İçeriğe geç
Tüm kararlar

Rekabet Kurulu Kararı

Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve…

Rekabet İhlali26-37/1000-423Karar tarihi: 08.10.2026Yayımlanma tarihi: 02.11.2026

Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.’den oluşan ekonomik bütünlüğün, haber yayıncılarının içeriklerini Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetlerinde kullanmasına ve bu kullanıma ilişkin sözleşme koşullarının belirlenmesine yönelik olarak, haber yayıncıları arasında ayrımcılık yaratmayacak, içerik kullanımının ekonomik değerini yansıtacak ve yayıncıların söz konusu hizmetlerde içerik kullanımına ilişkin tercihlerini diğer GOOGLE hizmetlerindeki görünürlük ve indekslenmelerinden bağımsız olarak kullanabilmelerini sağlayacak koşulları tesis etmesine yönelik geçici tedbir uygulanması.

Karar bilgileri

Karar sayısı
26-37/1000-423
Karar tarihi
08.10.2026
Yayımlanma tarihi
02.11.2026
Karar türü
Rekabet İhlali

Karar metni

124 sayfa · 341.518 karakter

Aşağıdaki metin, Rekabet Kurumu'nun yayımladığı karar belgesinden çıkarılmıştır; sayfa numaraları, tablolar ve grafikler özgün belgedeki yerleriyle korunmuştur. Bu sayfada yer alan özet, sınıflandırma ve açıklamalar yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz; bağlayıcı olan, Kurumun yayımladığı karardır.

Resmî kararı Rekabet Kurumu'nda görüntüle

Sayfa 1

Rekabet Kurumu Başkanlığından,

REKABET KURULU KARARI

Dosya Sayısı: 2026 - 1 - 030
Karar Sayısı: 26-37/1000-423
Karar Tarihi: 08.10.2026

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

Başkan: Birol KÜLE

Üyeler: Ahmet ALGAN (İkinci Başkan), Şükran KODALAK,

Ayşe ERGEZEN, Rıdvan DURAN, Ayşe USLU CEVLEK

B. RAPORTÖRLER: Melisa AĞYÜZ AYDOĞDU, Alp Tuna MERCİMEK, Büşra

C. BAŞVURUDA BULUNANÖZDEMİR, Ömer Furkan ÖZDEMİR, Muhammet DEMİREL, Yağmur DOLU İNCEGELİŞ, Berk YILMAZ, Muhammed Emin ÇEVİK : - Resen - Gizlilik Talebi bulunmaktadır.
D. İNCELENEN TARAF: -Alphabet Inc. -Google LLC -Google International LLC -Google Ireland Limited -Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti. Temsilcileri: Av. Gönenç GÜRKAYNAK, Av. K. Korhan YILDIRIM, Av. Görkem YARDIM, Av. Aybüke AKDAĞ, Av. Aydeniz BAYTAŞ, Av. Nesli ÇUBUKÇU Yıldız Mahallesi, Çitlenbik Sok. No: 12, 34349, Beşiktaş/İstanbul

(1) E. DOSYA KONUSU: Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.’den oluşan ekonomik bütünlüğün, haber yayıncılarının içeriklerini Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetlerinde kullanmasına ve bu kullanıma ilişkin sözleşme koşullarının belirlenmesine yönelik olarak, haber yayıncıları arasında ayrımcılık yaratmayacak, içerik kullanımının ekonomik değerini yansıtacak ve yayıncıların söz konusu hizmetlerde içerik kullanımına ilişkin tercihlerini diğer GOOGLE hizmetlerindeki görünürlük ve indekslenmelerinden bağımsız olarak kullanabilmelerini sağlayacak koşulları tesis etmesine yönelik geçici tedbir uygulanması.

(2) F.DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 21.07.2026 tarih ve 87627 sayı ile intikal eden gizlilik talepli başvuruya; 17.08.2026 tarih ve 88844 sayı ile intikal eden ek başvuruya ve resen dikkate alınan hususlara ilişkin olarak hazırlanan 26.08.2026 tarihli ve 2026-1-030/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulunun (Kurul) 27.08.2026 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 26-31/932-M sayı ile Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.’den oluşan ekonomik bütünlüğün (hep birlikte GOOGLE), Google Arama (Google Search) hizmeti kapsamında kullanıma sunduğu AI Overviews (Yapay Zekâ Önizlemeleri) ve AI Mode (Yapay Zekâ Modu) özellikleri ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 6. maddesini ihlal edip etmediğinin ve buna bağlı olarak soruşturma açılmasına gerek

Sayfa 2

olup olmadığının tespiti amacıyla aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca

önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.

(3) Anılan Kurul kararına istinaden başlatılan önaraştırma kapsamında; 01.09.2026

tarihinde GOOGLE’ın Türkiye’deki temsilcisi ve kurulu iştiraki olan Google Reklamcılık

ve Pazarlama Limited Şirketi’nde (GOOGLE TÜRKİYE) yerinde inceleme

gerçekleştirilmiştir. Yerinde inceleme sırasında ayrıca GOOGLE’dan bilgi ve belge

talebinde bulunulmuş olup GOOGLE tarafından gönderilen cevabi yazılar 03.09.2026

tarih ve 89594 sayı, 03.09.2026 tarih ve 89630 sayı, 11.09.2026 tarih ve 90058 sayı

ile 17.09.2026 tarih ve 90359 sayı, 24.09.2026 tarih ve 90789 sayı ile Kurum kayıtlarına

intikal etmiştir.

(4) Dosya kapsamında ayrıca arama motoru hizmeti sunan;

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152419 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152425 sayılı,

- (.....) 24.09.2026 tarihli ve 5210129 sayılı

yazılar ile bilgi ve belge taleplerinde bulunulmuştur.

(5) Söz konusu bilgi ve belge taleplerine istinaden gönderilen cevaplar;

- (.....) 15.09.2026 tarih ve 90202 sayı,

- (.....) 17.09.2026 tarih ve 90360 sayı

ile Kurum kayıtlarına iletilmiştir.

(6) Çevrim içi haber yayıncısı olarak faaliyet gösteren;

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152452 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152453 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152455 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152456 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152457 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152461 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152462 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152463 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152464 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152465 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152466 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152467 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152469 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152472 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152473 sayılı,

- (.....) 02.09.2026 tarihli ve 152475 sayılı

yazılar ile bilgi ve belge taleplerinde bulunulmuştur.

(7) Teşebbüslerden talep edilen bilgi ve belgelere istinaden gönderilen cevaplar;

Sayfa 3

- (.....) 14.09.2026 tarih ve 90153 sayı,

- (.....) 16.09.2026 tarih ve 90274 sayı,

- (.....) 17.09.2026 tarih ve 90365 sayı,

- (.....) 15.09.2026 tarih ve 90191 sayı,

- (.....) 09.09.2026 tarih ve 89944 sayı, 23.09.2026 tarih ve 89944 sayı,

24.09.2026 tarih ve 90778 sayı,

- (.....) 03.09.2026 tarih ve 89640 sayı, 07.09.2026 tarih ve 89774 sayı,

- (.....) 11.09.2026 tarih ve 90008 sayı,

- (.....) 09.09.2026 tarih ve 89929 sayı,

- (.....) 17.09.2026 tarih ve 90330 sayı,

- (.....) 08.09.2026 tarih ve 89848 sayı,

- (.....) 11.09.2026 tarih ve 90070 sayı, 14.09.2026 tarih ve 90128 sayı,

- (.....) 08.09.2026 tarih ve 89834 sayı,

- (.....) 14.09.2026 tarih ve 90096 sayı,

- (.....) 11.09.2026 tarih ve 90080 sayı,

- (.....) 09.09.2026 tarih ve 89883 sayı

ile Kurum kayıtlarına iletilmiştir.

(8) Ayrıca GOOGLE tarafından 03.09.2026 tarihli ve 89594 sayılı dilekçe ile iletilen, yerinde incelemede alınan belgelerin bir kısmının avukat-müvekkil yazışmalarının gizliliği kapsamında değerlendirilmesi talebine ilişkin hazırlanan 08.09.2026 tarihli ve 2026-1-030/BN-1 sayılı Bilgi Notu, Kurulun 10.09.2026 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 26-33/948-400 sayı ile yerinde incelemede GOOGLE TÜRKİYE Baş Hukuk Müşaviri (.....) e-posta adresinden alınan toplamda 14 sayfa belgenin, savunma hakkının kullanımıyla doğrudan ilgili olmamaları sebebiyle, avukat-müvekkil yazışmalarının gizliliği ilkesi kapsamında olmadığına karar verilmiştir.

(9) İlaveten, dosya kapsamında, 25.09.2026 tarihinde GOOGLE yetkilileri ile çevrim içi bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantı kapsamında ele alınan birtakım hususlara ilişkin 28.09.2026 tarihli e-posta ile bilgi ve açıklama talep edilmiş olup anılan talebe istinaden sunulan cevaplar 30.09.2026 tarih ve 91104 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Önaraştırma sürecinde hazırlanan 30.09.2026 tarihli ve 2026-1-030/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu, Kurulun 08.10.2026 tarihli toplantısında görüşülmüş olup mezkûr önaraştırma tarafları hakkında 26-37/1000-M sayı ile soruşturma başlatılmış ve 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında geçici tedbir uygulanmasına ilişkin olarak 08.10.2026 tarihli ve 26-37/1000-423 sayılı karar tesis edilmiştir.

(10) G. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da özetle; GOOGLE’ın, haber yayıncılarının içeriklerini Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetlerinde kullanmasına ve bu kullanıma ilişkin sözleşme koşullarının belirlenmesine yönelik olarak, haber yayıncıları arasında ayrımcılık yaratmayacak, içerik kullanımının ekonomik değerini yansıtacak ve yayıncıların söz konusu hizmetlerde içerik kullanımına ilişkin tercihlerini diğer GOOGLE hizmetlerindeki görünürlük ve indekslenmelerinden bağımsız olarak kullanabilmelerini sağlayacak koşulları tesis etmesine yönelik geçici tedbir kararı alınmasının ve geçici tedbir alınmasına yönelik gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2

Sayfa 4

ay içerisinde bahse konu geçici tedbir kararında öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca teşebbüs hakkında idari para cezası uygulanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

H. YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER

H.1. GOOGLE Hakkında Bilgi

(11) Alphabet Inc., GOOGLE ekonomik bütünlüğündeki şirketleri bir çatı altına almak amacıyla 2015 yılında kurulan çok uluslu, halka açık bir şirkettir. Teşebbüs, ağırlıklı olarak teknoloji, araştırma, fen bilimleri, yatırım sermayesi gibi alanlara odaklanmaktadır.

(12) Google LLC, Amerikan menşeli bir şirkettir. Teşebbüsün ana faaliyeti, kullanıcıların sorgu girerek çevrim içi bilgi araması yapmalarını sağlayan Google isimli arama motoru platform hizmetinin sunulması ve işletilmesidir. GOOGLE ayrıca çok sayıda çevrim içi hizmet ve/veya yazılım ürünü de sunmaktadır. GOOGLE tarafından sunulan hizmetlerin başında; açık kaynak kodlu bir mobil işletim sistemi yazılımı olan Android, mobil cihazlara yönelik bir uygulama mağazası olan Play Store, video paylaşım platformu olan YouTube, internet tarayıcısı olan Google Chrome, numaradan bağımsız kişiler arası iletişim hizmeti olan Gmail ile çevrim içi reklamcılık aracılık hizmetleri gelmektedir. GOOGLE söz konusu hizmetlerin büyük çoğunluğunu Türkiye de dâhil olmak üzere dünya genelinde sunmaktadır. GOOGLE bunlara ek olarak, Gemini adlı yapay zekâ sohbet asistanı hizmetini de sunmaktadır. Google Arama hizmetine entegre edilen Yapay Zekâ Önizlemeleri ile Yapay Zekâ Modu özellikleri ise 18.02.2026 tarihinde Türkiye’de devreye alınmıştır.

(13) Öte yandan GOOGLE TÜRKİYE, 01.08.2005 tarihinde Türkiye’de kurulmuş bir limited şirket olup Google LLC’den bağımsız bir tüzel kişiliğe sahiptir. GOOGLE TÜRKİYE’nin ana faaliyeti, GOOGLE ürünlerinin pazarlanması ve reklamının yapılmasıdır. GOOGLE TÜRKİYE, Google Search (Google Arama Motoru) veya Google AdWords’ü (Google Metin Reklamları) işletmemekte, bu hizmeti kullanıcılara kendisi sağlamamaktadır. Google Search ve AdWords, Google LLC tarafından işletilmekte ve yönetilmektedir. AdWords reklamları Türkiye’deki reklamverenlere İrlanda’da kurulu ayrı bir tüzel kişilik olan Google Ireland Limited (GOOGLE İRLANDA) tarafından tedarik edilmektedir. GOOGLE TÜRKİYE, İrlanda’daki bu şirketten ve bu şirketin faaliyetlerinden tamamen bağımsız olarak faaliyet göstermektedir. Google LLC’ye Türkiye’deki hizmetlerini yürütebilmesi için GOOGLE TÜRKİYE tarafından sağlanmakta olan destek faaliyetleri aşağıdaki şekilde özetlenebilecektir:

- Google LLC tarafından işletilen ve yönetilen, GOOGLE İRLANDA tarafından

ise Türkiye’deki kullanıcılara sağlanan dijital reklam ve diğer hizmetlerin

tanıtımı ve pazarlanması,

- Ürün ve hizmetlerin özellikleri, kullanımı, tabi olduğu politikalar, işleyişi ve

faydaları hakkında tüketicilere, reklamverenlere ve kurumlara bilgilendirme

faaliyetlerinde bulunulması,

(14) Kullanıcıların ürün ve hizmetlere ilişkin şikâyet ve taleplerinin hizmet ve ürün işletmecisi olan Google LLC’ye ve Türkiye’de reklam hizmetlerinin ve ürünlerinin sağlayıcısı olan GOOGLE İRLANDA’ya iletilmesine ilişkin başvuru yöntemleri hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılması.

(15) Aşağıdaki tabloda GOOGLE TÜRKİYE’nin hissedarlık yapısı gösterilmektedir:

Sayfa 5

Tablo 1: GOOGLE TÜRKİYE’nin Hissedarlık Yapısı

Hissedarlar Hisse Oranları (%)

Google International LLC 99,93

Google LLC 0,07

Kaynak: Kurulun 04.07.2024 tarihli ve 24-28/682-283 sayılı kararı.

(16) Tablo 1’den görüleceği üzere Google International LLC, %99,93 oranındaki hisse ile

GOOGLE TÜRKİYE’nin ana hissedarı olup Google LLC ise %0,07 oranındaki hisseye

sahiptir. Google LLC, Google International LLC’yi doğrudan kontrol etmekte ve Google

International LLC’nin kurumsal yönetim işlemlerini yürütmektedir. Bu itibarla, GOOGLE

TÜRKİYE, Google LLC’nin dolaylı bir iştirakidir.

(17) GOOGLE’ın Türkiye’deki bir başka iştiraki olan ve 12.01.2021 tarihinde kurulan Google

Bilgi Teknolojileri Ltd. Şti. ise temsilci atama yükümlülüğüne uyumun sağlanması

amacıyla GOOGLE’ın çevrim içi video paylaşımı hizmeti olan YouTube için Türkiye

temsilcisi olarak atanmış olup bu çerçevede faaliyet göstermektedir.

H.2. Yerinde İncelemede Elde Edilen Bilgi ve Belgeler

(18) Dosya kapsamında 01.09.2026 tarihinde GOOGLE TÜRKİYE’de yerinde inceleme

gerçekleştirilmiştir. Söz konusu yerinde inceleme sırasında elde edilen bilgi ve

belgelerin önemli görülen kısmına aşağıda yer verilmektedir. Belgeler yazım hataları

ile birlikte ve orijinal içeriği korunarak sunulmaktadır. Yabancı dildeki belgeler, tercüme

edilerek kullanılmıştır.

(19) Bulgu-1: GOOGLE TÜRKİYE Hukuk Müşaviri (.....), GOOGLE TÜRKİYE Pazarlama

Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Kamu İlişkileri ve Kamu Politikaları Müdürü (.....),

GOOGLE TÜRKİYE Kamu İlişkileri Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Kıdemli Marka

ve Tüketici Pazarlama Müdürü (.....), GOOGLE Rekabet Hukuku Müşaviri (.....) ve

GOOGLE çalışanları (.....) arasında, 07.01.2025-16.05.2025 tarihleri arasında

gerçekleştirilen, “(.....)” konulu e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

(.....):

“Herkese selamlar,

Bolgesel Pazarlama liderlik ekibiyle asagidaki notu heads up olarak paylastik. Sizlerin de elinde toplu bir not olarak bulunsun.

sevgiler

(.....).”

(.....):

Özetle; (…..)

(…)

Saygılarımla,

(.....)”

(.....):

“(…..)

(.....)”

(.....):

“Merhaba ekip,

(…..)

• (…..)

• (…..)

• (…..)

• (…..)

1. (…..) Anladığım kadarıyla, rekabet açısından durum o kadar basit değil.

Sayfa 6

2. (…..)

Teşekkür ederim”

(.....):

“Bilgi için teşekkürler (.....).

Birkaç sorum var; bunu bilgilendirme amaçlı olarak global ekibe iletmeyi planlıyorum, ancak şunu bilmek isterim:

• (…)

• (…..)

(.....)”

(.....):

“Merhaba (.....),

Saygılarımla,

(.....).”

(.....):

“Merhaba (.....) ve (.....),

− (…..)

(…)

− (…..)

Çok Teşekkürler”

(.....):

“+(.....),

(.....):

“Merhaba (.....),

Saygılarımla,

(.....)

(.....):

“Bilgi için teşekkürler (.....). (.....) ulaştı, bu hafta içerisinde görüşme planlayacağız.

Rutin toplantılarımızda bilgilendiririm sizleri.

İyi hafta sonları dilerim,”

(.....):

“Değerli Arkadaşlar,

Görüşmemizin devamı niteliğinde belirtmek isteriz ki GAPP olarak, hızlandırma girişimimiz kapsamında bu ürünün Türkiye’de kullanıma sunulmasını istiyoruz. Ancak, rekabet üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak bu hususu Rekabet Ekibinin incelemesine ve onayına bırakıyoruz.

(…..) ve (…..)’yı tartışmaya dahil ediyorum.

Saygılarımla

(.....)”

(.....):

“Teşekkürler (.....),

Saygılarımla,

(.....)”

(.....):

“Merhaba ekip,

(…..)

(.....):

“Harika bir haber. Bu bilgilendirme için çok teşekkürler (.....)”

(.....):

“Herkese merhaba,

Buradaki tüm noktaları birleştirmek gerekirse... (…..) onlar, özellikle rekabetle ilgili endişeler nedeniyle, şu anda Türkiye’de AIO’nun piyasaya sürülmesinin bazı potansiyel risklerini gündeme getirdiler. (…..)

Teşekkürler.”

(.....):

“Teşekkürler (.....),

Sayfa 7

.

Saygılarımla,

(.....)”

(.....):

(.....):

“Herkese merhaba,

(.....),

Saygılarımla,

(.....)”

(.....):

“Teşekkürler herkese.

Bugün AI Overviews ürün ekibiyle yapacağımız toplantıda bu konuyu gündeme alabilir ve size geri dönüş yapabiliriz. Teşekkürler”

(.....):

“Merhaba (.....),

AIO’nun arama sonuçları sayfasında çalışacak şekilde tasarlandığı ve bu özelliğin devreye alınmasının arama reklamlarının ve organik arama sonuçlarının yerleşimi üzerinde muhtemelen bir düzen değişikliğine yol açacağı göz önüne alındığında, (…..) Saygılarımla,

(.....)”

(.....):

(.....):

“Uyarı için teşekkürler (.....). (.....):

“Evet, öyle düşünüyorum.” (.....):

“+(.....), bundan sonra atmam gereken adımlar konusunda bana tavsiyede bulunabilir misiniz?”

(.....):

“Herkese merhaba,

(.....):

“Merhaba (.....),

saygılarımla,

(.....)”

(.....):

(.....):

(.....):

(.....)”

(.....):

(.....):

(.....)

− (…..)

− (…..)

− (…..)

(.....):

(.....):

(.....)”

(.....):

(.....)”

(.....):

(.....)

(.....):

(.....),

(.....)”

Sayfa 8

(.....):

(.....)”

(.....):

Görünüşe göre belgede RegulatoryAffairs’ten gelen bazı sorular var; bu sorulara belge içinde yanıt verilecek.”

(.....):

TCA’nın bu lansmanı kurallara aykırı bulacağına dair artık daha fazla gerekçemiz olmasıdır.” (.....):

(.....):

(20) Bulgu-2: GOOGLE çalışanları (.....) ve (.....)’in belge sahibi (doc owner) olarak yer

aldığı; GAPP, Düzenleyici İlişkiler (Regulatory Affairs), Hukuk, Pazarlama, Ortaklıklar

ve İletişim birimlerinden GOOGLE çalışanlarının görüş bildirdiği, 10.02.2025 tarihinde

oluşturulan, “(.....)” başlıklı ve “(.....)) ibaresini taşıyan iç değerlendirme belgesi

içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

Özet:

“AI Overviews’in (Yapay Zekâ Önizlemeleri) (…..)

Giriş / Girişim hakkında:

“AI Overviews (eski adıyla SGE / Magi), sistemlerimizin üretken yanıtların (generative responses) özellikle yararlı olacağını tespit ettiği durumlarda - örneğin kullanıcılar, internet genelinden ve Google’ın Bilgi Grafiği’nden (Knowledge Graph) elde edilen bilgiler dâhil olmak üzere çeşitli kaynaklardaki bilgileri hızlıca anlamak istediğinde - ilgili kullanıcı sorgularını karşılamak üzere yapay zekâ tarafından üretilen sonuçlar sunan ve Arama (Search) hizmeti içinde yer alan yenilikçi bir özelliktir.

Mayıs 2023’te ABD’de bir deneme olarak başlatılmış, çok umut verici sonuçlar göstermiş ve 2024 yazı boyunca daha fazla ülkeye genişletilmiştir. Hâlihazırda Amerika kıtası, APAC (Asya-Pasifik) ve SSA (Sahra Altı Afrika) bölgelerinde 130’dan fazla ülkede; İngilizce, Portekizce, İspanyolca, Hintçe, Endonezce, Japonca ve Korece dillerinde kullanıma sunulmuş durumdadır.

(…..)

Türkiye’deki yerel bağlam (Local context in Türkiye):

“Haber yayıncıları trafiklerinde dalgalanma yaşandığını bildirmektedir: Türk yayıncıların çoğu, 2024 sonundaki Google çekirdek algoritma güncellemesinden (core update) kaynaklanan trafik düşüşlerini telafi etmişken, bazıları bu düşüşten etkilenmemiş, hatta geçici artışlar dahi görmüştür. Haber yayıncıları, Ocak 2025’ten bu yana Google Discover ve Google Haberler kaynaklı yeni ve önemli trafik kayıpları bildirmektedir. Google’ın teknik ekipleri şu anda bunun ana nedenlerini tespit etmeye çalışmaktadır.

AB Telif Hakkı Direktifi’nden (EUCD) esinlenen yerel bir telif hakkı düzenlemesinin yakın gelecekte ortaya çıkması beklenmektedir; çeşitli yayıncılar, düzenleyici kurumlar ve platformlar karşısındaki pazarlık güçlerini artırmak amacıyla bağımsız bir birlik çatısı altında bir araya gelmektedir.

(.....), Türkiye’de büyük bir hamle yapmakta; yerelleştirilmiş bir yapay zekâ arama motorunu ((.....)), (.....)’yu ve güçlü bir pazarlama kampanyasını devreye almaktadır. Önemli iş birlikleri ve devlet desteği sayesinde ivme kazanmaktadır.

xFN analizi ve değerlendirmesi

GAPP (Sorumlu: (.....))

Gereklilik / Öncelik: “(…..)

Düzenleyici İlişkiler (Sorumlu: (.....) ve (.....))

Riskler ve fırsatlar: “Bu lansmanla ilişkili rekabet hukuku riskleri bulunmakla birlikte, aşağıda belirtilenler saklı kalmak kaydıyla, (…..)

(2) (1) numaralı husustan ayrı olarak, TCA her zaman AI Overviews hakkında genel rekabet hukuku zarar teorilerini -örneğin kendini kayırma (self-preferencing), rakipleri dışlamak amacıyla AI Overviews’in Arama hizmetine bağlanması (tying) vb.- incelemek üzere bir soruşturma başlatabilir. (…..)

Sayfa 9

Lansman önerisi: “belirtilmemiştir (n/a)”

Gereklilik / Öncelik: “Yukarıda (1) (a) ve (b) bentlerinde tarif edilen sorgular bakımından AI Overviews’in nasıl işlediğini daha iyi anlamamız gerekmektedir. AI Overviews çoğunlukla bu sorgulara yanıt olarak ortaya çıkıyorsa, ilgili riskleri kabul etmeye hazır olup olmadığımız konusunda daha geniş grubun değerlendirmesine ihtiyaç duyulmaktadır”

Hukuk (Sorumlu: (.....))

Riskler ve fırsatlar: “(…..)

Lansman önerisi: “Lansmana uygundur (Ok to launch)”

Gereklilik / Öncelik: “Düzenleyici İlişkiler Rekabet Danışma Ekibi tarafından lansmana onay verilmesi”

Pazarlama (Sorumlu: (.....))

Riskler ve fırsatlar: “Olumlu kamuoyu algısı: Türkiye’deki kullanıcıların (.....)’ı yapay zekâ kullanan ürün ve hizmetlerin yararlarının sakıncalarına ağır bastığını düşünmekte olup Türkiye, EMEA bölgesinde en olumlu algıya sahip ülkedir. Kullanıcıların (.....)’ü yapay zekânın önümüzdeki 3-5 yılda günlük hayatlarını köklü biçimde değiştireceğine inanmakta (EMEA’da birinci), (.....)’i ise yapay zekâ kullanan ürün ve hizmetlerin hayatlarını kolaylaştırdığını düşünmektedir (EMEA’da birinci).

Geniş kullanıcı tabanı: Türkiye dinamik bir kullanıcı tabanına sahiptir. (.....) çok genç nüfusu ((.....) Z kuşağı) ve yenilikleri erken benimseyen kullanıcı kültürü, üretken yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması bakımından ülkeyi ideal bir zemin hâline getirmektedir; bu durum Türkiye’nin EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) bölgesinde en yüksek Gemini günlük aktif kullanıcı (DAU) sayısına sahip olmasıyla da desteklenmektedir.

Aktif rekabet: (.....), Google’ın AI Overviews’i henüz sunmamasından doğan boşluğu görerek, yerelleştirilmiş bir yapay zekâ arama motoru (‘(.....)’) devreye alarak Türkiye’de (.....) büyük bir hamle yapmaktadır.”

Lansman önerisi: “Lansmana uygundur (Ok to launch)”

Gereklilik / Öncelik: “Türkçede ürün kalitesinin sağlanması”

K&I Ortaklıklar (Sorumlu: (.....), (.....))

Riskler ve fırsatlar: “(…..)

Lansman önerisi: “Lansmana uygundur (Ok to launch)”

Gereklilik / Öncelik: P0 (içerik girilmemiştir)

Haber Ortaklıkları (Sorumlu: (.....), (.....))

Riskler ve fırsatlar: “(içerik girilmemiştir)”

Lansman önerisi: “belirtilmemiştir (n/a)”

Gereklilik / Öncelik: P0 (içerik girilmemiştir)

İletişim (Sorumlu: (.....))

Riskler ve fırsatlar: “Arama, Türkiye’de medyanın yakın takibinde olup özellikle Z kuşağı kitlesi Arama’nın bugün hâlâ ihtiyaca cevap verip vermediğini sorgulamaktadır. Bu ortamda (.....), yerelleştirilmiş yapay zekâ arama motoru ‘(.....)’yı yoğun biçimde tanıtmaktadır. Ürün için TikTok, Instagram ve YouTube’da yerel marka kanalları kurmuş, ücretli ve ücretsiz iş birlikleri aracılığıyla teknoloji alanındaki sosyal medya fenomenlerini devreye sokmuş ve 3 hafta içinde 3 basın bülteni paylaşmıştır ((.....) Lansmanı, 2024 Arama Trendleri, (.....)); bu çalışmalar (.....) sağlamış, bunların 76’sı öncelikli medya kuruluşlarımızda yer almış ve ücretli fenomen ortaklıklarıyla (.....)e ulaşılmıştır. Giderek artan rekabetçi ortam, özellikle pazara sonradan giren ve farklılaşmış bir konum edinmeye çalışan bir ürün bakımından marka bilinirliği çalışmalarının maliyetini yükseltecektir.”

Lansman önerisi: “Lansmana uygundur (Ok to launch)”

Gereklilik / Öncelik: “Türkçede ürün kalitesi” - P0

(21) Bulgu-3: GOOGLE çalışanı (.....) tarafından hazırlanan ve (.....), (.....) ile (.....)

tarafından sırasıyla yönlendirilerek 26.03.2025 - 27.03.2025 tarihlerinde “(.....)” grubuna

ulaştırılan, “(.....)” konulu e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

(.....) (26.03.2025, 07:42):

Sayfa 10

“// İmtiyazlı ve Gizli //

[AI Overviews Avrupa Genişlemesi] İletişim Özeti

Bugün AI Overviews’i dokuz yeni Avrupa pazarında - Avusturya, Belçika, Almanya, İrlanda, İtalya, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsviçre - ve dört yeni dilde (Fransızca, Almanca, İtalyanca ve Lehçe) kullanıma sunduk.

(.....)’in katılımıyla gerçekleştirilen ön brifinge 30’dan fazla muhabir katılmıştır. (.....), karmaşık soru sormanın her zamankinden kolay olacağı ve Google’ın bilgiyi giderek daha faydalı, güvenilir ve anlaşılır biçimde sunacağı bir Arama geleceğine yönelik Google vizyonunu anlatmıştır.

Bu lansmana ilişkin İletişim yaklaşımımız, çok sayıda haber çıkması yerine, olgusal olarak doğru ve kalıcı başvuru kaynağı niteliğinde haberler (pieces-of-record) üretilmesi olmuştur. Duyurunun üzerinden geçen 12 saat içinde şunları gözlemledik:

- (.....); bunların (.....)’i Öncelikli Medya’da yer almıştır.

- Haberlerin tonu (.....) olumlu, (.....) nötrdür.

- Haberlerin (.....)’i AI Overviews’i yeni sunduğumuz dokuz pazarda yer almış olmakla birlikte, bu ülkelerin dışından gelen (.....)’lik pay, AI Overviews’e ilişkin haber ve güncellemelerin medyanın genel ilgi alanında kalmayı sürdürdüğünü göstermektedir. Öne Çıkan Haberler (Story Spotlights)

Corriere della Sera: ‘Google web aramasında devrim yaratıyor: Yapay zekâ ile yanıtlar’ | El Mundo: ‘Yapay zekâ, İspanya’da Google’ın arama motoruna geliyor’ | futurezone.at: ‘Google, Avusturya’da arama sonuçlarına yapay zekâyı entegre ediyor’ | Observador: ‘Google, Arama sonuçlarını yeniden değiştiriyor ve Portekiz’e yapay zekâ özetlerini getiriyor’ | Handelsblatt: ‘Yapay zekâlı Google araması Almanya’da kullanıma sunuluyor’ | Blick: ‘Google, İsviçre’ye yapay zekâ destekli aramayı getiriyor’

Diğer Önemli Haberler (Other Top Coverage)

20Minutos (İspanya): ‘Google AI Overviews İspanya’da: bu devrim niteliğindeki arama yönteminin ne olduğu ve nasıl çalıştığı’ | Business Post (İrlanda): ‘Google, İrlanda’da tartışmalı AI Overviews özelliğini kullanıma sunuyor’ | El Español (İspanya): ‘Google, İspanya’daki aramaları değiştiriyor: sonuçlara yapay zekâ destekli özetler ekleniyor ve internet sitelerine erişim önemini yitiriyor’ | Heise (Almanya): ‘Google, Almanya’ya AI Overviews’i getiriyor’ | Horizont (Almanya): ‘Google şimdi Almanya’ya AI Overviews’i getiriyor’

Il Sole 24 Ore (İtalya): ‘AI Overviews geliyor ve AI Mode yaklaşıyor. Web araması böyle değişiyor’ | Irish Times (İrlanda): ‘Google, arama motorunun sonuç sayfalarında yapay zekâ tarafından üretilen özetleri kullanıma sunacak’ | KleineZeitung (Avusturya): ‘Google şimdi Avusturya’ya yapay zekâ destekli aramayı getiriyor’ | La Repubblica (İtalya): ‘AI Overviews İtalya’ya geliyor: ne olduğu, nasıl çalıştığı ve web aramasını nasıl değiştirdiği’ | La Vanguardia (İspanya): ‘AI Overviews, Gemini’nin yapay zekâ destekli arama deneyimini kolaylaştırmak için İspanya’ya geliyor’

OnlineMarketing (Almanya): ‘Almanya’da AI Overviews: Dikkat edilmesi gerekenler’ | Rzeczpospolita (Polonya): ‘Google, web araması kurallarını değiştiriyor. Bunun bir devrim olması bekleniyor’ | Sapo (Portekiz): ‘Google’ın arama motorunun yeni bir yanıt verme yöntemi var ve internet sitelerine erişimin sırasını “karıştırabiliyor”’ | Smartworld (İtalya): ‘AI Overview sonunda İtalya’ya geliyor: artık Google bizim için arama yapıyor. İşte nasıl çalıştığı’ | Spidersweb (Polonya): ‘Google AI Overviews Polonya’ya geliyor. Pierogi’de tutkal olacak mı?’

Tabletowo (Polonya): ‘Google’da yenilik - arama motoru size daha hızlı yanıtlar verecek’ | Tages Anzeiger (İsviçre): ‘Google artık yapay zekâ ile yanıt veriyor’ | WirtualneMedia (Polonya): ‘Büyük haber - AI Overviews Polonya’ya geliyor. Bu, yapay zekâ destekli bir Arama motoru’ | Xataka (İspanya): ‘Google’ın üretken yapay zekâ arama sonuçları İspanya’ya geliyor. Ve beraberinde medya için göz ardı edilemeyecek bir mesele getiriyor’ | ZonaMovilidad (İspanya): ‘Google, çevrim içi Arama’da devrim yaratmak amacıyla AI Overviews’i Avrupa’da kullanıma sunuyor’

Sayfa 11

Önümüzdeki günlerde basın yansımalarını ve sosyal medya konuşmalarını izlemeyi sürdürecek; haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının tonunu ve üslubunu dikkatle takip ederek gerektiğinde Halkla İlişkiler yaklaşımımızı uyarlayacağız. AI Overviews’de ortaya çıkan ve olumsuz bir haber döngüsü yaratma potansiyeli taşıyan sonuçları özellikle dikkatle izleyecek ve buna göre konuyu üst mercilere taşıyacağız (escalate).

Bu lansmanın başarılı ve güvenli biçimde hayata geçirilmesindeki iş birliği için birimler arası (xFN) ekibin tamamına çok teşekkür ederiz. Basınımızla konuşmak için zaman ayırdığı ve bu duyuruların haber yapılış biçimini şekillendirmemize gerçekten yardımcı olduğu için özellikle (.....)’e teşekkür ederiz.

Teşekkürler, (.....) ((.....)) - Birçok kişi adına”

(.....) (26.03.2025, 14:46), (.....) ve (.....)’a:

“+(.....). Bunu bu denli sorunsuz biçimde hayata geçirmemize yardımcı olduğunuz için (.....)’e ve ekibine çok teşekkürler!”

(.....) (26.03.2025, 19:01), (.....) grubuna:

“AI Overviews’i Arama hizmetinde henüz kullanıma sunduğumuz 9 Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) pazarına büyük tebrikler!! Aşağıda ilk basın yansıması raporunu bulabilirsiniz; lansmandan elde edilen diğer sonuçlar ve çıkarımlar ilerleyen günlerde paylaşılacaktır.” (.....) (27.03.2025, 11:15), (.....) grubuna:

“Bilginize”

(22) Bulgu-4: GOOGLE TÜRKİYE Direktörü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Stratejik Planlama

ve Satış Operasyonu Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Strateji ve Operasyon Lideri

(.....), GOOGLE TÜRKİYE Pazarlama Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Kamu

İlişkileri ve Kamu Politikaları Müdürü (.....) ve GOOGLE çalışanı (.....) arasında, “(.....)”,

“(.....)” ve “(.....)” isimli Google Chat gruplarında, 14.05.2025-11.03.2026 tarihlerinde

gerçekleştirilen yazışmalara aşağıda yer verilmektedir:

[(.....)] (.....) (14.05.2025, 17:34):

“herkese selam, (.....) (Regulatory Affairs) (…..)

“@ (.....) seni de ekledim.”

“bir toplu POV olusturup push etmemiz de fayda var.”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 07:30):

(…..)

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 07:39):

“(…..)”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 08:11), “(.....)” başlıklı belgeyi (Bulgu-1’de yer verilen belge) paylaşarak:

“Biz (.....).”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 08:14), “bir toplu POV olusturup push etmemiz de fayda var.” mesajını alıntılayarak:

“(…..)

“Sonrasında (.....) ile (.....)la beraber konuşuruz”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 08:16 - düzenlenmiştir):

“ok zaman thread’e yazin abi. Product roll-out’u pause etsin”

“cunku su (.....) roll out’a ulasti. 23’unde (.....) olacak.”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 08:28):

“Selamlar, bugünün toplantısına geceden birkaç tane gündem maddesi ekledim. Sizler de ekleyebilir misiniz?”

“Şu AIO expansion-rekabet konusunu öncelikli konuşmak gerekecek gibi görünüyor.”

“(…..)?”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 08:32):

“(.....)

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 09:36), (.....)’un “Şu AIO expansion-rekabet konusunu öncelikli konuşmak gerekecek gibi görünüyor.” mesajını alıntılayarak:

Sayfa 12

“bu konu gündemdeyse ben de bugün katılmak isterim ancak 15 dk geç girebilirim”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 09:37):

“competition legal, launch edilmesin diye görüş bildirdi. bu ciddi bir karar ve geri adım ama başka çok ciddi de rekabet dinamikleri var. o nedenle bence konuşmamız lazım acilen” [(.....)] (.....) (15.05.2025, 11:30):

“selam (.....), konusma sonrasinda product’in oldugu, seninde eklendigin thread’e bunu net yazarsa cok iyi olur”

[(.....)] (.....) (15.05.2025, 14:51), (.....)’yı gruba ekleyerek:

“Herkese merhaba, iletişim tarafında velocity ile ilgili konularda irtibat noktamız olacağından (.....)’yı velocity gruplarımıza dâhil ettim”

(…)

[(.....)] (.....) (09.03.2026, 22:25):

“Google Türk yayıncılarının önüne yapay zekayı sürdü: Ciddi trafik kaybı bekleniyor | NTV Haber https://share.google/deJiCqn7VvkOo0lCo”

[(.....)] (.....) (10.03.2026, 07:25), (.....)’un yukarıdaki mesajını alıntılayarak ve “Gemini’nin bu konudaki değerlendirmesi” ibaresiyle:

“Yönetici Özeti: Google AI Mode’un İnternet Ekosistemi Üzerindeki Etkisi

1. Mevcut Durum (Ekosistem Dönüşümü)

Gemini büyük dil modellerinin (LLM) Google’ın temel arama hizmetine (AI Mode/AI Overviews) entegre edilmesi, internette içerik keşfinin mimarisini temelden değiştirmiştir. Arama motoru, bir “bağlantılar kütüphanesinden” bir “uzlaşı motoruna” (consensus engine) evrilmektedir.

- Yaygınlık (saturation): AI Overviews artık masaüstü aramalarının (.....) ila (.....) görünmektedir.

- Sıfır Tıklama Gerçeği: Tüm Google aramalarının (.....) fazlası artık harici internet sitelerine hiçbir tıklama getirmemektedir.

- Pazar Payı: Yapay zekâ destekli platformlar hâlihazırda küresel arama hacminin yaklaşık (.....) karşılamaktadır.

- Ajan Tabanlı Gezinme (Agentic Browsing): Otonom yapay zekâ ajanları artık organik arama hacminin yaklaşık (.....) oluşturmaktadır.

2. Kritik Riskler (Ekonomik Yansımalar)

Yapay zekâ, kullanıcıların bilgi edinme amacını doğrudan Arama Motoru Sonuç Sayfası’nda (SERP) karşıladıkça, reklam gelirine dayalı geleneksel yayıncılık modeli çözülmektedir.

- Tıklama Oranı Çöküşü: Bir AI Overview mevcut olduğunda, geleneksel “mavi bağlantılar” bakımından organik tıklama oranları (CTR) (.....) ila (.....) oranında düşmüştür.

- Trafik Kanaması: Haber ve teknoloji yayıncıları, (.....) (örn. Wired) (.....) (örn. Digital Trends) varan ağır arama trafiği kayıpları yaşamaktadır.

- Gelir Düşüşleri: Görüntülü reklam gelirleri (.....) ila (.....) oranında düşmüştür.

- Bağlı kuruluş (affiliate) sitelerinin gelirleri (.....) ila (.....) oranında düşmüştür.

- Türetilmiş İçerik: Derlenmiş veya yeniden yazılmış içeriğin ekonomik değeri sıfıra inmiştir.

3. Stratejik Fırsatlar (GEO’ya Geçiş)

Satış hunisinin üst kısmındaki trafik hacmi çökmüş olmakla birlikte, ayakta kalan trafiğin kalitesi önemli ölçüde daha yüksektir; bu da geleneksel arama motoru optimizasyonundan (SEO) üretken motor optimizasyonuna (Generative Engine Optimization - GEO) stratejik bir geçişi gerektirmektedir.

- Trafik Kalitesinde Tersine Dönüş: AI Overviews üzerinden tıklayan kullanıcılar siteye, ilgisi büyük ölçüde netleşmiş (pre-qualified) kullanıcılar olarak ulaşmakta olup bunun sonuçları şunlardır: (.....) daha düşük hemen çıkma oranı; (.....) daha uzun sitede kalma süresi; ziyaret başına görüntülenen sayfa sayısında (.....) artış; tarihsel ortalamalardan (.....) daha yüksek dönüşüm oranları.

Sayfa 13

- Elde Edilecek Gelir (The Revenue Prize): McKinsey, 2028 yılına kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde (.....) gelirin doğrudan yapay zekâ destekli arama üzerinden yönlendirileceğini öngörmektedir.

- GEO Yol Haritası: Markalar bu fırsatı, yapay zekâ tarafından hatırlanma ve kaynak gösterilme bakımından şu yollarla optimizasyon yaparak değerlendirebilir: (…..)

[(.....)] (.....) (10.03.2026, 07:31), bir GOOGLE blog bağlantısını paylaşarak:

“https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-search-driving-more-

queries-higher-quality-clicks/”

“Bir de bu var”

[(.....)] (.....) (10.03.2026, 07:38), yukarıdaki bağlantıyı alıntılayarak:

“Bu bizim hep referans aldığımız blog’tur”

[(.....)] (.....) (10.03.2026, 07:40):

“Dublin’de yakın zamanda düzenlenen GBO Engage etkinliği, bazı heyecan verici stratejik değişimleri ön plana çıkarmıştır. Öne çıkan bir sunumda odak doğrudan yüksek değerli etkileşime verilmiş, özellikle daha nitelikli tıklamalara yönelme vurgulanmıştır. Bu yönelim, salt hacim odağından uzaklaşılarak gerçek sonuç doğuran anlamlı kullanıcı davranışlarına geçildiğine işaret etmektedir. Bu vizyonu destekleyecek şekilde (.....), ekosistemin genişlemesine ilişkin iyimser bir görünüm paylaşmıştır. Yalnızca mevcut pazarın daha büyük bir dilimi için mücadele etmediğimizi, aktif olarak “pastanın boyutunu büyüttüğümüzü” ve böylece genel anlamda büyüme ve yenilik için daha fazla fırsat yarattığımızı belirtmiştir.”

“(bu forumda İngilizce yazmanızı rica ederim, Türkçe konuşmayan meslektaşlarımız bulunmaktadır)”

[(.....)] (.....) (11.03.2026, 15:05), (…..) yayınına ait bir haber bülteni görüntüsünü paylaşarak:

“EMEK BİZİM, KAZANÇ GOOGLE’IN HABERİ: YAPAY ZEKÂYLA SİTELERDEN VERİ ÇEKİYOR VE HİÇBİR ÜCRET ÖDEMİYOR”

(Paylaşılan görüntüde yer alan haber bandında “EMEK BİZİM KAZANÇ GOOGLE’IN - HABERİ YAPAY ZEKÂYLA SİTELERDEN ÇEKİP, HİÇBİR ÜCRET ÖDEMİYOR” ifadeleri yer almaktadır.)

[(.....)] (.....) (11.03.2026, 15:10):

“(.....) ile yapay zekâ çağında aramanın nasıl çalıştığına ilişkin, EMEA genelinde çevrim içi bir yuvarlak masa toplantısı planlıyoruz ve konuya ilgi duyan Halk TV, NTV gibi kuruluşlardan Türk gazetecileri de davet edeceğiz. Çalışma sürmektedir.”

[(.....)] (.....) (11.03.2026, 16:33), bir sosyal medya paylaşımı bağlantısını paylaşarak:

“İlginçtir ki yorumların büyük çoğunluğu Google lehinedir”

[(.....)] (.....) (11.03.2026, 17:07):

“Instagram’da da durum benzer; kullanıcılar bol reklamlı ve içeriksiz tık tuzağı (click bait) haberlerden bıktıklarını dile getirmektedir.”

