başarının hayati bir parçasıdır. Allergan’ın, A.İbrahim ile aynı düzeyde ve etkinlikte bir
dağıtım ağı kurabilmesi mümkün değildir. Ayrıca, Allergan’ın Türkiye’de ürünlerin
depolanması, sevkıyatı, piyasaya sürülmesi ve dağıtımı ile ilgili özel kanun ve
yönetmelikler konusunda bilgi ve deneyimi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, dağıtım
konusunda Allergan A.İbrahim’e bağımlıdır.
3. Allergan ürünleri büyük miktardaki taleplere konu değildir. Bu nedenle, dar bir talebe
hitap eden Allergan ürünleri için ayrı bir dağıtım ağı kurulması iktisaden anlamlı ve
işleyebilir değildir. A.İbrahim’in geniş ürün portföyü sayesinde kurmuş olduğu dağıtım
ağı, Allergan ürünlerinin maliyet-etkin dağıtımına imkan tanıyacaktır. A.İbrahim’den
başka hiçbir üçüncü taraf Allergan’ın uzmanlık isteyen ürün potföyü için aynı seviyede
hizmet vermeye uygun olamaz.
4. A.İbrahim, ürünlerin emniyetli ve güvenilir bir şekilde depolanmasını sağlayabilen,
uygun zamanlı ürün teslimini mümkün kılan ölçek ekonomisine sahip, gereksiz
sarfiyatın ve tarihi geçmiş stok iadesinin önüne geçen envanter yönetimi uygulayan,
düzenli ve güvenilir sipariş kaydı yapan, şikayet ve sorulara yönelik müşteri hizmeti
verebilen, müşteri kontrolü ve veri tabanı yönetimi yapan bir firmadır.
Yukarıdaki cevaplar ve daha önce yapılan açıklamalar önemli bir ikileme işaret etmektedir. Allergan ürünleri hakkında sahip olduğu bilgi, tecrübe ve uzmanlık, A.İbrahim’i; bir yandan arzın devamlılığının sağlanması bakımından vazgeçilmez bir dağıtıcı, diğer taraftan ise Allergan ürünlerine rakip jenerikleri üretebilecek en büyük potansiyel üretici haline getirmektedir. Firmanın dağıtım konusunda herhangi bir bilgi ve deneyiminin olmadığı, Türkiye dışındaki herhangi bir ülkede de dağıtım faaliyetinde bulunmadığı ve dağıtım yapmama politikasına sahip olduğu, dolayısıyla Türkiye’deki faaliyetlerine yumuşak bir geçiş yapmayı tercih ettiği yönündeki açıklamalar ve Allergan’ın 17 yıl süren ticari ilişkisi nedeniyle A.İbrahim’e en azından dağıtım bakımından bağımlı olması anlaşılabilir bir durum olarak değerlendirilmektedir. Diğer yandan, Türkiye piyasasına girişte Allergan’ın uzun süren ticari ilişki nedeniyle A.İbrahim’e güvenmesi doğal karşılanmalıdır. Ayrıca, LDS imzalanmamış olsaydı A.İbrahim’in jenerik üretmek isteyeceğini veya üretmeyi başarabileceğini ileri sürmek eldeki verilerle mümkün görünmemektedir. Bunun yanı sıra, LDS ile A.İbrahim’in jenerik üretme güdüsünün kalmaması sonucunda potansiyel rekabet tamamıyla ortadan kalkmayacaktır. Zira, yeterli uzmanlık ve kapasiteye sahip olan başka firmaların da Allergan ürünlerinin jeneriklerini üretebilmesi -A.İbrahim tarafından üretilmesi kadar kolay olmasa da- mümkün olabilir. Mevcut bilgilerle aksini ileri sürmek yerinde olmayacaktır.
Bu noktada, Kanun’un 5. maddesinin (d) fıkrasındaki koşul bakımından değerlendirilmesi gereken diğer bir husus, bildirim konusu LDS’nin 2.9. maddesindeki rekabet yasağıdır. Buna göre, sözleşmenin ilk beş yılında A.İbrahim’in; Allergan ürünleri ile aynı etkin maddeye sahip ürünlerin, herhangi bir endikasyon için kullanılan herhangi bir botulinum toksin ürününün, herhangi bir dolgu ürünüyle doğrudan rekabet eden diğer ürünlerin Türkiye’de ithalat, üretim, tanıtım, pazarlama, satış ve dağıtımıyla doğrudan veya dolaylı olarak iştigal etmeyecektir.
Sözü edilen rekabet yasağının rekabeti önemli ölçüde kısıtlamayacağını ifade eden A.İbrahim tarafından, bir jenerik ürünün ruhsatlandırılmasının 2,5 yıl, geliştirilmesinin ise en az 3,5 yıl sürdüğü, bu nedenle herhangi bir Allergan ilacının jenerik versiyonunun piyasaya girebilmesinin yaklaşık olarak 5 yıllık rekabet yasağının bittiği tarihlere denk geldiği belirtilmiştir. Yukarıda da sözü edildiği gibi, 5 yıllık rekabet yasağı bitmeden diğer şirketler tarafından Allergan ürünlerinin jeneriklerinin piyasaya sürülebilmesinin mümkün