Skip to content
All decisions

Competition Board Decision

Kablo TV şebekesine entegre edilecek yazılım ve donanım ile ulusal kanallarda yerel nitelikte bilgilendirme,…

Competition Infringement08-43/587-220Decision date: 03.07.2008Publication date: 10.09.2008

Kablo TV şebekesine entegre edilecek yazılım ve donanım ile ulusal kanallarda yerel nitelikte bilgilendirme, haber ve reklam benzeri katma değerli hizmetlerin sunulmasının mümkün olduğu, ancak şikayetçilerin patentine sahip oldukları bu sistemin kurulumu yönündeki başvurularının Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. (Türksat) tarafından cevaplandırılmadığı iddiası.

Decision details

Case number
08-43/587-220
Decision date
03.07.2008
Publication date
10.09.2008
Decision type
Competition Infringement (Rekabet İhlali)

Decision text

8 pages · 19.211 characters

The text below is extracted from the decision document published by the Turkish Competition Authority; page numbers, tables and figures keep their position in the original document. The summaries, classifications and explanations on this page are provided for information only and do not constitute legal opinion or advice; the binding text is the decision as published by the Authority.

View the official decision at the Competition Authority

Page 1

Rekabet Kurumu Başkanlığından,

REKABET KURULU KARARI

Dosya Sayısı: 2008-2-124(İlk İnceleme)
Karar Sayısı: 08-43/587-220
Karar Tarihi: 3.7.2008

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

Başkan: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI

Üyeler: Tuncay SONGÖR, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN,

Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE

B. RAPORTÖRLER: Adnan AKGÜN, Remzi Özge ARITÜRK

C.ŞİKAYET EDEN: - Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş.

- Ar-Te Program ve Reklam Ajansı İnş. San. Tic. Ltd. Şti.

- Rıfat Aras

Temsilcileri: Av. Ali Hikmet Akıllı ve Av. Fahrettin Kayhan

Tunus Cad. No:87/9 Kavaklıdere /Ankara

D.HAKKINDA İLK İNCELEME

YAPILAN: Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş.

Konya Yolu 40. km Gölbaşı / Ankara

E. DOSYA KONUSU: Kablo TV şebekesine entegre edilecek yazılım ve donanım ile ulusal kanallarda yerel nitelikte bilgilendirme, haber ve reklam benzeri katma değerli hizmetlerin sunulmasının mümkün olduğu, ancak şikayetçilerin patentine sahip oldukları bu sistemin kurulumu yönündeki başvurularının Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. (Türksat) tarafından cevaplandırılmadığı iddiası.

F. İDDİALARIN ÖZETİ : Başvuruda;

- Ar-Te’nin, ulusal TV yayınlarında yapılamayan yerel yayınları, bindirme

biçimindeki bant yayınlarını, yerel karasal vericiler ve TV kablo merkezleri

aracılığıyla gerçekleştirebilen “TV Yayın Kuruluşu, Devamlılık Stüdyosu

Kontrollü, Uzak İstasyon Yayınlarının Farklılaştırılması, Denetim Yönetimi

Sistemi ve Yönetimi” (Kablo TV Sistemi) adlı bir yayın sisteminin patent

sahibi olduğu,

- Bu sistemin kablo yayınında yer alabilmesi için “VBI satırlarından alınacak

bilgiyi yayına verebilecek dekoderin, Ankara head-end merkezinde, receiver

ile modülatör arasına bağlanması” gerektiği,

Page 2

- Ancak ülkemizde kablo TV yayıncılığı alanında tekel konumundaki

Türksat’ın, şikayetçilerin bu konudaki başvurusunu bir yılı aşkın bir süredir

yerine getirmediği,

- Bu suretle başvuru sahiplerinin özellikle reklam pazarına girmelerinin

engellendiği

hususları ifade edilerek bu durumun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (e) bendlerine aykırı olduğu iddia edilmektedir. G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 9.4.2008 tarih ve 2201 sayı ile giren başvuru üzerine yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 26.06.2008 tarih, 2008- 2-124/İİ-08-AA sayılı İlk İnceleme Raporu, 30.6.2008 tarih, REK.0.06.00.00- 110/194 sayılı Başkanlık önergesi ile 08-43 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.

H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; şikayet dilekçesinde yer alan iddialar hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasının gerek olup olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına gerek olmadığı ve başvurunun reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

Başvuruda, Kablo TV şebekesine entegre edilecek cihaz (decoder) ve sistem ile TV kuruluşunun merkezi stüdyosunda yerel içerikli olarak hazırlanmış olan haber, duyuru, tanıtım ve benzeri verilerin karasal verici ve TV kablo istasyonlarına kurulmuş olan uzak istasyon bileşenlerine ayrı içerik ve biçimlerde iletilebileceği, geri bildirimlerle raporların alınabileceği, yayın zamanı geldiğinde yayın kuruluşu merkezinden verilecek başlatma komutu ile her yerleşim biriminde ayrı içerik ve biçimde olmak üzere, yayının belirli bir yüzdesinin üzerine eş zamanlı olarak önceden hazırlanmış alt yazı, grafit, animasyon veya hareketli video verilerinin bindirilebileceği ifade edilmektedir.

Sistemin Kablo TV şebekesine eklenmesi ile birlikte yöresel kent haberlerinin, yerleşim birimlerine yönelik eğitim ve sağlık bilgilendirmelerinin, yerel nüfusa yönelik kampanya, nöbetçi eczane, kültür sanat etkinlikleri, açılışlar, bilimsel toplantılar, panel duyuruları ve benzeri bir çok içeriğin sunulabileceği, bunlara ek olarak ulusal yayın mecralarında reklam yapma olanağı bulamayan KOBİ’lerin bu sistemden etkin bir şekilde yararlanabileceği ve gerçek bir rekabet ortamının oluşabileceği belirtilmektedir.

Konuyla ilgili olarak 25.04.2008 tarih ve 1337 sayılı yazı ile 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 7. maddesi üçüncü fıkrası gereğince Telekomünikasyon Kurumu görüşüne başvurulmuştur. Rekabet Kurumu kayıtlarına 21.05.2008 tarih ve 3158 sayı ile giren Telekomünikasyon Kurumu görüşünde özetle;

Page 3

- Türksat’ın “Kablo TV hizmetlerinde müşteri memnuniyetinin arttırılması ve

alternatif hizmetler karşısında rekabet gücünün iyileştirilmesi amacıyla

18.3.2008 tarihinden itibaren İstanbul, Ankara, İzmir illerinde “Sayısal Paket

1” adı altında analog ve digital yayınların bir arada verileceği yayınlarına

başlayacağı bilgisinin Türksat tarafından kendilerine verildiği,

- Telekomünikasyon Kurumu ile Türksat arasında 18.5.2008 tarihinden

itibaren geçerli olmak üzere imzalanmış bulunan Uydu Haberleşme

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Görev Sözleşmesi’nde (Görev

Sözleşmesi) “head-end merkezlerinde reciever ile modülatör arasına VBI

satırlarından alınacak bilgiyi yayına verebilecek decoder bağlanması”

hususunun değerlendirilmesine ilişkin spesifik bir hüküm bulunmamakla

birlikte, konunun Görev Sözleşmesi’nin 12. maddesinde yer alan “Teknolojik

Gelişmeler”e ilişkin genel hüküm kapsamında değerlendirilmesinin mümkün

olabileceği,

- Bunun dışında, Türksat’ın ileteceği yayınları belirlemesi ve/veya ilettiği bu

yayınlar üzerinde ekranın bir kısmı kullanılarak “yerel reklamları ya da

duyuruları” da iletmesi hususundaki olası yükümlülüklerin Rekabet

Kurulu’nca değerlendirilmesinin uygun olacağı

ifade edilmektedir.

İnceleme kapsamında öncelikle ilgili şikayetin rekabet uygulamaları bakımından hangi şekil ve koşullarda değerlendirilebileceği ile ilgili bilgi verilecek, ardından konuyla ilgili telekomünikasyon mevzuatına değinilerek başvuru hakkında ne yapılması gerektiği ile ilgili açıklamada bulunulacaktır.

Anılan Kablo TV sistemi hakkında başvuruda yer verilen bilgilerden, patentli bir takım donanım ve yazılımın Kablo TV şebekesine erişim sağlanarak eklenmesi gerektiği, kurulacak sistem üzerinden ise bilgilendirme haber ve reklam benzeri katma değerli hizmetlerin sunulabileceği anlaşılmaktadır.