[(.....)] (15.04.2026, 15:47):

(…)

(23) Bulgu-5: GOOGLE TÜRKİYE Hukuk Müşaviri (.....), GOOGLE TÜRKİYE Hukuk

Müşaviri (.....) ve GOOGLE çalışanı (.....) arasında, 24.10.2025 tarihinde

gerçekleştirilen, “(.....)” konulu e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

(.....):

“(.....), (.....) merhaba,

(…..)

•(…..)
•(…..)
•(…..)
•Privacy ve rekabet bakımından endişeler mevcut.

Sayfa 14

• DSA biriminden, özellikle Almanya'da AI Overviews hakkında başlatılan resmi bir DSA şikayeti nedeniyleönemli bir inceleme bekleniyor.

• DPC (Data Protection Commission)'nin AI Mode'un kişisel veri işleme faaliyetleri hakkında bilgilendirileceğibelirtildi.

• Fransız Rekabet Otoritesi ve Avrupa Komisyonu ile yapılacak görüşmelerde AI Mode'un rekabet ve gizlilikyönlerinin ele alınması bekleniyor.

• Almanya'da AI Overviews: Almanya'da, özellikle şirket iflasları ile ilgili konularda, yanlış temellendirilmiş AIOverviews'tan kaynaklanan karalama (defamation) iddialarına dayanan ihtiyati tedbirler şeklinde hukukisüreçler ortaya çıktı. İflas sorgularında ortaya çıkan halüsinasyon (hallucination) sorunlarını gidermek için birürün iyileştirmesi yapıldı. Alman dava ekibi, AI Overviews'un bir arama sonuçlarının organizasyonu işlevigördüğünü ileri sürerek, içerik sağlayıcı yerine arama motoru sorumluluğundan yararlanmayı amaçlıyor. 16 Ekim 2025

• Almanya'da DSA Şikayeti: Alman yayıncılar, DSA kapsamında şikayette bulunarak, AI Overviews'un risklerideğerlendirip azaltmadığını ve temelindeki tavsiye sistemleri (recommendation systems) konusunda şeffafolmadığını iddia ediyor. Ayrıca, yayıncılar, AI Overviews'un "traffic killer" olduğunu ve media pluralism'i tehditettiğini öne sürüyor.

• Fieger Şikayeti: İtalyan Haber Yayıncıları Birliği (Fieger) de benzer bir şikayeti AGCOM'a (Authority forCommunications) sunarak, AI Overviews'un "traffic killer" olarak hareket ettiğini ve pluralism'i yok ettiğini iddiaediyor.

• Macaristan'da Telif Hakkı Davası: Macaristan'da bir yayıncı, DMA'e (Digital Markets Act) dayanarak telifhakkı ihlalleri nedeniyle dava açmış ve AI Overviews'un %50 trafik kaybına neden olduğunu iddia etmekte.

• Risk Değerlendirmesi Sunumu: Google, AI Overviews ve AI Mode için sistematik risk değerlendirmeleriniAvrupa Komisyonu'na sunmuş.

İyi çalışmalar ve iyi hafta sonları şimdiden,

(.....)”

(24) Bulgu-6: GOOGLE TÜRKİYE Hukuk Müşaviri (.....) GOOGLE TÜRKİYE Pazarlama Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Kamu İlişkileri ve Kamu Politikaları Müdürü (.....), GOOGLE Rekabet Hukuku Müşaviri (.....) ve GOOGLE çalışanları (.....) arasında, 13.01.2026-02.03.2026 tarihlerinde gerçekleştirilen, “(.....)” konulu e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

(.....):

“Merhaba ekip,

(…..)

Teşekkürler,”

(.....):

“Merhaba (.....),

Yararlı olursa, burada WIP iletişim belgesini bulabilirsin.

Teşekkürler”

(.....):

“Merhaba (.....),

Belgemiz basın mensupları ve içerik üreticiler için hazırlanmıştır ve halen geliştirme aşamasındadır. İhtiyaçlarınızı tam olarak karşılamayabilir.

(…..)

Teşekkürler”

(.....):

– teşekkürler (.....)!”

(.....):

“Herkese merhaba,

(…..) – lütfen aşağıdaki önemli özet ve eylem maddelerine göz atın.

(…..) lansmandan önce her şeyin uyumlu olmasını sağlamak için önümüzdeki hafta bir senkronizasyon ekleyeceğim.

Sayfa 15

Saygılar,

(.....)

Tartışma

1. “Kesintisiz Arama” Çatışması

• Özellik: “Kesintisiz Arama”, kullanıcı bir sonucu “genişlettiğinde” onu otomatik

olarak AI Overview (AIO) modundan AIMode (AIM) moduna geçirir.

• Çatışma: Kesintisiz Arama’nın küresel çapta kullanıma sunulması da (…..)

için planlanıyor.

• Düzenleyici Hassasiyet: (.....) (Düzenleyici İşler) ve (.....) (Hukuk), Türk

Rekabet Kurumunun (TCA) bugüne kadar AIO ve AIM’yi yalnızca ayrı yapılar

olarak gösteren taslakları gördüğünü belirtmiştir. Bunların Seamless Search

aracılığıyla birleştirilmesi, mevcut gayriresmî güvencelere dayanan “hassas

denge” dikkate alındığında, Kurum nezdinde olumsuz düzenleyici tepkilere

veya “derhâl soru işaretlerinin doğmasına” yol açabilir.

2. Pazarlama ve İletişim Stratejisi

3. GAPP• Bilgilendirme: (…..). Bu, VP (.....) ile gerçekleştirilecek; teknoloji ve tüketici odaklı medya kuruluşları ile içerik üreticilerini hedefleyen ve belirli bir tarihe kadar yayımlanmama koşuluna tabi bir bilgilendirme toplantısı olacaktır. • Mesajlaşma: (…..). Hukuki kaygıların giderilmesi amacıyla Seamless Search’ün artık bunlardan ayrıştırılması gerekebilir. • Materyaller: Türkçeye uyarlanmış adlandırma ve sorgu testleri devam etmektedir. AIO ve AIM’yi, aralarındaki kesintisiz geçişi öne çıkarmaksızın ayrı ayrı gösterecek bir “B Planı” materyal stratejisi değerlendirilmektedir. • Yayıncıların Endişeleri: GAPP ((.....)), Türk yayıncıların Arama/Keşfet bölümündeki görünürlüklerinin azalmasına ilişkin şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Bu durum, lansmanı engelleyecek bir unsur olmasa da, yakından takip edilmesini gerektiriyor.
Aksiyonlar Sorumlu (.....)• Bildirim: GAPP, e-posta veya metin notları yoluyla değil, TCA ve İnternet Düzenleme Kurumu ile doğrudan iletişime geçecektir. Yapılacak İş Bitiş Tarihi Seamless Search riskiyle ilgili olarak Hukuk/Düzenleme En Kısa birimi yöneticileriyle ((.....)/(.....)) görüşün; bu özelliğin Sürede Türkiye için ertelenip ertelenemeyeceğini veya devre dışı bırakılması gerekip gerekmediğini belirleyin. GAPP GTM planını tamamlamak üzere işbirliği yapın ve (.....)
(.....) (.....) (.....) (.....) (.....) (.....): “Merhaba (.....),kamu sektörüne özgü konuşma başlıklarının ve “Güncel Konular”ın ana belgede kesinleştirilmesini sağlayın. Özelliklerin birleştirilmesi ya da ayrılması kararına dayalı (.....) olarak (…..) için blog yazısı taslakları ve bilgilendirme sunumu hazırlayın. Brifing sunumu için yerelleştirilmiş öğeleri ve sorgu (.....) örneklerini son haline getirin. (.....) (.....) Önümüzdeki haftanın sonunda tekrar bir araya gelerek (.....) nihai lansman sırasını ve mesajları kesinleştirelim.

Görüşmeleri bir araya getirmek amacıyla, (.....)’nın kısa süre önce ekiplere güncellettirdiği değerlendirme belgesini buradan bulabilirsiniz. Konuyu takip edebilmesi için onu da bu yazışmaya dahil ediyorum.

Saygılarımla,

(.....)”

Sayfa 16

(.....):

“Merhaba ekip, (.....). Ancak, dün tartıştığımız gibi, TR için pazarlama/bloglar vb. söz konusu olduğunda lütfen Seamless Search'ü pazarlamayalım, bunun yerine klasik AIO ve AIM'in avantajlarını öne çıkaralım.

Teşekkürler!”

(.....):

“Çok teşekkür ederim (.....). (.....) ile görüşüp KOF tanıtım planlarını netleştireceğim ve belgeleri buna göre güncelleyeceğim.

Saygılarımla,”

(.....):

“Herkese merhaba,

AIM ve AIO’nun Türkiye’deki lansmanının, (.....) dışında, ürün tarafındaki lansman planlarında veya hazırlıklarda herhangi bir değişiklik yok.

Saygılarımla,

(.....)”

(.....):

“(.....) merhaba,

Güncelleme için teşekkürler.

(.....)

Teşekkürler,

(.....)”

(.....):

“Merhaba (.....),

Anladığım kadarıyla plan bu. Teşekkürler”

(.....):

“Merhaba (.....) ve ekip,

AIO+AIM’in Türkiye’de Seamless Search özelliği etkinleştirilmiş olarak piyasaya sürüleceği göz önüne alındığında (Bilginize: SS, (.....) küresel olarak piyasaya sürülecek), pazarlama materyalleri ve mesajlaşma konusundaki yaklaşımı yerel hukuk açısından teyit etmek istedim (son görüşmemizde dile getirilen bazı endişelerin takibi olarak).

Elbette, İletişim/Pazarlama materyallerini nihai hukuki onay için paylaşacağız, ancak şu aşamada genel bir yaklaşım üzerinde mutabık kalabilirsek çok iyi olur.

1) Görsel öğeler: (.....)

2) Mesajlaşma: “Seamless Search” özelliğini özel olarak öne çıkarmayacağız; bunun yerine AIO ve AIM’in avantajlarından bahsedeceğiz ve bu iki özelliğin arama deneyimini nasıl daha kolay ve sorunsuz hale getirdiğini anlatacağız.

(.....)

Teşekkürler!”

(.....):

“Merhaba (.....),

Bize ulaştığınız için teşekkür ederiz. Sorunuz pazarlama ile ilgili mi: (a) TR’deki SS mi, yoksa (b) TR’deki AIO ve AIM’in genel lansmanı mı?

(.....)

, Türkiye’de halka yönelik pazarlama materyallerinde (örneğin, varsa blog yazıları) AIO ve AIM’in “klasik” avantajlarına odaklanmamızı öneririm.

SS, AIO/AIM’e yönelik sadece kademeli bir iyileştirmedir. Genel Türk kitlesi, AIO ve AIM kavramlarına tamamen yabancıdır; bu nedenle, SS’nin başlangıçta yalnızca mobil platformlarda kullanıma sunulacağını da göz önünde bulundurursak, bu temel özelliklerin pazarlanmasına odaklanmak, bunların SS ile nasıl daha fazla entegre olacağına odaklanmaktan daha mantıklı görünmektedir.

(.....)

Bu mantıklı mı?

Teşekkür ederim!”

(.....):

(.....)

Sayfa 17

(.....)

(.....):

“Merhaba (.....),

Varlıklar konusunda teyit etmek gerekirse, AIM lansmanı için gerekli varlıklar konusunda (.....) ve (.....) ile aynı çizgideyiz. İşte bu varlıklar için TR özeti. Ajansla birlikte bu varlıkların yerelleştirilmesi ve oluşturulması üzerinde şimdiden çalışıyoruz. Varlıklar konusunda bize yardımcı olan @(.....)’a teşekkürler!

(.....), evet, bu konuyla ilgili başka soruların olursa ayrı olarak görüşebiliriz

Saygılarımla,”

(.....):

“Harika! Hayır, sorun yok, bunu (.....)’la da konuşmuştuk. Bunu sadece İletişim ekibi, (.....)’nın brifinginde de Seamless Search’ü göstermeyi düşünüyor gibi göründüğü için gündeme getirdim, ama (.....) ile aynı fikirde olduğunuz için sorun yok Çok teşekkürler.”

(.....):

“(.....),

Bunu bize bildirdiğin için teşekkürler. @(.....), istersen bu konuyu özel olarak görüşebilir ve (.....)’nın sunumu için en uygun yaklaşımı belirleyebiliriz. (.....)

(.....):

“Merhaba ekip,

Bilginize – baskıdan yeni çıkmış en güncel program

• (.....)

• (.....)

• (.....)

Herkese teşekkürler!”

(25) Bulgu-7: GOOGLE TÜRKİYE Hukuk Müşaviri (.....), GOOGLE TÜRKİYE Pazarlama Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Kamu İlişkileri ve Kamu Politikaları Müdürü (.....), GOOGLE TÜRKİYE Kamu İlişkileri Müdürü (.....), GOOGLE Rekabet Hukuku Müşaviri (.....) ile GOOGLE çalışanları (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....) ve (.....) arasında, 13.01.2026-02.03.2026 tarihlerinde gerçekleştirilen, “(.....)” konulu, 25 mesajdan oluşan e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

(.....) (13.01.2026, 13:18):

“Merhaba ekip, Türkiye’de AIO/AM lansmanına ilişkin olarak birden fazla gruptan güncelleme ve bilgi talebi almaktayım. (.....) (.....) (13.01.2026, 13:21), (.....)’ya:

“Bunu Product Marketing olarak biz lead ettik eski donemlerde hep. feel free to take the lead”

(.....) (13.01.2026, 13:24), (.....)’e:

“Tamamdır”

(.....) (13.01.2026, 13:34), (.....)’a:

“Merhaba (.....), faydalı olması hâlinde, üzerinde hâlâ çalışılmakta olan iletişim belgesini burada bulabilirsin. Teşekkürler”

(.....) (13.01.2026, 13:40):

“Merhaba (.....), pazarlama planı bilgileri de aynı iletişim belgesinde yer almaktadır. Sorunuz olursa bize bildirin. Farklı taraflarca iki farklı zamanlama paylaşılmıştır. Bilgiyi doğrulamaktayız. Muhtemelen aşağıdaki şekilde gerçekleşecektir: - (.....).”

(.....) (13.01.2026, 14:00), (.....)’ya:

“Merhaba (.....), @(.....) bu konuda GAPP açısından sana yol gösterecektir. Bilgi akışının düzgün işlemesi ve gerekli materyallere sahip olman için lansmana yönelik yerel bir GTM ekibi kurulmasını öneririm. Teşekkürler”

(.....) (13.01.2026, 14:53), (.....)’e:

“(.....)

Sayfa 18

(.....) (13.01.2026, 16:27), (.....) ve (.....)’ya:

“Gizli ve İmtiyazlı. +(.....), Türkiye için Düzenleyici İlişkiler Rekabet Danışma Ekibi Lideri (bilgisi olması ve gerektiğinde görüş vermesi için)”

(.....) (13.01.2026, 16:31), (.....), (.....) ve (.....)’a:

“+(.....) bilgisi olması için +(.....). Merhaba (.....), iletişim belgemiz basın ve içerik üreticileri için hazırlanmıştır ve üzerinde hâlâ çalışılmaktadır. İhtiyaçlarını karşılamayabilir. Ancak faydalı olacağını düşünüyorsan, GAPP versiyonuna ilişkin bölümünü bu belgenin içinde oluşturabilirsin. Teşekkürler”

(.....) (13.01.2026, 17:22), (.....)’a:

“ (.....)!”

(.....) (15.01.2026, 12:39):

“(.....)

Görüşme

1. “Seamless Search” (Kesintisiz Arama) Çatışması

Özellik: Seamless Search, kullanıcı bir sonucu ‘genişlettiğinde’ onu otomatik olarak AI Overview’den (AIO) AI Mode’a (AIM) geçirmektedir.

Çatışma: Seamless Search’ün küresel kullanıma sunumu da (.....) haftasına planlanmıştır. Düzenleyici Hassasiyet: (.....) (Düzenleyici İlişkiler) ve (.....) (Hukuk), Rekabet Kurumu’nun (TCA) AIO ve AIM’i yalnızca birbirinden ayrı iki unsur olarak gösteren taslak görseller (mocks) üzerinden gördüğüne dikkat çekmiştir. Bunların Seamless Search aracılığıyla birleştirilmesi, gayriresmî güvencelerin oluşturduğu mevcut “kırılgan denge” göz önüne alındığında, TCA’dan olumsuz düzenleyici tepkilere veya “anında gelecek sorulara” yol açabilir.

2. Pazarlama ve İletişim Stratejisi

Brifing: (.....)planlanmıştır. Bu brifing, teknoloji ve tüketici medyası ile içerik üreticilerine yönelik olacak ve Başkan Yardımcısı (VP) (.....)’nın katılımıyla, yayın ambargolu biçimde gerçekleştirilecektir.

Mesaj dili: İlk kez AIM ve AIO eş zamanlı olarak kullanıma sunulmaktadır. Hukuki çekinceleri gidermek için Seamless Search’ün (Kesintisiz Arama) bu ikisinden ayrıştırılması (decouple) gerekebilir.

(.....) Kesintisiz geçişi öne çıkarmaksızın AIO ve AIM’i ayrı ayrı gösterecek bir “B Planı” materyal stratejisi değerlendirilmektedir.

3. GAPP

Yayıncı Endişeleri: GAPP ((.....)), Türk yayıncıların Arama/Discover’daki görünürlüklerinin azalmasına ilişkin süregelen şikâyetlerini not etmiştir. Lansmanı engelleyici bir husus olmamakla birlikte bu, yakından izlenmeyi gerektirmektedir. Bildirim: GAPP, e-posta veya yazılı bildirim yerine TCA ve BTK ile doğrudan teması (outreach) yürütecektir.

Aksiyonlar

(.....) / (.....) - Seamless Search riskine ilişkin Hukuk/Düzenleyici liderliğine ((.....)/(.....)) danışılması; (.....)- Son tarih: En kısa sürede (ASAP)

(.....) / (.....) - GAPP GTM planının tamamlanması için iş birliği yapılması; kamu kurumlarına yönelik konuşma notlarının ve “Güncel Konular” başlığının ana belgede kesinleştirilmesinin sağlanması - Son tarih: (.....)

(.....) / ekip - Özelliklerin birleştirilmesi ya da ayrıştırılması yönündeki karara göre (.....) için blog yazısı/yazıları ve brifing sunumu taslağının hazırlanması - Son tarih: (.....)

(.....) / (.....) - Brifing sunumu için yerelleştirilmiş materyallerin ve sorgu taslak görsellerinin kesinleştirilmesi - Son tarih: (.....)

(.....) - - Son tarih: (.....)

Herkes - Nihai lansman sıralamasının ve mesaj dilinin teyit edilmesi için gelecek haftanın sonunda yeniden toplanılması - Son tarih: (.....)”

(.....) (15.01.2026, 12:50), (.....) ve (.....)’e:

Sayfa 19

“+(.....). Merhaba (.....), görüşmeleri tek bir yerde toplamak amacıyla, (.....)’nın kısa süre önce ekiplere güncelletmiş olduğu değerlendirme belgesini burada bulabilirsin. Konudan haberdar olması için kendisini de yazışmaya dâhil ediyorum. Saygılarımla, (.....)”

(.....) (16.01.2026, 11:09):

“İmtiyazlı

Merhaba ekip, dâhili olarak görüştükten sonra, artan riskleri kabul etmeye ve Türkiye’de Seamless Search ile birlikte lansmana geçmeye (nispeten) sıcak bakmaktayız. (.....) Bununla birlikte, Türkiye’ye yönelik pazarlama/bloglar vb. söz konusu olduğunda, dün görüştüğümüz üzere, lütfen Seamless Search’ü pazarlamayalım; bunun yerine klasik AIO ve AIM faydalarını öne çıkaralım.”

(.....) (16.01.2026, 14:45), (.....)’ya:

“Çok teşekkür ederim (.....). KOF temas planlarını netleştirmek ve belgeleri buna göre tamamlamak için (.....) ile görüşeceğim.”

(.....) (16.01.2026, 19:42):

“Herkese merhaba, hızlı bir güncelleme: Türkiye’de (.....)

(.....) (19.01.2026, 09:21), (.....)’e:

“Merhaba (.....), güncelleme için teşekkürler. (.....)

(.....) (19.01.2026, 13:52), (.....)’ya:

“Merhaba (.....), anladığım kadarıyla plan gerçekten de bu yöndedir.”

(.....) (26.01.2026, 13:35):

“Merhaba (.....) ve ekip, AIO+AIM’in Türkiye’de zaten Seamless Search etkin hâldeyken kullanıma sunulacağı göz önüne alındığında (bilginize: SS küresel olarak (.....) kullanıma sunulmaktadır), son görüşmemizde dile getirilen bazı endişelerin takibi olarak, yerel Hukuk bakış açısından pazarlama materyallerine ve mesaj diline ilişkin yaklaşımı teyit etmek istedim. (.....)

1) Görsel materyaller: (.....) 2) Mesaj dili: “Seamless Search” özelliğinden özel olarak söz etmeyeceğiz; bunun yerine AIO ve AIM faydalarından ve bu iki özelliğin Arama deneyimini nasıl daha kolay ve kesintisiz hâle getirdiğinden bahsedeceğiz. (.....) (.....) (27.01.2026, 09:14), (.....)’a:

“Merhaba (.....), ulaştığın için teşekkürler. Sorunuz pazarlama bakımından (a) Türkiye’de SS’ye mi yoksa (b) Türkiye’de AIO ve AIM’in genel lansmanına mı ilişkindir? AIO ve AIM’in Türkiye’de ancak şimdi kullanıma sunulacağı göz önüne alındığında, Türkiye’deki kamuya açık pazarlama materyallerinde (varsa örn. blog yazısında) AIO ve AIM’in “klasik” faydalarına odaklanmamızı öneririm. SS (Seamless Search), AIO/AIM üzerinde yapılmış kademeli bir iyileştirmeden ibarettir. Genel Türk kitlesi AIO ve AIM’e tamamen yabancıdır; bu nedenle, bu özelliklerin SS ile nasıl birbirine bağlandığından ziyade temel özelliklerin tanıtımına yoğunlaşmak makul görünmektedir; ayrıca bildiğim kadarıyla SS başlangıçta yalnızca mobilde kullanılabilir olacaktır. Aşağıda örnek olarak önerdiğin görsel materyallerin ve mesaj dilinin asıl odağı SS üzerinde iken, (yalnızca “Daha fazla göster” düğmesiyle değil) hâlâ kullanılabilir olan başka AIM erişim noktaları da bulunmaktadır. Önerdiğin GIF’e kesinlikle karşı değilim, ancak çok fazla SS’ye odaklanmaktadır. Mümkünse, örneğin AIM’e ana arama sayfası üzerinden nasıl erişilebildiğini gösteren daha nötr bir GIF kullanılmasını öneririm [görsel]. (.....)

