Lojistik sektörü; taşıma, depolama, dağıtım, terminal, kargo, freight forwarding ve son kilometre teslimat gibi birbirini tamamlayan çok sayıda hizmetin aynı değer zinciri içerisinde sunulduğu bir yapıya sahiptir. Dijitalleşme, e-ticaretin büyümesi ve entegre lojistik hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte şirketler yalnızca kendi faaliyet alanlarında değil, değer zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüslerle de rekabet etmekte veya iş birliği yapmaktadır.
Bu nedenle rakip taşımacılık şirketleri arasında yapılan ortak operasyonlar, kapasite paylaşımı, fiyat ve maliyet bilgilerinin değişimi, müşterilere ilişkin ticari verilerin paylaşılması, acentelik ilişkileri, münhasırlık hükümleri ve belirli altyapılara erişim koşulları rekabet hukuku bakımından önem taşıyabilir. Bir şirketin liman, terminal veya başka bir kritik altyapı üzerinde güçlü bir konuma sahip olması durumunda ise erişim koşulları ve bağlantılı pazarlardaki davranışlar hâkim durumun kötüye kullanılması kuralları bakımından ayrıca değerlendirme gerektirebilir. Antalya Limanı hakkında verilen Rekabet Kurulu kararı, liman hizmetleri ile bağlantılı lojistik faaliyetlerin bu perspektiften nasıl değerlendirilebildiğini gösteren kamuya açık örneklerden biridir.
KFD Danışmanlık, lojistik şirketlerinin günlük ticari uygulamalarından stratejik iş birliklerine kadar farklı seviyelerde rekabet hukuku risklerini değerlendirir. Özellikle rakiplerle gerçekleştirilen temasların sınırlarının belirlenmesi, ortak operasyon modellerinin yapılandırılması, distribütör ve acente sözleşmelerinin incelenmesi ve rekabet açısından hassas bilgi akışlarının kontrol altına alınması üzerinde çalışılır. Böylece sektörün operasyonel gerçekleri ile rekabet hukukunun gereklilikleri arasında uygulanabilir bir denge kurulması hedeflenir.
