toplantısında görüşülmüş ve Kurul, 15-34/526-M sayılı kararı ile itiraz konusu iddialara yönelik olarak BAMESA, BAMİ, ArcelorMittal Automotive Europe – Turkey, AMFCE, Borçelik Çelik Sanayii Ticaret A.Ş. (BORÇELİK), Kerim Çelik Mamulleri İmalat ve Tic. A.Ş. (KERİM ÇELİK), ArcelorMittal RZK Çelik Servis Merkezi San. ve Tic. A.Ş. (ARCELORMITTAL RZK), BAMESA ÇELİK MURADİYE, Beyçelik Gestamp Kalıp ve Oto Yan Sanayi Paz. ve Tic. A.Ş. (BEYÇELİK GESTAMP), GMF Otomotiv Parçaları San. ve Tic. Ltd. Şti. (GMF) ve ArcelorMittal Ambalaj Çeliği San. ve Tic. A.Ş. (ARCELORMITTAL AMBALAJ) hakkında 4054 sayılı Kanun’un 14.

[7] İlgili anlaşmaya yönelik olarak tarafların bir başvurusu olmamasına rağmen taraf temsilcisiyle gerçekleştirilen telefon görüşmeleri sonrasında; taraflar, Mutabakat Metni’ne ilişkin olarak gönderilen bilgi isteme yazısına yanıt kapsamında Dağıtım Sözleşmesi’nin de 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin şartlarını sağladığına yönelik bir açıklama yazısı göndermişlerdir.

8 WISCO, 2007 yılında THYSSENKRUPP’un bir iştiraki olarak Türkiye’de faaliyetlerine başlamıştır.

9 Söz konusu bilgiler, THYSSENKRUPP’un Türkiye’deki iştirakinden biri olan ThyssenKrupp Materials Turkey Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş. (THYSSENKRUPP TURKEY)’den talep edilmiştir.

10 Söz konusu bilgiler, Thyssen Krupp Steel Europe AG tarafından gönderilmiştir.

11 Söz konusu bilgiler, Thyssen Krupp Steel Europe AG tarafından gönderilmiştir.

Page 8

ve 15. maddelerinde yer verilen bilgi isteme ve yerinde inceleme yetkilerinin kullanılmasına

karar vermiştir.

(38) 09.09.2015 tarihinde BAMİ’de, BAMESA’da, ArcelorMittal FCE Çelik Tic. A.Ş.’de [12] ve

BORÇELİK’te yerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, BORÇELİK’te gerçekleştirilen

yerinde inceleme ertesinde şirket yetkilileriyle bir görüşme yapılmış ve şirkete ilişkin çeşitli

bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Söz konusu bilgiler, 14.09.2015 tarihli ve 4325 sayılı yazı ile

Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(39) Söz konusu incelemeler ertesinde AMFCE’den ve WISCO’dan 07.10.2015 tarihli ve 10391

sayılı yazı ile bilgi talep edilmiştir. Talep edilen bilgiler, AMFCE’den 04.11.2015 tarihli ve

5136 sayılı, WISCO’dan 09.11.2015 tarihli ve 5246 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına intikal

etmiştir.

H.3.1. Muafiyet Başvurusu Kapsamında Gelen Cevabi Yazılar

H.3.1.1. WISCO’dan Gelen Cevabi Yazılar

(40) WISCO, Kurum kayıtlarına 27.04.2015 tarih ve 2159 sayı, 10.07.2015 tarih ve 3248 sayı,

14.08.2015 tarih ve 3843 sayı, 09.11.2015 tarih ve 5246 sayı ile intikal eden cevabi

yazılarında özetle;

- Ölçülü levha ve yekpare levhanın; çeşitli özellikte çelikten elde edilen levhalar olduğu, bu levhaların lazer kaynak kullanılan bir makine ile birleştirilmesi sonucu elde edilen ürünün ise ölçülü kaynaklı levha (tailored welded blanks) olarak adlandırıldığı, bu bağlamda ölçülü levha ve yekpare levhanın, ölçülü kaynaklı levhanın ön ürünü olarak değerlendirilebileceği,

- ÖKL üretiminde önce ölçülü levha ve yekpare levhaların müşterilerin ihtiyaçlarına göre kesildiği, bu levhaların farklı şekiller ve kalınlıklarda (grade) olabileceği ve daha sonra bu levhaların “Gazlı Lazer Işın Kaynağı” ve “Lazer Nufüsiyet” (linear welding) kullanılan bir makine ile bir parça veya komponent oluşturmak üzere birleştirildiği ve bu sayede hem araç güvenliğinin artırıldığı, hem de aracın daha hafif olması ve netice olarak daha az yakıt harcaması ve daha az karbon salınımı yapmasının sağlandığı,

- “Gazlı Lazer Işın Kaynağı” ve “Lazer Nufüsiyet” olarak adlandırılan bu lazer kaynağının Türkiye'de sadece WISCO ve BAMİ tarafından kullanıldığı,

- ÖKL yerine geleneksel yöntemlerle üretilen levhaların (ölçülü levha, yekpare levha vb.) kullanılmasının mümkün olduğu, bununla birlikte bu ikame ürünlerin üretim maliyetinin daha yüksek olduğu ve araç güvenliklerinin daha zayıf olduğu,

- ÖKL’nin Türkiye'de şu anda sadece otomotiv sektöründe kullanılabildiği, WISCO’nun ÖKL üretimi gerçekleştirdiği, sadece (…..) ürün satabildiği ve (…..) ihtiyacı olan ÖKL'nin (…..)’sinin WISCO tarafından (…..)’sinin BAMİ tarafından karşılandığı,

- ÖKL teknolojisinin ilk olarak 1980’lerde Almanya'da ThyssenKrupp Tailored Blanks AG tarafından geliştirildiği ve şirketlerinin eski ticaret unvanının ThyssenKrupp Tailored Blanks Çelik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti olduğu, ThyssenKrupp Tailored Blanks AG'nin bir iştirakiyken ThyssenKrupp Tailored Blanks Grubu’nun tüm dünyadaki iştiraklerinin (ÖKL alanında faaliyet gösteren iştirakleri) 2013 yılında Wuhan Iron and Steel Corporation tarafından devralındığı, söz konusu devir işleminin tüm fikri ve sınai hakları kapsadığı,

Yerinde inceleme amacıyla AMFCE’nin Türkiye’deki kayıtlı adresine gidildiğinde şirketin kendi içinde

yeniden yapılanmaya gittiği, ArcelorMittal FCE Çelik Tic. A.Ş.’nin ÖKL işiyle iştigal ettiği ve ArcelorMittal

Europe Flat Industry and Automotive departmanlarının Türkiye’ye gerçekleştirdiği sevkiyatlara ilişkin servis ve

destekten sorumlu olduğu bilgisine ulaşılmış ve incelemeler bu kapsamda gerçekleştirilmiştir.

Page 9

- ÖKL teknolojisinin bir fikri sınai mülkiyet hakkına tabi olmadığı ancak ÖKL üretimi için kullanılan makinenin bir patent hakkına konu olduğu, WISCO'da kullanılan makinenin patent haklarının WISCO Grubu’na ait olduğu ve dünyada birçok ÖKL üretimi yapan makine üreticisi bulunduğu,

- WISCO’nun ÖKL teknolojisine sahip olduğu ve 2007 yılından beri Türkiye'de faaliyet göstermekte olduğu,

- ÖKL'nin maliyet avantajı sağlayabilmesi için üretiminin Türkiye'de yapılması gerektiği, aksi halde navlun masrafları nedeniyle maliyet avantajının ortadan kalkacağı, nitekim bu nedenle daha önce (…..) tarafından İtalya'da faaliyet gösteren ThyssenKrupp Tailored Blanks Spa'dan ithalat yapılırken 2007 yılı itibariyle THYSSENKRUPP grubunun Türkiye'ye yatırım yapması ve üretimin Türkiye'de gerçekleştirmesi sonrasında (…..)'ın ÖKL’yi yerli ürün olarak temin etmeye başladığı,

- Türkiye’deki pazar paylarının (…..) arasında olduğunun tahmin edildiği, Rekabet Kurumunun 2008-1-93 sayılı kararında söz konusu pazarın"ölçülü kaynaklı ince levha" pazarı olarak nitelendirildiği ve bu pazarda BAMİ'nin Türkiye'deki tek rakibinin WISCO olduğu, dolayısıyla BAMİ’nin halihazırda piyasada hakim durumda olduğu ve aşındırma makinasının getirilmesinin BAMİ’nin hakim durumunu güçlendireceği, söz konusu anlaşmaya muafiyet tanınması halinde pazarda yeni müşteri kazanmalarının ve mevcut pazar paylarını korumalarının daha da zorlaşacağı hatta imkansız hale geleceği,

- WISCO Grubunun dünya ÖKL pazarındaki payı yaklaşık (…..), Avrupa pazarındaki payı yaklaşık (…..) iken Türkiye pazarında yer bulamadığı,

- WISCO ile BAMİ tarafından üretilen ÖKL ürünlerinin (…..)’ta aynı otomotiv araçlarında kullanıldığı ve bu durumun WISCO ile BAMİ arasında bir kalite ve üretim teknolojisi farkı olmadığını gösterdiği, WISCO ve BAMİ’nin ÖKL üretiminde farklı makineler kullandığı, ancak farklı makinelerin kullanılmasının farklı teknolojiye sahip olunduğu ve/veya farklı kalitede ürünlerin üretildiği anlamına gelmediği (farklı marka çamaşır makineleri gibi),

- WISCO’nun, lazer ile birleştirme işlemini kendi tesislerinde yerine getirmekte olduğu, diğer hizmetlerin başka üreticilerden satın alındığı, ancak hammadde temin edebilirse aşındırma makinesini Avrupa’daki iştirakinden getirebileceği,

- Taraf teşebbüslerin aralarında yaptıkları anlaşmalar neticesinde ÖKL üretimi için gerekli olan aşamaların tamamını tek bir tesiste sağlayabildiği, söz konusu teşebbüslerin bu durumu transfer fiyatlandırması ve maliyet dağıtımı yaparak rekabeti engellemek için kullandıkları,

- Söz konusu teşebbüslerin ÖKL üretiminin ilk aşamalarını daha yüksek fiyatlandırdığı, WISCO'nun temin ettiği birleştirme hizmetini daha düşük fiyatlandırdığı ve bu nedenle müşterilerin sadece birleştirme hizmetini karşılaştırdıklarında WlSCO'nun daha yüksek fiyatlı olduğunu düşündükleri,

- WISCO Grubu’nun da dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden olmasına rağmen Türkiye'de ÖKL üretiminde kullanılan çelik türünün WISCO Grubu tarafından sağlanmadığı,

- Otomotiv üreticisi firmaların, araçlarında kullanılacak çeliğin nitelik ve türlerini kendilerinin belirlediğini, temin edilen çeliği kendi onay süreçlerinden geçirdikleri ve ARCELORMITTAL tarafından temin edilen çeliğin Türkiye'deki otomotiv üreticileri tarafından onaylanmış olduğu, söz konusu çeliği alarak tek müşterileri olan (…..)'a ÖKL teminini gerçekleştirebilmek için (…..)'ın “re-sale” programını kullandıkları, “re- sale” programında çeliğin (…..) tarafından ARCELORMITTAL'den satın alınarak WlSCO'ya fatura edildiği ve WISCO’nun çeliği işleyip ÖKL olarak (…..)'a sattığı,

Page 10

- Söz konusu durumun ARCELORMITTAL’in WISCO'ya direkt olarak satış yapması halinde verdiği çelik fiyatının (…..)'a sattığı fiyattan daha yüksek olmasından kaynaklandığı,

- Aşındırma makinesinin Türkiye’ye getirilmesinin bir teknoloji transferi olmadığı ve aslında bir dikey birleşme gerçekleşeceği ve bu birleşme ile şirket yönetiminin ve kontrolünün değişmekte olduğu, işleme muafiyet verilmesi halinde dikey bir birleşmeye muafiyet verilmiş olacağı,

- Taraf teşebbüslerin tekel haline gelmeleri halinde, fiyatları diledikleri gibi belirleme imkânına sahip olacakları ve bundan otomobil üreticileri ile nihai olarak tüketicilerin zarar göreceği,

- Sıcak çelik pazarının büyüyen ve gelişen bir pazar olduğu, başvuruya konu işlemin bu pazara yeni rakip girmesini engellemeye yönelik bir dikey işlem olduğu,

- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartlardan hiçbirisinin gerçekleşmemesinden dolayı söz konusu işleme muafiyet verilmesinin hukuken mümkün olmadığı,

- Avrupa'da USIBOR VE DUCTIBOR'un sadece ARCELORMITTAL tarafından üretildiği ve bu ürünlere (yakın) ikame olarak kabul edilebilecek ürünlerin sadece THYSSENKRUPP Grubu tarafından üretilebildiği,

- THYSSENKRUPP Grubu tarafından üretilen MBW1500 AlSi adlı ürününün USIBOR'a (yakın) ikame sayılabilecek bir ürün olduğu ve söz konusu ürünün Avrupa’da THYSSENKRUPP Grubu dışında bir üreticisinin bulunmadığı,

- THYSSENKRUPP Grubu tarafından üretilen MBW500 AlSi adlı ürününün DUCTIBOR 'a (yakın) ikame sayılabilecek bir ürün olduğu ve söz konusu ürünün Avrupa’da THYSSENKRUPP Grubu dışında bir üreticisinin bulunmadığı,

- Söz konusu ürünlerin ÖKL pazarında mevcut çelik türevlerine göre yeni kullanılmaya başlandığı, sıcak çelik grubunda yer alan bu ürünler ile daha dayanıklı ve daha hafif parçaların üretilebildiği, bu nedenle bu ürünlerin kullanıldığı otomotiv parça sayısının giderek artmakta olduğu,

- Söz konusu ürünlerin alüminyum silisyum kaplamalı sıcak (hot formed) çelik olarak tanımlandığı, söz konusu AlSİ kaplamalı ürünlerle gerçekleştirilen ÖKL üretiminin; mevcut çelik türevleri ile üretilen ÖKL'nin tüm avantajlarını sağlaması, mevcut çelik türevleri ile üretilen ÖKL'ye göre daha dayanaklı ve daha hafif ürünler olması ve hem çarpma ile ilgili alanlarda daha esnek,hem de güçlü olması gereken alanlarda daha dayanıklı parçaların birleştirilerek tek parça elde edilebilmesi gibi avantajlar sağladığı,

- WISCO’nun söz konusu ürünleri Türkiye'de temin edemediğinden bu ürünlerle üretilen ÖKL parçalarını üretemediği, söz konusu ürünler ile üretilen ÖKL parçalarının bireysel muafiyet başvurusu yapan teşebbüsler dışında başka bir firma tarafından üretilemediği, bu nedenle söz konusu teşebbüslerin fiyatları istediği gibi belirleyebileceği ve fiyat farkının araç bedeline yansıtılacağı, bu durumdan da tüketicinin mağdur olacağı,

- WISCO Grubu’nun, Türkiye dışındaki tesislerinde söz konusu ürünlerle ÖKL üretimi yaptığı, bu üretim için gerekli olan ürünleri (…..) temin ettiği, Türkiye’de ilgili ürünlerin temininin mümkün olmaması nedeniyle WISCO’nun AISi kaplamalı ÖKL üretimi yapamadığı [13],

- WISCO’nun mevcut (eski teknolojiyle üretilen) ÖKL ürünleri ile faaliyetine devam etmesinin zaten çok düşük olan pazar payının daha da küçülmesine yol açacağı, zira ÖKL pazarının bu yeni ürünlerle büyüdüğü, söz konusu ürünler ile üretilen yeni

(…..)

Page 11

otomotiv parçalarının ÖKL pazarına dahil olduğu ve WISCO’nun bu yeni ürünleri üretemediği için pazardaki payının daha da küçüleceği

ifade edilmiştir.

(41) Öte yandan, WISCO ile 15.05.2015, 17.06.2015 ve 11.09.2015 tarihlerinde görüşme

gerçekleştirilmiştir. Söz konusu görüşmelerden 15.05.2015 tarihli toplantıda özetle;

- WISCO’nun kuruluşta, THYSSENKRUPP’un şirketi olduğu, sonradan satıldığı,

- ÖKL'yi Türkiye'ye getiren ilk firmanın da WISCO olduğu, ARCOLERMITTAL grubunun dikey bütünleşik bir firma olduğu için Türkiye'de güçlü olduğu,

- Kalite olarak ARCELORMITTAL’in çeliklerinin farklı olduğu, çelik materyalinin %70- 80 oranında önemli bir maliyet kalemi olduğu ve rekabeti önemli derecede etkilediği,

- Çeliğin yurt dışından taşıma maliyetlerinin çok fazla olduğu ve bu bağlamda rekabetçi olmalarının çok zor olduğu,

- ÖKL’nin Türkiye'de sadece otomotiv sektörüne sağlandığı, (…..)’ın maliyet avantajı nedeniyle ÖKL‘yi yerel sağlayıcılardan temin etmek istediği,

- Çelik temini konusunda Avrupa’da esnekliğin yüksek, Türkiye'de ise esnekliğin düşük olduğu,

- Avrupa’da taşıma işlemlerinin daha kolay olduğu ve ARCELORMITTAL’in aynı zamanda (…..) gibi tedarikçi firmalar sayesinde pazar gücüne sahip olduğu,

- AISi kaplamalı çeliğin Avrupa'da üretildiği ancak patentten dolayı Türkiye’ye getirilemediği,

- OEM'lerin, çelik tedarik ederek kendi bünyelerinde üretim yapabildikleri için fazla şikâyetçi olmadıkları,

ifade edilmiştir.

(42) 17.06.2015 tarihli toplantıda ise özetle;

- Muafiyet talep edilen Mutabakat Anlaşması’nda aşındırma teknolojisinden bahsedilse de: asıl amacın yönetim değişikliği olduğu, bu bakımdan aslında bir birleşme devralma başvurusu yapılması gerektiği, getirilecek olan aşındırma makinesinin Türkiye'de olmadığı ve değerinin 100.000-300.000 Avro arasında değişmekte olduğu ancak söz konusu makinenin yerine daha manuel tarzda ikame ilişkisi olabileceği,

- AlSi kaplamalı çeliği işlemelerinin ARCELORMITTAL tarafından engellendiği ve bu durumun asıl sorunları olduğu, söz konusu durumun ise (AISi kaplamalı) çelik ürününün kendilerine satılmayarak gerçekleştirildiği, TYSEENKRUPP Grubu ve ARCELORMITTAL arasında yapılan anlaşma neticesinde AlSi kaplamalı çelik satışının AB dışına yapılamadığı,

- TYSSENKRUPP Grubu’nun 15. sırada yer alan Alman çelik üreticisi olduğu, asansör denizaltı vs. gibi birçok alanda faaliyetlerinin bulunduğu,

- Aşındırmanın AlSİ kaplamalı çelikte uygulanabildiği ancak galvanize çelikte uygulanamadığı,

- ARCELORMITTAL’in çeliklerinin otomotiv üreticileri nezdinde onaylı olduğu, WlSCO’nun sipariş alamadığı için onay süreçlerine giremediği, bu sebeple mecburen ARCELORMITTAL çeliğine muhtaç oldukları ancak alamadıkları,

- Soğuk çelikleri diğer çelik üreticilerinden alabilecekleri veya TYSSENKRUPP’tan ithal edebilecekleri, bununla birlikte ARCELORMITTAL’in daha ucuz olduğu, fakat WISCO’ya düşük fiyattan vermediği,

- AISi kaplamalı çelikte ise daha çok sıkıntıların olduğu, bu ürünün ARCELORMITTAL tarafından WISCO'ya verilmediği, TYSSENKRUPP'un ise ARCELORMITTAL ile yapılan anlaşmadan dolayı Türkiye pazarına satamayacağını belirttiği, bu bakımdan

Page 12

Türkiye pazarına AlSi kaplamalı çeliği sadece ARCELORMITTAL firmasının satabildiği,

- AlSi kaplamalı çelik ürününün yeni bir ürün olduğu, herkes tarafından da üretilemediği, BEYÇELİK ve GMF firmalarının da ARCELORMITTAL grubunun iştirakleri olduğu ve bu firmalara mal satma konusunda sıkıntılar yaşadıkları,

- BAMESA firması üzerinde de ARCELORMITTAL'in hissedarlığı olduğu, bu konunun da araştırılması gerektiği,

- Aşındırma makinesinin teknoloji transferi olmadığı, çünkü başkaları tarafından bu aşındırma teknolojisinin kullanılabildiği, ayrıca know-how gerektiren bir iş de olmadığı, basit bir öğretme ile işçilerin de bu makineyi kullanabilecekleri,

- ÖKL ürününün kalite farkı da olsa manuel tekniklerle yapılabildiği; sıcak (AISi kaplamalı) çelikle üretimin otomotivde hızla gelişmekte olduğu,

- Bireysel muafiyet şartlarının gerçekleşmediği, piyasada zaten rekabetin olmadığı,

- AISi kaplamalı çelik ürününün, TYSSENKRUPP tarafından da üretilmesine rağmen ARCELORMITTAL ile TYSSENKRUPP arasındaki anlaşma sebebiyle Türkiye'ye TYSSENKRUPP tarafından sağlanamadığı, sadece ARCELORMITTAL tarafından USIBOR ve DUCTIBOR adı altında sağlanabildiği,

- AISi kaplamalı çeliğin Türkiye için başka bir üreticisi olmadığı,

- Bununla birlikte ARCELORMITTAL‘in USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin WISCO'ya satışını gerçekleştirmek istemediği,

- USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin ARCELORMITTAL'dan temin edilememesi sebebiyle bu ürünlerin kullanımının sağlanmasına yönelik olarak yapılacak aşındırma makinesi yatırımının Türkiye’ye WISCO tarafınca getirilemediği,

- (…..), ARCELORMİTTAL firmasının çeliği satarken"çeliği ucuz veririm ama sen de BAMESA ÇELİK firmasında çeliği kestireceksin" noktasında yönlendirme yaptığı, BAMESA ÇELİK firmasına çelik girdiğinde ise ÖKL ürünün de BAMi firmasında üretildiği bunun da WISCO firmasını dolaylı olarak etkilediği, örneğin; (…..), ARCELORMITTAL'den çeliği aldığında kesimini (…..) yapacağım dediğinde ARCELORMITTAL’in buna izin vermediği

iddia edilmiştir.

H.3.1.2. THYSSENKRUPP Grubu’ndan Gelen Cevabi Yazılar

(43) ThyssenKrupp Steel Europe AG’nin (THYSSENKRUPP EUROPE) Kurum kayıtlarına

06.08.2015 tarih ve 3723 sayı ile intikal eden cevabi yazısında özetle;

- THYSSENKRUPP EUROPE’un, ÖKL ürününe yönelik olarak ARCELORMITTAL ve/veya BAMESA ile, Avrupa’da stratejik işbirliği dahil herhangi bir ortak bağının ve faaliyetinin bulunmadığı,

- THYSSENKRUPP EUROPE’un, Türkiye’deki ÖKL üretimi işi de dahil olmak üzere ÖKL işinin önemli bir bölümünü WISCO Grubu’na sattığı, söz konusu satışın 2013’te yürürlüğe girdiği ve (…..), WISCO’nun ÖKL üretimi için gerekli olan malzemeyi (pre- material) üçüncü taraflardan (çelik hizmet merkezleri, çelik işleyiciler ve çelik satıcıları) sipariş edebileceği, WISCO’nun şimdiye kadar kendilerinden malzeme satın almak istememesinin ticari tercihi olduğunu düşündükleri,

- THYSSENKRUPP EUROPE’a ait farklı çelik türlerinin ÖKL üretiminde kullanılabildiği, THYSSENKRUPP EUROPE’un Türkiye’deki ÖKL üretimi için farklı arz kaynaklarından (çelik hizmet merkezleri, çelik işleyiciler ve çelik satıcıları) yapılan siparişleri belirleyebilme konumunda olmadığı,

- ÖKL’nin özellikle otomotiv üretiminde kullanıldığı, THYSSENKRUPP EUROPE’un ÖKL üretiminde kullanılabilen çelik türlerinden, Türkiye’deki çelik hizmet merkezlerine

Page 13

ve birinci aşama üreticilere (Tier 1) 2008’de toplam (…..), 2009’da toplam (…..), 2010’da toplam (…..), 2011’de toplam (…..), 2012’de toplam (…..), 2013’te toplam (…..), 2014’te toplam (…..), 2015’in Temmuz ayına kadar olan süreçte ise toplam (…..) satış yapıldığı,

- Türkiye’deki çelik hizmet merkezlerinin ve birinci aşama üreticilerin (Tier 1 sağlayıcıları) gelecekte ÖKL üretimi için gerekli olan malzemeleri ARCELORMITTAL ile BAMESA arasında olduğundan bahsedilen ortak girişimden alabilecekleri için kendi satışlarının olumsuz yönde etkileneceği,

- (…..),

- Almanya’daki şirketlerinin BAMESA ÇELİK’e büyük montanlı satış yapmama nedenini bilmedikleri, ARCELORMITTAL ile BAMESA arasındaki işbirliğinin ilgili pazarda kapama etkisine neden olabileceği

ifade edilmiştir.

(44) THYSSENKRUPP EUROPE, Kurum kayıtlarına 19.10.2015 tarihli ve 4873 sayılı yazı ile

intikal eden cevabi yazısında ise özetle;

- THYSSENKRUPP EUROPE’un Almanya, Avrupa Birliği, Kanada, Meksika ve Güney Afrika’da kayıtlı “MBW” adlı AISi kaplamalı çelik markasının olduğu, THYSSENKRUPP EUROPE’un söz konusu ürünün satışını “MBW 500 (AS)” ve “MBW 1500 (AS)” isimleriyle yaptığı,

- ARCELORMITTAL (lisans veren) ile THYSSENKRUPP (lisans sahibi) arasında 29 Haziran 2004 tarihinden itibaren patent lisans anlaşması olduğu,

- AISi kaplamalı çeliğin ARCELORMITTAL’in 7 Temmuz 1999’da Avrupa Patent Ofisi’ne yaptığı başvuruyla korunduğu, söz konusu korumanın 7 Temmuz 2019’a kadar devam ettiği,

- AISi kaplamalı çeliğin yeni bir buluş ya da yeni bir yatırım olarak düşünülemeyeceği, AISi kaplamalı çeliğin otomotiv endüstrisi dışında başka bir alanda kullanılıp kullanılmadığını bilmediklerini,

- (…..),

- (…..)

ifade edilmiştir.

H.3.1.3. OEM’lerden Gelen Cevabi Yazılar

(45) ÖKL ürünü, Türkiye coğrafi pazarında esas anlamda otomotiv sektöründe OEM’ler

tarafından girdi olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple, bildirime konu anlaşmanın OEM’ler

üzerindeki etkisini anlayabilmek adına, OEM’lerden bilgi talep edilmiştir. Söz konusu bilgi

taleplerine gönderilen cevap yazıları aşağıda özetlenmiştir.

(46) (…..), cevap yazısında özetle; ÖKL teknolojisine ve ilgili teknolojiye ilişkin bilgiye sahip

olmadıklarını, araç dizaynı ve geliştirilmesi ile ilgili sorumluluk ve yetkilerin Toyota

Japonya’ya ait olduğunu, ÖKL tedarikçilerinin kalite performanslarının Türkiye’de veya yurt

dışında olmaları ile bağlantılı olmadığını, maliyet açısından ise Avrupa ve Türkiye kaynaklı

üreticilerin, lojistik maliyet seviyeleri de dahil olmak üzere, maliyet seviyelerinin yakın

olduğunu, bununla birlikte Avrupalı üreticilerin üretim hacimleri daha fazla olduğu için uygun

fiyat verebildiklerini ifade etmiştir.

(47) (…..) cevap yazısında özetle; ölçülü levhaların rulo saçtan kesilmiş levhalar olduğu, ÖKL’nin

ise farklı kalınlıktaki ve/veya farklı mukavemetteki sac levhaların birbirine lazer kullanılarak

kaynatılması ile oluşan parçalar olduğu, (…..), ÖKL ürünlerini yurt içinden tedarik ettikleri,

zira yurt dışından tedarik edildiğinde nakliyenin daha maliyetli olacağı ifade edilmiştir.

Page 14

(48) (…..) cevap yazısında özetle; yekpare levha ile ölçülü levhaların aynı özelliklere sahip olduğu nitekim ikisinin de rulo şeklindeki çelik levhalardan üretildiği, ancak ölçülü levhaların yekpare levhalara göre daha ufak ebatlarda olduğu, ÖKL’nin ise aynı veya farklı kalınlıkta ve türde iki farklı ölçülü levhanın lazer vs. yöntemleri ile birleştirilerek meydana getirilen bir levha türü olduğu, söz konusu ürünler arasında ikame ilişkinin bulunduğunun söylenmesinin mümkün olmadığı, söz konusu ürünlerin kullanım tercihi yapılırken kullanım yeri, araç tasarımı, maliyet, üretim teknolojisi, fizibilite çalışmaları gibi birçok etkenin dikkate alındığı, (…..), ÖKL kullanmak istemeleri halinde araç testlerinde, tüm üretim prosesinde ve araç tasarımında değişiklik yapmaları gerekeceği için yekpare levha, ölçülü levha ve ÖKL arasında teknoloji ve maliyet açısından ikame ilişkinin olmadığı ifade edilmiştir.

(49) (…..) cevap yazısında özetle; ÖKL ürününün yekpare ve ölçülü levhalara göre daha fazla teknoloji içerdiği, ÖKL’nin, uygulanması mümkün olan yerlerde ağırlığın azalmasını sağlaması sayesinde daha az maliyetli olduğundan genellikle tercih edildiği, yekpare levha, ölçülü levha ve ÖKL ürünlerini kendi fabrikalarında üretebildikleri, (…..), ÖKL ürünlerinin yurt içinden temininin daha az maliyetli olduğu, kalite açısından ise yurt içi ve yurt dışı ÖKL ürünlerinin farklılık arz etmediği ifade edilmiştir.

(50) OEM’lerin ÖKL kullanımlarına ilişkin sağladığı bilgiler, OYAK RENAULT dışındaki hiçbir üreticinin ÖKL üretim kapasitesi olmadığı, (…..) dışındaki OEM’lerin ÖKL kullanmayı tercih ettiği, bunun yanı sıra ÖKL ithalatının, ürünlerin yapısı gereği çok yüksek maliyetli olduğu yönündedir.

H.3.1.4.Ekonomi Bakanlığı’ndan Gelen Cevabi Yazı

(51) İnceleme sürecinde, medyada ARCELORMITTAL hakkında çıkan bazı haberler üzerine konuyla ilgili detaylı bilgi almak ve haberlerde yer alan damping iddialarının dosya kapsamındaki incelemeyi etkileyip etkilemeyeceğini anlayabilmek amacıyla Ekonomi Bakanlığından bilgi talebinde bulunulmuştur. Bakanlığın cevap yazısında; (…..) bilgisine yer verilmiş, soruşturmanın devam etmekte olduğu belirtilmiştir.

H.4. Değerlendirme

H.4.1. Mutabakat Anlaşması

(52) Bildirimin konusunu AMFCE, AMTB, BAMESA, BAMESA ÇELİK ve BAMİ arasında ÖKL üretimine ilişkin olarak 1 Mart 2015’te akdedilen Mutabakat Anlaşması oluşturmaktadır. Anlaşma metninde; BAMESA ÇELİK’in 2008 yılında kurulduğu, Türkiye’de 13 yıldır çelik hizmet merkezi olarak faaliyet gösterdiği ve %100 oranındaki hissesine sahip olduğu BAMİ şirketi aracılığıyla yaptığı lazer kaynaklı ölçülü levha işi de dâhil olmak üzere, otomobil sektöründe yüksek katma değerli ürünler alanında pazar lideri olduğu belirtilmiş ve aşağıda sıralanan hususlar üzerinde anlaşılmıştır:

1. İşlem öncesinde ARCELORMITTAL ve BAMESA’nın dolaylı ortak kontrolünde

bulunan BAMİ, işlem sonrasında (…..) BAMESA ACEROS ve diğer (…..) AMFCE

tarafından atanan (…..) üyeden oluşacak bir yönetim kurulunca yönetilecek ve BAMİ

söz konusu iki grubun doğrudan kontrolüne geçecektir. Mevcut durumda BAMİ’nin

hisselerinin tamamı BAMESA ÇELİK’e ait olup ARCELORMITTAL ve BAMESA,

BAMİ üzerinde dolaylı kontrol sahibidir. Bu nedenle işlemle birlikte kontrol yapısı

değişmemektedir.

2. İşlem kapsamında AMTB, BAMİ’nin lazerle kaynaklanmış levha üretimi için

kullandığı teçhizatı modernize etmek üzere aşındırma hattı sağlayacak, ayrıca

AMTB, BAMİ’nin faaliyet alanındaki becerisini geliştirmek için BAMİ’ye teknik destek

ile know-how aktarımı yapacak ve yeni gelişmeleri BAMİ’nin erişimine sunacaktır.

Page 15

3. İşlem ertesinde AMTB, Türkiye’ye ÖKL ihracatına son verecektir. AMTB’nin yurt

dışında ürettiği kalite ve türdeki ÖKL artık BAMİ bünyesinde üretilmeye

başlanacaktır. AMFCE ve BAMESA Türkiye’de ÖKL pazarına ayrıca yatırım

yapmayacak, ortak girişim süresi ve ortaklığın bitiminden itibaren 5 yıllık süre

boyunca bu pazara girmeyecektir.

4. BAMİ, Türkiye’de taraflar için münhasır olarak, lazer kaynaklı ÖKL üreticisi olacaktır.

Şayet, bir müşteri ilgili ürünü BAMİ yerine bir diğer taraftan (Mutabakat Anlaşması

tarafından) almak isterse ve AMTB’nin ya da BAMİ’yle çalışan müşterinin öngördüğü

nakliye masrafları alternatif tarafın nakliye masraflarını %(…..) aşıyor ise bu

münhasırlık geçerli olmayacaktır.

5. BAMİ için öngörülen coğrafi pazar, hiçbir sınırlama olmaksızın Türkiye pazarı

olacaktır.

6. Taraflar, sıcak presleme için lazer kaynaklı ÖKL geliştirme işinin stratejik bir fırsat

olduğu, her bir tarafın alanında münferit güce sahip olduğu, bu gücün;

- USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin Türkiye’ye satışı konusunda var olan stratejik

işbirliği,

- Etkinlik ve kalite bakımından rakip ürünlere daha üstün olan AISİ kaplama çelikler

için gerekli olan ARCELORMITTAL patentli aşındırma hattı,

- BAMESA ÇELİK’in pazardaki lider konumu sonucunda BAMİ’nin Türkiye’deki

güçlü konumu

hususlarına dayandığı konusunda anlaşmışlardır.

H.4.1.1. Mutabakat Anlaşması’nın 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Açısından

Değerlendirilmesi

(53) Mutabakat Anlaşması’nın “Giriş Kısmı”nın “C” paragrafında münhasırlığa ilişkin düzenleme

yapıldığı görülmektedir. Söz konusu düzenleme şu şekildedir:

(…..TİCARİ SIR…..)

(54) Ayrıca, ilgili metnin “D” paragrafı aşağıdaki ifadeleri içermektedir:

(…..TİCARİ SIR…..)

(55) Münhasırlık hükmünün uygulaması hakkında taraflardan talep edilen açıklamalar aşağıda

yer almaktadır:

- BAMİ, Mutabakat Anlaşması taraflarının Türkiye’deki münhasır ÖKL sağlayıcısı olacaktır. Mutabakat Anlaşması taraflarından biri, Türkiye pazarından ÖKL siparişi aldığında siparişi alan taraf, siparişi BAMİ’ye ulaştıracaktır. BAMİ ürettiği ÖKL’yi BAMESA ÇELİK’e göndermeye devam edecek ve ürün nihai olarak BAMESA ÇELİK tarafından satılacaktır. BAMESA ÇELİK, kendi aldığı siparişler yanında taraflarca alınan siparişler konusunda da münhasır tedarikçi olacaktır. Münhasırlık hükmü, AMTB’nin [14] Türkiye’den ÖKL siparişi alması durumunda ÖKL ürünlerini bizzat Avrupa’daki kendi tesislerinden ihraç etmesine sınırlama getirmektedir. Münhasırlık düzenlemesi kapsamında taraflardan ÖKL temin eden herhangi bir müşteriye münhasırlık yükümlülüğü getirilmemektedir.

- BAMİ’nin ürettiği ÖKL’yi kullanan bir müşteri, aynı zamanda uygun bulduğu başka bir firmadan da ÖKL tedarik edebilme serbestisine sahip olacaktır. Münhasırlık hükmünün üçüncü kişiler ve gelecekteki müşteriler bakımından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Türkiye’deki OEM’ler istedikleri tedarikçiden satın almakta özgür olacaklardır.

Mevcut durumda, taraflardan sadece AMTB, ÖKL üretimi yaptığı için, münhasırlık hükmüyle AMTB’nin

Türkiye pazarına ÖKL tedarik etmesine kısıtlama getirilmektedir.

Page 16

- AMTB ya da diğer herhangi bir ARCELORMITTAL şirketi, uluslararası ihalelere [15]

katılmak konusunda serbest olacaklar ve gelecekte bu ihalelere teklif vereceklerdir.

Böyle bir ihalede başarılı olunması durumunda AMTB (ve diğer taraflar da) yurt

dışındaki tesisinden Türkiye’ye ÖKL nakletmeyecektir.

- Münhasırlık süresi konusunda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. BAMESA

ÇELİK üzerinde ortak kontrol devam ettiği sürece münhasırlık düzenlemesi geçerli

olacaktır.

- Münhasırlık düzenlemesi kapsamında getirilen kısıtlama iki durumda askıya

alınacaktır. Buna göre, herhangi bir müşteri ÖKL’yi açık bir şekilde BAMİ dışında bir

taraftan talep ederse, ilgili taraf bizzat ÖKL tedarikinde bulunabilecektir. Ayrıca, BAMİ

tesislerinin kullanılmasından kaynaklanan lojistik maliyetlerin taraflarca ortaya

konabilecek bir başka çözümün maliyetini %(…..)’den daha yüksek oranda aşıyor

olması durumunda da münhasırlık hükmü uygulanmayacaktır.

(56) Taraflar arasında öngörülen münhasırlık düzenlemesinden sadece, mevcut durumda ÖKL üretimiyle iştigal eden ve BAMİ ile fiili olarak rekabet eden, AMTB’nin etkileneceği anlaşılmaktadır. Türkiye’den ÖKL siparişi alma konusunda taraflar bağımsızlıklarını koruyacaklar ve sipariş alabileceklerdir. Ancak AMTB, kendisine gelen siparişleri BAMİ’ye yönlendirecek ve artık BAMİ’nin ürettiği ÖKL BAMESA ÇELİK tarafından ilgili müşteriye sağlanacaktır. Bu bakımdan münhasırlık düzenlemesinin taraflar arasındaki iç ilişkide geçerli olacağı görülmektedir.

(57) Öte yandan, ilerleyen dönemde Mutabakat Anlaşması’nın diğer tarafları da ÖKL üretimi yapmaya başlamaları durumunda söz konusu münhasırlık düzenlemesinden etkileneceklerdir. İlgili düzenleme, Mutabakat Anlaşması’nı 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı hale getirmektedir. Bilindiği gibi, Yatay İşbirliği Anlaşmaları Hakkında Kılavuz’un 22. paragrafında da belirtildiği üzere, “yatay işbirliği anlaşmaları, münhasırlık içermeleri veya tarafların karar alma bağımsızlıklarını önemli ölçüde azaltacak nitelikte mali ve ayni yükümlülükler içermeleri sonucunda rekabeti kısıtlayabilir”.

(58) Anlaşma taraflarının mevcut veya potansiyel ÖKL üreticileri olarak Türkiye pazarına yönelik satışlarının kısıtlanması sebebiyle taraflar arasında akdedilen Mutabakat Anlaşması’nın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Mutabakat Anlaşması taraflarının Türkiye’de ÖKL üretimi pazarında sahip oldukları önemli güç, Mutabakat Anlaşması’nda değinilen Dağıtım Sözleşmesi ile daha da artacaktır. Bunun gibi, Mutabakat Anlaşması çerçevesinde transfer edilmesi öngörülen aşındırma cihazında, Dağıtım Sözleşmesi çerçevesinde üretilen ARCELORMITTAL patentli USIBOR ve DUCTIBOR ürünleri kullanılacak olup bu ürünlerin olmaması durumunda ilgili cihazı Türkiye’ye getirmenin ekonomik bir anlamı kalmayacaktır. Bu nedenle Mutabakat Anlaşması ile Dağıtım Sözleşmesi’nin bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir.

H.4.1.2. Grup Muafiyeti Değerlendirilmesi

(59) Yukarıda da belirtildiği üzere, bildirime konu Mutabakat Anlaşması 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğundan, ilgili anlaşmanın aynı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde değerlendirmesi gereklidir. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, Kurul’un aynı maddenin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmesi halinde belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabileceği düzenlenmektedir. İlgili grup muafiyeti tebliğinde öngörülen koşulları 15 Bildirim Formunda yer verilen bilgilere göre, OEM’ler ÖKL alımlarını çelik üreticilerinden küresel çapta gerçekleştirdikleri ihalelerle yapmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’deki bir OEM’in üretiminde ÖKL kullanıp kullanmayacağı, kullanacak ise hangi modelinin hangi parçasında hangi kalite ve türde ÖKL kullanacağı uluslararası ana teşebbüs tarafından belirlenmekte ve ihale sürecinde alım işlemi gerçekleştirilmektedir.

Page 17

sağlamayan anlaşmalara ise 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet incelemesi yapılmaktadır. Bu bakımdan, aşağıda öncelikle grup muafiyeti değerlendirmesi yapılmaktadır.

(60) Bu noktada öncelikle, anlaşma taraflarından hem ARCELORMİTTAL’in hem de BAMİ ve BAMESA ÇELİK’in ÖKL üretimi ve Türkiye’de satışı faaliyetleri bulunduğundan söz konusu Mutabakat Anlaşması’nın rakipler arası bir anlaşma olduğu görülmekte, bu nedenle de 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla bu Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağı anlaşılmaktadır.

(61) Mutabakat Anlaşması, farklı unsurları bünyesinde barındırmaktadır. Anlaşmanın hangi grup muafiyeti tebliği kapsamında değerlendirilebileceğini tespit edebilmek bakımından ilgili anlaşmada ön plana çıkan unsurların tespit edilmesi gerekmektedir. Aşağıda bu hususlar ortaya konulmaktadır:

- Öncelikle, Mutabakat Anlaşması, ÖKL üretimine yönelik olarak rakipler arasında

yapılmış bir yatay işbirliği anlaşması niteliğindedir.

- Bunun dışında, bu işbirliği anlaşmasının teknoloji transferi içerdiği görülmektedir.

Mutabakat Anlaşması yürürlüğe girmesi durumunda, AMTB tarafından BAMİ’ye ek

üretim araçları sağlanacaktır. Söz konusu ek üretim araçları, AMTB tarafından

geliştirilen ve uluslararası patente konu bir teknolojidir. Bu bakımdan Mutabakat

Anlaşması aynı zamanda lisans verilmesi ve know how transferini de içermektedir.

