göz önünde bulundurulması halinde, nihai karara karşı yürütmeyi durdurma talebi hakkında verilecek mahkeme kararı için en az 120 gün gerektiği,
Tescilli bir markanın, Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde "markadan vazgeçme" başvurusuna konu edilmesinin ve vazgeçilen markanın TPMK tarafından marka sicilinden terkin edilmesinin, vazgeçilen markayı üçüncü kişilerin tescil başvurularına açık hâle getireceği, üçüncü kişilerin olası tescilleri sonucunda TLHF nezdinde doğabilecek hak kayıplarının telafisinin imkânsız hale gelebileceği, anılan hukuki durum değişikliği ile idari yargı sürecinde TLHF'nin bir hak kaybı yaşadığı tespit edilse dahi, terkin işleminin geri alınmasının mümkün olmadığı ve hem ticari itibar hem de hukuki güvenlik bakımından TLHF nezdinde kalıcı zararlara sebep olabileceği,
Kurulun kısa kararında belirtilen 30 günlük sürenin, özellikle yürütmenin durdurulması talebi için İYUK'ta düzenlenen idari yargı denetimini imkânsız kıldığı, idari yargıda yürütmenin durdurulması kararıyla güdülen amacın kişilerin hak arama özgürlüklerini daha etkili biçimde kullanabilmelerini sağlamak olduğu, bu nedenle 30 günlük sürenin, TLHF'nin Anayasa ile korunan hak arama özgürlüğünü engellediği, temel hak ve özgürlüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği,
TLHF’nin yurt dışında mukim yabancı bir şirket olması nedeniyle verilen sürenin ve yasal haklarının kullanımında güçlükler yaşayacağı,
Sicil işlemlerine ilişkin sürecin karmaşıklığı ve farklı paydaşların dâhil olduğu bürokratik gerçeklikler göz önünde bulundurulduğunda, 30 günlük sürenin bu işlemlerin yerine getirilmesi için yetersiz olduğu, bu sürecin TPMK’nin de eyleme geçmesine bağlı olduğu, SMK kapsamında markadan vazgeçmenin marka siciline yansıtılmasına ilişkin bağlayıcı bir süre olmadığı, TLHF’nin herhangi bir eksiği veya hatası olmaksızın da bu süreye uyulamamasının mümkün olduğu,
Marka terkininin ticari bağlamda telafisi imkânsız sonuçlar doğuran bir işlem olduğu, markanın terkini sürecinin; işletme stratejilerinin yeniden düzenlenmesi, ticari ve marka değerine ilişkin piyasa analizlerinin yapılması, olası üçüncü şahıs başvurularına karşı koruma tedbirlerinin alınması, henüz yargı denetiminden geçmeyen Kurul kararı ile mülkiyet hakkının geri dönülemez bir şekilde terkinine zorlayan idari işlemin doğuracağı etki ve zararların tespiti ile gerekli yasal tedbirlerin alınması, terkin sonrası markanın yeniden kazanımı için alternatif süreçlerin planlanması gibi zaman ve kaynak gerektiren hazırlıkları zorunlu kıldığı
ifade edilerek, 15.08.2024 tarihli ve 24-33/818-M sayılı Kurul kararının 4 numaralı
maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin tanınan 30 günlük
sürenin İYUK’un 10. maddesi kapsamında 120 günden az olmamak üzere uzatılması
talep edilmektedir.
G.2. Değerlendirme
(7) İYUK’un “İdari makamların sükutu” başlıklı 10. maddesi; “İlgililer, haklarında idari davaya
konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Otuz
gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten
itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine
dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı,
isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde
dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı
geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin