sınırlandırılması rekabet uygulamaları bakımından da mümkün görünmediğinden
şikayetin ayrımcılık iddiası bakımından da 4054 sayılı Kanun kapsamında olmadığı
sonucuna varılmaktadır.
I.2.3. Fiyatlandırmanın Aşırı Fiyat Teşkil Ettiğine İlişkin Değerlendirme
Yukarıda yer verilen YSK Kararı’nda açık hava reklam mecralarının kullanılmasında
eşitlik gibi temel ilkelerin tesis edilmesi gerektiğine ilişkin hükümlere yer verilmiş olsa
da bu hükümler, yetkili mercilerin, reklam mecralarında kontrol sahibi teşebbüs
tarafından hangi fiyatın veya hangi aralıkta bir fiyatın uygulanabileceğine yönelik
doğrudan bir düzenleme anlamına gelmemektedir. Özetle, her partiye aynı teklifi
sundukları sürece, açık hava reklam mecrasında kontrol sahibi teşebbüsler, seçim
döneminde uygulayacakları fiyatın ne olacağı noktasında serbesttirler.
Bu noktada, şikayetçi tarafından öne sürülen kontrol sahibi teşebbüsün kendilerine
yönelik “rayiç değerinin çok üzerinde fiyatlandırma” yaptığı iddialarının
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Rekabet Hukuku’nda hakim durumdaki firmaların aşırı fiyat uygulamalarının rekabet
ihlali olarak değerlendirilebildiği gözlemlenmektedir. Aşırı fiyata ilişkin yürütülmekte
olan herhangi bir inceleme çerçevesinde değerlendirilmeye alınması gereken unsurlara
6.4.2001 tarih ve 01-17/150-39 sayılı Rekabet Kurulu Kararı’nda yer verilmiştir;
“…Potansiyel rekabet ilkesine göre, tekel tarafından uygulanan yüksek fiyat
politikası, ilgili piyasayı potansiyel rakipler açısından cazip hale getirir ve
uzun dönemde piyasaya yeni girişler olur. Bunun doğal sonucu ise,
piyasada rekabetin ortaya çıkması ve fiyatların düşmesidir. Bu açıdan,
tekelci fiyatlama aynı zamanda tekelin sonunu hazırlamaktadır. Hatta
piyasada rekabetin canlanmasına yol açması nedeniyle, tekelci
fiyatlamanın anti-rekabetçi değil; bilakis rekabetçi özellikler gösterdiğini
söylemek mümkündür. Özetle, aşırı fiyat kısa dönemde ekonomik açıdan
olumsuz neticeler meydana getirmekle birlikte, uzun dönemdeki etkileri
olumludur ve bu sebeple, piyasa ekonomisine müdahale gereksiz, hatta
zararlıdır.
Bu teoride dikkati çeken ilk nokta, giriş engelleri faktörünün göz ardı
edilmesidir. Tekelin, tanımı gereği giriş engellerinin söz konusu olduğu
piyasada faaliyet göstermesi bir kenara, gerçek yaşamda fiyat
mekanizmasının tekel gücünün istismar edici şekilde kullanılmasını etkin
biçimde önleyemediği pek çok durum bulunmaktadır... …Buna verilebilecek
en güzel örnek, girişlerin hukuken mümkün olmaması halidir. Patent veya
imtiyaz koruması pek çok durumda bundan yararlanan teşebbüse aşırı fiyat
uygulamasında bulunma olanağı sağlar.”
Ayrıca bu kararın değerlendirildiği 5.12.2003 tarih ve 2003/4770 sayılı Danıştay 10.
Dairesi kararında ise;
“Rekabet koşullarının bulunmadığı, piyasanın kendi kendini düzeltemediği,
aşırı fiyatlandırmanın yeni girişleri teşvik etmediği, giriş engellerinin
bulunduğu, bilgi akışının tam ve homojen olmadığı bir ekonomide rekabet
düzenlemelerinin asli amacının gerçekleşmesi söz konusu
olamayacağından, rekabetin işleyişi, tüketici yararı ve kamu vicdanı
yönünden sakıncalar doğuran bu gibi istismar edici eylemlere rekabet
kuralları aracılığıyla müdahale edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.”
ifadelerine yer verilmiştir.