(62) Mutabakat Anlaşması’nın yukarıda belirtilen ve ön plana çıkan unsurları, mevcut anlaşmanın 2013/3 sayılı Uzmanlaşma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2013/3 sayılı Tebliğ) veya 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2008/2 sayılı Tebliğ) kapsamında değerlendirilme olasılığını gündeme getirmektedir.

(63) Hangi anlaşmaların 2013/3 sayılı Tebliğ kapsamına girdiği, ilgili Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre;

“(1) Bu Tebliğ kapsamındaki muafiyetten aşağıda belirtilen anlaşmalar yararlanır:

a) Aynı ürün pazarında aktif olarak faaliyet gösteren taraflardan birinin, belirli ürünlerin üretimini

tamamen veya kısmen durdurmayı ya da o ürünlerin üretimini yapmamayı ve bu ürünleri rakip

bir teşebbüsten almayı kabul ettiği, aynı zamanda rakip teşebbüsün de o ürünleri üretmeyi

veya arz etmeyi kabul ettiği “tek taraflı uzmanlaşma anlaşmaları”,

b) Aynı ürün pazarında aktif olarak faaliyet gösteren iki ya da daha fazla tarafın karşılıklı olarak,

belirli ve fakat farklı ürünlerin üretimini tamamen veya kısmen durdurarak ya da üretimini

yapmayarak, bu ürünleri üretip arz etmesinde anlaşılan karşı taraflardan satın almayı kabul

ettikleri “karşılıklı uzmanlaşma anlaşmaları”,

c) Aynı ürün pazarında aktif olarak faaliyet gösteren ya da bir uzmanlaşma anlaşması vasıtasıyla

bir ürün pazarına girmek isteyen iki ya da daha fazla tarafın belirli ürünleri ortaklaşa üretmeyi

kabul ettiği “ortak üretim anlaşmaları”.

(2) Bu Tebliğ ile öngörülen muafiyet, ayrıca şu durumlarda da geçerlidir:

a) Tarafların, münhasır alım [16] veya münhasır arz yükümlülüğünü kabul etmesi,

b) Tarafların, uzmanlaşma anlaşması ürünlerini bağımsız olarak satmak yerine bu ürünlerin ortak

dağıtımını öngörmesi.

(3) Söz konusu anlaşmaların esas amacı olmaması kaydıyla, anlaşmaların uygulanmasıyla doğrudan

ilişkili ve gerekli olan, bir veya birden fazla tarafa fikri mülkiyet hakları devri ya da lisans verilmesi gibi

yan hükümler için de bu Tebliğ hükümleri uygulanır.”

(64) 2008/2 sayılı Tebliğ kapsamına hangi anlaşmaların girdiği ise, ilgili Tebliğ’in 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

[16] 2013/3 sayılı Tebliğ münhasır alım yükümlüğünü; “Uzmanlaşma ürününün yalnızca uzmanlaşma anlaşmasındaki taraftan satın alınması” şeklinde tanımlamıştır.

Page 18

“Lisans verenin lisans alana lisansı verilen teknolojiyi anlaşma konusu ürünlerin üretimi için kullanma izni

verdiği ve 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamındaki teknoloji transferi anlaşmaları bu Tebliğ

kapsamındadır.”

(65) 2008/2 sayılı Tebliğ’in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde Teknoloji Transferi Anlaşması’nın tanımı aşağıdaki şekilde yapılmaktadır:

“İlgili fikri mülkiyet haklarının ve know how’ın tek tek veya karma halde lisansının verildiği anlaşmaları

ifade eder. Bu anlaşmaların, ürünlerin satışı ve alımına veya diğer fikri mülkiyet haklarının lisansının

verilmesine veya devredilmesine ilişkin hükümler içermeleri halinde, bu tür hükümlerin anlaşmanın esas

amacını oluşturmaması ve anlaşma konusu ürünlerin üretimi ile doğrudan ilgili olması kaydıyla bu tanım

kapsamına girdikleri kabul edilecektir.”

(66) Görüldüğü üzere 2008/2 sayılı Tebliğ kapsamındaki anlaşmaların asli amacını, fikri mülkiyet haklarının ve know how’ın lisanslanması oluşturmaktadır. Başvuru konusu Mutabakat Anlaşması her ne kadar teknoloji ve know how transferi içerse de, söz konusu teknoloji ve know how transferi, anlaşmanın asli amacı değildir. Asıl amaç, taraflarca Türkiye pazarı için ortak olarak ÖKL üretilmesidir. Teknoloji transferi, bu amacın gerçekleştirilmesi için bir yan hüküm niteliğindedir. Nitekim, tarafların Bildirim Formunda ve ek bilgi yazılarında yer alan ifadeleri incelendiğinde Mutabakat Anlaşması’nın “bir teknoloji transferini de kapsadığı” yönünde açıklamalara rastlanılmakla birlikte teknoloji transferinin anlaşmanın asli unsuru olduğu yönünde bir ifade ya da vurguya rastlanılmamaktadır. İfadelerden teknoloji transferinin, USIBOR ve DUCTIBOR ile ilgili Dağıtım Sözleşmesi’ne ilişkin hüküm gibi Mutabakat Anlaşması’nın yan hükümleri arasında olduğu, bu sebeple Mutabakat Anlaşması’nın bir ortak üretim anlaşması nitelinde olduğu kanaatine ulaşılmaktadır.

(67) Öte yandan, 2013/3 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin üçüncü fıkrası dikkate alındığında ise, Mutabakat Anlaşması’nın 2013/3 sayılı Tebliğ çerçevesinde değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Zira teknoloji transferi, anlaşmanın esas amacı olmamakla birlikte anlaşmanın uygulanmasıyla doğrudan ilişkili ve gereklidir. Ayrıca ilgili anlaşma, BAMİ’ye lisans verilmesini de öngörmektedir.

(68) Mutabakat Anlaşması bu açıdan değerlendirildiğinde, aslında anlaşma ile taraflara 2013/3 sayılı Tebliğin 5. maddesi ikinci fıkrası bağlamında yer verildiği gibi münhasır alım yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. AMTB tarafından geliştirilen uluslararası patente konu olan teknoloji ve know how’un BAMİ firmasına lisanslanması sonucunda BAMİ tarafından üretilecek ÖKL ürünlerini, Türkiye’den bir sipariş gelmesi durumunda taraflar sadece BAMİ’den alabilecekler (münhasır alım yükümlülüğü) ve Türkiye’deki müşterilerine BAMESA ÇELİK aracılığıyla satacaklardır.

(69) Bir anlaşmanın 2013/3 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanabilmesi için ise Tebliğ’in 7. maddesinde öngörülen pazar payı eşiğinin aşılmaması gerekmektedir. İlgili maddeye göre; “5 inci maddede öngörülen muafiyet, tarafların toplam pazar payının, ilgili pazarların herhangi birinde yüzde 25’i aşmadığı durumda geçerlidir.”

(70) Yukarıda da belirtildiği gibi Mutabakat Anlaşması tarafları açısından ilgili ürün pazarı ÖKL pazarıdır. Bildirim Formu’nda tarafların ÖKL pazarına ilişkin olarak sundukları pazar payları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Tablo 2: Tarafların ÖKL Pazarındaki 2014 Yılı Pazar Payları

Hacim Esaslı Değer Esaslı

İncelenen Taraflar

Pazar Payı (%) Pazar Payı (%)

AMTB, BAMİ ve BAMESA ÇELİK’in Toplam Pazar Payı

(…..) (…..)

(Bağımsız üreticiler ve OEM’lerin kurum içi üretimleri dâhil)

AMTB, BAMİ ve BAMESA ÇELİK’in Toplam Pazar Payı

(…..) (…..)

(Sadece bağımsız üreticiler)

Page 19

(71) Öte yandan, BAMİ’nin pazardaki tek rakibi konumunda olan WISCO, muafiyet başvurusuna yönelik itiraz dilekçesinde ARCELORMITTAL’in Türkiye’de ÖKL pazarında hâkim durumda olduğunu, kendilerinin pazar payının %(…..) civarında olduğunu iddia etmiştir.

(72) Görüldüğü gibi, her halükarda tarafların ilgili pazardaki payları %25 eşiğini aşmaktadır. Bu sebeple, Mutabakat Anlaşması 2013/3 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanamamaktadır. Aşağıda, Mutabakat Anlaşması 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında, bireysel muafiyet değerlendirmesine tabi tutulmaktadır.

H.4.1.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi

(73) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil eden bir anlaşma, aynı Kanun’un 5. maddesinde sıralanan;

a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve

iyileşmenin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması

b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması

c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması

d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan

fazla sınırlanmaması

koşullarının tamamının varlığı halinde bireysel muafiyet alabilir.

(74) Mutabakat Anlaşması incelendiğinde, pazarda rekabeti kısıtlayıcı iki hususun bulunduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, BAMİ’nin Türkiye’de taraflar için münhasıran ÖKL tedarikçisi olarak atanması ve AMTB’nin yurt dışından yaptığı ÖKL satışlarını sonlandırmasıdır. Bu doğrultuda, ARCELORMITTAL veya BAMESA ortaklık süresince Türkiye’de ÖKL pazarına yatırım yapmayacaktır ancak; bir müşteri, BAMİ yerine bir diğer taraftan (Mutabakat Anlaşması tarafından) ÖKL almak isterse ve AMTB’nin ya da BAMİ’yle çalışan müşterinin öngördüğü nakliye masrafları alternatif tarafın nakliye masraflarını %(…..) aşıyor ise bu münhasırlık geçerli olmayacaktır.

(75) Mutabakat Anlaşması’ndaki diğer husus ise USIBOR ile DUCTIBOR ürünlerinin Türkiye’deki satışına yönelik olarak getirilen sınırlandırmalardır. Mutabakat Anlaşması’nda söz konusu sınırlandırmalara yer verilmemekle birlikte, “USIBOR ve DUCTIBOR materyalinin Türkiye’ye temini konusunda yapılmış stratejik işbirliği ve partnerlik” e atıf yapılmakla yetinilmiştir. Kararın önceki bölümlerinde de değinildiği gibi, USIBOR ve DUCTIBOR’a ilişkin stratejik işbirliği, Mutabakat Anlaşması kapsamında yapılması öngörülen teknoloji transferinin yapılış amacının temel girdisine ilişkin olması sebebiyle Mutabakat Anlaşması’nın esas konularından biridir. USIBOR ve DUCTIBOR, aşındırma cihazının sarf malzemesi, yedek parçası ve benzeri niteliğinde değil; nihai olarak üretimi hedeflenen daha dayanıklı ve daha hafif levhaların üretimi sürecinde olmazsa olmaz girdi niteliğindedir. Zira getirilecek aşındırma cihazı USIBOR ve DUCTIBOR hammaddeli ÖKL üretiminde kullanılmak için getirilmektedir. Bu nedenle, ilgili hüküm ve ilişkili Dağıtım Sözleşmesi göz ardı edilerek Mutabakat Anlaşması’nda muafiyet verilemeyecektir.

(76) Muafiyet incelemesi sürecinde taraflar, USIBOR ve DUCTIBOR’a ilişkin Dağıtım Sözleşmesi’nde yer alan rekabeti kısıtlayıcı hükümleri 4054 sayılı Kanun’a uygun olacak şekilde tadil etme yönünde girişimde bulunmuşlar ve her bir maddenin hangi içerikte değiştireceğine ilişkin belgeleri Kurum’a göndermişlerdir. Bu sebeple, aşağıda öncelikle Mutabakat Anlaşması, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde yer alan dört koşul açısından değerlendirilecek ve Dağıtım Sözleşmesi’nde yer alan rekabet kısıtları dikkate alınmayacaktır. Dağıtım Sözleşmesi ve rekabeti kısıtlayıcı olduğu düşünülen maddeleri ve bunların yeniden düzenlenmiş hali daha sonra ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Page 20

a) Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve

İyileşmenin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması

(77) Mutabakat Anlaşması’nda öngörülen işlem kapsamında BAMİ’ye yeni bir teknoloji transfer edilecek, aşındırma cihazı ile yeni bir üretim hattı getirilecektir. Buna yönelik olarak BAMİ’ye teknik bilgi ve know-how aktarımı ile verilecek gerekli eğitimler AMTB tarafından gerçekleştirilecektir. AMTB’nin Avrupa’daki tesisinde üretilen parçalar artık BAMİ bünyesinde üretilecektir. Bu kapsamda, yaklaşık olarak (…..) Avro’luk yatırım yapılması ve üretim seviyesinin (…..) parçadan 2016 yılında tahmini olarak (…..) ila (…..) parçaya çıkarılması planlanmaktadır.

(78) Ayrıca, işlem ertesinde Avrupa’dan satın almalar ve bunların yarattığı taşıma giderleri azalacak, bu durum bir taraftan ülke ekonomisinde döviz kaybını azaltacak öbür taraftan çelik levhaların kamyonlarla özel koşullarda taşınmak durumunda olması sebebiyle yaratılan çevre zararlarını (karbon dioksit salınımı) azaltacaktır.

(79) Bunun gibi, BAMİ, ARCELORMITTAL’in sahip olduğu ar-ge imkânlarından faydalanabilecek, hem BAMİ’nin, hem de BAMESA ÇELİK’in OEM’lerle yapılan uluslararası çelik ihalelerine erişimi kolaylaşacaktır. Bu yenilikler sebebiyle Mutabakat Anlaşması 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde yer alan koşulu sağlamaktadır.

b) Tüketicinin Bundan Yarar Sağlaması

(80) Planlanan işlem ile önceden Türkiye’de bulunmayan bir teknolojinin ve hammaddenin ülkede kullanımına ve daha yüksek kalitede ÖKL üretimine başlanacaktır. Ayrıca, üretimin yerelleştirilmesi, teknolojik kapasitenin genişletilmesi ve taşıma maliyetlerinin düşmesi müşteri tercihlerine daha uygun ve daha hızlı bir şekilde yanıt verilmesine imkân sağlayacaktır. Bu sebeplerle Mutabakat Anlaşması 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendinde yer verilen koşulu sağlamaktadır.

c) İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması

(81) Mutabakat Anlaşması ile gerçekleştirilmesi planlanan işlemin özü, AMTB’nin bünyesinde bulunan teknoloji (aşındırma cihazı) ve know-how’ın BAMİ’ye aktarılarak BAMİ bünyesinde daha yüksek teknolojili ÖKL üretimine başlanılması ve AMTB’nin artık Türkiye’ye ÖKL satışını sonlandırmasıdır. Bu çerçevede BAMİ’ye, Türkiye ÖKL pazarı için münhasırlık öngörülmüştür.

(82) Bildirim Formu’nda yer verilen bilgilere göre, BAMİ’ye yapılacak yatırımın ve sağlanacak üretim araçlarının kapasitelerine yakın çalıştırılmalarını teminat altına alabilmek amacıyla münhasırlık hükmüne ihtiyaç duyulmaktadır. İşlem bir teknoloji transferini de içermesi ve yeni üretim alanlarına yatırım gerektirmesi sebebiyle, gerçekleştirilecek yatırım harcamalarının ve diğer giderlerin geri kazanılabileceğinden emin olabilmek amacıyla ilgili hükme önem atfedilmektedir. Türkiye’de 2014 yılında gerçekleşen tüm ÖKL satışlarının değeri (…..) Avro iken işlem kapsamında gerçekleştirilecek yatırımın değeri (…..) Avro olarak öngörülmektedir. Dolayısıyla, işlem kapsamında yapılacak yatırımın Türkiye ÖKL pazarında önemli bir katma değer yaratacağı beklenmektedir.

(83) Bunun gibi, BAMİ hâlihazırda zaten anlaşma tarafları için Türkiye’de ÖKL üreten tek teşebbüs olup ilgili işlem zarfında değişecek olan husus, AMTB’nin yurt dışından gerçekleştirdiği satışları sonlandırmasıdır. Bu açılardan değerlendirildiğinde, söz konusu anlaşma ile ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmayacağı sonucuna varılmıştır.

d) Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu Olandan

Fazla Sınırlanmaması

Page 21

(84) ÖKL üretimi, çelik sektöründe görece yeni bir dal olup ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir. Bu bakımdan, AMTB’nin gerek marka imajı ve gerekse yaptığı yatırımın geri dönüşü için BAMİ’nin münhasır üretici olarak atanması önemlidir. Zira BAMİ, ARCELORMİTTAL’in patentiyle üretilmiş USIBOR ve DUCTIBOR’u yine AMTB’nin teknik bilgisi ve know how’ı doğrultusunda ÖKL’ye dönüştürecektir. Münhasırlık koşulu çerçevesinde BAMİ, yeni ve daha üst bir teknoloji ile üretime geçecektir. Türkiye’de bu üretimi yapan ilk şirket olacaktır. Bu açılardan değerlendirildiğinde, üretim aynı grubun ortak girişimine kaydırılmış olacaktır. Pazardaki diğer oyuncu olan WISCO veya potansiyel rakipler açısından değerlendirildiğinde ise gerek teknoloji transferi, gerekse ÖKL üretiminin AMTB’den BAMİ’ye kaydırılması bu teşebbüslerin pazardaki rekabetçi faaliyetlerini kısıtlayıcı veya engelleyici bir etki içermemektedir.

(85) BAMİ, ARCELORMITTAL ve BAMESA’nın ortak kontrolünde olan bir şirkettir. İşlem ertesinde taraflar, Türkiye’den sipariş almaya devam edebileceklerdir. Ancak AMTB, kendine gelen siparişleri BAMİ’ye yönlendirecek; kendi üretim teknolojisini BAMİ’ye aktararak BAMİ üzerinde bir yatırım yapacaktır.

(86) BAMİ’nin yeni teknoloji ile üretime başlaması ile AMTB’nin Türkiye’deki müşterileri nakliye maliyetleri ve daha uzun sürede teslim gibi ek maliyet ve belirsizliklerden kurtulmuş olacaktır. Bildirim Formu’nda, AMTB’nin YL’leri Türkiye’deki müşterilere sağlamaya devam edeceği belirtilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, işlem ertesinde de AMTB’nin bazı alanlarda Türkiye’deki müşterilerinin taleplerini karşılamaya devam edeceği görülmektedir.

(87) Son olarak belirtilmesi gereken, belli durumlarda YL’lerin (galvanize çelikten üretilmiş) ÖKL kullanımı yerine geçebilmekte olduğudur. ÖKL’ye atfedilen kalite ve dayanıklılık vb. ayırıcı özellikler göz ardı edilerek otomotiv sektöründe YL, ÖKL yerine kullanılabilmektedir. Dolayısıyla ÖKL fiyatlarında aşırı bir artışın olması durumunda YL belli oranda bir alternatif olabilmektedir. Ayrıca, OEM’lerin alım gücü de fiyatların aşırı yükselmesine karşı bir baskı unsuru yaratma potansiyeline sahiptir.

(88) Bu sebeplerle, BAMİ’ye teknoloji transferi yapılacak olması ve BAMİ’nin ÖKL pazarında münhasır tedarikçi olarak atanması durumunun, pazardaki rekabeti 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin gerektirdiğinden fazla kısıtlayıcı olmayacağı sonucuna varılmıştır.

H.4.2. USIBOR ve DUCTIBOR’a İlişkin Stratejik İşbirliği

(89) Mutabakat Anlaşması’nın 3.2. maddesinde USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerine yönelik olarak gerçekleştirilen stratejik işbirliği ile ilgili aşağıdaki ifadelere yer verilmektedir:

(…..TİCARİ SIR…..)

(90) Kuruma intikal eden muafiyet başvurusunda ve tarafların sonradan gönderdikleri ek bilgi yazılarında USIBOR ve DUCTIBOR’a ilişkin stratejik işbirliği ile ilgili herhangi bir atıf ve bu işbirliğinin dayandığı sözleşmeye ilişkin bir muafiyet talebi bulunmamakla birlikte Mutabakat Anlaşması’nın daha ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesi amacıyla ilgili sözleşme kendilerinden talep edilmiştir. Zira stratejik işbirlikleri, taraf teşebbüslerin içinde bulunduğu aşağıda sayılan dikey veya aykırı ilişkiler vasıtasıyla dolaylı olarak rekabeti kısıtlayabilmektedir. KHEMANİ ve WAVERMAN, bazı stratejik işbirliklerinin şu amaçlarla kurulduklarını saptamışlardır [17]:

- Pazarı kapatmak ve rakipleri engellemek,

- Pazar gücü oluşturmak için ortam yaratmak,

- Gizli anlaşmaları/işbirliklerini ve rekabete aykırı eylemleri kolaylaştırmak,

17 Stratejik İşbirlikleri ve Rekabet, Ayşe Özlem UZUN, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi (2007)

Page 22

- Potansiyel rekabeti engellemek,

- Giriş engelleri yaratmak ve rakiplerin maliyetini yükseltmek

(91) Bu çerçevede, özellikle önemli pazar gücüne sahip teşebbüslerce ve özellikle

yoğunlaşmanın yüksek olduğu pazarlarda oluşturulan stratejik işbirlikleri, gerek Komisyon

tarafından ve gerekse diğer rekabet otoritelerince kapsamlı şekilde incelenmiştir.

(92) VERNON, stratejik işbirliklerinin teşebbüslerin rekabeti kısıtlayıcı gizli niyetlerini ya da

uyumlu eylemlerini kolaylaştırıcı bir unsur olarak da kullanılabileceğine dikkat çekmektedir:

“İlk başta, böyle bir ittifakın tarafların kapasitelerini, uzmanlıklarını ve teknolojilerini teknolojik

gelişmeleri duraksatmak amacıyla değil, üretimdeki verimliliği arttırmak veya nihai ürünler

geliştirmek amacıyla bir havuzda toplayacağı doğrudur. Fakat özellikle aynı üretim

sürecindeki teknolojik liderleri bağlayan ittifaklarda zorlu anların lanetinin ittifakın orijinal

yönünü saptıracağı ihtimali de gerçekçi bir şekilde göz önünde bulundurulmalıdır.” 18

(93) Nitekim Rekabet Kurulu’nun ArcelorMittal Ambalaj Çeliği San. Ve Tic. A.Ş., ArcelorMittal

FCE Çelik Tic. A.Ş., BORÇELİK, Ereğli Demirçelik Fabrikaları T.A.Ş. hakkında yassı demir

çelik ürünleri pazarında 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediklerine yönelik olarak yürütülen

soruşturmaya ilişkin 16.06.2009 tarih ve 09-28/600-141 sayılı kararında da aşağıdaki

tespitlere yer verilmektedir. Her ne kadar, söz konusu Kurul kararı ÖKL pazarının üst pazarı

olan yassı çelik ürünleriyle ilgili olsa da çelik pazarının genel yapısını değerlendirirken ilgili

Kararda yapılan tespitleri göz önünde bulundurmakta fayda bulunmaktadır. Buna göre;

- Taraflar arasında karşılıklı ve çapraz hissedarlık ilişkileri bulunmaktadır,

- Sıcak haddelenmiş saçlar, soğuk haddelenmiş saçlar ve galvanizli ürünlerde özellikle ithalat kaynaklı arz kaynağı çeşitliliğinin mevcut olması, her ne kadar Erdemir’in bu pazarda tek başına hâkim durumda olmasını engelleyici bir unsur gibi görünüyor olsa da Erdemir’in en büyük ithalatçı konumunda olan ArcelorMittal Grubu ile arasındaki BORÇELİK ve ArcelorMittal Ambalaj Sanayi vasıtasıyla kurulmuş yapısal bağların pazarda “gizli işbirliği” riskini artırıcı rol oynayacağı değerlendirilmektedir,

- Yassı çelik sektöründe ilk yatırım maliyetleri açısından pazara giriş engeli söz konusudur,

- Rakip konumundaki şirketlere yönetim kurulunda üye atama, genel müdür tavsiye etme gibi yetkiler veren azınlık hisse devirleri, rakibin fiyat, maliyet, üretim politikaları gibi gizli bilgilerine erişme imkânı sağlamakta, rakipler arası yapısal bağlar negatif dışsallıklara yol açarak rekabetin nihai olarak ortadan kalkmasına sebep olmaktadır,

- Yerinde incelemeler zarfında elde edilen belgelerden, Erdemir ve ArcelorMittal Grubu’nun ArcelorMittal Ambalaj hisse satışını, bir yatırım veya ortaklık kurmak amacı olarak değil, Ortadoğu ve Güney Akdeniz’i kapsayacak bölgesel düzeydeki rekabeti uyumlaştırmak için bir araç olarak kabul ettikleri anlaşılmıştır,

- Söz konusu belgelerde yer alan ve önem arz eden ifadeler şu şekildedir:

“A-Amaç:

dikkat edilecek konular:

-Rekabet

Düşük fiyatlı Rus, Kazak veya muhtemel diğer orijinlerden gelen ithalat tarafı Burada yapılması gereken karşılıklı anlaşmalarla ve Sollac Ambalajın [19] alımları ile ilgili firmaları yönlendirmek. Bu arada müşterileri kaliteli mal kullanmaya alıştırarak uzun vadede düşük kaliteli malzemelere olan eğilimin azaltılması.

-Strateji

Strategic Alliances (Co-operations) Between Competitors Under EC Competition Law, (Yayınlanmamış

Çalışma) Mehmet YANIK, Leuven Graduate School of Business Studies (2003)

Erdemir ve ArcelorMittal, Sollac Ambalaj üzerinde ortaklık gerçekleştirmişlerdir.

Page 23

Türkiye pazarının yanı sıra özellikle Usinor [20]’un da isteği üzerine bölgedeki ülkelerde

aynı oluşuma gidebilmek.

-Kalite

Ereğli’nin kalitesinin sürekli iyileştirilmesi. Özellikle sürekli tavlama ve yeni haddehane

gelene kadar eldeki imkanlarla bu iyileştirmenin sağlanması....”

- Söz konusu yazıda ayrıca, düşük fiyat ve kaliteye sahip rakip ürünlere karşı çeşitli

stratejiler geliştirilmesinden, Türkiye’de oluşacak yapının aynısının bölgedeki

ülkelerde de sağlanmasından bahsedilmekte, piyasaya verilecek olan mesajın “Pazar

lokal üreticinindir ve onun kapasitesinin yetmeyeceği kısımda koordinasyonla

malzeme satılır” şeklinde olacağı belirtilmekte, öngörülen bu pazar yapısının

oluşturabilmesi için ithalata anlaşmalı devam edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

(94) Bu tespitlerden, VERNON’un dikkat çektiği rekabeti kısıtlayıcı endişelerin ilgili Kurul Kararında da fiilen tespit edildiği görülmektedir. Bu sebeplerle, başvuru konusu Mutabakat Anlaşması’nda söz konusu stratejik işbirliğine ilişkin madde her ne kadar tali bir hüküm gibi gözükse de gerek yukarıda zikredilen Kurul Kararında da yer alan gizli işbirlikleri yoluyla rekabeti engelleme riskine ilişkin tespitlerin hala geçerli olabileceği ihtimali ve gerekse teknoloji transferi kapsamında Türkiye’ye getirilecek olan aşındırma cihazının kullanımında USIBOR ve DUCTIBOR’un temel girdi ve cihazın getirilişindeki esas sebep olmasından dolayı, pazardaki etkilerin net olarak görülebilmesi için her iki sözleşmenin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış ve bu kapsamda ilgili stratejik işbirliği sözleşmesine yönelik olarak resen muafiyet incelemesinde bulunulmuştur.

(95) Bunun gibi, muafiyet incelemesi sürecinde WISCO tarafından Kuruma yapılan itiraz başvurusunu değerlendirmek amacıyla ÖKL pazarının yan ve bağlantılı pazarlarında (çelik hizmet merkezleri) faaliyet gösteren ARCELORMITTAL iştiraklerinde de yerinde incelemeler yapılmıştır.

(96) Stratejik işbirliği amacıyla 14 Temmuz 2014 tarihinde BAMESA ÇELİK, BAMESA ÇELİK MURADİYE [21], BAMİ ve AMFCE arasında bir Dağıtım Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme kapsamında, ARCELORMITTAL’in patentiyle üretilen alüminize USIBOR ve DUCTIBOR çelik ürünlerinin [22] Türkiye’de dağıtımında BAMESA ÇELİK münhasıran yetkili kılınmıştır. ARCELORMITTAL, bu ürünleri BAMESA ÇELİK’e bobin olarak satacak, BAMESA ÇELİK ise bu ürünlerin dönüştürülmesini [23] ve nihai kullanıcılara dağıtımını gerçekleştirecektir. Artık ARCELORMITTAL, bu ürünleri Türkiye’deki nihai kullanıcılara teslim etmeyecektir.

(97) Mevcut durumda, ARCELORMITTAL tarafından (…..) ve (…..) [24] firmalarına, devam eden anlaşmalar gereği, arada BAMESA ÇELİK olmadan USIBOR satışı yapılmaktadır. Bunlar dışında, ARCELORMITTAL’in kendi iştiraki olan (…..)’a da USIBOR satılmaktadır. Söz konusu anlaşmalar devam edecektir. Ancak, Türkiye’de hiçbir firmaya DUCTIBOR satılmamaktadır. Zira DUCTIBOR sadece ÖKL üretiminde kullanılmakta olup kullanım aşamasında aşındırma cihazına ihtiyaç duymaktadır.