(.....) (28.01.2026, 14:26), (.....)’ya:

“Hızlı yanıtın için teşekkürler (.....)!(.....) Bu nedenle, giriş noktasının arama sonuç sayfasındaki (SRP) “AI Mode” sekmesi ya da AIM başlangıç ekranı (zero state) olduğu, AIM odaklı materyaller hazırlama planına katılıyorum (diğer pazarlarda kullanılanlara benzer materyaller). Bunun, Türkiye pazarlama tarafında @(.....) ile de üzerinde mutabık kaldığımız husus olduğuna inanıyorum; ekip bu yönde çalışmaktadır. @(.....) @(.....) İletişim’in de bu planla uyumlu olduğundan emin olmak istiyorum - bu tür AIM materyalleri sizin GTM kanallarınız bakımından işe yarar mı; yani hâlihazırda bir Türkiye blog yazısı taslağınız var mı? Ya da (.....)’nın basın brifingleri için sunumu? (.....)

(.....) (28.01.2026, 14:35), (.....)’a:

Sayfa 20

“Selam (.....), materyaller konusunda teyit etmek isterim: AIM lansman materyalleri bakımından (.....) ve (.....) ile mutabıkız. (.....)

(.....) (28.01.2026, 14:38), (.....)’e:

“Harika! Hayır, her şey yolunda, bu (.....) ile de görüştüğümüz husustu. Bunu yalnızca İletişim’in (.....)’nın brifinginde de Seamless Search’ü göstermeyi düşünüyor gibi görünmesi nedeniyle gündeme getirmiştim, ancak (.....) ile mutabık kaldığınıza göre sorun yok. Çok teşekkürler.”

(.....) (28.01.2026, 15:58), (.....)’a:

“(.....), bu hususu dile getirdiğin için teşekkürler. @(.....) istersen bunu toplantı dışında ele alıp (.....)’nın sunumu bakımından en iyi yaklaşımın ne olacağına karar verebiliriz. (.....) (.....) (12.02.2026, 09:01):

(.....)

(.....) (02.03.2026, 20:05):

(.....)

(26) Bulgu-8: GOOGLE çalışanı (.....) tarafından 27.03.2026 tarihinde “(.....)” grubuna gizli

alıcı olarak gönderilen, “(.....)” konulu, reklamverenlerin algısına ilişkin pazar istihbaratı

bülteni içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

Gemini Özeti:

“Market Pulse’ın Mart 2026 sayısı; reklamverenlerin tutumu, yapay zekâ entegrasyonu ve performans algısına ilişkin temel bulguları ayrıntılandırmaktadır. Google’ın, reklamverenler bakımından daha iyi sonuçlar elde etmek amacıyla ürün stratejisini güçlendirebileceği ve satış ekiplerini daha donanımlı hâle getirebileceği üç temel alanı öne çıkarmaktadır: Arama’nın geleceğine ilişkin anlatımımızı benimsetmek, Demand Gen bakımından doğrudan yanıt (direct response) yeteneklerini öne çıkarmak ve artımlılık (incrementality) yoluyla yeni bütçeler kazanmak.”

“Yeni”: (.....)’in tanıtımı:

“(.....)’i kullanıma sunmaktan heyecan duyuyoruz - MIT’nin nicel ve nitel araştırmalarını, görüşme analizlerini, rekabet istihbaratını ve satış istihbaratını tek bir bakış açısında birleştiren, dinamik ve başvuru niteliğinde tek kaynak.”

Güncel Konular (Timely Topics):

“Market Pulse’ın ikinci sayısıyla, size güncel ve derlenmiş içgörüler sunmak üzere geri döndük. Bu sayıda, 1. çeyrek Dalga (Wave) Müşteri Tutum Anketlerimizden, AI Mode ve AI Overviews’e ilişkin Müşteri Sesi Analitiği (CVA) raporundan ve artımlılık konusundaki yeni bir Hızlı Araştırma çalışmasından elde edilen en güncel istihbaratı paylaşıyoruz. Tespit ettiğimiz başlıca zorluk ve fırsatlardan bazıları şunlardır:”

Arama’nın Geleceğine İlişkin Anlatımımızı Benimsetmek (Landing our Future of Search Narrative):

“AI Overviews’e (AI-O/AI-M) geçiş, reklamverenlerde organik trafik kayıpları, artan fiyat dalgalanması ve tüketici yolculuğunda temel bir değişim konusunda kaygı yaratmaktadır. Yakın tarihli bir “Meet the PM” oturumundan elde edilen anket içgörüleri, yapay zekâ destekli aramanın görüşmelerin ana gündemi hâline geldiğini ve satış ekiplerinin (.....)’sinin haftalık ya da günlük olarak arama motoru optimizasyonuna (SEO) ilişkin itirazlarla karşılaştığını göstermektedir.

İçgörü: (.....)

<< Game On: (.....)

<< Ürüne Yönelik Çıkarım: (.....)

Demand Gen için Doğrudan Yanıt Yeteneklerini Öne Çıkarma Fırsatı:

(.....)

İçgörü: (.....)

<< Game On: (.....)

<< Ürüne Yönelik Çıkarım: (.....)

Sayfa 21

Artımlılık Yoluyla Bütçeleri Açığa Çıkarmak:

(.....)

Kısa Bilgi Notları - Arama: Hacimden Değere: AI-Mode / AI-Overviews’e Uyum Sağlamak:

“Yapay zekâ Arama’yı güçlendirmekte olup Arama deneyimi bunun sonucunda evrilmektedir. En güncel Müşteri Sesi Analitiği raporumuz, işletmelerin “sıfır tıklamalı” (zero- click) organik trafiğe geçiş sürecini yönetmek amacıyla teknik stratejilerini ve performans göstergelerini (KPI) nasıl uyarladığını analiz etmektedir:

- Hacimden Değere: Reklamverenler, AIO’lar niyeti doğrudan SERP üzerinde karşıladığından, odaklarını ham trafik hacminden (anlamsal aramada ilk sırada yer alan tema; görüşme kayıtlarındaki atıfların (.....)’ini oluşturmaktadır) yüksek niyet taşıyan sonuç değerine (high-intent outcome value) kaydırmak suretiyle organik başarıyı yeniden tanımlamaya başlamıştır.

- İçeriğin Makineler İçin Üretilmesi: Markalar, (bizim tavsiye ettiğimiz uygulamalardan ayrışan) modüler içerik “parçalama” (chunking) ve yapılandırılmış veri stratejilerini benimseyerek içeriği makineler tarafından işlenmeye yönelik optimize etmeye başlamıştır (.....)

AI-M/AI-O’nun reklam kampanyaları üzerindeki algılanan etkisine ve reklamverenlerin ücretli stratejilerini bunun sonucunda nasıl uyarladığına da baktık. Temel bulgular şunlardır:

- Benimsemenin Önündeki Engeller: Algılanan yatırım getirisi verimsizliği ve olası satış (lead) kalitesindeki düşüş, yapay zekâ destekli kampanya ayarlarının geniş çapta benimsenmesini engelleyen başlıca unsurlar olmaya devam etmekte olup incelenen görüşme kayıtlarının (.....)’sında görülmektedir.

- “Kontrol Boşluğu”: Orta ölçekli ve kurumsal reklamverenler arasında kritik bir “Kontrol Boşluğu” bulunmakta olup GCS (küçük ve orta ölçekli müşteri) tarafındaki reklamverenler, LCS (büyük müşteri) tarafındakilere kıyasla manuel kontrole yönelik (.....) daha yüksek talep ifade etmektedir ((.....)’e karşı (.....)).”

Kısa Bilgi Notları - YouTube: TV ve Sosyal Medya Bütçelerini Kazanmak:

“(.....)

- LCS tarafının yarısından fazlası ((.....)) YouTube’un hedef kitlelere geniş ölçekte etkili biçimde ulaştığı görüşünde olmakla birlikte, yalnızca (.....)’si ((.....)) doğrusal televizyondan daha iyi performans sağladığına inanmaktadır; bu da erişim ile performans arasındaki uyumsuzluğu ortaya koymaktadır.

Sosyal Medya Bütçeleri İçin Rekabet: İçerik üreticisi ortaklıklarında ve materyal üretiminde yaşanan zorluklar, azalan YouTube bütçelerinin (.....) ve (.....) gibi rakiplere kaymasıyla “sosyal mecralara bütçe kaçışına” (social leakage) yol açmaktadır.

- LCS reklamverenlerinin yalnızca yaklaşık (.....)’ı YouTube’u sosyal video bakımından “mutlaka alınması gereken” bir kanal olarak görmektedir. Bunun sonucunda, azalan LCS bütçelerinin (.....)’ı ve azalan GCS YouTube bütçelerinin (.....)’i Google dışı sosyal reklam platformlarına aktarılmaktadır.”

Kısa Bilgi Notları - Ölçümleme: Hızlı Araştırma: Artımlılık Algıları:

“(.....)

- (.....)

- (.....)

- (.....)

Kısa Bilgi Notları - Çapraz Ürün: 1. Çeyrek 2026 için “Yeni”: Reklamverenlerin yapay zekâ kaynaklı yatırım getirisi algısının zaman içinde BFM puanlarıyla ilişkisi:

(.....)

(LCS için +(.....), GCS için +(.....)).

(.....)

(27) Bulgu-9: GOOGLE çalışanları (.....) ve (.....) arasında, 13.04.2026 tarihinde

gerçekleştirilen, “(.....)” konulu e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

Sayfa 22

(.....):

“Gizlidir

Herkese Merhaba,

(.....)

Pilot karakterle ilgili önemli not:

Hukuki sonuçlar ve diğer nedenlerden ötürü, bunun bir pilot uygulama olduğunu (“Pazarın karmaşıklığını göz önünde bulunduran iki aşamalı pilot uygulama”) belirtmek önemlidir:

• (.....)).

• (.....)

1. dalga dışında kalan diğer ülkeler

(.....)

Teşekkürler

(.....)”

(.....):

“Herkese merhaba!

Umarım iyisinizdir!!

(.....)

Arka plan:

• Hatırlatmak gerekirse, ENP anlaşmalarımız, Avrupa Telif Hakkı Direktifi’nin

(European Copyright Directive) A15 maddesi kapsamında Google’ın haber

yayıncılarıyla imzaladığı lisans anlaşmalarıdır.

• Büyük haber yayıncılarıyla imzaladığımız “121” ENP Anlaşmalarında (.....)

uygulanmaktadır. Bu durum (.....)

• (.....)

121 Yayıncı İçin ENP 2.0 Değişiklikleri

ENP 2.0 değişikliği, 121 yayıncının ENP Sözleşmelerinde aşağıdaki değişiklikleri getirecektir:

1. Ücret hesaplama “Metodolojimizi” sözleşmeye dahil ediyoruz; böylece (.....)

2. Yayıncılarla her yıl aşağıdaki verileri paylaşmayı taahhüt ediyoruz (çünkü bu veriler,

Yayıncının Metodolojiyi uygulaması ve güncellenen ücretleri doğrulaması için artık

gerekli olacaktır):

1. “(.....)

2. (.....)

3. Hem yeni sözleşmeye bağlanan Metodoloji hem de veri noktaları, Yayıncının

aşağıdakileri görebilmesi için ayrılacaktır:

1. “(.....)

2. “(.....)

4. Metodolojinin sözleşmeye bağlanmasının zorunlu bir parçası olarak, Yayıncı artık

(.....) görebilecektir. Ayrıca, (.....) pazarlık yapma imkânına da sahip olacaktır.

Sonraki Adımlar

• (.....)

• (.....)

• (.....)

Umarım her şey anlaşılır olmuştur, ancak sorularınız olması ihtimaline karşı bu hafta içinde hepimiz için takvimde biraz zaman ayıracağım.

Teşekkürler!

(.....)”

H.3. GOOGLE’ın Haber Yayıncıları ile Akdettiği Sözleşme Örnekleri

H.3.1. Küresel Ölçekte Uygulanması Planlanan Pilot Sözleşme Örneği

(28) Yürütülen dosya kapsamında 01.09.2026 tarihinde GOOGLE TÜRKİYE’de gerçekleştirilen yerinde incelemede, GOOGLE ile haber yayıncıları arasında küresel

Sayfa 23

düzeyde akdedilmesi öngörülen sözleşmelere ilişkin taslak olarak hazırlandığı belirtilen “(.....)” isimli bir belge [1] (Pilot Sözleşme) elde edilmiştir.

(29) Anılan belgenin Bilgi Tablosu kısmında Pilot Sözleşme’nin amacı, “(…..) [2] (…..) [3]." şeklinde ifade edilmektedir.

(30) Bu bağlamda Pilot Sözleşme kapsamında haber yayıncılarının asli ediminin, içeriklerinin GOOGLE’ın yapay zekâ hizmetlerinin geliştirilmesi kapsamında GOOGLE’a sunulması; GOOGLE’ın asli ediminin ise bunun karşılığında haber yayıncılarına (.....) olduğu değerlendirilmektedir. Yine Bilgi Tablosu’nda Pilot Sözleşme’nin (.....) süreyle yürürlükte kalacak şekilde düzenlendiği ve süre sonunda tarafların yazılı beyanda bulunmaması hâlinde (.....) defaya mahsus olarak (.....) süreyle uzatılması opsiyonunun eklendiği görülmektedir.

(31) Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.1 maddesi;

“(.....) [4].”

şeklindedir.

(32) İlgili maddeye bakıldığında, GOOGLE’a içerik sağlanması kapsamında bölgesel temelde iki versiyon oluşturulduğu görülmektedir. (.....) bölgesi için tasarlanan ikinci seçeneğe; (.....), (.....), (.....) ile (.....) bölgeleri için tasarlanan birinci seçenekte yer almayan (.....) ve (.....) gibi bazı fiiller açıkça eklenmiştir. Genel hatlarıyla maddede, GOOGLE’a dünya çapında, (.....) verildiği görülmektedir. Ayrıca GOOGLE’ın bu hakları (.....) düzenlenmektedir.

(33) Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.3 maddesinde;

(.....) [5] (.....)”

ifadelerine yer verilmektedir.

(34) İlgili maddede İş Ortağı içeriğinin bir GOOGLE ürününde gösterilmesi hâlinde benzer konumdaki iş ortaklarına uygulanan yöntemle kaynak gösterilmesi ve makul olduğu ölçüde ilgili içeriğe yönlendiren tıklanabilir bağlantı verilmesi öngörülmektedir. Ancak (.....) atıf zorunluluğunun bulunmadığı belirtilmektedir.

(35) Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.8 maddesinin (B), (C) ve (D) bentlerinin;

“(…) (.....)

(.....)

(.....) [6] (…)”

1 Söz konusu belgenin dosya adı (.....)” şeklindedir. Adına bakıldığında küresel düzeyde uygulanmak üzere hazırlandığı izlenimi veren belgenin; (.....) ve (.....) kapsam dışında tutularak düzenlendiği anlaşılmaktadır.

2 (.....)

3 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir:

“(.....)”

4 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir:

(.....)

(.....)

(.....)

5 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir:

“(.....)”

6 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir;

“(.....)

(.....)

Sayfa 24

şeklinde düzenlendiği görülmektedir.

(36) Pilot Sözleşme’nin 2.8. maddesinin (B) bendi kapsamında GOOGLE ile haber yayıncıları arasında yapılan sözleşmelerde, GOOGLE’a bir ayrıcalık tanındığı göze çarpmaktadır. Nitekim maddede (.....) hükme bağlanmaktadır (En Çok Kayrılan Müşteri Koşulu, EKM). Bununla birlikte, söz konusu hükmün (.....) yapılacak sözleşmeler bakımından Pilot Sözleşme’den çıkarılacağı da açıkça ifade edilmektedir.

(37) Pilot Sözleşme’nin 2.8 maddesinin (C) bendi kapsamında GOOGLE’ın içeriğe daha verimli erişmesi ve kullanması amacıyla (.....) imkân tanındığı söylenebilecektir.

(38) Pilot Sözleşme’nin 2.8. maddesinin (D) bendi incelendiğinde, yayıncının kullanım süresi boyunca, İş Ortağı İçeriği’ne eşdeğer nitelikteki internet sitesi içeriklerine GOOGLE’ın erişmesini veya bu içerikleri kullanmasını engelleyemeyeceği; (.....) düzenlenmektedir. Bununla birlikte GOOGLE’ın teknik belgelerinde Googlebot ile Google-Extended’ın farklı kullanım amaçlarına hizmet ettiği belirtilmektedir. Googlebot, Google Arama’ya ve Arama içerisindeki yapay zekâ özelliklerine ilişkin tarama kontrollerinde kullanılırken Google-Extended, içeriklerin belirli Gemini modellerinin eğitilmesi ve bazı temellendirme faaliyetlerinde kullanılmasını kontrol eden ayrı bir araçtır [7].

(39) Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.9 maddesinin (A) bendi;

“(.....) [8]”

şeklindedir.

(40) İlgili maddede, yarıyıl toplantılarında İş Ortağı’nın sunacağı bütün fikir ve inovasyon önerilerinin (.....) GOOGLE’a aktarılacağı ve GOOGLE’ın bu fikir ve önerilerden herhangi bir ek yükümlülük olmaksızın faydalanabileceği hükme bağlanmaktadır.

(41) Pilot Sözleşme’nin Ek B’sinin “(.....)” başlıklı 7. maddesi;

“(.....) [9].”

şeklindedir.

(42) İlgili maddeye bakıldığında, Pilot Sözleşme’nin 2.8 maddesinin (B) bendine benzer şekilde bir EKM koşulu getirildiği göze çarpmaktadır. Ayrıca söz konusu hükmün (.....) ve (.....) yapılacak sözleşmeler bakımından Pilot Sözleşme’den çıkarılacağı da açıkça ifade edilmektedir.

H.3.2. GOOGLE ile Türkiye’de Faaliyet Gösteren Haber Yayıncıları Arasında İmzalanan Pilot Sözleşme

(43) Dosya kapsamında GOOGLE’dan, Türkiye’de faaliyet gösteren haber yayıncıları ile yapay zekâ destekli hizmetlerin geliştirilmesi noktasında yapılan sözleşmenin bir nüshası talep edilmiştir. Belgenin temelde yukarıda aktarılan ve küresel düzeyde uygulamaya konulması planlanan Pilot Sözleşme metnine benzer nitelikte olduğu görülmekle birlikte, bazı maddelerdeki ifadelerin ayrıştığı görülmektedir. Aşağıda

(.....)

[7] Google for Developers, bkz. https://developers.google.com/crawling/docs/crawlers - fetchers/google - common - crawlers, Erişim Tarihi: 20.09.2026.

8 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir:

“(.....)”

9 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir:

“(.....)”

Sayfa 25

Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’de yer verilen hükümlere ayrıca işaret edilecek olmakla birlikte, tekrara düşülmemesi amacıyla, küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme’de herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aynen yer alan hükümlere ilişkin olarak yukarıdaki açıklamalara atıf yapılmakla yetinilecektir.

(44) Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme, amaç yönünden küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme ile aynı hükmü haizdir. Bu bağlamda Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’nin amacı da (.....). Ayrıca (.....) ile (.....) hususlarının aynı şekilde kurgulandığı görülmektedir.

(45) Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.1 maddesi;

“(.....) [10]”

şeklinde ifade edilmiştir.

(46) İşbu düzenlemenin, küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme'deki ilgili hükmün Türk hukuku dikkate alınarak uyarlanmış hâli olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda “(.....)” bakımından küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme ile Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’nin farklılaşmadığı değerlendirilmektedir.

(47) Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’de, küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.3 maddesi de aynen korunmuştur. Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.8 maddesinin (B) ve (C) bentlerinin, küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme’nin aynı isimli ve sayılı maddesinde yer alan (C) ve (D) bentlerine tekabül ettiği görülmektedir. Bununla birlikte, Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’de, küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme’den farklı olarak EKM koşuluna yer verilmediği ve bu yönde bir düzenleme yapılmadığı dikkat çekmektedir.

(48) Türkiye özelinde uygulanan Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.9 maddesinin (B) bendi ise küresel düzeyde uygulanan Pilot Sözleşme’nin aynı isimli ve sayılı maddesinde yer alan (A) bendine tekabül etmektedir. Bu doğrultuda maddeler arasındaki tek farklılık “(.....)” yerine “(.....)” alt başlıklarının kullanılmasıdır.

H.4. İlgili Pazar

H.4.1. Sektöre İlişkin Bilgi

(49) Dijital platformlar, internet ve mobil telefon kullanımının yaygınlaşması ile birlikte insanların ekonomik ve sosyal faaliyetlerinde kilit bir rol oynamaya başlamıştır. Günümüzde birçok teşebbüs, farklı türden tüketici gruplarını bir araya getirmeye yardımcı olan bu platformları işletmektedir [11]. Yeni bir iş modeli olmamakla birlikte internetin icadı ve gelişimi ile çeşitli dijital platform iş modelleri ortaya çıkmış olup bu iş modelleri ile tüketici grupları arasındaki işlemlere aracılık etme fırsatı önemli ölçüde artmıştır. Bu çerçevede platform hizmetlerinin bir türünü oluşturan ve dosya konusu iddiaların merkezindeki temel hizmet unsurunu teşkil eden arama motorları; herhangi bir konuda anahtar kelime, sesli komut, kelime öbeği veya diğer girdi türlerinde yapılan bir sorgu bağlamında, kural olarak, tüm internet sitelerinde veya belirli bir dildeki tüm internet sitelerinde arama yapmak için kullanıcıların sorgu yapmalarına imkân 10 Pilot Sözleşme’nin orijinal hâlinde yer alan ifade şu şekildedir:

“(.....)

11 Evans 2016, 2; Teknik olarak platform, teknolojik sistemlere ve hizmetlere zemin oluşturarak tamamlayıcı ürünlerin, teknolojilerin veya hizmetlerin geliştirilmesine imkân tanıyan bir araç işlevini ihtiva etmektedir (Spagnoletti vd. 2015, 1).

Sayfa 26

sağlayan ve yapılan sorgu ile ilgili bilgileri içeren çeşitli formattaki sonuçları sunan hizmetler olarak tanımlanabilmektedir [12].

(50) Arama motorlarının çalışma yöntemi temelde; çeşitli internet sitelerini taramak, taranan siteleri dizinlemek/indekslemek ve arama konusuna göre bir ilgi sırasıyla kullanıcıya sunmaktır. Basitçe tarama; arama motorlarının yeni ve güncellenmiş içerikleri bulmak için crawler ya da spiderbot olarak adlandırılan robotları internet sitelerine keşfe gönderdiği bir keşif veya gezinme süreci olarak tanımlanabilmektedir. İndeksleme aşamasında ise tarama sırasında elde edilen bilgiler büyük veri depolarında işlenerek indekslenmekte, nihayet taranan ve indekslenen veriler, sonuçların sıralanması aşamasında ilgi/alaka kıstasına göre belirli bir sıraya göre listelenmekte ve kullanıcıya sunulmaktadır 13. Bu çerçevede arama motorları, tarama, indeksleme 14 ve sıralama 15 olmak üzere üçlü bir işleve sahiptir. Öte yandan arama motorları, internet genelinde arama hizmetleri sunabilecekleri gibi belirli bir alana odaklanan, niş veya özel/tek amaçlı dikey arama hizmetleri de sunabilmektedir. Arama motoru hizmeti sunan teşebbüsler, günümüzde belirli sayıda olup bu teşebbüslerin başında GOOGLE, BING, YAHOO ve YANDEX gelmektedir.