Bu tespitten bahisle başvuru konusu rekabet uygulamaları bakımından erişimin reddedilmesi, sözleşme yapmayı reddetme böylelikle Kanun’un 6. maddesinin tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin

1

kısıtlanması şeklindeki (e) bendi kapsamında değerlendirilebilecektir.

Bilindiği üzere rekabet kuralları hakim konumu ya da tekeli yasaklamamakta fakat bu pazar gücünün kötüye kullanılmasını yasaklamaktadır. Rekabet hukukunun ve

2 özelde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin, teşebbüslere belirli yükümlülükler yükleme amacına değil de teşebbüslerce gerçekleştirilecek bazı davranışları 1 Erişim sağlamayı, mal vermeyi, sözleşme yapmayı reddetme eylemleri, “tüketicinin aleyhine üretimin, teknik gelişmenin kısıtlanması” bağlamında düşünülebileceği gibi, bu eylemlerden bağımsız olarak da düşünülebilir. Önemli olan eylemin hangi şekilde ortaya çıktığı değil, rekabet üzerindeki etkisinin ne olduğudur.

2 Yükümlülük ile kastedilen bir rekabet ihlalin ortadan kaldırılmasına ilişkin teşebbüslerin kaçınması gereken davranışlar (yıkıcı fiyatlama, münhasır sözleşmeler ile pazar kapama vb.) değil, rekabet ihlali olduğu kabul edilen davranışların dışında teşebbüslerin çalışma usul ve esasları ile ilgili tutumlarıdır.

Page 4

yasaklama amacına hizmet ettiği göz önünde bulundurulduğunda, hakim konuma sahip işletmecilerin rekabet içtihatlarının oluşturduğu kurallar bütünü içerisinde faaliyetlerinde istediği yöntemi ya da çalışacağı kişileri tercih edebilme serbestisine sahip olmalarının temel prensip olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Rekabet kuralları ve dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un, “tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması”na yer vermek suretiyle, teşebbüsler üzerine üretimi, pazarlamayı ya da teknik gelişmeyi “artırma” gibi müspet bir yükümlülük getirmediği, dolayısıyla böyle bir yükümlülüğe aykırı davranılmasının da kötüye kullanma olarak nitelendirilemeyeceği ortadadır.

4054 sayılı Kanun, “hakim teşebbüslerce gerçekleştirilebilecek bu davranışları ancak söz konusu davranışlar teşebbüslerin hakim konumlarını sürdürmelerine veya geleceğe taşımalarına yol açıyor ve bu davranışların rekabetin ortadan kaldırılması ya da sınırlandırılmasına yol açmaktan başka ekonomik bir anlamı bulunmuyorsa” yasaklamaktadır. Aksinin kabulü halinde hakim konumda bulunan tüm teşebbüsler için sözleşme serbestisinden bahsetmenin mümkün olmayacağı kanatine varılması gerekmektedir ki bu görüş serbest piyasa ekonomisi kuralları ile bağdaşır görünmemektedir.

Bu açıklamalar çerçevesinde sözleşme yapmayı ya da mal vermeyi reddetme olarak adlandırılan rekabet ihlalleri hakkında bilgi verilmesinin yerinde olacağı görülmüştür. Hakim (tekel) durumdaki teşebbüslere getirilen anlaşma yapma yükümlülüğü bağlamında, ortaya çıkan önemli bir uygulama alanı “zorunlu unsur doktrini (essential facilities)”dir.

Doktrinin uygulandığı olaylar esas itibarıyla birbirleriyle dikey olarak ilişkili iki pazarı (üst pazar-alt pazar) gerekli kılmaktadır. Üst pazar genellikle tekelci (yoğunlaşmış) bir yapıya sahipken (elektrik şebekesi), bu tekelci teşebbüsün

3 faaliyet gösterdiği alt pazar (elektrik dağıtım/perakende) daha rekabetçidir. Doktrinin altında yatan felsefe, üst pazardaki sınırlı kaynağın alt pazardaki teşebbüslerin faaliyetlerini sürdürmeleri için zorunlu olması ve bundan dolayı üst pazarı kontrol eden teşebbüsün rakipleriyle anlaşma yapmayı reddederek aşağı pazardaki rekabeti sınırlandırma (tekelleştirme) imkanına sahip olmasıdır.