(98) Taraflarca gönderilen ek bilgi yazısında, (…..) ve (…..) firmalarına satılan USIBOR’un da Türkiye’de ablasyon/aşındırma cihazının bulunmaması nedeniyle ÖKL üretimi için değil YL 20 2002 yılında gerçekleştirilen devralma işlemiyle Usinor’un ve demir çelik sektöründeki iştirakleri olan BORÇELİK ve Sollac Ambalaj’ın kontrolü ARCELORMITTAL’e geçmiştir.

21 BAMESA ÇELİK MURADİYE, BAMESA’nın iştiraklerinden biri olup çelik hizmet merkezi olarak faaliyet göstermektedir.

22 USIBOR 1500, DUCTIBOR 500 ve DUCTIBOR 450 ticari markaları.

[23] Bobinlerin BAMESA ÇELİK tarafından kesilip YL’lere dönüştürülmesi ve BAMİ tarafından ÖKL’ye dönüştürülmesi.

24 (…..)’nın Türkiye’de çelik hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren iştirakidir.

Page 24

üretimi için satıldığı belirtilmektedir. Sözleşme ile getirilen yenilik, söz konusu iki firma dışındaki çelik hizmet merkezlerine USIBOR’un satışının ve Türkiye’ye ilk kez getirilecek olan DUCTIBOR’un satışının sadece BAMESA ÇELİK üzerinden yapılacak olmasıdır. Sözleşme ile BAMESA ÇELİK sadece otomotiv sektöründe yetkili kılınmıştır. Diğer sektörlere satışı ARCELORMITTAL kendisi devam ettirecektir.

(99) USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin işlenmesi, üretim sürecinin çeşitli aşamalarındaki katı koşullar sebebiyle teknik uzmanlık gerektirmektedir. Üretim sürecinin karışıklığı, hammaddenin kesim kalitesi ve yassılık gibi konularda karşılanması gereken katı şartlar nedeniyle levha kesilmesi aşamasında teknik uzman bulunması gereklidir. Sıcak presleme işleminden sonra ortaya çıkacak nihai ürün kalitesini teminat altına almak amacıyla ARCELORMITTAL, levhanın kesilmesiyle başlayan işleme sürecinin içerdiği tüm adımların güvenirliğini sağlamaya ve marka imajını korumaya yönelik olarak yaptığı Dağıtım Sözleşmesi çerçevesinde levha kesimine ilişkin know-how’ını sadece BAMESA ÇELİK’e aktarmıştır. Söz konusu know-how, her biri ARCELORMITTAL’in araştırma geliştirme bölümünün bulguları doğrultusunda geliştirilmiş; kesimden sonra nitelikli bir yassılık elde etmek için kullanılan düzleştirme uygulamaları, pres gücünün hesaplanması, kesim ağzı kalitesi hususlarından oluşmaktadır.

(100) Taraflarca gönderilen ek bilgi yazısında son kullanıcıların (OEM’ler) nihai ürün kalitesine ilişkin olarak ARCELORMITTAL garantisini istemeleri sebebiyle Türkiye’de otomotiv sektöründe faaliyet gösteren diğer çelik hizmet merkezlerine ARCELORMITTAL veya BAMESA ÇELİK tarafından USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin satılmadığı, zira bu şirketlerin BAMESA ÇELİK’e aktarılan know-how’a sahip olmadıkları, bu durumun tek istisnasının devam eden anlaşmalar sebebiyle (…..) ve (…..) yapılan satışlar olduğu belirtilmektedir. Bu noktada son olarak belirtilmesi gereken, Türkiye’de ARCELORMITTAL ile BAMESA arasında BAMESA ÇELİK dışında herhangi bir ortaklığın bulunmadığı, dünyada ise çelik işleme ve dağıtım işlerinde aktif olmayan Romanya’daki Bamesa Otel ve Fas’ta SSC Tanger üzerinde ortaklıkları olduğudur.

(101) Aşağıda, bu hususlar çerçevesinde Dağıtım Sözleşmesi kapsamında taraflara getirilen yükümlülükler ve kısıtlamalar ele alınacaktır.

H.4.3. Dağıtım Sözleşmesi

(102) Dağıtım Sözleşmesi’nde taraflar arasındaki işlemi açıklayıcı ve rekabet hukuku kapsamında dikkat çekici maddelere aşağıda yer verilmektedir:

(…..TİCARİ SIR…..)

H.4.3.1. Dağıtım Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Açısından Değerlendirilmesi

(103) Yukarıda ilgili maddelerine yer verilen Dağıtım Sözleşmesi’nde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi bakımından rekabeti sınırlayıcı nitelikte hükümler bulunmaktadır. Bu kapsamda, BAMESA ÇELİK’e münhasır dağıtım hakkı verilmekte, BAMESA ÇELİK ticari risklere katlanacak olmasına rağmen AMFCE tarafından fiyat, müşteri, satış miktarları ve ödeme koşulları tespit edilebilmekte ve BAMESA ÇELİK’in anlaşmaya konu AMFCE ürün ve hizmetleri ile rekabet etmesi yasaklanmaktadır.

(104) Sözleşmenin yukarıda sıralanan maddeleri incelendiğinde, ARCELORMITTAL tarafından BAMESA ÇELİK’in Türkiye’de USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin dağıtımı konusunda münhasıran yetkilendirildiği ve bu ve benzeri ürünleri münhasıran ARCELORMITTAL’den almakla yükümlü kılındığı, USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin Türkiye’de kime, hangi miktar ve fiyatla satılacağına ARCELORMITTAL’in karar verdiği, BAMESA ÇELİK’in ise sadece bu kararları uygulamakla görevlendirildiği anlaşılmaktadır.

Page 25

(105) Bu noktada dikkat çeken ilk husus, BAMESA ÇELİK’in ARCELORMITTAL ile olan ilişkisi içinde bir acente konumunda olup olmadığıdır. Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’da acentelikle ilgili olarak şu ifadeler yer almaktadır: “müvekkil hesabına aracılık ettiği ya da akdettiği sözleşmelere ilişkin olarak acenteye getirilen sınırlamalar genellikle Kanun’un 4. maddesi kapsamında olmadıkları için, prensip olarak muafiyet rejiminin de konusu değillerdir. Burada, teşebbüsler arasındaki ilişkinin Kanun’un 4. maddesi kapsamında olup olmadığını belirleyen faktör, acentenin, müvekkil tarafından atandığı faaliyetlerle ilgili olarak ticari veya mali bir risk alıp almadığıdır. Şayet acente, müvekkili adına yapmış olduğu ya da aracılık ettiği sözleşmeden dolayı herhangi bir mali veya ticari risk almamış ise acente ile müvekkili arasındaki ilişki Kanun’un 4. maddesi kapsamı dışındadır. Böyle bir durumda, acentenin alış veya satış faaliyeti müvekkilin faaliyetlerinin bir parçası olarak değerlendirilir. Müvekkil teşebbüs, kendisine ilişkin acentelik hizmeti nedeniyle, mali ve ticari riskleri taşımasının karşılığında, acentenin bu alandaki ekonomik faaliyetlerini belirleyebilme hakkını elde edecektir. Aksi durumda ise acente tüm bu risklere kendisi katlanmaktadır ve dolayısıyla yapmış olduğu yatırımların geri dönüşünü sağlayabilmesi için kendi pazarlama stratejisini özgürce belirleyebilmesi gerekmektedir. Böyle bir durumda, söz konusu sözleşme Kanun’un 4. maddesi kapsamına girebilir”.

(106) Gerek Bildirim Formu ve gerekse sonradan gönderilen ek belgelerde BAMESA ÇELİK’in, ARCELORMITTAL’le olan ilişkisinde acente konumunda olduğu yönünde bir beyanda bulunulmamıştır. Konuyu aydınlatmaya yönelik olarak taraflardan istenen ek bilgi yazısında; BAMESA ÇELİK’in stok değişimleri ve fiyat düşüşleri gibi stok değerinin de düşmesine sebep olacak maliyetleri ve müşterinin geç ödeme yapması ya da hiç ödeme yapmaması durumundaki gibi riskleri üstlendiği, malların limanda ARCELORMITTAL tarafından gemi güvertesine yüklenmesiyle teslimatın gerçekleşmiş sayıldığı ve risklerin BAMESA ÇELİK’e geçtiği belirtilmiştir. Bu veriler ışığında, ürünlere ilişkin risklerin BAMESA ÇELİK tarafından üstleniliyor olması sebebiyle bir acentelik ilişkisinden bahsedilememekte, ilgili sözleşmenin 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

(107) Bununla birlikte, yukarıda yer verilen Sözleşme maddelerinden de görüldüğü gibi söz konusu ilişkide ürünlerin yeniden satış fiyatı, miktarı ve kimlere satılacağı tamamen ARCELORMITTAL tarafından belirlenmekte ve BAMESA ÇELİK bu konuda söz hakkına sahip olamamaktadır. Dolayısıyla ilgili sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu görülmektedir.

H.4.3.2. Dağıtım Sözleşmesi’nin Grup Muafiyeti Açısından Değerlendirilmesi

Taraflar arasındaki Dağıtım Sözleşmesi’nin ARCELORMİTTAL tarafından üretilen ve satışa sunulan AISi kaplamalı çelik ürünlerinin (DUCTIBOR ve USIBOR) BAMESA ÇELİK tarafından alınmasına, dönüştürülmesine, dönüştürülmüş ürünlerin (onaya bağlı olarak dönüştürülmemiş haliyle de satılabilecektir) Türkiye pazarına satılıp, dağıtılmasına ilişkin şart ve yükümlülükleri düzenlemekte olduğu görülmektedir. Bu açıdan sözleşme AISi kaplamalı çelik ürünleri ve anlaşmanın amaçları bakımından üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyesindeki teşebbüslerce yapılmış dikey anlaşma niteliğindedir. Sağlayıcı konumundaki ARCELORTMİTTAL’in mevcut durumda Türkiye’ye AISi kaplamalı çelik ürünlerinin sınırlı da olsa satışını yapan tek teşebbüs olduğu dikkate alındığında, teşebbüsün pazar payının bu pazarda %40 pazar payı eşiğinin üstünde olduğu anlaşılmakta, dolayısıyla sözleşmenin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanmadığı görülmektedir.

H.4.3.3. Dağıtım Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Kanun’un 5. Maddesi Açısından Değerlendirilmesi

Page 26

(108) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki Dağıtım Sözleşmesi’nin bireysel muafiyet alabilmesi için aynı kanunun 5. maddesindeki dört koşulu birlikte sağlaması gerekmektedir. a) Malların Üretim veya Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme ve

İyileşmenin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması

(109) Dağıtım Sözleşmesi ile Türkiye’de ilk kez AISi kaplamalı çelik ürünlerinin yaygın bir şekilde satışı yapılmaya başlanacaktır ve söz konusu çelik türünün Türkiye’de işlenebilir hale gelmesi için yatırımlar yapılacak, know-how aktarımı olacaktır. Söz konusu çelik türü otomotiv sanayiinde kullanılan ve daha yüksek teknolojiyle üretilen bir çelik türüdür. Bu ürün, yapılan aşındırma işlemli lazer kaynağı sonrasında dayanıklılığı daha yüksek ÖKL haline gelmektedir. Ürünün zaman içerisinde dayanıklılığı ve hafifliğine bağlı olarak otomotiv piyasasında çok daha yaygın olarak kullanılması beklenmektedir. Bunun yanı sıra Dağıtım Sözleşmesi nedeniyle münhasır dağıtım anlaşmalarının sahip olduğu dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, mal arzının, çeşitliliğin artırılması, arzın devamlılığının sağlanması, satış öncesi hizmet kalitesinin artırılması gibi olumlu etkilerin de ekonomiye kazandırılması söz konusu olacaktır. Bu sebeplerle, Türkiye’nin iç ve dış ticaret hacminde önemli yer tutan otomotiv sektörünü etkileyen ve geliştiren bu yatırım nedeniyle Dağıtım Sözleşme’si 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) bendindeki koşulu sağlamaktadır.

b) Tüketicinin Bundan Yarar Sağlaması

(110) USIBOR ve DUCTIBOR, daha yüksek teknoloji ile üretilmiş, otomobillerde ağırlığı azaltan ve çarpışma esnasında esnekliği ve dayanıklılığı arttıran, yakıt tasarrufu sağlayan çelik türüdür. Bu özellikleri sebebiyle söz konusu ürünlerin Türkiye’de satılması gerek OEM’ler ve gerekse tüketiciler açısından fayda sağlayacaktır.

c-d) İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması ve Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlanmaması

(111) Daha önce değinildiği üzere Dağıtım Sözleşmesi’nde yeniden satış fiyatı, ödeme koşulları ve miktarı, ürünün nihai olarak kime satılacağı gibi temel konular tespit edilmekte ve bu konularda BAMESA ÇELİK’e hiçbir söz hakkı tanınmamaktadır. Bu durum, ARCELORMITTAL’in garantisinin istenmeyebileceği durumlar için de geçerlidir. 2002/2 sayılı Tebliğ metodolojisiyle bakıldığında kara listede yer alan bu tür sınırlamaların genellikle bireysel muafiyet koşullarını sağlamalarının da güç olduğu kabul edilmektedir.

(112) Dağıtım Sözleşmesi’nin ve içerdiği kısıtlamaların rekabet üzerindeki etkisinin anlaşılabilmesi adına taraf teşebbüslerin ÖKL ve AISi kaplamalı çelik pazarlarındaki konum ve güçlerinin değerlendirilmesi önemlidir. ÖKL pazarında tarafların payları aşağıdaki gibidir:

Tablo 3: Tarafların ÖKL Pazarındaki 2014 Yılı Pazar Payları

Hacim Esaslı Değer Esaslı

İncelenen Taraflar

Pazar Payı (%) Pazar Payı (%)

AMTB, BAMİ ve BAMESA ÇELİK’in Toplam Pazar Payı

(…..) (…..)

(Bağımsız üreticiler ve OEM’lerin kurum içi üretimleri dâhil)

AMTB, BAMİ ve BAMESA ÇELİK’in Toplam Pazar Payı

(…..) (…..)