H.4.1.1. Arama Motoru Hizmetlerine İlişkin Pazar Özellikleri

Çok Taraflı Pazar Yapısı

(51) Platform ekonomileri, iki (veya çok) taraflı pazarda faaliyet gösteren iki (veya daha fazla) farklı fakat birbiriyle bağlantılı kullanıcı gruplarının, taraflardan en az biri için değer yaratacak şekilde etkileşimde bulunmalarını sağlayan oluşumlardır [16]. Daha açık bir ifadeyle, çok taraflı platformlar hem ürün satıcılarına/hizmet sağlayıcılara hem de bu ürüne ve hizmete erişmek isteyen tüketicilere alışveriş yapma, bilgi arama, herhangi bir konuda sorgu yapma, kitap okuma, müzik dinleme, video izleme gibi genel ihtiyaçlar üzerinde aracılık yapmaktadır. Temel olarak bu platformların amacı, iki veya daha fazla farklı ticaret aktörünü ihtiyaç duydukları arama ve eşleştirme hizmetini sağlayarak çevrim içi ortamlarda bir araya getirmek olarak ifade edilebilecektir [17].

(52) Öte yandan çok taraflı platformlar, rekabet hukuku perspektifinden tek taraflı platformlarla aynı şekilde analiz edilemeyecektir. Örneğin, tek taraflı pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler, marjinal gelirin marjinal maliyete eşit olduğu noktada üretim

[12] Bkz. https://mangools.com/blog/search-engines/, Erişim Tarihi: 23.09.2026.

[13] Bkz. https://www.google.com/search/howsearchworks/crawling-indexing, Erişim Tarihi: 23.09.2026. 14 İndeksleme, tarama süreci boyunca elde edilen verilerin toplanması ve büyük veri tabanlarında depolanması işlemi olarak tanımlanabilecektir. Tarama yapan robotlar bağlantılar arası gezinirken keşfettikleri içerikleri kendi indekslerine eklemektedir. İndeksleme, arama motorunda yapılan sorgulamalara en iyi cevabı vermek amacıyla yapılır ve bu yönüyle aslında bir kütüphanedeki kitapların en hızlı ve en doğru şekilde bulunabilmesi amacıyla yapılan indekslemeye de benzetilebilecektir. 15 Sıralama işlevi; kullanıcı sorgusunu takiben arama motorlarının daha önceden taranan ve ardından indekslenen verilere dayanarak en uygun cevabın verildiği süreç olarak tanımlanabilir. Kullanıcının sorgusuyla arama motorunun cevabı arasındaki alaka düzeyi bir kalite ölçütü olarak görülebildiği için sıralama işlemi ile en uygun sonuçların verilmesi sağlanmaya çalışılır. Bu kapsamda arama motorları, sıralama süreçlerinde; cihaz, içerik türü, içerik kalitesi, içeriğin güncelliği, sayfa popülerliği, internet sitesi kalitesi, dil ve konum gibi birçok faktörü dikkate alan algoritmalar kullanmaktadır.

16 Ekingen E., Özer Deniz M. (2022), 7392 ve 7416 Sayılı Kanunlarla Yapılan Değişikliklerin Aracı Hizmet Sağlayıcı Olarak Çevrimiçi Çok Taraflı Platformların Sorumluluklarına ve Tüketicilere Etkileri, Adalet Dergisi, S. 96, s. 432.

17 Evans D. (2016), “Multi-Sided Platforms, Dynamic Competition, and the Assessment of Market Power for Internet-Based Firms”, The University of Chicago Coase-Sandor Institute for Law and Economics Working Paper Series, S. 753, s. 6.

Sayfa 27

yapmak suretiyle kâr maksimizasyonu yapabilir, buna bağlı olarak fiyatlarda bir artış olması hâlinde, tüketicilerin satın alma motivasyonunun azalacağı varsayılır. Dolayısıyla tek taraflı pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler, bu hususu göz önünde bulundurarak olası bir müşteri kaybı senaryosuna karşı rahatlıkla fiyatlama stratejilerini belirleyebilecektir. Öte yandan çok taraflı pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler, fiyat vb. rekabetçi parametreleri belirlerken bir nevi savunmasızdır. Zira çok taraflı bir pazarın bir tarafındaki fiyat artışları, birbiriyle ilişkili ağ etkileri nedeniyle her iki tarafta da müşteri kaybına neden olabilir. Örneğin, bir kablolu televizyon ağındaki reklam alanı, kablolu ağın çok sayıda kullanıcısı olması sebebiyle reklamverenler için de değerlidir. Bununla birlikte, ağın abonelik ücretinin veya hizmet fiyatının artması hâlinde, kullanıcıların, maliyetlerinin artması sebebiyle ağdan ayrılması söz konusu olabilir. Bu durumda, kullanıcı/abone sayısının azalmasının bir sonucu olarak reklamverenlerin de sayısında bir azalma yaşanması muhtemeldir [18]. Öte yandan, bu durumun tersi de söz konusu olabilir. Başka bir deyişle, ağın bir tarafındaki kullanıcı sayısındaki artış, diğer tarafta bir geri besleme döngüsü yaratarak reklamverenlerin sayısının da artmasını sağlayabilir. Anlaşılacağı üzere, çok taraflı platformlara ilişkin rekabet analizinin, platformun her bir tarafındaki kullanıcı gruplarına ilişkin öngörüler göz önünde bulundurulmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

(53) Çok taraflı platformlar üç unsurdan oluşmakta olup bu unsurlar; i) en az iki farklı müşteri/abone/kullanıcı grubunun bulunması, ii) gruplardan biri tarafından elde edilen değerin, diğer grubunun büyüklüğü ile artması ve iii) bir aracının söz konusu grupları bir araya getirmesidir [19]. Çok taraflı platformların en sık gözlemlenen örneklerinden birini de genel veya özel arama hizmetleri sunan platformlar oluşturmaktadır. Arama hizmeti sunan platformlar da bir grubun yaratacağı değerin diğer grubun büyüklüğüne bağlı olduğu farklı müşteri/kullanıcı gruplarını bir araya getirmekte ve söz konusu kullanıcı grupları arasındaki etkileşimi sağlamaktadır. Daha açık bir ifadeyle, arama motoru hizmetleri pazarında faaliyet gösteren platformlar, herhangi bir konuda sorgulama yapan nihai kullanıcılar ile bu kullanıcıların sorgusuyla alakalı içeriğe sahip olan internet siteleri gibi içerik ve hizmet sağlayıcılarını bir araya getirmektedir. Sorgu sonucunda reklamlı (ücretli) sonuç gösterimine bağlı olarak reklamlı sonuç gösteren içerik sağlayıcılar da (reklamveren) bu taraflara dâhil edilebilecektir. Dolayısıyla arama motoru hizmeti sunan platformlar, platformun bir tarafında yer alan içerik sağlayıcıları, platformun diğer tarafında yer alan içerik arayan kullanıcı grubuyla buluştururken; aynı zamanda içerik sağlayan reklamverenleri pazarlayarak bu gruba platformda yer sağlamaktadır.

Şebeke Dışsallıkları ve Geri Bildirim Döngüsünün Varlığı

(54) Arama motorları, aramayı yapan kullanıcılara alaka düzeyi en yüksek sonuçları listelemeye ve böylelikle arama motorunun kalitesini artırmaya yönelik faaliyetlerde bulunurken platformun kullanıcılarından çeşitli veriler (kullanıcının geçmiş aramaları, sonuçlarla girdiği etkileşim vb. gibi) toplamaktadır. Kullanıcı sayısı/kullanım hacmi yüksek olan arama motorları daha fazla sayıda ve çeşitte veriye ulaşabildiğinden sunacakları sonuçların ilgililik düzeyi, bir başka deyişle kullanıcı gözündeki kalitesi o denli yüksek olmaktadır. Bu bakımdan çok sayıda veriye sahip olması, daha doğru ve alaka seviyesi yüksek sonuçlar sunmasına yardımcı olarak arama motoruna avantaj 18 Örnek için bkz. David S. Evans & Michael D. Noel (2008), The Analysis of Mergers that Involve Multisided Platform Businesses, 4 J. COMPETITION L. & ECON. s. 681.

19 Timothy J. Muris, Payment Card Regulation and the (Mis)Application of the Economics of Two-Sided Markets, 2005 COLUM. BUS. L. REV. s. 515, 517–518.

Sayfa 28

sağlamaktadır. Başka bir deyişle toplanan verilerin büyüklüğü ile arama hizmetlerinin kalitesi arasındaki ilişki doğrudan ağ etkisinin tipik bir örneğidir. Nitekim doğrudan ağ etkileri, platformun bir tarafındaki kullanıcı sayısının artmasının, platformun aynı tarafındaki değerin artmasını ifade etmektedir.

(55) Öte yandan, dolaylı ağ etkileri arama motorları bakımından da kendisini göstermektedir. Dolaylı ağ etkisi bir platformun bir tarafındaki kullanıcı sayısının artmasının platformun diğer taraflarındaki kullanıcıların elde ettiği değeri artırması durumunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir arama motoru ne kadar geniş ticari kullanıcı tabanına sahip ise ilgili arama motoru nihai kullanıcılara ilgi alanlarıyla alaka düzeyi o kadar yüksek sonuçları sunabilmektedir. Böylelikle daha alakalı reklamları, daha az alakalı reklamlara tercih eden kullanıcıların (örneğin reklamverenlerin) platformdan elde edeceği fayda artmaktadır. Bir arama motorunda yer alan nihai kullanıcı sayısının artmasıyla reklamverenler, çevrim içi satış yapanlar gibi ticari kullanıcılar ve içerik üreticiler de daha fazla nihai kullanıcıya erişme imkânı sağlayarak platformdan elde edeceği faydayı artıracaktır. Bu duruma paralel olarak kullanıcılar daha kaliteli reklamlar gördükçe platformun tercih edilirliği artacak, bu artış ile reklamverenlerin daha fazla reklam verme güdüsü pekişecektir. Bir nevi, kullanıcılar daha iyi sonuçları daha fazla görme eğilimine, reklamverenler de vermiş oldukları reklamın gelire dönüşmesi hâlinde daha fazla reklam verme motivasyonuna sahip olacaktır.

(56) Reklamverenlerin daha fazla reklam verme motivasyonuna sahip olması ise reklamın arama motoru için en önemli gelir kalemi olması sebebiyle önemlidir. Başka bir deyişle, arama motoru, kullanıcılara sorgularıyla alakalı sonuçları sıralayarak değer oluşturan bir platformu ücretsiz sunarken; reklamverenlerin bu kullanıcılara erişmesini sağlarken gelir elde etmektedir. Dolayısıyla platform, gelir elde edebilmek amacıyla, platformun her iki tarafında yer alan kullanıcı gruplarının her biri için, platformu daha değerli kılacak ürün, tamamlayıcı hizmet, yenilik ve geliştirme arayışı içinde olacaktır. Sonuç itibarıyla, pazarın yapısı gereği kullanıcılar, daha geniş ve alakalı sonuçlara ulaşabilmeleri bakımından içerik sağlayıcı sayısının artışından; içerik sağlayıcıları ise daha çok trafiğe ulaşabilmeleri ve daha özelleştirilmiş reklam sunabilmeleri bakımından kullanıcı sayısının artışından fayda sağlamaktadır.

(57) Dolaylı ağ etkilerinin bir sonucu niteliğinde olan geri besleme döngüsünün (feedback loop) varlığı da geniş kullanıcı tabanlarına sahip olan ve ağ etkilerinden faydalanan platformların pazar gücüne önemli katkı sunmaktadır. Geri besleme döngüsü, dolaylı ağ etkilerinin ardıl döngüleri niteliğinde olup kullanıcı gruplarından birinin talebini etkileyen durumun ilk etkiyi doğuran kullanıcı gruplarından birinin talebini bir kez daha etkilemekte ve bu etkileşim bir döngü hâlinde tekrarlanarak söz konusu platformun pazar gücüne önemli katkı sunmaktadır. Bahse konu durum, güçlü dolaylı ağ etkilerinin mevcut olduğu bilinen platformlar olan uygulama mağazaları üzerinden somutlaştırılabilecektir [20]. Bir uygulama mağazasının çok sayıda kullanıcı tarafından kullanılması, uygulama geliştiricileri daha fazla uygulama yaratmak için motive ederken, uygulama geliştiriciler tarafından çok sayıda uygulamanın yaratılması ise kullanıcıları ilgili uygulama mağazasına yönlendirecektir. Nihayetinde bu durum bir geri besleme döngüsü yaratacaktır; daha fazla kullanıcı, uygulama geliştiricileri platforma yönlendirirken, uygulama geliştiricilerin yarattığı değer ise daha fazla kullanıcıyı 20 Bostoen & Mandrescu (2020), Assesing Abuse of Dominance in the Platform Economy: A Case Study of App Stores, s.14.

Sayfa 29

platforma yönlendirecektir. Bu süreç devam ettiği sürece platform ekosistemi, dolaylı ağ etkilerinden kaynaklanan geri besleme döngüsü sayesinde gelişmeye devam edecektir.

Diğer Özellikler

(58) Arama motoru hizmetlerinin sunulduğu pazarın en karakteristik iki özelliği; arama motorlarının çok taraflı platform niteliği taşıması ve buna bağlı olarak doğrudan ve dolaylı ağ etkilerinin önemli ölçüde kendini göstermesidir. Bununla birlikte, arama motorlarının anılan iki özellikle karakterize olması, söz konusu pazarın yapısına ilişkin başkaca tespitleri de beraberinde getirmektedir.

(59) Örneğin, yukarıda da anıldığı üzere arama motoru platformları, ağ etkilerini güçlendirmek ve kullanıcıların platform üzerindeki etkileşimini artırmak amacıyla, temel arama hizmetinin yanı sıra birbiriyle bağlantılı çeşitli hizmetler ve yenilikler geliştirme eğilimindedir. Bu kapsamda, yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte arama deneyiminin bir parçası olarak sunulan yapay zekâ destekli yanıt, özetleme ve etkileşimli arama özellikleri de platformların sunduğu hizmetlerin kapsamını genişletmektedir. Nitekim farklı arama motoru sağlayıcılarının arama hizmetlerine yapay zekâ destekli özellikler eklemesi, kullanıcıların bilgiye erişim, içerikle etkileşim ve arama sonuçlarıyla kurduğu ilişkinin giderek aynı platform içerisinde gerçekleşmesini mümkün kılmaktadır. Bu durum, arama motoru platformlarının farklı kullanıcı grupları arasındaki etkileşimleri kendi ekosistemleri içerisinde toplama ve böylelikle sahip oldukları ağ etkilerini güçlendirme eğilimini daha da belirgin hâle getirmektedir. Bu durum literatürde pazar evrilmesi [21] (tipping) olarak adlandırılmaktadır.

(60) Pazar evrilmesi, şebeke dışsallıklarının bulunduğu pazarlarda yapısal bir durum olarak kabul edilmekte, ağ etkilerinin çok fazla olduğu durumlarda tekelleşmeye doğru bir yönelime yol açmakta ve zamanla pazardaki tüm etkileşimlerin tek bir platform üzerinden gerçekleşmesine yol açabilmektedir. Örneğin günümüzde internette bir şey aratmak eylemi, bir arama motorunun ismi olan “Google’lamak (Googling)” ile özdeşleşmiştir. İlaveten, kullanıcılar nezdinde bir markanın öne çıkması bir kalite göstergesi olarak değerlendirebildiğinden yüksek marka bilinirliği de pazarın evirilmesine neden olmak suretiyle bir giriş engeli yaratabilmektedir.

(61) Bunlara ek olarak, tüketicilerin ataletine ve/veya önyargılarına bağlı olarak tek veya sınırlı kaynaktan beslenme eğilimlerinin yüksek olması, arama motorunun pazardaki konumu açısından önem arz etmektedir. Örneğin bir arama motorunun birçok platformda varsayılan arama motoru olarak ön yüklü olması nihai kullanıcıların tek kaynaktan beslenme eğilimini ve dolayısıyla söz konusu arama motorunun pazardaki konumunu daha da güçlendirmektedir.

(62) Öte yandan, arama motoru pazarında faaliyet gösteren bazı firmalarda “şirket ekosistemleri” gözlemlenmektedir. Teşebbüs çatısı altındaki bu şirketler çoğu zaman birbirinden tamamen ayrı olmayıp kullanıcının tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve kurulan ekosistemi besleyecek şekilde tasarlanmaktadır. Bu kapsamda bir arama motoru, yalnızca kullanıcıların herhangi bir konudaki sorgularına alakalı içerikleri sıralayan bir platform olarak değil, aynı zamanda birbiriyle ilişkili bulut depolama, e-

[21] Bkz. https://www.oxera.com/insights/agenda/articles/tipping-should-regulators-intervene-before-or- aftera-policy-dilemma/, JENKINS, H. (2021), Tipping: Should regulators intervene before or after? A policy dilemma, Oxera, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 30

posta, reklam gibi birçok farklı hizmeti aynı anda sunan bir mecra olarak kendini göstermektedir [22]. Böylece arama motorunun kullanıcıları açısından, arama hizmeti ile tamamlayıcı nitelikte veya bu hizmetten ayrı yan hizmetlerin tek bir kaynaktan sunulduğu bir ekosistem oluşmaktadır. Bu sayede birçok farklı hizmetin sunumu vasıtasıyla platforma daha fazla kullanıcı çekilmekte, daha sadık bir kullanıcı kitlesi yaratılmakta ve pazardaki çoklu erişim zayıflatılarak rakipler bakımından giriş veya genişleme engeli oluşturulabilmektedir.

(63) Anılan özelliklere ek olarak, arama motoru hizmetlerinin sunulduğu pazarların diğer dikkat çekici özellikleri arasında batık maliyetler, kapsam ve ölçek ekonomileri ve yüksek giriş engelleri yer almaktadır.

H.4.1.2. Google Arama Motoru Çalışma Prensipleri, SERP’in Yapısı ve Özellikleri Arama Motoru Çalışma Prensipleri

(64) Tangram (eski adıyla Tetris), GOOGLE tarafından, 2014 ile 2015 yıllarında “tüm sonuçlarda tutarlı bir şekilde hesaplanabilen sinyalleri kullanarak web ve web dışı sonuçların sıralamasını iyileştirmek” amacıyla başlatılan bir mühendislik projesinin ürünüdür. GOOGLE, o zamanki adı ile Tetris’i 2016 yılının başlarında ilk olarak mobilde, ardından masaüstünde piyasaya sürmüştür.

(65) Tangram, “kullanıcı etkileşimleri, güncellik, kullanıcı amacı, yenilik ve kalite” gibi kıstasları/sinyalleri kullanarak farklı türden sonuçlar için alakalılık puanları hesaplamakta ve bu sonuçları hesaplanan alakalılık puanlarına göre sayfada konumlandırmaktadır.

(66) Tangram tarafından sonuç sayfasının oluşturulması sürecinde ilk adımda, özgülenmiş sinyaller ve teknolojiler kullanılarak her bir sonuç kategorisi için en iyi sonuçlar tanımlanmaya çalışılmaktadır. Örneğin, yerel sonuçlar için yerel işletmenin konumu, açılış saatleri ve işletmenin tipi gibi (örneğin “şu an açık olan çocuk hastaneleri” sorgusu için çıkan bir çocuk hastanesi) hususlar göz önünde bulundurulurken aday sorgu sonuçlarının seçiminde PageRank gibi internet sıralama sinyalleri ve internet sayfasındaki metinler kullanılmaktadır. İkinci adımda ise Tangram; bütün bu farklı sonuçları birbirlerine karşı, aynı sinyalleri kullanan tek bir puanlama sistemi kullanarak sıralamaktadır.

SERP’in Yapısı

(67) GOOGLE’ın genel arama hizmetinden faydalanmak isteyen kullanıcılar; SERP’te genellikle organik arama sonuçları (organic results), ücretli sonuçlar (paid results) ve evrensel aramalar ile karşılaşmaktadırlar. SERP’te karşılaşılan tüm bu sonuç ve özellikler yukarıda da açıklandığı üzere “Tangram” mekanizması/algoritması ile sıralanmaktadır. Tangram bütün sonuçlar için ortak bir sistem kullanmakta ve belirli bir tür sonuca (görsel sonuçları gibi) diğer sonuç türlerine (“mavi bağlantı” sonuçları gibi) kıyasla bir avantaj sağlamamaktadır. Organik sonuçlar, ücretli sonuçlar ve evrensel arama sonuçlarına ilişkin detaylar ile GOOGLE’ın SERP’te yıllar içindeki gözlemlenen değişikliklerini içeren başlıklara ise aşağıda yer verilmektedir.

22 K.L. Devine, Preserving Competition in Multi-Sided Innovative Markets: How Do You Solve a Problem like Google?, 10(1) N. CAROLINA J. LAW & TECH., s. 80 vd.; Karagülle, s. 36.

Sayfa 31

Organik Sonuçlar

(68) Organik sonuçlar, SERP’te ücretli sonuçların bulunmaması hâlinde en üstte yer alan, reklamsız/sponsorsuz/ücretsiz bütün sonuçları ifade etmektedir. GOOGLE’a göre; SERP’teki ücretsiz bütün sonuçlar aynı algoritma tarafından ve herhangi bir öncelik gözetilmeden sıralandığı için sonuç sayfası bünyesinde bulunan görseller, videolar, doğrudan cevaplar ve diğer sorular (eski adıyla kullanıcılar bunu da sordu) gibi GOOGLE özellikleri mavi bağlantılar ile birlikte organik sonuç kavramı içerisinde tanımlanmalıdır.

