ilişkin plan Haberleşme Yüksek Kurulu tarafından saptanarak bu çerçevede ihaleye çıkarılmak üzere Üst Kurula bildirilir.
Telekomünikasyon Kurumu, Üst Kurulun bildireceği ve bu Kanun hükümlerine uygun olarak TV kanal ve radyo frekansı tahsis edilip, kablosuz radyo ve televizyon yayın izni ve lisansı verilen kuruluşlara TV kanal ve radyo frekans tahsislerini uygular, ulusal ve uluslararası alanda tescil ettirir...”
ifadeleri yer almaktadır. Ancak, söz konusu Kanun maddesinin varlığına rağmen
günümüze değin hiçbir yayıncıya frekans tahsisi yapıl(a)mamıştır. Halihazırda yayın
yapan kuruluşlar 3984 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesine göre faaliyetlerini
sürdürmektedirler. Söz konusu madde metninde aynen;
“Üst Kurul, kendi oluşumu ile yayın izni ve lisansı vermeye başlayacağı tarihe kadar geçecek süre zarfındaki radyo ve televizyon yayınları rejimini ayrıca ve öncelikle düzenler.
Bu süre zarfında kullanılmakta olan kanal ve frekanslar, kullananlar için her hangi bir suretle müktesep hak teşkil etmezler…”
ifadeleri yer almaktadır. Görüldüğü üzere hali hazırdaki durum, yaşanan fiili durumun
hukuki bir temele oturtulabilmesini temin etmeye dayalı geçici bir dönemi ifade
etmektedir. Bir başka deyişle, Geçici 6. madde ile, analog yayıncılıkta yaşanan kaotik
dönemin kontrol altına alınabilmesini teminen, ihale yapılarak frekansların yayıncılara
tahsis edileceği zamana kadar geçecek sürecin düzenlenmesi amaçlanmıştır. Bu
durumun hiçbir şekilde halihazırdaki yayıncılar bakımından bir müktesep hak teşkil
14
etmeyeceği de Kanun’da açıkça zikredilmiştir. Ancak frekansların tahsis edilmesi için
yapılması gereken ihalenin bir türlü gerçekleştiril(e)memesi, geçmişte fiili olarak yayın
hayatına başlamış yayıncılar bakımından büyük bir avantaj teşkil etmektedir. Şöyle ki,
halihazırda televizyon yayıncılığı faaliyetinde bulunmak isteyen bir teşebbüsün, gerekli
izinleri alamaması sonucu, söz konusu yayın iznine sahip kuruluşları devralması ya da
onlar ile ortaklık yapması dışında bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu yapı, fiili olarak
[14] 3984 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre RTÜK’ün gelirlerinden bir tanesini “özel radyo ve televizyon
kuruluşlarından alınacak TV kanal ve radyo frekansı yıllık tahsis bedelleri” oluşturmaktadır. RTÜK’ün herhangi bir
kuruluşa frekans tahsisi yapmaksızın halihazırda geçici yayın izni belgesi sahibi kuruluşlardan “yıllık frekans bedeli”
alabilmesini düzenlemek amacıyla gerçekleştirmiş olduğu “Radyo ve Televizyon Kuruluşlarına Kanal veya Frekans
Tahsisi Şartları ve Bunlara İlişkin İhale Usulleri ile Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmeliğin” iptali istemi ile Danıştay 13. Dairesi’nde açılan 2006/1393 esas numaralı Dava’da Yüksek
Mahkeme’ce yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. Mahkeme söz konusu kararın gerekçesinde aynen; “…Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, Yasanın yürürlüğe girdiği 24.04.1994 tarihinden sonra usulüne uygun bir sıralama ihalesi yapılarak kanal ve frekans tahsisi yapılmasının mümkün olması, geçici maddelerdeki düzenlemelerin ise yasanın yürürlük tarihinden önce fiilen radyo ve televizyonculuğa başlamış olanların hukuki durumlarını düzenlemesi karşısında, bu tarihten sonra başvuranlara sıralama ihalesi yapılmaksızın kanal ve frekans tahsisi yapılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
3984 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin a) fıkrasında “özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak TV kanal ve radyo frekansı yıllık tahsis bedelleri Üst Kurul’un gelirleri” arasında sayılıp, 13. madde de 12. maddenin birinci fıkrasının a) bendine göre ödenecek TV kanal ve radyo frekansı yıllık kira bedelinin her yılın Ocak ayının en geç 20’sinde ilgili yayın kuruluşları tarafından ödeneceğinin hükme bağlanması karşısında, Yasanın geçici 6. maddesi kapsamında yayın yapan kuruluşlardan yıllık kira bedeli alma imkanı olmasına rağmen dava konusu yönetmelik hükümleri ile yıllık geçici kullanıma ilişkin düzenlemeler getirildiği belirlenmekte olup, bu hükümlerin de sıralama ihalesi yapılmaksızın 3984 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden sonra kanal ve frekans tahsisine imkan tanıyan nitelikte olmaları nedeniyle söz konusu yönetmelikte hukuka uyarlık bulunmamaktadır”
ifadelerine yer vermiştir.