The text below is extracted from the decision document published by the Turkish Competition Authority; page numbers, tables and figures keep their position in the original document. The summaries, classifications and explanations on this page are provided for information only and do not constitute legal opinion or advice; the binding text is the decision as published by the Authority.
B. RAPORTÖRLER: Nesrin ATA, Cansu TOPAK, Ebru ÖZYURT, İbrahim ŞAHİN C. BİLDİRİMDE
BULUNAN: HKS Scrap Metals B.V.
Temsilcileri: Av. Gönenç GÜRKAYNAK, Esra UÇTU,
Av. Anıl ACAR
Çitlenbik Sokak No: 12 Yıldız Mahallesi Beşiktaş/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: VADA Dordrecht B.V.’nin hisselerinin tamamının ve tek kontrolünün HKS Scrap Metals B.V. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 19.03.2018 tarih ve 2253 sayı ile giren bildirim üzerine düzenlenen 29.03.2018 tarih ve 2018-3-22/Öİ sayılı Devralma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda özetle, söz konusu devralma işlemine izin verilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
(4) İlgili başvuruda; Vada Dordrecht B.V.’nin (VADA) hisselerinin tamamının ve tek kontrolünün, Rethmann AG & Co. KG (RETHMANN) tarafından devralınması işlemine 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun) ve 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4 sayılı Tebliğ) çerçevesinde izin verilmesi talep edilmiştir.
(5) 19.02.2018 tarihinde RETHMANN ve hâlihazırda VADA’nın hisse senetlerine sahip bulunan R. Van Dalen arasında bir Hisse Alım Sözleşmesi akdedilmiştir. İşleme izin verilmesi halinde, RETHMANN dolaylı olarak kontrolüne sahip bulunduğu HKS aracılığıyla, VADA’nın hisselerinin tamamını R. Van Dalen’den devralacaktır.
(6) Bildirim konusu işlem öncesinde hisselerinin tamamına sahip olan R. Van Dalen tarafından kontrol edilen VADA, işlem neticesinde hisselerinin tamamına sahip RETHMANN tarafından kontrol edilecektir. İşlem VADA’nın kontrolünde kalıcı bir değişiklik yaratacağından 2010/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi çerçevesinde bir devralma niteliğindedir. Tarafların ciroları incelendiğinde, 2010/4 sayılı Tebliğ’in 7. maddesinde öngörülen ciro eşiklerinin aşıldığı anlaşılmaktadır. Bu bilgiler ışığında, bildirim konusu işlemin izne tabi bir devralma işlemi olduğu sonucuna varılmaktadır.
Page 2
(7) Bildirim Formunda RETHMANN’ın, Saria Group, Rhenus Group ve Remondis Group olmak üzere üç adet bağımsız iş kolu bulunduğu ifade edilmiştir. Saria Group, yenilenebilir enerji üretimi, tarım sektörü ve gıda endüstrisi alanlarında, Rhenus Group lojistik hizmetleri alanında ve Remondis Group genel olarak geri dönüşüm alanında, iştirakleri ise atık kaynaklı geri dönüştürülebilir ürünler, yenilikçi geri dönüşüm ürünleri, alternatif yakıtlar, su tedariki ve atık su arıtma hizmetleri gibi alanlarda faaliyet göstermektedir. RETHMANN’ın Türkiye’de faaliyet gösteren altı adet iştiraki bulunmaktadır.
(8) VADA, demirli ve demirsiz metal hurdaların toplanması, işlenmesi (geri dönüştürülmesi) ve ticareti alanlarında faaliyet göstermekte olup Hollanda’da altı adet işleme ve toplama tesisi bulunmaktadır. VADA’nın Türkiye’de herhangi bir iştiraki ya da bağlı şirketi bulunmamakta, doğrudan satışlar aracılığıyla faaliyet göstermektedir. Hurda metal, VADA’nın şirket merkezinin bulunduğu Moerdijk Limanı’ndan gemilere yüklenmekte ve Türkiye’ye taşınmakta, daha sonra çelik üreticilerine ve VADA’nın Türkiye’deki temsilcisi aracılığıyla müşterilere satılmaktadır. Bildirim Formunda VADA’nın, Türkiye’de yalnızca hurda metal ticareti pazarında faaliyet gösterdiği ifade edilmiştir.
(9) Dosya mevcudu bilgi ve belgeler doğrultusunda, tarafların faaliyetlerinin Türkiye’de yatay anlamda örtüştüğü pazarın “demirli ve demirsiz hurda metal pazarı” olarak ele alınması mümkündür. Bildirimde de dikkat çekildiği üzere, bu pazar “demirli hurda metal pazarı” ve “demirsiz hurda metal pazarı” alt kırılımlarına ayrılmaktadır. Demirli metal paslanmaz çelik, karbon çelik, dökme ya da işlenmiş demir bileşenleri içeren güçlü ve dayanıklı bir malzemedir. Buna rağmen karbon içeriği sebebiyle aşınmaya ve paslanmaya açıktır. Güçlü ve dayanıklı bir malzeme olması sebebiyle inşaat sektöründe önemli bir girdi olmasının yanı sıra, manyetik özelliği sebebiyle büyük motorların ve elektrikli aletlerin üretiminde de kullanımı yaygındır.