(69) GOOGLE ilk olarak piyasaya sürüldüğünde, sadece internetten taranan verilere dayanan ve internet sayfasının metni veya PageRank gibi verileri okuyan sinyallerin kullanımıyla sıralanan mavi bağlantıları göstermiştir. Bununla beraber GOOGLE, 2000 yılı itibarıyla SERP’te farklı bilgi türlerinden oluşan sonuçları gösterebilmek adına farklı veri kaynakları, algoritmalar ve formatlar kullanmaya başlamıştır. Günümüzde, mavi bağlantılar hem daha zengin bir şekilde hem de sorgu düzeltmeleri, evrensel arama bünyesindeki özellikler ve ücretli sonuçlar ile birlikte sunulmaktadır. Sunumları çerçevesinde içerik bilgisi, görsel kartı, site puanlaması ve içerik bağlantılarına yer verilebilmektedir. Aşağıda SERP’te yer alan mavi bağlantılara ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 1: SERP’te Yer Alan Mavi Bağlantılar

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Ücretli Sonuçlar

(70) Ücretli sonuçlar, reklamverenlerin reklamlarının belirli bir bütçe dâhilinde, aranan kelimelerle ilişkilendirilerek SERP’te listelenmesidir ve genellikle kullanıcılara organik arama sonuçlarının üzerinde veya sayfanın yanında sunulmaktadır. GOOGLE, 2000 yılına kadar SERP’te yalnızca organik sonuçlara yer verirken söz konusu tarih sonrasında organik sonuçlara ek olarak ücretli sonuçları da sıralamaya başlamıştır. Metin reklamları şeklinde de sonuç sayfasına yansıyabilen ücretli sonuçlar, arama butonu, konum bilgileri veya iletişim bilgileri gibi reklam uzantılarına sahip olabilmektedir.

Sayfa 32

(71) Reklamverenler, söz konusu hizmete Google Ads (önceki adıyla Google Adwords) adlı platform aracılığıyla erişmekte ve belirli anahtar kelimeler için reklam başlığı, URL’si ve açıklaması belirleyerek teklif vermektedir [23]. En yüksek teklif, ilgili anahtar kelime ile ilişkilendirilen reklam alanında üst sıralarda görünmektedir. Tekliflerin yanında reklamın tıklama oranı, reklam metni kalitesi ve hedef sayfa kalitesi gibi faktörlere dayanan “reklam puanı” da reklamların sıralamasını etkileyebilmektedir. Reklamverenler, reklamlarını belirli coğrafi konumlar, demografik özellikler, cihaz türleri ve kullanıcı davranışları gibi çeşitli kriterlere göre hedefleyebilmektedirler. Aşağıda SERP’te yer alan ücretli sonuçlara/metin reklamlarına ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 2: SERP’te Yer Alan Metin Reklamları

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Evrensel Arama Sonuçları

(72) GOOGLE, kullanıcı sorgularının birçok farklı niyete sahip olabileceğini belirtmekte ve arama motorlarının ilk aşamada hangi sonuçları sunması gerektiğini tespit edemeyebileceğini ifade etmektedir. Örneğin, bir kullanıcı bir sanatçının adını girdiğinde, sanatçının ana sayfasını, sanatçıyla ilgili en son haberleri, sanatçının görsellerini veya sanatçıyla ilgili temel bilgileri arıyor olabilmektedir. Bu doğrultuda GOOGLE, SERP’te sorgunun çeşitli yorumlarına yanıt verebilecek farklı bilgi türleri için “gruplandırılmış sonuçlar” gösterdiğini ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle GOOGLE, kullanıcıların “herhangi bir konuda” sorgularını (kişilere, mekânlara, hava durumuna, çeviriye, konum bilgilerine veya ürünlere ilişkin çok çeşitli nitelikteki benzeri sorgular) alarak mavi bağlantılara ek olarak, alakalı olmaları durumunda; görsel sonuçlar, haritalar, diğer sorular (eski adıyla kullanıcılar bunu da sordu) ve video sonuçları gibi özellikler sunmaktadır.

(73) Tek bir arama kutusu aracılığıyla birden çok veri tabanındaki içeriklerin sonuç sayfasında birlikte, “gruplandırılmış” olarak gösterildiği söz konusu arama mekanizmasına “evrensel arama” denilmektedir. Evrensel arama ile birlikte sonuç sayfalarında, geleneksel mavi bağlantıların yanında görüntü, video, bilgi panelleri, haritalar, haberler, doğrudan cevaplar, alışveriş ve uygulama gibi birçok özellik yer almaya başlamıştır. Bu bileşenler SERP’te “Görüntüler”, “Alışveriş”, “Videolar”, “Haberler”, “Haritalar”, “Kitaplar” gibi ayrı ayrı sekmeler altında veya “Tümü” sekmesi altında birlikte sunulabilmektedir. Ayrıca evrensel aramada hem organik sonuçlar hem

[23] Bkz. https://www.semrush.com/kb/1320-serp-features-ads-top, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 33

de ücretli sonuçlar bir arada yer almaktadır. Dolayısıyla evrensel aramanın, birden fazla sonuç türünü ve birden fazla arama özelliğini bir arada sunan bir görünüm formatı olduğu belirtilebilecektir.

Görsel 3: SERP’te Farklı Sekmelerin Görünümü

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(74) Evrensel arama kapsamındaki sonuçlara; site bağlantıları (site links), bilgi paneli (knowledge panel), yerel arama (local search), görseller (images), videolar, başlıca haberler (news veya top stories), haritalar (maps), öne çıkan kartlar (featured snippets), doğrudan cevaplar (direct answers veya answer box results) ve uygulama indirme (mobile apps veya app downloads) örnek verilebilecektir. Bu sonuçların sayfadaki sıralaması, gösterilme oranları, kaç tanesinin gösterileceği aramalara ve kullanılan cihaza göre değişiklik göstermektedir.

(75) Bu çerçevede, GOOGLE’ın Yapay Zekâ Modu’nun evrensel arama kapsamında sunulan geleneksel arama özelliklerinden ayrıştırılması gerekebilecektir. Nitekim evrensel aramada farklı türde sonuçlar, esas olarak aynı sonuç sayfası içerisinde ve kullanıcı sorgusuna verilen sonuçların bir parçası olarak birlikte sunulurken, Yapay Zekâ Modu kullanıcıyı ayrı bir sekme/arayüze yönlendirmekte ve kullanıcının sorgusuna, birden fazla kaynaktan elde edilen bilgilerin yapay zekâ tarafından işlenmesi ve sentezlenmesi suretiyle oluşturulan etkileşimli bir yanıt sunmaktadır. Bu yönüyle Yapay Zekâ Modu’nun, evrensel aramada yer alan görsel, video, haber veya harita gibi belirli bir sonuç türünün ötesinde, kullanıcının bilgiye erişim biçimini ve arama deneyimini farklılaştırdığını söylemek mümkün görünmektedir.

H.4.1.3. Arama Özellikleri

(76) Bir önceki bölümde kısaca bahsedilen arama özellikleri, esasen kullanıcıların herhangi bir konudaki sorgulara cevaben farklı türlerde (görselli, videolu, haritalı bir kutu şeklinde vb.) ve sonuç sayfasında farklı konumlarda sunulmaktadır. Bu özelliklerin bir kısmı üçüncü taraf internet sitelerinin trafik kazanmasına yardımcı olacak şekilde

Sayfa 34

bağlantı (link) içerirken bir kısmı ise kullanıcıların herhangi bir siteye erişmeden aradığı sonuca SERP’te ulaşmasına imkân vermektedir [24].

(77) Arama motoru hizmetleri ilk sunulduklarında SERP’te sadece arama sonuçlarına ilişkin bağlantılar yer almaktayken 2007 yılına gelindiğinde GOOGLE’ın dikey arama motoru [25] hizmetleri olarak da nitelendirilebilen görseller, videolar, haritalar gibi çeşitli özellikler de sonuç sayfasına dâhil olmuştur. Site bağlantıları (site links), kullanıcılar bunları da sordu (related questions veya people also ask), bilgi paneli (knowledge panel), görseller (images), videolar, başlıca haberler (news veya top stories), arama reklamları (ads), haritalar (maps), alışveriş sonuçları (product listing ads veya shopping results), öne çıkan kartlar (featured snippets), doğrudan cevaplar (direct answers veya answer box results), uygulama indirme (mobile apps veya app downloads) ve seçim vitrini (carousel) bu özelliklere örnek olarak sayılabilecektir. GOOGLE bu kapsamda çok fazla arama özelliği sunmaktadır. Aşağıda her bir özelliğe ilişkin açıklamalara yer verilecektir.

(78) Görseller; görselleştirilebilir bütün aramalar için indeksinde yer alan kaynaklardan elde ettiği görüntü karelerinin kullanıcılara sunulmasını ifade eden arama özelliğidir. 2001’de devreye alınan görseller özelliği, kullanıcıya ayrı bir sekme olarak veya arama ifadesine bağlı olarak sonuç sayfasının başında, bilgi panelinde, sonuç sayfasının ortasında ya da sonunda sunulabilmektedir. Bu hizmetin mevcut olduğu SERP’lerde kullanıcılar, “görseller” özelliği kapsamında sergilenen resimlere tıklayarak üçüncü taraf internet sitelerine yönlendirilebilmekte veya arama motoru ekosisteminde sunulan görselleri, tıklama yapmaksızın görmek suretiyle aramalarını sonlandırabilmektedir. SERP’te yer alan “görseller” özeliğine ilişkin bir örneğe aşağıda yer verilmektedir: Görsel 4: SERP’te Yer Alan “Görseller” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(79) Videolar; arama sonuçlarının isim, açıklama, süre, yayım tarihi ve yayınlayan kanal bilgilerini içerecek şekilde, videolardan bir kare (thumbnail) ile birlikte kullanıcılara

[24] Bkz. https://seranking.com/blog/google-serp-features/, Erişim Tarihi 20.09.2026.

25 Dikey arama motoru, belirli kullanıcılar ile arama sonuçlarının ilişkilenmesi için, belirli konuların web yelpazesinden toplanması olarak nitelendirilebilecektir. Dikey arama motorunun, belirli konularda arama yaparak, aranan konu ile tamamen ilgili arama sonuçlarının görüntülenmesi olarak açıklanabileceği, böylece arama sonuçlarının arasından, aranan konu ile ilgili olmayanları ayıklamak için zaman kaybının önleneceği belirtilmektedir (Bkz. Razbonyalı C. (2011), “Dikey Arama Motorlarının İncelenmesi ve Bir Dikey Arama Motoru Uygulaması”, Trakya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, s. 19).

Sayfa 35

sunulmasını ifade eden arama özelliğidir. Bu kapsamda gösterilen videolar yine GOOGLE’ın diğer bir platformu olan YouTube’dan veya YouTube’un rakibi konumundaki Dailymotion gibi büyük video barındırma (hosting) sitelerinden ya da gömülü videolar barındıran sitelerden sağlanmaktadır. Videolar sonuç sayfasının herhangi bir yerinde liste şeklinde yer alabileceği gibi, aramanın konusuna bağlı olarak, diğer arama özellikleri ile birlikte kullanıcılara sunulabilmekte ya da sonuç sayfasının tamamını oluşturabilmektedir. Aşağıda, SERP’te yer alan “videolar” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 5: SERP’te Yer Alan “Videolar” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(80) Yerel arama; 2004 yılında sonuç sayfasına eklenen ve kullanıcıların, (kendi belirledikleri) coğrafi bir alan içerisindeki yerel işletmeleri/kuruluşları/meslek personelini aramasını, bu doğrultuda restoran, otel, tesisatçı, kuaför, hastane, doktor, okul, kamu kuruluşları gibi işletme/kuruluş/meslek personeli ile ilgili ayrıntılı bilgilere (konum, iletişim bilgileri, kullanıcı değerlendirmeleri, açılış-kapanış saatleri, fiyat ve fotoğraf gibi) ulaşabilmesini sağlayan arama özelliğidir [26]. Aşağıda SERP’te yer alan “yerel arama” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

26 Kurulun 08.04.2021 tarihli ve 21-20/248-105 sayılı kararı.

Sayfa 36

Görsel 6: SERP’te Yer Alan “Yerel Arama” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(81) Haritalar; SERP’e 2005 yılında dâhil olan [27], belirli bir konum ya da rota aratılması durumunda arama konusuna bağlı olarak sonuç sayfasında, bilgi panelinde veya yerel arama, otel arama gibi diğer arama özellikleri ile entegre olarak harita bilgisi sunulmasını sağlayan arama özelliğidir. Kullanıcılar bu özellik kapsamında uydu görüntüleri ve sokak görünümleri gibi detaylara da erişebilmektedir. Sunum niteliği kapsamında GOOGLE haritalar özelliğini doğrudan bir cevap olarak nitelendirmektedir. Aşağıda SERP’te yer alan “haritalar” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 7: SERP’te Yer Alan “Haritalar” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(82) GOOGLE, göstereceği işletmeler için hem üçüncü taraf sarı sayfalardan (yellow pages) ve sitelerden hem de kendi hizmeti olan Google My Business’tan veri çekmektedir [28]. Türkiye’de 2009 yılında hizmete sunulan [29] yerel arama, genellikle SERP’in üst sıralarında kullanıcılara sunulmaktadır [30]. Yerel arama hizmeti kapsamında kullanıcılara, haritaya veya filtrelere tıklandığında daha fazla sonuç

[27] Bkz. https://blog.google/products/maps/look-back-15-years-mapping-world/, Erişim Tarihi: 15.09.2026; https://www.versionmuseum.com/history-of/google-maps-website, Erişim Tarihi: 15.09.2026.

[28] Bkz. https://www.sistrix.com/ask-sistrix/google-index-google-bot-crawler/google-serp-features-result- types-in-the-search-results/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

29 Kurulun 08.04.2021 tarihli ve 21-20/248-105 sayılı kararı, para. 311.

30 A.g.k., para. 320.

Sayfa 37

gösterilmekte, kullanıcı oyu ve çalışma saatlerine göre sonuçları filtreleme imkânı sunulmaktadır.

(83) Yer siteleri, Kurulun 08.04.2021 tarihli ve 21-20/248-105 sayılı kararı uyarınca Türkiye’de devreye alınan, doğrudan cevaplandırılabilen sorgularda üçüncü taraf site içeriklerinin de ulaşılabilir olmasını hedefleyen arama özelliğidir. Üçüncü taraf siteler, SERP’in en üst sırasında; başlık, kaynak site ve bir görsel ile bant hâlinde sunulmaktadır [31]. Aşağıda SERP’te yer alan “yer siteleri” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 8: SERP’te Yer Alan “Yer Siteleri” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(84) Uçuşlar, kullanıcıların aradığı rotadaki uçuşlara ilişkin firma, fiyat, süre ve aktarma bilgisi gibi karşılaştırılabilir verilerin farklı kaynaklardan toplanarak kullanıcılara sunulduğu arama özelliğidir [32]. Uçuş verisi sağlayıcısı ITA’nın 2011 yılında GOOGLE tarafından devralınması sonrasında hizmete sunulan [33] özellik bünyesinde bazı ülkelerde doğrudan sonuç sayfası üzerinden bilet alınabilse [34] de, ülkemizde sunulan uçuş arama hizmeti kapsamında bilet alınamamakta, kullanıcılar biletlerin satıldığı alternatif sitelere yönlendirilmektedir. Aşağıda SERP’te yer alan “uçuş arama” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

[31] Bkz. https://seranking.com/blog/google-serp-features/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[32] Bkz. https://seranking.com/blog/google-serp-features/, Erişim Tarihi: 17.09.2026. https://www.semrush.com/blog/serp-features-guide/#serp-features-(rich-results), Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[33] Bkz. https://www.sistrix.com/ask-sistrix/google-index-google-bot-crawler/google-serp-features-result- types-in-the-search-results/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[34] Bkz. https://seranking.com/blog/google-serp-features/, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://www.link-assistant.com/news/serp-guide.html, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 38

Görsel 9: SERP’te Yer Alan “Uçuşlar” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(85) Bilgi paneli; ilk defa 2012 yılında devreye alınan [35], arama sonuçlarının sağ tarafında, birçok kaynaktan toplanmış verilerin özetlenerek kullanıcılara sunulduğu arama özelliğini ifade etmektedir. GOOGLE, bilgi panelinde gösterdiği bilgileri, Vikipedi gibi genel kabul görmüş kaynaklardan [36] toplayıp “bilgi diyagramı (knowledge graph)” isimli kendi veri tabanında bir araya getirmekte ve bilgi paneli hizmeti için bu veri tabanından çekerek kullanıcılara sunmaktadır [37]. Aşağıda SERP’te yer alan “bilgi paneli” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir.

[35] Bkz. https://blog.google/products/search/introducing-knowledge-graph-things-not/, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://www.ionos.com/digitalguide/online-marketing/search-engine-marketing/the- evolution-of-google-search-results-1998-to/, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://purevisibility.com/serp-features-defined/, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://www.versionmuseum.com/history-of/google-search, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://www.link-assistant.com/news/serp-guide.html, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://moz.com/blog/googles-walled-garden, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[36] Bkz. https://seranking.com/blog/google-serp-features/, Erişim Tarihi: 17.09.2026; bkz. https://purevisibility.com/serp-features-defined/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[37] Bkz. https://www.semrush.com/blog/serp-features-guide/#serp-features-(rich-results), Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 39

Görsel 10: SERP’te Yer Alan “Bilgi Paneli” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(86) Öne çıkan kartlar, arama sonuçlarının bağlantı ve sayfa başlığı, sayfa içeriğinden alınan ve aranan konunun cevabını içeren kısa bir bilgilendirici metin, liste ya da tablo ile klasik organik sonuçlardaki görünümden farklı olarak gösterildiği sonuçlardır [38]. Öne çıkan kartlar, arama sonuçlarında, “kullanıcılar bunları da sordu” hizmeti veya bilgi paneli hizmeti kapsamında da kullanıcılara sunulabilmektedir. 2013 yılında sonuç sayfasına eklendiğinde herhangi bir site bağlantısı içermezken 2016 yılındaki güncelleme ile bu özellik genişletilmiş ve üçüncü taraf sitelerin bağlantılarıyla birlikte içeriklerine de yer verilmeye başlanmıştır [39]. Ancak mevcut durumda ilgili özelliğin Yapay Zekâ Önizlemeleri şeklinde sunulduğu görülmektedir. Öne çıkan kartlara ilişkin örnek ekran görüntüleri aşağıda karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır:

[38] Bkz. https://support.google.com/websearch/answer/9351707, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[39] Bkz. https://jbh.co.uk/blog/seo/evolution-googles-serps/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 40

Görsel 11: Yapay Zekâ Önizlemeleri’nden Önce SERP’te Yer Alan Bağlantılı Öne Çıkan Kart Özelliği

(Bilgi Kutusu)

Karardaki grafik

Kaynak: 04.07.2024 tarihli ve 24-28/682-283 sayılı Kurul Kararı.

Görsel 12: Yapay Zekâ Önizlemeleri ile Birlikte Aynı Sorgunun SERP’te Görüntülenme Biçimi

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(87) Doğrudan cevaplar (eski adıyla hızlı cevaplar, quick answers); kısa bir olgusal cevap ile yanıtlanabilecek sorguların (örneğin günün saati, para birimi dönüştürme,

Sayfa 41

matematiksel hesaplama, hava durumu tahmini veya spor sonuçları için sorgular), sonuç sayfasında bir kutu içerisinde cevaplandırıldığı arama özelliğini ifade etmektedir. Bu tür sorguların cevapları doğrudan kullanıcıya gösterilebilmektedir. GOOGLE, doğrudan cevapların ücretsiz bir şekilde sunulmakta olduğunu, sadece alaka seviyesine göre sıralandıklarını, reklam teşkil etmediklerini, bu sonuçları göstermekteki tek güdüsünün kullanıcı deneyimini iyileştirmek olduğunu belirtmiştir.

(88) GOOGLE tarafından, tüm arama sonuç türlerinde olduğu gibi, doğrudan cevapları göstermek için farklı veri kaynakları kullanabildiği, taranan veriler her türlü bilgi için iyi sonuçlar üretmekte yeterli olmadığından taranan verilere ek olarak, veri toplama, verileri lisanslama ve işletmelerden veri sağlanması dâhil olmak üzere bir dizi başka veri kaynaklarının kullanılmaya başlandığı, dolayısıyla özellikle doğrudan cevaplar için GOOGLE’ın kendi teknolojisinin yanı sıra üçüncü taraf içerik sağlayıcılarından içerik lisansı alındığı, örneğin, tanım bilgilerini göstermek için Oxford English Dictionary’den veya çeşitli spor istatistiklerini göstermek için çeşitli spor istatistiği sağlayıcılarından içerik lisansı alındığı, matematiksel bilgiler, yabancı para birimine dönüştürme ve diğer doğrudan cevap türleri için ise GOOGLE’ın kendi geliştirdiği içeriğe veya teknolojilere güvendiği belirtilmiştir.

(89) İlaveten GOOGLE’ın birçok farklı sorgu türü için doğrudan cevap gösterdiği ve bunların hepsinin listelenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu cevaplara örnek olarak matematiksel işlemler, hava durumu, yabancı para birimine dönüştürme, yerel saat, spor skorları, birim dönüştürme, finansal veriler, olgular, bilim adamları, İngiltere kralların ve kraliçelerinin doğum tarihleri, gezegenlerin adları, James Bond gibi filmlerin listeleri, seçim sonuçları, hastalıklar hakkında bilgiler, tercüme bilgileri, tanımlar, tren saatleri ve uçuş saatleri sayılmıştır. Mevcut durumda ilgili özelliğin bazı sorgularda Yapay Zekâ Önizlemeleri şeklinde sunulduğu görülmektedir. Aşağıda SERP’te yer alan doğrudan cevap özelliğine ilişkin görsellere karşılaştırmalı olarak yer verilmektedir:

Sayfa 42

Görsel 13: Yapay Zekâ Önizlemeleri’nden Önce SERP’te Yer Alan Bağlantısız Doğrudan Cevap Özelliği (Sözlük)

Karardaki grafik

Kaynak: 04.07.2024 tarihli ve 24-28/682-283 sayılı Kurul Kararı.

Görsel 14: Yapay Zekâ Önizlemeleri ile Birlikte Aynı Sorgunun SERP’te Görüntülenme Biçimi

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Sayfa 43

Görsel 15: SERP’te Yer Alan Bağlantısız Doğrudan Cevap Özelliği (Hava Durumu)

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Görsel 16: SERP’te Yer Alan Bağlantısız Doğrudan Cevap Özelliği (Hesap Makinesi)

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Sayfa 44

Görsel 17: SERP’te Yer Alan Bağlantısız Doğrudan Cevap Özelliği (Para Birimi Dönüştürücü)

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Görsel 18: SERP’te Yer Alan Bağlantısız Doğrudan Cevap Özelliği (Saat)

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(90) Spor; bir spor etkinliği ya da sporla ilgili kurum aratıldığında, canlı skor, sonuçlar veya gelecek maçlar hakkında bilgi sunan ve ilk defa 2013 yılında kullanıma açılan [40] arama özelliğidir. GOOGLE, veri ortakları ile yaptığı iş birliği sayesinde spor hizmeti kapsamında sunduğu bilgileri anlık olarak güncellemektedir [41]. Aşağıda SERP’te yer alan “spor” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

[40] Bkz. https://techcrunch.com/2013/03/20/google-improves-sports-related-search-results-with- interactive-league-schedules-more-stats/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[41] Bkz. https://www.sistrix.com/ask-sistrix/google-index-google-bot-crawler/google-serp-features-result- types-in-the-search-results/#Jobs, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 45

Görsel 19: SERP’te Yer Alan “Spor” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(91) Google Finans, gerçek zamanlı piyasa fiyatları, uluslararası döviz kurları, güncel finans haberleri, analizler ve piyasa trendleri dâhil olmak üzere güncel finansal bilgilerinin otomatik olarak oluşturulup kullanıcılara sunulduğu GOOGLE sayfasıdır. Kullanıcılar bu sayfa aracılığıyla uluslararası borsa verilerini takip edebilmekte, dünya genelinde borsada işlem gören şirketlerin "izleme listesini" oluşturabilmekte, bu liste ile ilgili haber güncellemelerini takip edebilmekte ve şirketleri, şirketlerin performanslarını ve ilgili finansalları araştırıp karşılaştırabilmektedir.

