10-19/241-95
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; dosya konusu iddialara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Şikayet Konusu Teşebbüs: Migros Türk Ticaret A.Ş. (Migros)
Gıda ve tüketim maddelerini belediye kontrolü altında üreticiden temin ederek bu ürünleri tüketiciye ulaştırma amacıyla 1954 yılında kurulan teşebbüs, 1975 yılında çoğunluk hisselerinin devri ile Koç Holding’in kontrolüne geçmiştir. 13.3.2008 tarih ve 08-24/240-76 sayılı Rekabet Kurulu Kararı ile de teşebbüs, Koç Holding tarafından Moonlight Capital S.A. unvanlı, menşei Lüksemburg olan bir yatırım şirketine devredilmiştir. Migros yurtiçinde Migros, Tansaş, Şok, Macrocenter, Kangurum formatları ile organize perakende sektöründe faaliyet göstermektedir.
I.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Başvuru sahibi, Migros ve Tansaş tarafından yılbaşı sepeti adı ile satışa sunulan ve içinde alkollü ve alkolsüz içecekler, sigara, çikolata, kahve, çay, bisküvi, puding gibi çeşitli ürünlerin yer aldığı paket için belirlenen fiyatın, bu ürünlerin toplam maliyetinin altında olduğunu iddia etmektedir. İddia sahibi, sepette yer alan ürünlerden sadece alkollü içecek ve sigara satış fiyatları toplamının, tüm sepete ödenen bedelden daha yüksek olduğunu belirterek sepet fiyatının, ürünlerin piyasa fiyatlarından %200-300 daha ucuz olduğunu ifade etmiştir.
4054 sayılı Kanun’un “hâkim durumun kötüye kullanılması” başlıklı 6. maddesi, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanmasını yasaklamaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilen kötüye kullanma hâllerinden biri de “yıkıcı fiyatlandırmadır”. Yıkıcı fiyatlandırma, hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerini pazar dışında bırakmak amacıyla bilinçli olarak fiyatlarını maliyetin altında tutması şeklinde gerçekleşir. Rakipler pazardan dışlandıktan sonra hâkim durumdaki teşebbüs fiyatlarını artırarak yüksek karlar elde edebilecek ve böylece yıkıcı fiyatlama yaptığı dönemdeki zararını telafi edebilecektir.
Rekabet hukuku literatüründe, bir eylemin yıkıcı fiyatlandırma olarak nitelendirilebilmesi için dört unsurun varlığı aranmaktadır. Bu unsurlar;
- eylemi gerçekleştiren teşebbüsün ilgili pazarda hâkim durumda bulunması,
- teşebbüsün söz konusu ürünü/ürünleri maliyetin altında fiyatlandırarak satması, - bu fiyatlandırma politikasının piyasadaki diğer teşebbüsleri piyasa dışına çıkarma amacı taşıması ya da piyasada bu tür bir etki yaratması ve uzun süreli olması,
- rakipler piyasa dışına itildikten sonra ise fiyatın artırılmasıyla normalüstü kâr ve dolayısıyla söz konusu zararı telafi etme imkanı sağlayacak olan pazara giriş engellerinin mevcudiyetidir.
Başvuruda belirtilen eylemin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlâl olarak değerlendirilebilmesi için yukarıda sayılan dört unsurun bir arada bulunması gerekmektedir.