06-27/325-77
Bunun üzerine Danıştay 13. Dairesi’nce 2005/1565 E. sayısıyla dava yeniden ele alınmış ve 10.10.2005 tarih, 2005/4938 sayı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu karar gereğince, Armatörler’in başvurusunu Rekabet Kurulu gündemine getirmek üzere hazırlanan 7.4.2006 tarihli Bilgi Notu, 10.4.2006 tarih, REK.0.08.00.00-110/82 sayılı Başkanlık önergesi ile 06-27 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; şikayet edilen Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün dosya konusu bakımından teşebbüs niteliğinde olmaması nedeniyle, başvuruya ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığı görüşüne yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Başvuru dilekçesinde, imzalanmış taahhüt senedine göre iskeleden yararlanma koşullarının;
- Hak sahibi şirkete ait mallara,
- Hak sahibi şirketin en az %10 payına sahip kurucu ortaklarına ait mallara,
- Yukarıda belirtilenlere ait olup bunlardan en az %10 payla kurucuları oldukları Dış Ticaret sermaye şirketleri aracılığıyla ithal veya ihraç edilen mallara,
- Transit ticarete konu olan mallara
ilişkin yükleme boşaltmalarda uygulanacağı belirtilmektedir.
Yukarıda belirlenmiş yükleme boşaltmalar dışında iskele sahibi şirket, 3. şahıslara hizmet verdiği taktirde elde edeceği hasılatın %15’ini Hazineye ödeyecektir. Dilekçede, %15 şartının kendi sanayi tesisleri ile çevresindeki ortak kuruluşlara hizmet vermek üzere iskele inşa etmiş şirketlere getirildiği, sadece üçüncü şahıslara hizmet vermek üzere tesis edilen ve kamu hizmeti yürüten şikayetçiye bu yönde bir düzenleme getirilmesinin eşit olmayan kişilere aynı yükümlülüklerin uygulanması anlamına geleceği ifade edilmiştir.
Dilekçede, ayrıca, iskelelerin kullanım karşılığı olarak Maliye Bakanlığınca her yıl artış oranına göre belirlenen kira bedeli alındığı belirtilmiş ve başvuru sahibinin ödediği miktarın diğer iskeleler için alınan bedellere göre çok yüksek olduğu iddia edilmiştir.
4054 sayılı Kanun'un 2. maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.” ifadeleriyle Kanun’un kapsamını belirlemiştir.
Söz konusu madde hükmü ve devamı maddeler ile rekabet hukukunun uygulama alanı dikkate alındığında, Kanun’un teşebbüs ve teşebbüs birliklerinin davranış ve uygulamalarını düzenlediği, diğer bir deyişle Kanun’un süjelerinin “teşebbüs ve teşebbüs birliği” olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.