(92) Google Finans, belirli borsa bilgilerini arayan bir sorguya yanıt olarak SERP’te de sunulabilmektedir. Bununla beraber, SERP’te sunulan hâlde hisse senedi fiyat bilgileri gibi veriler yer alsa da finansal haberler, analizler veya piyasa eğilimleri gibi özellik ve işlevlere doğrudan erişilememektedir.

Sayfa 46

Görsel 20: SERP’te Yer Alan Google Finans Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Görsel 21: “Daha fazla ayrıntı göster” Bağlantısına Tıklanması Hâlinde Kullanıcılara Sunulan Sayfa Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Karardaki grafik

(93) Google Çeviri; kelime, cümle ve doküman tercümesi hizmetlerinin doğrudan sonuç sayfası üzerinden sağlanmasını mümkün kılan arama özelliğidir. GOOGLE, herhangi bir tıklama gerektirmeden kutucuk içerisinde çeviri sonucuna ulaşılabilen çeviri hizmetini ise “çeviri cevapları” olarak adlandırmaktadır. https://translate.google.com/ adresinde bulunan Google Çeviri hizmetine ek olarak GOOGLE, iOS ve Android için kullanılabilen Google Çeviri uygulaması sunmaktadır. Google Çeviri, yapay zekâ ve makine öğrenmesi tekniklerinden yararlanan bir çeviri hizmetidir. Çeviri modellerinin eğitilmesinde, genellikle açık web üzerinden elde edilen çevrilmiş cümle ve belge örneklerinden yararlanılmaktadır. GOOGLE, 2016 yılında daha önce kullanılan ifade tabanlı istatistiksel makine çevirisi yaklaşımından, derin sinir ağlarına dayanan Google Nöral Makine Çevirisi (Google Neural Machine Translation, GNMT) sistemine geçiş yapmaya başlamıştır. GNMT, önceki yaklaşımın metni kelime ve ifade grupları üzerinden işleyen yapısından farklı olarak, cümleyi bir bütün olarak ele almakta ve

Sayfa 47

böylece daha geniş bir bağlamdan yararlanmaktadır [42]. Google Çeviri’de kullanılan modeller sonraki yıllarda geliştirilmeye devam etmiş ve ilk GNMT mimarisinin yerini Transformer tabanlı daha gelişmiş sinirsel makine çevirisi modelleri almıştır [43]. Aralık 2025 itibarıyla ise Gemini’nin gelişmiş çeviri yetenekleri Google Çeviri’ye entegre edilmeye başlanmıştır [44]. İlaveten, GOOGLE’ın hem teknik hem de ticari nedenlerle SERP’te üçüncü tarafların doğrudan cevaplarını gösteremediği belirtilmiştir. Bununla birlikte Google Çeviri’nin internet sitesi geliştiricilerinin tarayıcı uzantıları ve yazılım uygulamaları oluşturmalarına yardımcı olan bir uygulama programlama ara yüzü sunduğu belirtilmiştir. Reklam amacıyla kullanılmadığı ve tamamen ücretsiz bir hizmet olduğu belirtilen Google Çeviri kapsamında 133 farklı dilde çeviri hizmeti sunulmakta; çeviriyi gerçekleştiren yapay zekâ her bir çeviri ile eğitilmekte, dil bilgisi, anlam ve içerik özellikleri gelişmektedir. Aşağıda, SERP’te yer alan çeviri sonucuna ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 22: SERP’te Yer Alan “Google Çeviri” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(94) En çok okunan haberler; çeşitli haber yayımcılarının güncel gelişmelere dair içeriklerinin yayım saati ve yayımcı bilgisi ile [45] kullanıcılara sunulduğu arama özelliğidir. Google, 2002 yılından bu yana önemli haber kaynaklarını otomatik olarak

[42] Bkz. https://research.google/pubs/googles-neural-machine-translation-system-bridging-the-gap- between-human-and-machine-translation, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[43] Bkz. https://research.google/blog/recent-advances-in-google-translate, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[44] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/gemini-capabilities-translation- upgrades, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[45] Bkz. https://www.semrush.com/blog/serp-features-guide/#serp-features-(rich-results), Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 48

dizinlemektedir [46] ancak en çok okunan haberler özelliği 2014 yılı [47] itibarıyla sonuç sayfasına dâhil olmuştur. Aşağıda SERP’te yer alan “en çok okunan haberler” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 23: SERP’te Yer Alan “En Çok Okunan Haberler” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(95) Yerel haberler; kullanıcının bulunduğu konuma ilişkin güncel haber içeriklerinin SERP’te sunulduğu arama özelliğidir. Google, 2021 yılı itibarıyla yerel haberlerin arama sonuçlarında özel bir bölüm aracılığıyla gösterimini genişletmiştir [48]. Aşağıda SERP’te yer alan “yerel haberler” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 24: SERP’te Yer Alan “Yerel Haberler” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

[46] Bkz. https://www.sistrix.com/ask-sistrix/google-index-google-bot-crawler/google-serp-features-resul t-types-in-the-search-results/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[47] Bkz. https://jbh.co.uk/blog/seo/evolution-googles-serps/, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

[48] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/news/local-news-update-census-mapper/, Erişim Tarihi: 15.09.2026

Sayfa 49

(96) Google akademik; arama konusunun akademik makalelerle ilgili olduğu ya da akademik makalelerin kullanıcıların taleplerini cevapladığı hâllerde sonuç sayfasında sunulan arama özelliğidir. Mevcut durumda ilgili özelliğin bazı sorgularda Yapay Zekâ Önizlemeleri şeklinde sunulduğu görülmektedir. Aşağıda SERP’te yer alan “Google akademik” özelliğine ilişkin görsellere karşılaştırmalı olarak yer verilmektedir:

Görsel 25: Yapay Zekâ Önizlemeleri’nden Önce SERP’te Yer Alan “Google Akademik” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: 04.07.2024 tarihli ve 24-28/682-283 sayılı Kurul Kararı.

Görsel 26: Yapay Zekâ Önizlemeleri ile Birlikte Aynı Sorgunun SERP'te Görüntülenme Biçimi

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(97) Yukarıda sayılan arama özelliklerine ek olarak Kurulun 04.07.2024 tarihli ve 24- 28/682-283 sayılı kararında belirtildiği üzere GOOGLE; kullanıcıların sorgularının her zaman basit veya tek boyutlu olmadığını, aynı sorgunun birden fazla anlama gelebildiğini veya geniş bir şekilde formüle edilmiş olabildiğini ifade etmektedir. Bu doğrultuda kullanıcılar, aradıkları sonuçları her zaman ilk sorgularında bulamayabilmekte veya tam olarak ne aradıklarını bilemeyebilmektedir. Bu nedenle

Sayfa 50

GOOGLE, SERP’te kullanıcıların sorgularını uyarlayabildiği, düzeltebildiği veya aradıkları için farklı varyasyonlar deneyebildiği “sorgu düzeltmeleri”ne yer vermektedir. Bu düzeltme özellikleri, kullanıcıların tamamen yeni bir sorgu yazmasına veya karmaşık arama teknikleri kullanmasına gerek kalmadan aramayı daha özgülenmiş hâle getirmek için bir kısa yol görevi görmektedir.

(98) Örneğin, “ahşap işleme” gibi geniş bir sorgu giren bir kullanıcı (i) ahşap işleme yapım talimatlarını, (ii) ahşap işleme forumları veya kulüplerini, (iii) yeni malzemelere ve tekniklere ilişkin tartışmaları veya (iv) ahşap işleme aletlerini arıyor olabilecektir. Bu kapsamda Kullanıcı, “ahşap işleme” sorgusu için sonuç aldıktan sonra, gerçek niyetine bağlı olarak ilk sorguyu bahsedilen sorgu düzeltme özelliklerini kullanarak “ahşap işleme aletleri”, “ahşap işleme forumları” veya “ahşap işleme haberleri” olarak daraltabilmektedir. GOOGLE tarafından sunulan bilgilere göre kullanıcılar, sorguların yaklaşık çeyreğinde sorgu düzeltme özelliğini kullanmaktadır. Özellikle kapsam bakımından geniş sorgularda bu oran artış göstermektedir. Örnek olarak, “James Bond” sorgularının yarısından fazlasında sorgunun ardından bir sorgu düzeltme işlemi yapılmıştır.

(99) SERP’te yer alan sorgu düzeltme özelliklerine “diğer sorular (eski adıyla “kullanıcılar bunu da sordu”, people also ask)”, “daha fazla arama (eski adıyla ilgili aramalar, related searches”, “seçim vitrini (carousel)”, “kullanıcıların yaptığı diğer aramalar (people also search for)” ve “şununla ilgili sonuçlara bakın (see results about)” örnek verilebilir. GOOGLE tarafından ilk defa 2015 yılında devreye alınan ve genel olarak, sonuç sayfasının ilk sıralarında yer alan diğer sorular özelliği, asıl arama konusu ile ilişkili olan soruları ya da diğer benzer arama konularını liste olarak sunmaktadır. Bu doğrultuda görüntülenen sorulara tıklandığında ilgili soruya ilişkin olarak Yapay Zekâ Önizlemeleri tarafından kısa bir cevabın oluşturulduğu görülmektedir. Oluşturulan kısa cevabın yanında bilginin esas kaynağı olan internet sitesinin bağlantısı görüntülenmekte ve bu sayede kullanıcılar bağlantılı aramalarının cevaplarına GOOGLE ekosistemini terk etmeden ulaşabilmektedir. Aşağıda, SERP’te yer alan “diğer sorular” özelliğine ilişkin görsellere yer verilmektedir:

Görsel 27: SERP’te Yer Alan “Diğer Sorular” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Sayfa 51

Görsel 28: SERP’te Yer Alan “Diğer Sorular” Özelliği Bünyesindeki Herhangi Bir Sonuca Tıklanırsa Karşılaşılan Sayfa

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(100) Kullanıcıların yaptığı diğer aramalar; ilk defa 2012 yılında kullanıcılara sunulmaya başlanan ve sonuç sayfasında bilgi panelinin altında yer alan sorgu düzeltme özelliğidir. 2019 yılında yapılan bir analiz uyarınca “kullanıcıların yaptığı diğer aramalar” hizmeti masaüstü aramaların %58,74’ünde, mobil aramaların ise %87,05’inde kullanıcılara mevcut olmuştur [49]. Aşağıda, SERP’te yer alan “kullanıcıların yaptığı diğer aramalar” özelliğine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 29: SERP’te Yer Alan “Kullanıcıların Yaptığı Diğer Aramalar” Özelliği

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(101) Yukarıda yer verildiği üzere GOOGLE, SERP’te kullanıcılara çok fazla sayıda özellik sunmaktadır. Söz konusu arama özellikleri ve hizmetleri GOOGLE’ın doğrudan kendisi tarafından sunulabildiği gibi; veri toplama, verileri lisanslama ve işletmelerden veri

[49] Bkz. https://moz.com/blog/new-desktop-people-also-search-for-box, Erişim Tarihi: 17.09.2026.

Sayfa 52

sağlanması dâhil olmak üzere bir dizi başka veri kaynakları da kullanılabilmektedir. İlaveten bazı özellikler doğrudan cevap formatında sunulabilmekle birlikte sorgu türü ve kapsamına göre daha detaylı bilgiler içerebilmekte ve/veya mavi bağlantı aracılığıyla kullanıcılar GOOGLE’ın kendi hizmetine veya farklı internet sitelerine yönlendirilebilmektedir. Bununla birlikte, GOOGLE’ın yapay zekâ özelliklerinin geliştirilmesiyle birlikte, daha önce SERP’te sunulan bazı arama özelliklerinin yerini veya işlevini Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin almaya başladığı da görülmektedir.

H.4.1.4. GOOGLE’ın Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu Hakkında Bilgi

(102) Yapay Zekâ Önizlemeleri; kullanıcıların arama sorgularına ilişkin bilgilerin üretken yapay zekâ aracılığıyla farklı kaynaklardan derlenerek özet bir cevap şeklinde doğrudan SERP’te sunulduğu bir hizmet olarak tanımlanabilecektir (bkz. Bulgu-2). GOOGLE’ın 2023 yılında Üretken Arama Deneyimi (Search Generative Experience) adıyla deneysel olarak test etmeye başladığı üretken yapay zekâ destekli arama deneyiminin geliştirilmesi sonucunda ortaya çıkan Yapay Zekâ Önizlemeleri, 14.05.2024 tarihinde ABD’de genel kullanıma sunulmuş [50] ve 28.10.2024 itibarıyla 100’den fazla ülke ve bölgede kullanıma sunulmaya başlanmıştır [51]. Mayıs 2025 itibarıyla ise 200’den fazla ülke ve bölgede ve 40’tan fazla dilde erişilebilir hâle gelmiştir [52].

(103) Yapay Zekâ Önizlemeleri, Google Arama’nın geleneksel sonuç sayfası içerisinde, GOOGLE’ın sistemlerinin söz konusu özelliğin kullanıcı açısından faydalı olacağını değerlendirdiği sorgularda gösterilmektedir [53]. Nitekim GOOGLE cevabi yazısında da Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin belirli bir sorgu kategorisinde gösterilmeye uygun olabilmesi için kategori düzeyinde faydalılık ve olgusal doğruluk eşiklerini karşılaması; belirli bir sorguda ise GOOGLE’ın sıralama sistemi tarafından hesaplanan faydasına göre SERP’teki yerini kazanması gerektiği belirtilmektedir. Bu kapsamda Yapay Zekâ Önizlemeleri, üretken yapay zekâ modellerinden yararlanarak kullanıcının sorgusuna ilişkin bir cevap sunmakta ve kullanıcıların konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinebilmeleri amacıyla ilgili internet sitelerine bağlantılara yer vermektedir [54].

(104) GOOGLE’ın açıklamasına göre, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu bakımından yayıncı içeriklerinin seçilmesi ve gösterilmesi temel olarak Google Arama’nın mevcut tarama, dizine ekleme ve sıralama altyapısına dayanmakta ise de analizin ayrıntı düzeyi ve olgusal bilgilerin kaynaklara dayandırılmasına ilişkin gereklilikler bakımından Google Arama’dan farklılaşmaktadır. Organik arama algoritmaları, URL’leri veya belgeleri bir bütün olarak, kullanıcının ilettiği tek bir sorguyla genel ilgi düzeylerine ve otoritelerine göre sıralarken, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu, elde edilen içeriği, sorgunun ayrıştırılmasıyla oluşturulan birden fazla aday kaynağın ilgi düzeyi, otorite, uzmanlık, güvenilirlik ve güncellik gibi kalite sinyalleri aracılığıyla belirlemektedir.

[50] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/generative-ai-google-search-may- 2024, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[51] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-overviews-search-october-2024/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[52] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-overview-expansion-may-2025- update/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

53 A.g.k.

[54] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-overviews-update-may-2024, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 53

(105) Yapay Zekâ Önizlemeleri’nde kullanılan üretken yapay zekâ modeli zaman içerisinde geliştirilmiştir. GOOGLE, özelliği Mayıs 2024’te genel kullanıma sunarken Google Arama için özelleştirilmiş bir Gemini modelinin kullanıldığını açıklamıştır [55]. Mart 2025’te daha karmaşık kodlama, ileri matematik ve çok modlu sorguların cevaplandırılabilmesi amacıyla ABD’de Yapay Zekâ Önizlemeleri’nde Gemini 2.0 kullanılmaya başlanmış [56]; Mayıs 2025’te ise ABD’de özelleştirilmiş Gemini 2.5 modeli kullanıma sunulmuştur [57]. Ocak 2026 itibarıyla ise Gemini 3, Yapay Zekâ Önizlemeleri için varsayılan model hâline getirilmiştir [58].

(106) Yapay Zekâ Önizlemeleri, 18.02.2026 tarihinde Türkiye’de kademeli olarak kullanıma sunulmaya başlanmıştır. GOOGLE tarafından Yapay Zekâ Modu ile birlikte duyurulan özellik, Türkiye’de Gemini 3 model ailesiyle desteklenmektedir. Yapay Zekâ Önizlemeleri’ne Türkiye’de Google uygulaması ve SERP üzerinden erişilebilmektedir [59]. Aşağıda, Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin farklı sorgular bakımından SERP’teki görünümüne yer verilmektedir:

Görsel 30: “migren” Sorgusu Bakımından Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin SERP’teki Görünümü

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

[55] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/generative-ai-google-search-may- 2024/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[56] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-search/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[57] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-overview-expansion-may-2025- update/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[58] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-ai-overviews-updates/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[59] Bkz. https://blog.google/intl/tr-tr/urun-duyurulari/turkiyede-ai-modu-ve-ai-bakisi-donemi-basliyor/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 54

Görsel 31: “güneş patlaması” Sorgusu Bakımından Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin SERP’teki Görünümü Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

Karardaki grafik

(107) Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin SERP’te kapladığı alan, arama sorgusunun uzunluğuna ve kapsamına bağlı olarak değişebilmektedir. Aşağıda uzun ve kapsamlı bir sorgu bakımından Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin SERP’teki görünümüne ilişkin örneğe yer verilmektedir:

Görsel 32: “iklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları” Sorgusu Bakımından Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin SERP’teki Görünümü

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(108) Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü üzere Yapay Zekâ Önizlemeleri, uzun veya soru cümlesi şeklindeki sorgularda SERP’te daha geniş bir alan kaplayabilmekte; tek bir kavramdan oluşan veya daha kısa sorgularda ise daha sınırlı bir alanda gösterilebilmektedir. Öyle ki uzun sorgularda “Daha fazla göster” butonu kullanıcının karşısına çıkmamakta, sanki Yapay Zekâ Modu’na geçiş yapılmış gibi direkt olarak “Soru sorun” kutucuğu görüntülenmektedir.

(109) Yapay Zekâ Modu; Yapay Zekâ Önizlemeleri gibi geleneksel sonuç sayfası içerisinde belirli sorgulara cevaben gösterilen hizmetten farklı olarak, Google Arama içerisinde ayrı bir sekme üzerinden erişilebilen üretken yapay zekâ destekli arama deneyimidir. Yapay Zekâ Modu, kullanıcıların geleneksel anahtar kelime temelli sorguların ötesinde

Sayfa 55

uzun, karmaşık ve birden fazla unsur içeren sorular yöneltmesine, yapay zekâ tarafından oluşturulan kapsamlı cevaplar almasına ve aynı konu hakkında takip soruları sorarak aramasını sürdürmesine imkân sağlamaktadır [60].

(110) Yapay Zekâ Modu ilk olarak 05.03.2025 tarihinde ABD’de, kullanıcıların Google Arama’ya ilişkin deneysel özellikleri test edebilmelerine imkân sağlayan Search Labs kapsamında kullanıma sunulmuştur [61]. Başlangıçta Google One AI Premium abonelerine yönelik olarak sunulan deneyimin erişimi daha sonra genişletilmiş ve 01.05.2025 tarihinde ABD’deki tüm Search Labs kullanıcılarının Yapay Zekâ Modu’na erişebilmesi sağlanmıştır [62]. 20.05.2025 tarihinde Search Labs’e katılım gerekmeksizin ABD’de genel kullanıma sunulan [63] Yapay Zekâ Modu’nun kullanımı, Ağustos 2025’te İngilizce olarak 180’den fazla yeni ülke ve bölgeye genişletilmiştir [64].

(111) Yapay Zekâ Önizlemeleri’nde olduğu gibi Yapay Zekâ Modu’nun temelinde de Gemini yapay zekâ modelleri bulunmaktadır. GOOGLE, Yapay Zekâ Modu’nu Mart 2025’te ilk kez duyururken özelliğin Gemini 2.0’ın özel bir sürümü tarafından desteklendiğini açıklamıştır [65]. Kasım 2025’te ise Gemini 3’ün kullanıma sunulmasıyla eş zamanlı olarak Gemini 3 Pro, ABD’deki Google AI Pro ve Ultra abonelerinin Yapay Zekâ Modu üzerinden kullanımına açılmıştır. GOOGLE, böylece ilk kez yeni bir Gemini modelinin kullanıma sunulduğu gün Google Arama’ya da entegre edildiğini belirtmiştir [66].

(112) Yapay Zekâ Modu ayrıca GOOGLE’ın “query fan-out” olarak adlandırdığı bir teknikten yararlanmaktadır. Bu teknikte kullanıcının sorgusuna ilişkin çeşitli alt konular ve veri kaynakları kapsamında birden fazla arama eş zamanlı olarak gerçekleştirilmekte ve elde edilen sonuçlar bir araya getirilerek kapsamlı bir cevap oluşturulmaktadır. Yapay Zekâ Modu bu süreçte GOOGLE’ın web arama sistemlerinin yanı sıra Bilgi Grafiği (Knowledge Graph) ve gerçek dünyaya ilişkin bilgiler ile alışveriş verileri gibi diğer bilgi kaynaklarından da yararlanabilmekte ve oluşturulan cevaplarla birlikte üçüncü taraf internet sitelerine bağlantılar gösterebilmektedir [67].

(113) Yapay Zekâ Modu aynı zamanda çok modlu (multimodal) bir arama deneyimi sunmakta; kullanıcıların metnin yanı sıra görsel ve diğer desteklenen girdiler aracılığıyla sorgu gerçekleştirmesine ve ilk sorgunun ardından takip soruları yöneltmesine imkân sağlamaktadır [68]. Nisan 2025’te, Yapay Zekâ Modu’na görsel

[60] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-search/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

61 A.g.k.

[62] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-updates-may-2025/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[63] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/google-search-ai-mode-update/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[64] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-agentic-personalized/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[65] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-search/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[66] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/gemini-3-search-ai-mode/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[67] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-search/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

68 A.g.k.

Sayfa 56

arama özelliklerinin eklenmesiyle kullanıcıların fotoğraf çekerek veya görsel yükleyerek bunlara ilişkin soru yöneltmesi de mümkün hâle gelmiştir [69].