Bu zorunluluk üst pazardaki faaliyetin gerçek ya da potansiyel alternatifinin olmamasından ve buna ihtiyaç duyan teşebbüslerin makul olarak bu faaliyetin aynısını veya benzerini kuramamasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı rekabet otoriteleri, üst pazarda ortaya çıkan yoğunlaşmış yapının, aşağı pazardaki rekabetçi yapıyı tehdit etmesinin önüne geçmek ve buradaki rekabet koşullarını geliştirmek amacıyla, zorunlu unsur doktrini altında hakim durumdaki teşebbüslere rakipleriyle zorunlu anlaşma (paylaşım) yükümlülüğü getirebilmektedirler.

3

Sektörün niteliğine göre, alt pazar tekelleşmiş ve üst pazar rekabetçi olabilir. Bu ayrım nihai değerlendirmeyi değiştirmemektedir.

Page 5

İnceleme kapsamındaki başvuru konusunun, zorunlu unsur ve sözleşme yapmayı reddetme ile ilgili ABD ve AB uygulamalarında ortaya çıkan temel prensipler doğrultusunda değerlendirilebilmesi için bu temel ilkeler hakkında bilgi verilecektir. Zorunlu unsur doktrininin uygulanmasına ilişkin temel prensipler ilk defa ABD’de

4

AT&T/MCI davasında ortaya konmuştur. MCI firması zorunlu unsur doktrini çerçevesinde haklı bulunmuş ve Mahkeme “zorunlu unsur doktrini”nin uygulama esasları olarak kabul edilebilecek dört koşullu sistematik bir test (MCI Testi) geliştirmiştir. Bu teste göre

- Giriş yapılmak istenen varlığın (zorunlu unsurun) bir tekelci teşebbüs

tarafından kontrolü,

- (Giriş yapmak isteyen) bir rakibin pratik olarak ve makul bir şekilde ilgili

varlığı/ürünü/tesisi/alt yapıyı (zorunlu unsuru) kurmasının/üretmesinin

imkansız olması,

- Tekelci teşebbüsün giriş yapmak isteyen rakibi reddetmesi,

- İlgili zorunlu unsurdan faydalanmanın imkanlar dahilinde olması

gerekmektedir.

Bir unsurun zorunlu olup olmadığını tespit etmek için bu şartların tamamı değil, sadece ilk iki şartın gerçekleşmesi yeterlidir. Diğer iki koşul zorunlu kabul edilen bir unsura ilişkin olarak “doktrin” altında bir zorunlu paylaşım ya da anlaşma yapma yükümlülüğü getirilip getirilmeyeceğini belirlemek için kullanılmaktadır.

İnceleme konusu başvuru bakımından yapılacak ilk tespit ise erişim istenilen pazara ilişkin dikey bir bütünleşmenin diğer bir ifade ile tekelci bir firma tarafından alt ve üst pazar olarak tanımlanabilecek faaliyet alanlarının bulunup bulunmadığı ile ilgilidir. Daha önce de ifade edildiği üzere, şikayetin konusu, Türksat’ın sahip olduğu Kablo TV şebekesine çeşitli yazılım ve donanımların eklenerek bu şebeke üzerinden reklam ve bilgilendirme hizmetleri vb. katma değerli hizmetlerin sunumuna ilişkindir. Belirtilmelidir ki Türksat’ın Kablo TV hizmetlerine ilişkin temel faaliyeti, alt yapıya sahip şebeke operatörü olarak bu şebekenin işletilmesidir. Dolayısıyla Türksat’ın şikayet konusunda ifade edilen reklam ve benzeri bilgi içerikli katma değerli hizmetleri sunan dikey bütünleşik bir şirket olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla başvuru sahibinin erişim talebinin Türksat tarafından sunulmayan yeni bir hizmet için olduğunun kabulü gerekecektir. Bu bilgi ışığında Türksat’ın mal vermeyi ya da erişim sağlamayı reddederek herhangi bir rakibini pazar dışına çıkardığı ya da rakipler arasındaki rekabeti sınırlandırdığını ifade etmek mümkün değildir.