(10) Demirsiz metal ise, alüminyum, pirinç, nikel, kalay, kurşun, çinko ya da altın, gümüş ve platinum grubu metaller (palladium ve platinyum vb.) gibi değerli bileşenler içermektedir. Demirli metale göre daha kolay işlenebilmesi, ayrıca aşınmaya ve paslanmaya daha az maruz kalması, daha hafif ancak dayanıklı bir malzeme olması ve manyetik özelliğinin bulunmaması sebebiyle havacılık ve uzay endüstrisinde, küçük elektronik aletlerde, tıbbi ekipmanda ve enerji sektöründe girdi olarak kullanılmaktadır. Küresel anlamda demirli hurda tedariki görece bol olup demir/çelik alaşımları dünyada en fazla geri dönüştürülen alaşımlar olduğundan, demirli hurda metal fiyatlarında büyük fiyat dalgalanmaları görülmemektedir. Öte yandan demirsiz hurda metaller içinde bulunan bakır, pirinç, kurşun gibi bileşenler yeryüzünde görece sınırlı miktarda bulunduğu için bu metallerin elde edilmesinde büyük oranda geri dönüşüme ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle demirsiz hurda metal fiyatlarında dalgalanma demirli hurda metale göre daha yüksek olabilmektedir.
Page 3
(11) Mevcut dosya bakımından ilgili ürün pazarının “demirli ve demirsiz hurda metal pazarı” olarak geniş ya da “demirli hurda metal pazarı” ve “demirsiz hurda metal pazarı” olarak dar tanımlanması işlem hakkında ulaşılan sonucu değiştirmemektedir. Zira tarafların beyanlarından, ilgili ürün pazarlarının “demirli hurda metal pazarı” ve “demirsiz hurda metal pazarı” olmak üzere dar tanımlanması halinde dahi tarafların toplam pazar paylarının düşük olacağı anlaşılmaktadır. RETHMANN’ın kontrolünde bulunan Thyssen Sonnenberg Recycling (TSR) tarafından Euro-Scrap Alliance B.V. (ESA) aracılığıyla kontrol edilen HKS’nin ve VADA’nın pazar payı verileri incelendiğinde, işlem sonrasında tarafların Türkiye’de demirli ve demirsiz hurda metal pazarındaki toplam pazar paylarının %(…..) civarında olacağı anlaşılmıştır. Ayrıca Bildirim Formunda verilen bilgilere göre European Metal Recycling, SIMS Metal Management, Ecore B.V., Camden Iron & Metal, Inc., Belgian Scrap Terminal N.V. gibi birçok rakip demirli ve demirsiz hurda metal pazarında faaliyet göstermektedir ve taraflar işlem sonrasında da bu teşebbüslerin rekabetçi baskısıyla karşı karşıya kalmaya devam edeceklerdir.
(12) Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, bildirime konu işlemin Türkiye’de herhangi bir pazarda hakim durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi sonucunu doğurmayacağı kanaatine varılmıştır.
H. SONUÇ
(13) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna; işlem sonucunda aynı Kanun maddesinde yasaklanan nitelikte hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle işleme izin verilmesine, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir. Dr. Metin ARSLAN’ın 05.04.2018 tarih ve 18-10/187-89 sayılı Kararın Toplantı Tutanağında Yer Alan Karşı Oy Gerekçesi
05.04.2018 tarih ve 18-10/187-89 sayılı Rekabet Kurulu kararına ilişkin kısa karar tutanağında Dr. Metin ARSLAN karşı oy gerekçesini;
“Kurul toplantılarına ait görüşmelerin Rekabet Kurumunun çalışma ilkelerinden olan şeffaflık ve açıklık ilkeleri doğrultusunda kayıt altına alınması gerekirken, bu yapılmadan alınan kararlara usul yönünden karşıyım.”
şeklinde ifade ederek imzalamıştır.
Page 4
KARŞI GÖRÜŞ
30.07.2018
(18.10 ve 18.11 Sayılı Toplantılar)
Şeffaflık ve hesap verilebilirlik kamu adına denetim ve gözetim görevini yerine getiren kurumların temel çalışma esaslarındandır. Söz konusu prensiplerin Rekabet Kurulu tarafından sıklıkla göz ardı edilmek suretiyle ülke ekonomisi ve kamu menfaatleri açısından telafi edilemez tahribatlara yol açtığı müşahade edilmektedir.
Görev yaptığım gerek Nurettin Kaldırımcı gerekse de Ömer Torlak’ın başkanlık dönemleri boyunca, enflasyon, kurum organizasyonu ve FETÖ ile ilgili ısrarla dile getirdiğim hususlar dikkate alınmamıştır. Hatta 15 Temmuz akabinde dahi, FETÖ’nün Kurum ve Kurul içindeki mensupları hakkında gerekli işlemlerin yapılmamış olması nedeniyle Kurul toplantılarının meşru bir zeminde devam edemeyeceği ve bu kapsamda süreç tamamlanıncaya kadar Kurul toplantılarına katılmayacağım hususunda başkanlık makamına verdiğim 09.08.2016 tarihli dilekçem üzerine dahi konuyla ilgili gerekli adımlar atılmamıştır.
