150
I.1.3. Hukuki Değerlendirme
Başvuru konusu iddia rekabet hukuku literatüründe sözleşme yapmanın/mal vermenin reddi olarak sınıflandırılan tek taraflı bir eylemi konu edinmektedir. Teşebbüslerin bu tip tek taraflı eylemleri, teşebbüsün hakim durumda olması koşuluyla, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ele alınmakta olup, madde ile “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması” yasaklanmaktadır.
160
Bir eylemin 4054 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında ihlal olarak nitelendirilebilmesi için iki unsurun “bir arada” bulunması gerekmektedir. Dolayısı ile ihlal ancak ve ancak teşebbüsün hakim durumda bulunması ve eylemin kötüye kullanma olması durumlarının beraber gerçekleşmesi ile ortaya çıkabilecek, bu iki unsurdan birinin eksikliği halinde ihlalden bahsedilemeyecektir. Bu bağlamda hakim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin yapılan analizlerde, ilk aşamada şikayete konu olan teşebbüsün hakim durumda olup olmadığı incelenebileceği gibi, şikayete konu olan davranışın bir kötüye kullanma hali içerip içermediği de değerlendirilebilecektir. Aşağıda ilgili teşebbüsün hakim durumda olup olmadığından bağımsız olarak şikayete konu eylemin bir kötüye kullanma hali olup olmadığı incelenmiştir.
I.1.3.1. Kötüye Kullanmanın Varlığı Bakımından Değerlendirme
Mal vermeyi reddetme eylemi, temel olarak, bir teşebbüsün mal teminini doğrudan ve herhangi bir gerekçe olmaksızın reddetmesi şeklinde ya da yüksek fiyat ve/veya düşük kalitede mal temin etmek gibi olumsuz ticari koşullarda mal vermeyi teklif etmesi/mal vermesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, teşebbüsün birtakım ağır ticari koşullar ileri sürerek mal teminini teklif etmesi de mal vermeyi reddetme eyleminin gerçekleşmesi için yeterli olmaktadır.
180
Mal vermeyi reddetme uygulamasının bir kötüye kullanma hali teşkil edebilmesi için hangi unsurların gerektiği geçmişte alınan Kurul kararlarında ortaya konmuştur. Buna göre, ticari ilişkilerde sözleşme serbestisi ilke olarak geçerli olmakla birlikte, hakim durumda bulunan teşebbüsler için zorunlu unsur öğretisi çerçevesinde bu serbestinin sınırları bulunmaktadır. Mehaz mevzuatta yapılan değerlendirmeler uyarınca, hakim durumda bulunan bir teşebbüs, zorunlu unsur olarak kabul edilen mal/hizmetleri rasyonel bir gerekçe göstermeden müşterilerine vermeyi reddediyor ve bu reddediş sonucunda ilgili pazardaki rekabet ortamı zarar görüyor ise bu durumda hakim durumun kötüye kullanılması söz konusu olabilecektir.
190
Mehaz mevzuatta mal vermeyi/sözleşme yapmayı reddetme hallerine daha bütüncül yaklaşılarak, tüm reddetme hallerine yönelik tek bir analiz/standart getirmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede mal vermeyi reddetme kapsamında değerlendirilebilecek tüm davranışların 3 şartı karşılamaları halinde öncelik taşıyacakları belirtilmiştir. Bu şartlar:
sağlanması reddedilen mal ya da hizmetin alt pazarda rekabet edebilmek için
objektif olarak gerekli olması,
reddetmenin alt pazarda etkin rekabetin ortadan kaldırılması ihtimalini içermesi,