(Sadece bağımsız üreticiler)

(113) Görüldüğü gibi işbirliği taraflarının ÖKL pazarındaki payları, OEM’lerin kurum içi üretimlerinin dâhil edilip edilmemesine bağlı olarak büyük oranda değişmektedir. Zira bağımsız üreticiler içinde en önemli rakip olan WISCO’nun payı, şirket yetkililerinin beyanına göre %(…..) aralığında kalmaktadır. Bildirim Formu’nda, Avusturyalı çelik ve lazer kaynaklı levha üreticisi olan Voestalpine AG (VOESTALPINE) firmasının da yakın zamanda Türkiye’den siparişler aldığı, BAMİ, (…..) ile (…..) arasında (…..)’nın iki parçası için bir anlaşma yapıldığı, şirketin

Page 27

pazara yeni girdiği için henüz pazar payı bulunmadığı bilgilerine yer verilmektedir. Pazara yeni girmiş bir firma olması sebebiyle VOESTALPINE’in pazar payının tablodaki oranları önemli ölçüde etkileyemeyeceği göz önünde bulundurularak 2014 yılı ve öncesine yönelik değerlendirmelerde sadece WISCO’nun pazar payı temel alınmıştır.

(114) Tablo 3’ten görüldüğü üzere, OEM’lerin kurum içi üretimlerinin dâhil edilip edilmemesine bağlı olarak işbirliği taraflarının hacim esaslı pazar payı (…..) yükselmektedir. “Ticari pazar kuralı”na (merchant market rule) göre, pazar payı hesaplanırken teşebbüslerin bütününe veya bir kısmına sahip oldukları ya da bağlı oldukları gruba ait diğer şirketlere yaptıkları satışlar (grup içi satışlar) dâhil edilmemekte, yalnızca bağımsız üçüncü kişilere yapılan satışlar (ticari pazar satışları) dikkate alınmaktadır [25]. Dolayısıyla bu kural temel alındığında WISCO’nun pazar payının %(…..) aralığında olması da göz önünde bulundurularak, işbirliği taraflarının ÖKL pazarındaki payının yaklaşık olarak %(…..) civarında olduğu görülmektedir. Herhalükarda işbirliği taraflarının Türkiye’de ÖKL pazarında önemli bir pazar gücüne sahip oldukları anlaşılmaktadır. Pazardaki en büyük rakibin pazar payının %(…..) altında olması da bu kanaati güçlendirmektedir. Bunun gibi, ÖKL üretiminin teknoloji ve sermaye yoğun bir üretim süreci gerektirmesi, ÖKL siparişlerinin küresel boyutta yapılan ihaleler çerçevesinde belirlenmesi gibi ilgili pazara has özellikler pazara girişlerin önünde de birer engel teşkil edebilecektir. Nitekim mevcut oyuncuların dışında bir tek VOESTALPINE firması, ancak yakın dönemde pazara giriş yapmıştır.

(115) Bunun gibi, ÖKL üretiminde kullanılan AISi kaplamalı sıcak çelik pazarı açısından değerlendirildiğinde ise, ARCELORMITTAL’in, mevcut durum itibarıyla Türkiye’de bu ürünleri sınırlı da olsa satan tek firma olduğu ve Dağıtım Sözleşme’si ile BAMESA ÇELİK üzerinden USIBOR ve DUCTIBOR’un Türkiye pazarına satışının yaygın bir şekilde başlayacağı anlaşılmaktadır. USIBOR ve DUCTIBOR ürünlerinin teknik ve kalite bakımından dünyada muadilinin olup olmadığı ve Türkiye’ye satışının olup olmadığına ilişkin olarak tarafların gönderdiği ek bilgi yazısında; USIBOR 1500 derecesi için, THYSSENKRUPP MBW 1500 ve VOESTALPINE Ultraform ürünlerinin; DUCTIBOR-5000 MPA derecesi için ise THYSSENKRUPP MBW 500 AS ve VOESTALPINE Ultraform ürünlerinin ikame oldukları belirtilmektedir.

(116) Ek bilgi yazısında ayrıca, ürünlerinin Avrupa’da mevcut olduğu, bunun gibi Kore ve Japonya’da da benzer ürünlerin bulunduğu ancak bu ürünlerin Türkiye’de satılıp satılmadıklarına ilişkin net bir bilgilerinin bulunmadığı belirtilmektedir. Bununla birlikte, Türkiye’de AISi kaplamalı çelik üretiminin bulunmadığı ifade edilmektedir.

(117) Tarafların sunduğu bu bilgiler çerçevesinde hatırlanması gereken önemli iki husus bulunmaktadır. Bunlardan ilki, çelik ürünlerinin yükte ağır ürünler olduğu, USIBOR- DUCTIBOR’dan üretilmiş olanlar dahil ÖKL ürünlerinin özel taşıma koşullarına ihtiyaç duyduğu ve bu sebeplerle yurt dışından bu ürünleri getirtmenin teşebbüsler açısından ekonomik olarak sürdürülebilir olmayan taşıma maliyetlerine yol açtığıdır. Bu sebeplerle, WISCO veya herhangi bir küresel OEM firması ithalat yolunu tercih edilir bir yol olarak beyan etmemişlerdir.

(118) Diğer önemli husus, tarafların muadil ürün üreticisi olarak beyan ettiği firmaların içinde bulunduğu ilişkiler ağıyla ilgilidir. Bunlardan THYSSENKRUPP, ARCELORMITTAL patent lisansı ile muadil ürünleri üretmektedir. İki teşebbüs arasındaki 29 Haziran 2004 tarihli lisans sözleşmesi gereğince THYSSENKRUPP’un, USIBOR’un muadili olan AISi kaplamalı ürününü (MBW 1500) Türkiye’ye satamadığı iddia edilmektedir. Ancak lisans anlaşması 25 RİTTER,L. ve BRAUN,W.D., (2005), European Competition Law. A Practitioner’s Guide, 3rd edition, Kluwer Law International, London.

Page 28

Almanya, Avrupa Birliği, Kanada, Meksika, Güney Afrika bölgelerini kapsamakta olup Türkiye’yi kapsamamaktadır.

(119) THSSENKRUPP EUROPE, ek bilgi yazısında, (…..)

(120) Ayrıca THYSSENKRUPP, ARCELORMITTAL’in hissedar olduğu iki şirkette azınlık hissesi sahibidir. Almanya’da yerleşik bu şirketlerden (…..), kimya sektöründe faaliyet göstermekte iken (…..) demir cevheri zenginleştirme, topraklama, külçeleme, maden ocağı için demir cevherinin metalürjik testi ve çelik yapımına ilişkin süreç geliştirme alanlarında faaldir. (…..). Her iki çelik grubuna ait şirketler arasındaki söz konusu bağlar ÖKL pazarıyla ya da USIBOR ve DUCTIBOR ile doğrudan ilişkili değildir.

(121) Muadil ürün üreten diğer firma VOESTALPINE, Böhler Kardeşler tarafından kurularak 1991 yılında Böhler-Uddeholm dâhilinde ayrı bir şube olmuş ve 1996 yılında THSSENKRUPP ile bir araya gelerek kaynak işletmelerini ortak bir işletme olan Böhler Thyssen Welding olarak birleştirmiştir. Bu bilgilerden VOESTALPINE ile THYSSENKRUPP firmaları arasında, ÖKL pazarını etkileyen kaynaklı (welding) levha alanında bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Şirketin Türkiye’deki iştiraki olan Voestalpine Böhler Welding Türkiye internet sayfasındaki ürünler arasında da Ultraform ürünlerine rastlanılmamaktadır.

(122) Bu bilgiler çerçevesinde, ARCELORMITTAL’in, Türkiye’de ÖKL üretiminde kullanılan AISi kaplamalı çelik pazarına en azından kısa vadede ürün veren tek teşebbüs olarak ortaya çıkacağı görülmektedir. Bu nedenle şirket en azından başlangıçta, pazarı arz ve fiyat miktarları açısından tek başına yönlendirebilecek güçte olacaktır. (…..), THYSSENKRUPP’un Türkiye’de ilgili muadil ürünler için patent başvurusunda bulunması durumunda ve/veya VOESTALPINE veya Asya kökenli diğer rakip firmaların ikame ürünlerini Türkiye’de satmaya başlamaları halinde pazar koşulları değişebilecektir. Ancak (…..) ifade etmiştir.

(123) Yine yukarıda değinildiği gibi, Türkiye’de ÖKL pazarında işbirliği tarafları; ÖKL üretimi için AISi kaplamalı sıcak çelik pazarında ise işbirliği taraflarından ARCELORMITTAL önemli bir pazar gücüne sahiptir. ARCELORMITTAL’in ortak girişimi BAMESA ÇELİK, yeni bir pazar olan ve hızlı bir şekilde büyüyeceği öngörülen AlSi kaplamalı çelik pazarında en azından kısa vadede tek sağlayıcı olacaktır. Dağıtım Sözleşmesi ile ARCELORMITTAL’in BAMESA ÇELİK’in müşterilerini, satış miktarını ve fiyatlarını kontrol edecek olması, ARCELORMITTAL’in AlSi kaplamalı çelik pazarındaki gücünü ve BAMESA ÇELİK’in ÖKL pazarındaki gücünü artırarak, WISCO ve potansiyel diğer rakiplerin kısa ve orta vadede pazardan dışlanmasına yol açabilecektir.

(124) Konuya ilişkin olarak taraflarca yapılan açıklamada, ARCELORMITTAL çıkışlı USIBOR ürünlerinin sadece ARCELORMITTAL’in bu işlem konusunda mutabık kaldığı nihai kullanıcılara satılacağı konusunda tarafların anlaşmış olduğu, söz konusu ürünlerin kimlere satıldığı hususunda ARCELORMITTAL ile BAMESA ÇELİK arasında tam bir şeffaflık bulunduğu ve müşterilerden sapılması hakkının bulunmadığı, bunun sebebinin ARCELORMITTAL’in ürünlerinin kalitesini korumak istemesi olduğu, BAMESA ÇELİK tarafından önerilen fiyatın rakip kanalların fiyatından %(…..) daha fazla olması halinde ARCELORMITTAL’in diğer kanalları kullanma hakkına yani BAMESA ÇELİK dışında başka çelik hizmet merkezlerini kullanma konusunda serbest olan nihai kullanıcılara ((…..) gibi) doğrudan bobin satışı yapma hakkına sahip olduğu, ancak bu durumda ARCELORMITTAL’in kendisinin know-how’ına sahip olmadan işlenen ürünler için kalite garantisi vermeyeceği, BAMESA ÇELİK’in ARCELORMITTAL dışında başka kaynaklardan temin ettiği USIBOR’u ya da benzeri ürünleri kullanamayacağı, ARCELORMITTAL’in OEM’lerle yapmış olduğu tedarik kontratları çerçevesinde USIBOR’un sunulan pek çok çelik ürününden biri olduğu, OEM’lerin çoğunun çelik ürünleri için tek bir muhatap ile pazarlık

Page 29

etmek istediği, bu nedenle USIBOR ürünlerinin fiyatlarının ARCELORMITTAL tarafından yönetilen küresel pazarlıklar sonucu belirlendiği ifade edilmiştir.

(125) Kısıtlamaların getirilmesine gerekçe olarak sunulan ARCELORMITTAL’in kalite garantisi ve küresel OEM firmalarıyla yapılan ve uluslararası boyutu bulunan tedarik sözleşmeleri gibi hususların söz konusu kısıtlamaların kapsamı ve pazardaki rekabet üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri göz önünde bulundurulduğunda rekabetin gereğinden fazla kısıtlanmaması koşulunu sağlamadığı değerlendirilmektedir. Zira pazarda ARCELORMITTAL’in kalite garantisini istemeyen (…..) gibi şirketler ürün talep edebileceği gibi, küresel ihalelere katılmayan ancak sıcak preslemeye uygun bir hat kuran Türkiye’deki herhangi bir teşebbüs, örneğin bir çelik hizmet merkezi ya da BAMİ’nin mevcut veya potansiyel rakibi de, OEM’lere satış yapmak için bu ürünlere gereksinim duyabilir. Böyle bir durumda BAMESA ÇELİK’in söz konusu müşterilere doğrudan mal satması, istediği fiyatı ve ödeme koşullarını belirlemesi sözleşme gereği mümkün olmamaktadır.

(126) Nitekim taraflara yöneltilen ve BAMESA ÇELİK’in bu ürünleri mevcut veya potansiyel ÖKL üreticisi rakiplere serbestçe satıp satamayacağına ilişkin soruya verilen yanıtta da “USIBOR ürünleri kullanarak lazer kaynaklı levha üretmek için ARCELORMITTAL tarafından geliştirilen belirli bir üretim aşamasına (kaynak aşındırma tekniği) ihtiyaç duyulmaktadır. Bu teknoloji halihazırda Türkiye’de bulunmamaktadır. Dolayısıyla halihazırda Türkiye’de bu ürünleri satın alan bir lazer kaynaklı levha üreticisi de mevcut değildir zira ilgili teknolojiyi kullanma hakları da bulunmamaktadır” denilmektedir.

(127) Yukarıda yer verilen, sınırlamaların niteliğine, işbirliği taraflarının ve fiili ya da potansiyel rakiplerinin konum ve güçlerine, stratejik işbirliklerine ilişkin açıklamalar ile ARCELORMITTAL’in önceki pazar davranışlarına işaret eden 16.06.2009 tarih ve 09- 28/600-141 sayılı Kurul kararı dikkate alınarak 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (c) ve (d) bentlerindeki koşulların sağlanmadığı, bu nedenle Dağıtım Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet tanınamayacağı kanaatine varılmıştır.

H.4.3.4. Dağıtım Sözleşmesi’ne Yönelik Tadil Taahhüdü ve Tadil Edilmiş Haliyle Dağıtım Sözleşmesinin Değerlendirilmesi

(128) Taraflar Dağıtım Sözleşmesi’ni resen tadil etme taahhüdünde bulunmuştur. Aşağıda, Dağıtım Sözleşmesinin mevcut halinde yer alan maddeler ve tadil edilmiş şekillerine yer verilmektedir:

(…..TİCARİ SIR…..)

(129) Tarafların gönderdiği bu bilgilerden, Dağıtım Sözleşmesi’nde yer alan ve sözleşmenin bireysel muafiyetten yararlanmasına engel teşkil eder nitelikteki rekabeti kısıtlayıcı düzenlemelerin tadil edildiği anlaşılmaktadır. Bununla beraber, sözleşme konusu ürünlerin Türkiye pazarında münhasıran BAMESA ÇELİK tarafından dağıtımının öngörülmesi nedeniyle tadil edilmiş haliyle Dağıtım Sözleşmesi halen 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına girmektedir.