Serdettiğim görüşlerden duyulan rahatsızlık sebebiyle, Ömer Torlak’ın başkanlığı döneminde Kuruldaki görev süremi tüketmeyi amaçlayan bir buçuk yıla kadar uzanan bir yargı tuzağı kurulmuştur. Söz konusu yargı tuzağına zemin hazırlamak amacıyla, milletin temsilcisi olan Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı’nın uhdesinde olan bir yetkiyi pervasızca ve aleni bir şekilde gasp ederek, şahsımın kurul üyeliğini sona erdirme zehabıyla Kurul tarafından utanç verici bir karar alınmıştır.
Bahse konu hazin kararla ilgili olarak, Kalkınma Bakanlığı’nın yoklukla muallel olduğunu belirten cevabi yazısı (11.11.2016) ve Devlet Personel Başkanlığı’nın yetki gaspı yapıldığı şeklindeki tespiti (24.01.2017) kale alınmamıştır.
Mahkeme kayıtlarına girmiş ekteki 05.12.2016 tarihli kendi tutanağımda tafsilatıyla açıklandığı üzere, Ömer Torlak tarafından Kurula davet edilmem ve şahsımın söz konusu davete icabet etmesi kapsamında yapılan görüşmede 09.08.2016 tarihli dilekçemi geri çekmem durumunda kurul toplantılarına katılabileceğim tarafıma bildirilmiştir. Söz konusu dilekçeyi geri çekmeyi reddetmem üzerine, Kurul tarafından o gün yaşananlarla ilgili olarak yalan beyan niteliğinde bir tutanak tutulmuştur.
Diğer taraftan, eski bir Kurul üyesinin de ortağı olduğu FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı avukatlık şirketinin Kurul içindeki uzantısı gibi faaliyet gösteren Fevzi Özkan’ın, oğlunun Bank Asya’da üst düzey yönetici olması hasebiyle gözaltına alınması akabinde, olayın üzerini örtmek maksadıyla hakkında gerekli işlem yapılmaksızın Temmuz/2017’de emekli edilmesine müsaade edilmiştir. Bir önceki yönetimin son iki promosyonunda işe alınan 30 uzman yardımcısından 25’inin by-lock gerekçesiyle Kurumdan uzaklaştırılmasına rağmen, bunları planlı bir biçimde işe alan Kurumun eski yöneticileri hakkında da herhangi bir işlem tesis edilmemiştir.
Kurumun varlık sebebi olan rekabeti bozucu eylemlerin engellenmesi ve sonuçta tüketici refahının artırılması amacı çerçevesinde, 2016 yılı başında enflasyon henüz %8 düzeyinde iken enerji ve tarım sektörüne yapılacak müdahalelerle %5’lere
Page 5
çekilmesinin mümkün olduğunu, aksi takdirde yıl içinde %10’u geçme tehlikesinin bulunduğunu dile getiren ikaz ve önerilerim Kurul gündemine alınmamıştır. Nitekim, tarım sektörüne dahi müdahale edemeyen, sadece bir ön araştırma yaptırmakla yetinen aciz durumdaki Rekabet Kurulu mevcut durumda enflasyonun %15 bandına dayanmasından mesuldür.
Kasıtlı bir şekilde işlenen ve çoğu da esasında ceza hukukunun kapsamına giren hukuk ihlallerine ilaveten, Kurul çarpık mantığı ile istifa ettiğimi varsaymasına rağmen, Kurumdan ayrılmam ile ilgili SGK Hizmet Takip Programına (HİTAP) “İstifa nedeniyle ilişiğin kesilmesi” yönünde bilgi girişi yapılmamış, sicilimi bozma anlamına gelen “Mahkeme Kararı Gereği İlişik Kesme” şeklinde gerçeğe aykırı bildirimde bulunulmuştur.
Ne hazindir ki, tüm bu süreçlerden haberdar olan sözde ilişkili Bakanlık, hakemlik görevini yerine getireceğine, Cumhurbaşkanı’nın ve Bakanlar Kurulu’nun iradesini hiçe sayan, yalancı şahitlik yapan, gerçeğe aykırı yazılı beyanda bulunan ve karakter katliamı yapan Rekabet Kuruluyla beraber hukuk ihallerinin tarafı olmuştur.
Asli amacına hizmet etmeyen, gelecek nesillere de maliyetler yükleyen, görevlerini ihmal eden ve kötüye kullanan sorumluların, kamuoyu nezdinde sorgulanıp hesap vermeleri gerekir. Bürokrasi tarihinde benzeri görülmeyen bu hukuk rezaletinin tekrarının yaşanmaması için Kurumda şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesi elzemdir. Bu anlamda Rekabet Kurulu toplantılarının kayıt altına alınması gerekmektedir.
Dr. Metin ARSLAN
Kurul Üyesi
Ek : 05.12.2016 Tarihli Kendi Tutanağım
Some values in the tables are redacted as (.....) by the Turkish Competition Authority on trade-secret grounds.