210

MCI testinin bir diğer prensibi olan “giriş yapılmak istenen varlığın (zorunlu unsurun) bir tekelci teşebbüs tarafından kontrolü” ile ilgili olarak ifade edilebilecek şikayet konusuna ilişkin birçok husus bulunmaktadır. Bilindiği üzere reklam ve benzeri katma değerli hizmetlerin sunumuna ilişkin olarak başta televizyon, gazete, mecmua ve radyo olmak üzere açık hava, internet, GSM şebekeleri, 4

Bu davada, AT&T’nin şebeke üzerindeki tekel gücünü, uzun mesafeli görüşmelerdeki gücünü korumak için MCI firmasıyla ara bağlantı yapmayı reddederek kötüye kullandığı iddia edilmiştir.

Page 6

sinema vb olmak üzere bir çok mecra bulunmaktadır. Şu aşamada tüm bu mecralar üzerinden sunulan hizmetler ile ilgili olarak belirli bir pazar tanımlamasına gidilememesinden bahisle Kablo TV şebekesinin zorunlu unsur olup olmadığı konusunda net bir değerlendirme yapılamamakla birlikte, söz konusu şebekenin ve dolayısıyla bu şebekeye sahip olan Türksat’ın tüm reklam mecraları içinde bir zorunlu unsur niteliğine sahip olduğunu söylemenin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.

Diğer yandan MCI testinin diğer bir unsuru olan, erişim talep edilen unsurun yeniden inşasının imkansız ya da çok zor olması konusunda da açıklamalara yer verilmesi gerekmektedir. Kablo platform altyapı ve işletmeciliğine ilişkin “Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 05.02.2005 tarih ve 25718 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik kapsamında yetkilendirilecek teşebbüslerin hizmet bölgesinde kablo platform şebekesine ait her türlü altyapıyı tesis etme ve işletme hakkına sahip oldukları görülmektedir. Bu bilgiler ışığında Türksat’ın sahip olduğu alt yapının yeniden inşasının en azından mevzuat açısından mümkün olmadığı söylenememektedir.

Zorunlu unsur ve erişim sağlamayı reddetme hususunda değinilmesi gerekli diğer bir husus da konunun düzenleyici boyutuna ilişkindir. Rekabet kuralları ve özelde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi altında teşebbüslerin sorumluluğundan bahsedilebilmesi, inceleme konusu davranış nedeniyle oluşan veya oluşması muhtemel zararın ortaya konulmasını zorunlu kılmakta, düzenlemeler ise çoğu durumda rekabet kurallarının uygulanması için gösterilmesi zorunlu olan bu “zarar”ın doğması riskini engelleyici nitelik arz edebilmektedir.

Bu bağlamda Telekomünikasyon Kurumu tarafından 406 ve 2813 sayılı Kanunlara dayanılarak çıkarılan “Erişim ve Arabağlantı” Yönetmeliğinin amacı, “kullanıcıların makul bir ücret karşılığında telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapısından azami ölçüde yararlanmasını sağlayacak uygulamaların teşvik edilmesi, telekomünikasyon sektöründe verimliliğin, sürdürülebilir rekabet ortamının sağlanması, telekomünikasyon hizmetlerinin karşılıklı çalışabilirliğinin sağlanması ve uzun vadede kullanıcıların yararına olacak rekabet ortamının oluşturulmasına yönelik altyapı yatırımlarının desteklenmesi için telekomünikasyon şebekelerine erişim ve arabağlantıya ilişkin usul ve esasları düzenlemesi” olarak belirlenmiştir. Yönetmeliğin “Erişim’in Kapsamı” başlıklı 6. maddesinde aşağıdaki ifadelere yer verildiği görülmektedir:

“Bu Yönetmelikte geçen erişim terimi, aşağıdakilerle sınırlı olmamak üzere;

a) Yerel ağa ayrıştırılmış erişimi ve veri akış erişimini de içerecek şekilde sabit veya mobil telekomünikasyon şebekesi bileşenlerine ve ilgili tesislerine her türlü yöntemle erişimi,

b) Binalar, borular ve direkleri de içerecek şekilde fiziksel altyapıya erişimi, c) İşletim destek sistemlerini de içerecek şekilde ilgili yazılım sistemlerine erişimi,