(130) Tadil edilmiş haliyle, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki koşulları taşıyıp taşımadığının belirlenmesi amacıyla ilgili sözleşme ele alındığında, öncelikle sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki koşulları sağladığı yönünde yukarıda yapılan değerlendirmelerin tadil edilmiş hali için de aynen geçerli olduğu belirtilmelidir.

(131) Dağıtım Sözleşmesi’nin tadil edilmiş hali ile münhasır dağıtıcı konumundaki BAMESA ÇELİK’in fiyat, miktar, müşteri grubu ve ödeme koşullarına yönelik karar mekanizmasını kısıtlayan hükümler değiştirilmektedir. Tadil edilmiş haliyle ilgili sözleşme, pazarda gerek bağımsız çelik hizmet merkezleri gerekse mevcut veya potansiyel ÖKL üreticileri açısından ortaya çıkabilecek rekabetçi endişelerden arındırılmaktadır. Bu şekilde ilgili pazarın önemli

Page 30

bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmayacağı ve rekabetin gereğinden fazla sınırlanmayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (c) ve (d) bentlerindeki koşullar da sağlandığından, tadil edilmiş haliyle Dağıtım Sözleşmesi’nin bireysel muafiyetten yararlanabileceği sonucuna varılmaktadır.

H.4.4. WISCO’nun Hâkim Durumun Kötüye Kullanıldığına İlişkin Başvurusunun Değerlendirilmesi

(132) Yapılan incelemeler kapsamında, WISCO’dan talep edilen ek bilgilere istinaden Kuruma gönderilen cevabi yazıda kendilerinin muafiyet başvurusuna ilişkin itirazları dile getirilmiştir. Bu itirazları detaylı olarak açıklayıcı 17.06.2015 tarihli ve 2896 sayılı yazı ve (…..) 10.07.2015 tarihli ve 3248 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(133) İlgili yazılarda, WISCO’nun ÖKL üretiminde kullanması gereken tür çeliği ARCELORMITTAL Grubu’ndan tedarik edemeyerek rekabetçi açıdan olumsuz etkilendiği ve ARCELORMITTAL Grubu’nun ÖKL pazarına yeni girişleri ve pazarda mevcut tek rakip olan WISCO’nun faaliyetlerini engellemek suretiyle rekabeti kısıtladığı ifade edilmektedir. Söz konusu iddiaları değerlendirmek amacıyla Kurul’un 01.09.2015 tarihli 15-34/526-M sayılı kararı ile BAMESA ÇELİK, BAMİ, ArcelorMittal Automotive Europe–Turkey, AMFCE, BORÇELİK, KERİM ÇELİK, ARCELORMITTAL RZK, BAMESA ÇELİK MURADİYE, BEYÇELİK GESTAMP, GMF ve ARCELORMITTAL AMBALAJ’da yerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. BORÇELİK’te şirket yetkilileriyle bir görüşme de yapılmıştır. Dosya sürecinde ayrıca WISCO yetkilileriyle de Kurumda çeşitli kereler toplantı yapılmıştır.

(134) WISCO ile yapılan görüşmeler ve dosya süreci boyunca kendilerinin Kuruma gönderdikleri ek bilgi yazıları bir arada değerlendirildiğinde WISCO’nun şikâyetlerinin özetle;

- ARCELORMITTAL’in kendilerine AISi kaplamalı sıcak çeliği satmadığı, bu sebeple

WISCO’nun yurt dışındaki iştirakinden ablasyon/aşındırma cihazını Türkiye’ye getirip

daha üst kalitede ÖKL üretme imkânı var iken bunu yapamadığı,

- ARCELORMITTAL’in aşındırma gerektirmeyen çinko (ZN) kaplamalı galvanizli soğuk

çeliği de kendilerine doğrudan satmadığı veya daha yüksek fiyat önerdiği, bu sebeple

kendilerinin (…..) üzerinden bu çeliği temin etmek zorunda kaldıkları,

ARCELORMITTAL’in ürünlerinin OEM’ler tarafından (grade/kalite ve kalınlık

bakımından) onaylı ve doğrudan fiyatlarının diğer çelik üreticilerinin fiyatlarına göre

daha düşük olduğu, kar marjının düşük olduğu ÖKL pazarında fiyat farklılıklarının

faaliyeti ekonomik olarak devam ettirebilmeyi zorlaştırdığı, kendilerinin bu sebeple

giderek küçüldüğü, ayrıca OEM’ler tarafından onay almamış bir çelik türünün sonradan

OEM’lerin onayından geçmesinin büyük bir maliyet ve zaman kaybı gerektirdiği,

uluslararası çelik ihalelerinde OEM’lerin belli grade/kalite ve kalınlıktaki çelik türlerine

onay verdikleri,

- WISCO’nun mevcut durumda esas olarak talep ettiği çelik türünün pazarın talepleri ve

otomotiv sektörünün öngörülen talepleri doğrultusunda AISi kaplamalı sıcak çelik

olduğu, zira galvanize çeliği diğer üreticilerden de temin edebildiği

yönünde olduğu görülmektedir.

(135) (…..) WISCO (…..) ile ArcelorMittal FCE/ ArcelorMittal Automotive Europe/BORÇELİK (…..) arasında geçen Haziran 2015 tarihli e-posta yazışmalarında, (…..), bir rakip olarak ARCELORMITTAL’den numune çalışmaları için malzeme fiyatını ve kendilerine satışın yapılıp yapılmayacağını sormakta, THYSSENKRUPP zamanında kendilerine satışa sıcak bakılmadığı ve bu durumun WISCO için de geçerli olup olmayacağının merak edildiği vurgulanmakta, ancak (…..) tarafından gelen gecikmeli yanıtta önce konuyu yetkilileriyle görüşmesi gerektiği belirtilerek daha sonraki e-postalarda hangi malzemenin hangi projede

Page 31

kullanılmak üzere istenildiği sorgulanmakta ve kapasitelerinin yeterli olmadığı gerekçesi öne sürülmektedir. Bu noktada ilgili e-postalarda fiyat talep edilmiş ve isim olarak belirtilmiş tüm ürünlerin AlSi kaplamalı ürün olduğu belirtilmelidir. En son 18 Haziran 2015 tarihli e-postada;

“….Biz genelde OEM’lerle çalışabiliyoruz ve sınırlı bir kapasitemiz var. Size yardımcı olabilmemiz

şu an için oldukça zor gözüküyor. Kapasiteyle ilgili durumumuz değişirse ileride elbette tekrar bu

konuyu görüşebiliriz. Anlayışın için teşekkürler…”

ifadelerine yer verilmektedir.

(136) Bunun gibi, AMFCE’de gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen yukarıda yer verilen e-postanın devamı niteliğindeki belgede de (…..)’nin 07.08.2015 tarihinde ARCELORMITTAL’den farklı miktar ve boyutlarda USIBOR ürünü talep ettiği, söz konusu talep üzerine ARCELORMITTAL çalışanları arasında WISCO’ya nasıl cevap verileceğinin belirlenmeye çalışıldığı ve sonrasında “(…..) karıştırıyor işleri bence. ... Usibor malzemeler anlaşmalar gereği sadece hot stamping hattı olan müşterilere satılıyor. Bu nedenle size bu malzemeleri temin edemiyoruz" diye cevap verebilirsin. …” şeklinde cevap verilmesinin kararlaştırıldığı görülmektedir.

(137) (…..) AMFCE’den elde edilen belgenin ise Ağustos 2015 tarihli olduğu görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu belgelerdeki yazışmaların Kuruma yapılan bireysel muafiyet başvurusu sonrasında yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Haziran 2015 tarihli belgede, ARCELORMITTAL’in THYSSENKRUPP döneminde de satışa sıcak bakmadığı ifadesi yer alıyor olsa da söz konusu durumu ve başvuru tarihi öncesinde WISCO tarafından galvanize çelik talebinde bulunulduğu yönünde herhangi bir destekleyici belge WISCO yetkilileri tarafından sunulmamıştır. Bunun gibi, yerinde incelemeler zarfında da idiaların bu bölümünü destekleyici nitelikte herhangi bir belgeye ve bilgiye ulaşılmamıştır.

(138) WISCO yetkilileriyle gerçekleştirilen toplantıda, WISCO’nun söz konusu mal talebini 5-7 yıl önce gerçekleştirdiği ve red yanıtının ardından talebin tekrarlanmadığı bilgisi edinilmiştir. Ancak WISCO buna yönelik bir belgeyi Kuruma sunamamıştır. Ayrıca gerek toplantılardaki ifadelerden ve gerekse WISCO tarafından gönderilen belgelerden WISCO için esas sorunun, kendisinin de Türkiye’ye aşındırma cihazını getirebilmesi ve dolayısıyla ihtiyaç duyduğu AISi kaplamalı sıcak çelik temini olduğu anlaşılmıştır.

(139) Sözleşme yapmayı/mal vermeyi reddetmenin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirilebilmesi için üç koşulun aynı anda gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu çerçevede;

- Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete

ilişkin olmalı,

- Reddetmenin, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı,

- Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.

(140) Bu kriterler, WISCO’nun itiraz başvurusu açısından değerlendirildiğinde, öncelikli olarak belirtilmesi gereken husus, Dağıtım Sözleşmesi kapsamındaki AISi kaplamlı sıcak çeliğin ARCELORMITTAL tarafından henüz Türkiye’de yaygın olarak satışının yapılmadığıdır. Dağıtım Sözleşmesi henüz yürürlüğe girmemiştir. ARCELORMITTAL, mevcut durumda sıcak presleme işlemini gerçekleştirebilen (…..) ve (…..) ile devam eden anlaşmaları çerçevesinde sınırlı olarak Türkiye’ye yurt dışından satış yapmakta, bunun dışında kendi ortak girişimi olan BAMESA ÇELİK’in ihtiyacı olacak kadar ürünü Türkiye’ye göndermektedir. Dağıtım Sözleşmesi’nin yürülüğe girişi ile BAMESA ÇELİK üzerinden Türkiye’de ilgili ürünün tam ve yaygın olarak satışı başlayacaktır. Bu nedenle, şu aşamada WISCO’nun bu ürüne ilişkin talebinin reddi eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal eder bir nitelik taşımadığı, bununla birlikte Dağıtım Sözleşmesi’nde yer alan rekabeti kısıtlayıcı maddelerin

Page 32

tarafların öngördüğü şekilde tadil edilmesinin pazarda ileriki dönemlerde ortaya çıkabilecek rekabet ihlallerini engellemek bakımından gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.

(141) Öte yandan, WISCO’nun ARCELORMITTAL’den galvanize çelik tedarik edememesine ilişkin olarak, WISCO’nun daha önce böyle bir talebinin reddedildiği yönündeki beyanı dışında bir belge bulunmamaktadır. Benzer şekilde yapılan yerinde incelemelerde bunu destekleyici herhangi bir belgeye ulaşılamamıştır. İncelemeler zarfında temin edilen belge AlSi kaplamalı USIBOR’a ilişkin olup galvanize çeliğe yönelik bir talep yoktur. Muafiyet başvurusuna ilişkin görüşleri alınmak üzere kendilerine müracaat edilmeden önce WISCO’nun da Kuruma galvanize çelik teminine ilişkin bir şikayet başvurusu olmamış, şirketin beyanına göre bu çelik türüne ilişkin en son 5-7 yıl önce ARCELORMITTAL’den talepte bulunmuştur. Kurumun kendilerine müracaatı ertesinde ARCELORMİTTAL ile temas gerçekleşmiştir. Nitekim WISCO yetkilileri, kendileri için esas önemli olan ürünün pazarın gelişimi de öngörüldüğünde AlSi kaplamalı sıcak çelik olduğunu belirterek bir anlamda galvanizli çeliğin ARCELORMITTAL’den temininin kendileri için vazgeçilmez nitelikte olmadığını ifade etmişlerdir. Daha önce de değinildiği gibi WISCO, 2007 yılından 2013 yılına kadar dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olan ve Türkiye’ye ÖKL teknolojisini ilk getiren şirket olan THYSSENKRUPP’un iştiraki olarak faaliyet göstermiştir. Bu doğrultuda WISCO’nun en son 2008-2010 döneminde ARCELORMITTAL’den mal talep etmiş olması ve THYSSENKRUPP’tan devredildiği 2013 sonrasında mal talep etmemiş olması da dikkate alınması gereken bir husustur. Bu sebeplerle, çinko kaplamalı galvanizli soğuk çelik ürünü açısından mal vermenin reddi koşullarından vazgeçilmezlik şartını sağlanmamaktadır.

(142) Bu değerlendirmeler çerçevesinde, başvuru konusu iddialarla ilgili 4054 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.

I. SONUÇ

(143) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,

a) ArcelorMittal Flat Carbon Europe ile Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş.,

Bamesa Muradiye Çelik San. Tic. A.Ş. ve BAMİ Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş.

arasında 14.07.2014 tarihinde imzalanan Dağıtım Sözleşmesi’nin, içerdiği rekabeti

kısıtlayıcı hükümler nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğuna,

i. Dağıtım Sözleşmesi’nin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti

Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağına,

ii. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartları karşılamaması nedeniyle

Dağıtım Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet tanınamayacağına,

iii. Bununla birlikte 30.11.2015 tarih ve 5744 sayı, 10.12.2015 tarih ve 5909 sayı ile

Kurum kayıtlarına giren tadil taahhütleri doğrultusunda düzenlenen Dağıtım

Sözleşmesi'ne 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını

karşılaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınmasına,

iv. Tadil edilmiş şekliyle Dağıtım Sözleşmesi’nin taraflarca imzalanmasını takiben 90

gün içinde Kuruma sunulmasına,

b) ArcelorMittal Flat Carbon Europe, SA, ArcelorMittal Tailored Blanks N.V., Bamesa

Aceros, Bamesa Çelik Servis Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve BAMİ Çelik Servis Sanayi ve

Ticaret A.Ş. arasında 01.03.2015 tarihinde imzalanan Mutabakat Anlaşması’nın içerdiği

rekabeti kısıtlayıcı hükümler nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında

olduğuna,

v. Mutabakat Anlaşması’nın 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti

Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağına,

Page 33

vi. Bununla birlikte, söz konusu sözleşmeye, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde

sayılan şartların tamamını karşılaması nedeniyle bireysel muafiyet tanınmasına,

c) muafiyet incelemesi kapsamında yapılan itiraz başvurusunda ileri sürülen iddialar

bakımından bu aşamada herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığına,

OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Some values in the tables are redacted as (.....) by the Turkish Competition Authority on trade-secret grounds.

Decisions taken at the same meeting

All decisions from this meeting
View all decisions of this type

Let's discuss what this decision means for your business

We provide end-to-end support on competition compliance, investigations and merger control.