KARŞI OY GEREKÇESİ
(15.07.2004 tarihli ve 04-47/611-148 sayılı Kurul Kararı)
Kurul, Lafarge Grubu ile Yibitaş Grubu şirketlerinin 1994 yılında imzalamış oldukları ve 5 yıl süreyle bireysel muafiyet alan bir anlaşmayla ilgili olarak, bu defa yapılan birleşme- devralma başvurusunu değerlendirmeye alarak, yoğunlaşma doğurucu bir işlem olmakla birlikte; 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi bir işlem olmadığına oyçokluğu ile karar vermiştir.
Taraflar, 04.05.1998 tarihinde Ortak Girişim Anlaşması nedeniyle Rekabet Kurumu’na başvurarak, bu anlaşmanın ve içerdiği maddelerin 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı ve 7 nci maddelerine aykırı olmadığını gösteren bir menfi tespit belgesi verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde, anlaşmanın 4 üncü madde kapsamından muaf tutulmasını talep etmişlerdir. (Önemle vurgulanması gereken husus, birleşme-devralma taleplerinin o tarihte yapılmamış olmasıdır.)
Kurul, 28.04.1999 tarihli ve 99-21/173-92 sayılı kararıyla, menfi tespit talebini reddetmiş, anlaşmaya 5 yıl süreyle bireysel muafiyet tanımıştır. Kurul kararında açıkça işlemin 4 üncü madde kapsamında yer aldığını (bir başka ifadeyle olumsuz alarak yoğunlaştırıcı bir devralma niteliğinde olmadığını) belirterek menfi tespit talebini yerinde görmemiştir.
Taraflar, kararın iptali için Danıştay’da dava açmıştır (Bireysel muafiyet değil, menfi tespit verilmesi gerekçesiyle). Yargı prosedürü devam etmekte olup, henüz esastan inceleme yapılıp, dava sonuçlandırılmamıştır.
Muafiyetin süresi 05.05.2003 tarihinde sona ermiş olup, aradan bir yıl geçmesine karşın taraflar 18.05.2004 tarihine kadar Kurul’a herhangi bir başvuru, bildirim yapmamıştır. Anılan tarihte bu kez karar konusu birleşme- devralma talebi yapılmıştır. Gerekçe olarak da, Danıştay’da süregelen davanın kısa bir süre içinde sonuçlanamayacağı, sonuçlansa dahi nihai kararın mevcut hukuki durumu çözmeyeceği hususu ifade edilmektedir.
Taraflar arasındaki işlem, menfi tespit veya muafiyete konu edilmiş, 4 üncü madde kapsamında “işbirlikçi ortak girişim” olarak nitelendirilebilecek bir anlaşma olup, Kurul da 1999 yılında bu nitelendirmeyi tescil etmiş ve karar altına almıştır.
Herşeyden önce Kurul henüz yargıda esastan karara bağlanmamış bir hususta tamamen farklı bir nitelendirmeyle, aynı konuda karar almamalıdır. Her ne kadar Kurul Kararı hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilmemiş ise de, alınan önceki kararın gereği olarak yeni bir değerlendirme yapılmaması gerekirdi. Yargı davayı sonuçlandırdığında, anlaşmanın menfi tespit alabileceğine hükmederse, şimdi alınan kararla çelişki doğmuş olacaktır. Dava konusu kararda 4 üncü madde, şimdi ise 7 nci madde bağlantısı kurulmaktadır. Dolayısıyla bu başvurunun değerlendirmeye alınmaması ve reddedilmesi gerekirdi.