Page 7

ç) Numara dönüşümüne veya eşdeğer işlevselliğe sahip sistemlere erişimi, d) Hizmetlerin karşılıklı çalışabilirliği veya sanal şebeke hizmetleri için gerekli arayüzlere, protokollere veya diğer teknolojilere erişimi,

e) İki telekomünikasyon şebekesi arasındaki arabağlantıyı,

f) Akıllı şebeke hizmetlerine yönelik bileşenlere erişimi ve mobil şebekelerde ulusal dolaşımı (roaming) da içerecek şekilde kullanıcılara sunulan hizmetlerin karşılıklı çalışabilirliğinin temini için belirli hizmetlerin sağlanmasını,

g) Yeniden satış amacıyla belirli hizmetlerin toptan seviyede sunulmasını, kapsar.”

Yönetmeliğin 7. maddesi ile erişim yükümlüsü olarak belirlenebilecek işletmeciler hakkında ise şu hüküm getirilmektedir; “Kurum, ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip bir işletmecinin diğer işletmecilerin erişimine izin vermemesinin veya aynı sonucu doğuracak şekilde erişim için makul olmayan süre ve şartlar ileri sürmesinin rekabet ortamının oluşumunu engelleyeceğine veya ortaya çıkacak durumun kullanıcıların aleyhine olacağına karar vermesi hâlinde, etkin piyasa gücüne sahip söz konusu işletmeciye erişim sağlama yükümlülüğü getirebilir.” Yukarıda yer verilen telekomünikasyon mevzuatı hükümlerinden Türksat Kablo TV şebekesine çeşitli donanım ve yazılımlarla erişim sağlanmasının “Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği” kapsamında olduğu ve Türksat’ın bir telekomünikasyon işletmecisi olarak Telekomünikasyon Kurumu tarafından erişim sağlama yükümlüsü olarak belirlenebileceği anlaşılmaktadır.

Buna ek olarak Telekomünikasyon Kurumu görüşünde; “Telekomünikasyon Kurumu ile Türksat arasında 18.5.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere imzalanmış bulunan Uydu Haberleşme Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Görev Sözleşmesi’nde (Görev Sözleşmesi) “head-end merkezlerinde reciever ile modülatör arasına VBI satırlarından alınacak bilgiyi yayına verebilecek decoder bağlanması” hususunun değerlendirilmesine ilişkin spesifik bir hüküm bulunmamakla birlikte, konunun Görev Sözleşmesi’nin 12. maddesinde yer alan “Teknolojik Gelişmeler”e ilişkin genel hüküm kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olabileceği” hususları ifade edilmektedir.

Kablo TV şebekesine erişim sağlanamaması yoluyla rekabetin sınırlandırıldığı gerekçesiyle bu şebekenin erişime açılması gerekliliğinin rekabet kurallarından önce telekomünikasyon faaliyetlerine özgü düzenleyici kurallar çerçevesinde değerlendirilmesi yoluyla iddia olunan ve 6. madde kapsamında ortaya konulması gerekecek (rekabetçi) zararın önüne geçilebileceği sonucuna varılmıştır.

Bu açıklamalar çerçevesinde rekabet uygulamaları bağlamında oluşan içtihat bakımından başvuru konusu Türksat Kablo TV şebekesine erişim taleplerinin Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir.

Page 8

J. SONUÇ

Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre; dosya konusuna ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Some values in the tables are redacted as (.....) by the Turkish Competition Authority on trade-secret grounds.

Judicial review

1 lawsuit(s)

  • 1-) Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş. 2-) Ar-Te Program ve Reklam Ajansı Sanayi Tic. Ltd. Şti. 3-) Mehmet Rıfat Aras

    Danıştay 13. Daire · Case no: 2008/12347

    Lawsuit upheld — Board decision annulled

    Procedural stages

    1. 30.11.2011Lawsuit upheld — Board decision annulled· Danıştay 13. Daire· 2008/12347

Lawsuit and stage records come from the Turkish Competition Authority's published data. The binding texts are the court decisions themselves.

Citation chain

Decisions taken at the same meeting

All decisions from this meeting
View all decisions of this type

Let's discuss what this decision means for your business

We provide end-to-end support on competition compliance, investigations and merger control.