(114) Yapay Zekâ Modu, 18. 02.2026 tarihinde Türkiye’de Yapay Zekâ Önizlemeleri ile birlikte kademeli olarak kullanıma sunulmaya başlanmıştır. Türkiye’de Gemini 3 model ailesiyle desteklenen Yapay Zekâ Modu; gelişmiş muhakeme, çok modlu arama, takip sorularıyla konunun derinleştirilmesi ve internet üzerindeki kaynaklara bağlantılar sunulması gibi özelliklere sahiptir [70]. Aşağıda, SERP’te yer alan Yapay Zekâ Modu sekmesine ilişkin görsele yer verilmektedir:

Görsel 33: Yapay Zekâ Modu’nun SERP’teki Görünümü

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(115) Aşağıda ise Yapay Zekâ Modu sekmesine tıklanması sonucunda ulaşılan sayfaya yer verilmektedir:

Görsel 34: Yapay Zekâ Modu Sekmesine Tıklanması Sonucunda Ulaşılan Sayfa

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(116) Bu noktada GOOGLE tarafından hem Google Arama’ya hem de Gemini uygulamasına genişletilen Kişisel Zekâ (Personal Intelligence) özelliğinden de bahsetmenin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

[69] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-multimodal-search/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[70] Bkz. https://blog.google/intl/tr-tr/urun-duyurulari/turkiyede-ai-modu-ve-ai-bakisi-donemi-basliyor/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 57

(117) Kişisel Zekâ; farklı GOOGLE hizmetlerindeki bilgiler arasında bağlantı kurarak kullanıcının kişisel bağlamından yararlanmasını ve yapay zekâ tarafından oluşturulan cevapların kullanıcıya özgü hâle getirilmesini sağlayan bir kişiselleştirme özelliğidir.

(118) Kişisel Zekâ ilk olarak 14.01.2026 tarihinde ABD’de, Gemini uygulamasında beta olarak kullanıma sunulmuştur. Bu kapsamda kullanıcılar Gmail, Google Fotoğraflar, YouTube ve Arama gibi Google hizmetlerini Gemini’ye bağlayabilmekte; Gemini bu hizmetlerdeki bilgilerden yararlanarak kullanıcının kişisel bağlamına uygun cevaplar oluşturabilmektedir. Bununla birlikte Kişisel Zekâ’nın, isteğe bağlı (opt-in) bir özellik olarak tasarlandığı belirtilmektedir. GOOGLE tarafından özelliğin varsayılan olarak kapalı olduğu; kullanıcıların özelliği etkinleştirip etkinleştirmemeye, hangi GOOGLE uygulamalarını bağlayacaklarına ve bağlantıları ne zaman kaldıracaklarına karar verebildikleri belirtilmektedir [71].

(119) Kişisel Zekâ, 15.04.2026 tarihinde Gemini uygulaması kapsamında Türkiye’de de kullanıma sunulmaya başlanmıştır. İlk aşamada Türkiye’de Google AI Plus, Pro ve Ultra abonelerine açılan özelliğin takip eden haftalarda Gemini’nin ücretsiz kullanan kullanıcılara da genişletilmesi planlanmıştır. Türkiye’deki Kişisel Zekâ kapsamında Gmail, Google Fotoğraflar, YouTube ve Arama gibi hizmetler Gemini ile ilişkilendirilebilmekte; sistem farklı kaynaklar arasında akıl yürüterek ve ilgili kişisel bilgileri bularak kullanıcıya özgü cevaplar oluşturabilmektedir [72].

(120) Kişisel Zekâ özelliğinin etkinleştirilmesine ilişkin Gemini uygulamasında kullanıcıya sunulan izin ekranına aşağıda yer verilmektedir:

[71] Bkz. https://blog.google/innovation-and-ai/products/gemini-app/personal-intelligence/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[72] Bkz. https://blog.google/intl/tr-tr/urun-duyurulari/turkiyede-gemini-ile-kisisel-zeka-donemi-basliyor/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 58

Görsel 35: Kişisel Zekâ Özelliğinin Etkinleştirilmesine İlişkin Gemini İzin Ekranı

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(121) Kişisel Zekâ, 22.01.2026 tarihinde Google Arama’daki Yapay Zekâ Modu’na da entegre edilmiştir. İlk aşamada ABD’deki Google AI Pro ve Ultra abonelerine sunulan özellik kapsamında kullanıcıların Gmail ve Google Fotoğraflar’ı Yapay Zekâ Modu’na bağlamalarına ve bu hizmetlerdeki bilgilerden yararlanılarak kişiselleştirilmiş cevaplar sunulmasına imkân sağlanmıştır [73].

(122) 17.03.2026 tarihinde GOOGLE, Kişisel Zekâ’nın ABD’deki erişim kapsamının genişletildiğini; Yapay Zekâ Modu’nda hâlihazırda sunulan özelliğin, Gemini uygulaması aracılığıyla ve Chrome üzerindeki Gemini aracılığıyla kullanıcılara ücretsiz bir şekilde sunulmaya başlandığını açıklamıştır [74]. 19.05.2026 tarihinde ise Kişisel Zekâ’nın Yapay Zekâ Modu kapsamında abonelik gerekmeksizin 98 dilde yaklaşık 200 ülke ve bölgeye genişletilmeye başlandığı duyurulmuştur. Bu kapsamda kullanıcıların

[73] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/personal-intelligence-ai-mode- search/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[74] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/personal-intelligence-expansion/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 59

Gmail ve Google Fotoğraflar’ı Yapay Zekâ Modu’na bağlayabildiği ve Google Takvim’in de desteklenen hizmetlere eklenmesinin planlandığı belirtilmiştir [75].

(123) Kişisel Zekâ özelliğine ilişkin olarak Yapay Zekâ Modu’nda yer alan ekranlara aşağıda yer verilmektedir:

Görsel 36: Kişisel Zekâ Özelliğine İlişkin Yapay Zekâ Modu’nda Yer Alan Ekranlar-I

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(124) Yapay Zekâ Modu içinde “Ayarlar” sekmesinde yer alan “Kişiselleştirme” sekmesine giriş yapıldığında, kullanıcıların karşısına çıkarılan ekranlarda kişiselleştirilmiş önerilerin varsayılan olarak “Açık” tutulduğu anlaşılmaktadır. “Açık” butonuna tıklandığında ise söz konusu özelliğin devre dışı bırakılıp bırakılmaması hususuna ilişkin birtakım bilgilendirmelerin yer aldığı ekranlar kullanıcıyı karşılamaktadır. Söz konusu ekranların devamına aşağıda yer verilmektedir:

[75] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/ /search-io-2026/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 60

Görsel 37: Kişisel Zekâ Özelliğine İlişkin Yapay Zekâ Modu’nda Yer Alan Ekranlar-II

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

H.4.2. İlgili Ürün Pazarı

(125) Yukarıda yer verilen iddialar doğrultusunda, dosya kapsamında incelenen temel faaliyet alanları GOOGLE’ın kullanıma sunduğu Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’dur. İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’un 1.3. bölümüne göre ilgili pazar tanımı yapılırken ürünler arasında arz ve talep ikamesinin olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.

(126) Daha önce de belirtildiği üzere arama hizmetleri; internet üzerinden faaliyette bulunan arama motorları, sosyal medya siteleri, forumlar, e-ticaret siteleri, bloglar ve benzeri kaynakların, kullanıcılarına, aradıkları herhangi bir konudaki bilgiye ulaşmalarını sağlamak amacıyla sundukları hizmetlerin genel adıdır.

(127) Bir arama hizmeti olan “genel arama hizmetleri” ise kullanıcıların herhangi bir konuya ilişkin bilgi kaynaklarına ulaşmak amacıyla bir internet arama motoru üzerinden yaptıkları arama ve bu kapsamda yararlandıkları hizmet olarak tanımlanabilir. Yukarıda genel arama hizmetleri sunan arama motorlarının çalışma prensiplerine yönelik verilen genel çerçeveyi takiben, dosya kapsamında ilgili pazarın sınırlarının belirlenmesi amacıyla genel arama hizmetlerine alternatif oluşturabilecek hizmetlerin olup olmadığı hususu ele alınmıştır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, genel arama hizmetleri, kullanıcıların internet üzerinden arama gerçekleştirdikleri tek mecra değildir. İçerik

Sayfa 61

siteleri, özelleştirilmiş arama hizmetleri ve sosyal medya siteleri de kullanıcıların arama gerçekleştirdikleri diğer mecralar olarak ortaya çıkmaktadır.

(128) Genel arama hizmetleri ile yukarıda bahsedilen arama hizmetleri arasındaki ikame ilişkileri esasen Kurulun genel arama hizmetleri pazarına yönelik geçmiş incelemelerinde ve kararlarında [76] değerlendirilmiş ve genel arama hizmetleri ile diğer çevrim içi hizmetlerin nitelikleri itibarıyla tüketici gözünde ikame olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(129) Şöyle ki, genel arama hizmetleri ile içerik siteleri (Wikipedia, Hürriyet, EKŞİ, ONEDİO vb.) arasındaki ikame ilişkisine yönelik analizlerde, bahse konu hizmetlerin farklı amaçlara yönelmesi ve farklı arama fonksiyonlarına sahip olması nedeniyle aralarında bir ikame ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bahse konu farklılıkları detaylandırmak gerekirse; farklı amaçlara hizmet etmeleri açısından, genel arama hizmetleri herhangi bir içerik üretimi yapmadan içerik sitelerinin içeriklerini tarayıp, indeksleyip, yapılan aramalardaki alaka düzeyine göre sıralayıp kullanıcılara sunmayı amaçlarken; içerik sitelerinin temel amacı, ürettikleri içerikler sayesinde arama motorlarında en iyi sonucu elde ederek daha fazla trafiğe ulaşmaktır. İki hizmet arasındaki bahse konu bu farklılık nedeniyle kullanıcılar genel arama hizmetlerini içerik sitelerine ulaşmak amacıyla, içerik sitelerini ise genellikle bilgi edinmek amacıyla kullanmaktadır. Yine bu hizmetleri tüketici gözünde ikame olmaktan uzaklaştıran diğer husus, arama fonksiyonunun farklılaşmasıdır. Genel arama hizmetleri kullanıcılarına internet üzerindeki tüm içeriği sunma imkânı sağlamakta, buna karşın içerik siteleri yalnızca kendi sınırlı içerikleri kapsamında arama yapma imkânı sağlamaktadır. Belirtilen nedenlerle genel arama hizmetleri ile içerik arama hizmetleri arasında arz ve talep ikamesinin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.

(130) Ancak, yapay zekâ destekli arama özelliklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, genel arama hizmetleri ile içerik siteleri arasında kabul edilen bahse konu farklılığın giderek bulanıklaştığı görülmektedir. Özellikle Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun Google Arama’ya entegre edilmesiyle birlikte, genel arama hizmetinin işlevi yalnızca üçüncü taraf internet sitelerini bulmak ve kullanıcıyı bu sitelere yönlendirmekten ibaret olmaktan çıkmaktadır. Söz konusu özellikler, kullanıcı sorgusuna ilişkin farklı kaynaklardan elde edilen bilgileri işleyerek, özetleyerek ve bir araya getirerek doğrudan SERP içerisinde kullanıcıya bir yanıt sunabilmektedir.

(131) Bu durum, geleneksel arama modelindeki “arama hizmetinden içerik sitesine yönlendirme ve içeriğe erişim” şeklindeki değer zincirinin niteliğini değiştirmektedir. Kullanıcının bilgi ihtiyacının, içerik sağlayıcının internet sitesine gitmesine gerek kalmaksızın arama hizmetinin kendi arayüzü içerisinde karşılanabilmesi, genel arama hizmeti ile içerik sağlayıcısının sunduğu hizmet arasındaki fonksiyonel ayrımı önceki döneme kıyasla azaltmaktadır. Başka bir ifadeyle, geçmişte birbirini tamamlayan nitelikte olduğu değerlendirilen iki hizmet, yapay zekâ destekli arama deneyiminde belirli kullanım amaçları bakımından daha yakın alternatifler hâline gelebilmektedir.

(132) Dolayısıyla, içerik siteleri ile genel arama hizmetleri arasında ikame ilişkisi bulunmadığı yönündeki değerlendirmelerin, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu gibi özelliklerin ortaya çıkardığı yeni arama deneyimine doğrudan ve değişmez biçimde uygulanması mümkün olmayabilecektir. Zira teknolojik gelişme, yalnızca genel arama 76 Kurulun 13.02.2020 tarihli, 20-10/119-69 sayılı kararı, 12.11.2020 tarihli ve 20-49/675-295 sayılı kararı, 08.04.2021 tarihli ve 21-20/248-105 sayılı kararı.

Sayfa 62

hizmetinin sunuluş biçimini değiştirmemekte aynı zamanda kullanıcıların bilgiye ulaşma yöntemini ve dolayısıyla farklı hizmetler arasındaki talep ikamesinin sınırlarını da değiştirebilmektedir.

(133) Bu nedenle, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu bakımından ilgili ürün pazarı değerlendirilirken, mevcut pazar tanımlarının dayandığı geleneksel fonksiyonel ayrımların yanı sıra, yapay zekâ destekli aramanın kullanıcıların içerik sitelerine gitme ihtiyacını ne ölçüde ortadan kaldırdığı, yapay zekâ tarafından sunulan yanıtların belirli durumlarda içerik sitelerinin sunduğu bilgi ve içerikle ne ölçüde ikame edilebilir olduğu ve kullanıcıların bu yeni arama deneyimi karşısındaki davranışlarının nasıl değiştiği ayrıca dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede, yapay zekâ destekli aramanın genel arama hizmetleri ile içerik sağlayıcıları arasındaki sınırı yeniden şekillendirip şekillendirmediği, ilgili ürün pazarı analizinin önemli unsurlarından biri hâline gelmektedir.

(134) Genel arama hizmetlerine yönelik ikame analizlerinde dikkate alınması gereken bir diğer ilişki ise, genel arama hizmetleri ile özelleştirilmiş arama hizmetleri arasındaki ikame ilişkisidir. Buna yönelik analizlerde, genel arama hizmetlerinin kullanıcılarına hem daha kapsamlı hem de daha fazla bilgi kaynağı sunup çok daha geniş ve heterojen bir tüketici kitlesine hitap ettiği; GOOGLE veya farklı internet siteleri tarafından sunulan özelleştirilmiş (alışveriş karşılaştırma, yerel, uçuş, otel, haber vb.) arama hizmetlerinin ise kullanıcılarına daha hedef odaklı arama yapma imkânı sunup görece daha dar ve homojen bir tüketici grubuna hitap ettiği değerlendirilmiş ve bu nedenle bahse konu iki hizmet arasında arz ve talep ikamesinin mevcut olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(135) Genel arama hizmetleri ile sosyal medya siteleri arasındaki ikame ilişkisine bakıldığında ise; bahse konu hizmetlerin özellikle farklı fonksiyonlara sahip olmaları nedeniyle birbirlerinin ikamesi olarak kabul edilmediği görülmektedir. Yapılan analizlerde, genel arama hizmetlerinin kullanıcıların, aradıkları bilgilere ulaşmasını sağlarken, sosyal medya sitelerinin platforma üye olan kullanıcıların birbirleriyle iletişim kurmalarını ve durum güncellemeleri, fotoğraf, video gibi içerik paylaşımlarıyla birbirleriyle bağlantıda kalmalarını sağlaması, ayrıca sosyal medya sitelerindeki arama özelliğinin yalnızca sitedeki içerikle sınırlı kalması nedenleriyle ilgili hizmetlerin aynı pazar tanımı içerisinde yer almadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

(136) Pazar tanımı ile ilgili olarak ele alınması gereken bir diğer konu genel arama hizmetinin, kullanıldığı mecralar özelinde farklılaşıp farklılaşmadığı hususudur. Genel arama hizmetlerinin incelendiği geçmiş Kurul kararlarında kullanıcıların masaüstü ve mobil cihazlar üzerinden aynı içeriklere ulaşabilmesi ve arama motorlarının her iki mecra özelinde de uygun sürümlerinin olduğu dikkate alınarak kullanılan mecralar arasında herhangi bir farklılaşmaya gidilmesine gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(137) Genel arama hizmetleri ve yapay zekâ sohbet asistanları arasındaki ikame incelendiğinde ise; söz konusu hizmetlerin kullanıcı sorgusuna ilişkin sonuçları sunma konusunda farklılaştığı görülmektedir. Arama motorları ile üretken yapay zekâ arama araçları arasındaki ikame ilişkisi hem tüketiciler hem de içerik üreticileri açısından değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir inceleme konusunu oluşturmaktadır. Söz konusu çok boyutluluk, arama motorlarının çok taraflı pazar yapısına sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Zira tüketicilerin ve içerik üreticilerinin bu platformda bulunma amaçları birbirinden farklılaşmaktadır. Tüketiciler açısından arama motorunda bulunma amacı, içerik üreticileri tarafından oluşturulan internet siteleri aracılığıyla bilgiye ulaşmaktır. İçerik üreticileri açısından ise bu amaç, internet sitelerine tüketici

Sayfa 63

trafiği çekmek ve bu yolla gelir elde etmektir. Bu itibarla ikame analizi kapsamında öncelikle tüketici perspektifinden ilişki, ardından içerik üreticileri perspektifinden ilişki incelenecektir.

(138) Üretken yapay zekâ arama araçları iki farklı görünüm biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki, GOOGLE Yapay Zekâ Önizlemeleri, BING Yardımcı Pilot Arama Özetleri ve YANDEX Yazeka Özetleri gibi mevcut arama motorlarına entegre edilmiş arama özellikleridir. İkincisi ise ChatGPT, Claude, Gemini ve Copilot gibi sohbete dayalı yanıt üretme altyapısına sahip yapay zekâ sohbet asistanlarıdır. Yapay Zekâ Modu hem SERP’teki sorgu sonuçları üzerinden hem de tarayıcı arayüzü üzerinden doğrudan erişilebilir olması nedeniyle bu iki kategori arasında konumlanmakla birlikte işlevsel niteliği itibarıyla yapay zekâ sohbet asistanlarına daha yakın bir yerde durmaktadır.

(139) Arama motorlarının temel işlevi daha önce de ifade edildiği üzere; çeşitli internet sitelerini taramak, taranan siteleri dizinlemek ve bu dizinlenmiş siteleri tüketiciye sorgu konusuna ve ilgi durumuna göre sıralayarak sunmaktır. Arama motorları ve yapay zekâ sohbet asistanlarının temelde ayrıştığı husus, tüketici sorgusuna karşı verilecek bilginin sunuluş şeklindedir. Arama motorları, tüketici sorgusuna karşılık gelen bilgiyi bağımsız internet sitelerine yönlendiren bağlantılar biçiminde sunmakta ve nihai bilgiye ulaşma sürecini tüketicinin kendi seçimine bırakmaktadır. Bu formatta arama motoru, bilginin kaynağı değil kaynağa ulaşımı sağlayan bir aracı konumundadır. Tüketici, sıralanan sonuçlar arasından kendisine uygun görülen internet sitesini seçerek bilgiye erişmekte ve bu süreçte birden fazla kaynağı karşılaştırma imkânına sahip olmaktadır. Nitekim (.....) tarafından gönderilen cevabi yazıda da bu durum, “geleneksel arama modelinde tüketicilerin, arama sonuçları arasından seçtiği bir internet sitesine tıklayarak ilgili içeriğe kaynağında eriştiği; bunun da “arama yapma, sonuçları inceleme, yayıncı sitesine tıklama, içeriği tüketme” şeklinde işleyen geleneksel trafik akışı meydana getirdiği” şeklinde ifade edilmiştir. Öte yandan arama motorları, internet genelinde arama hizmetleri sunabilecekleri gibi belirli bir alana odaklanan, niş veya özel/tek amaçlı dikey arama hizmetleri de sunabilmektedir.

(140) Yapay zekâ sohbet asistanları ise bu süreci temelden farklılaştırmakta; tüketici sorgusuna karşılık çeşitli kaynaklardan derlenen bilgiyi işleyerek tek ve özet bir metin hâlinde tüketiciye doğrudan yanıt olarak sunmaktadır. Bu sunuş biçiminde tüketici, kaynak internet sitelerini ziyaret etmeksizin sorgusuna ilişkin nihai bilgiye anında ulaşabilmektedir. Bu itibarla yapay zekâ sohbet asistanları, arama motorlarının aksine tüketiciyi bilginin bulunduğu kaynağa yönlendiren bir aracı değil bilgiyi kendisi sentezleyip sunan bir nihai bilgi kaynağı olarak işlev görmektedir. Bu anlamda tüketiciler açısından yapay zekâ sohbet asistanlarının kullanımı temelde bir sınırlılık teşkil etmektedir. Zira yapay zekâ sohbet asistanları, esas itibarıyla bilgiye dayalı sorgular bakımından işlevsel bir alternatif sunabilmekte; buna karşılık diğer sorgular bakımından benzer bir işlevsellik sergileyememektedir.

(141) Yapay zekâ sohbet asistanları da arama motorları gibi yanıt içerisinde ilgili internet sitelerine bağlantı verebilmekte veya kaynak gösterebilmektedir ve dolayısıyla tüketicinin ilgili siteye ulaşması teknik olarak mümkündür. Ancak bu bağlantılar, yapay zekâ sohbet asistanlarının sunuş biçiminde arama motorlarındaki gibi birincil unsur olarak yer almamaktadır. Bu itibarla tüketici, ilgili internet sitesine yönlendirilmeyi, çevrim içi bir işlemi (alışveriş, rezervasyon, bilet alımı vb.) tamamlamayı veya harita/konum tabanlı bir sonuca erişmeyi amaçladığı sorgularda, arama motorlarında olduğu gibi doğrudan ve öncelikli bir yönlendirmeyle karşılaşmamaktadır.

Sayfa 64

(142) Bu konuya ilişkin (.....) tarafından gönderilen cevabi yazıda yer alan yapay zekânın yaygınlaşmasının internet sitelerinin organik tıklanma oranları üzerindeki etkilerine ilişkin istenen değerlendirmede; (.....) organik tıklama sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre (.....) milyondan (.....) milyona düştüğü (−%(.....)), aynı dönemde gösterim düşüşünün (−%(.....)) ile sınırlı kaldığı, bu gerilemenin site genelinde tekdüze olmadığı, yapay zekânın doğrudan yanıtlayabildiği bilgi amaçlı ve güncelliğini yitirmeyen içeriklerde yoğunlaştığı, bu sorgu kümesinde tıklamanın (−%(.....)) gerilediği, buna karşılık yapay zekânın tek seferde yanıtlayamadığı işlemsel ve güncel içerik kategorilerinde tıklamanın aynı dönemde arttığı, aynı sitede, aynı dönemde ve aynı algoritma altında içerik tipine göre ortaya çıkan bu zıt yönlü hareketin, gözlemlenen kaybın genel bir trafik düşüşü değil sorgu tipine bağlı bir örüntü olduğunu gösterdiği ifade edilmiştir. Söz konusu teşebbüsün cevabi yazısının devamında (.....) organik arama trafiğinde ölçülebilir bir gerileme gözlemlenmediği, aksine organik tıklama sayısının (.....) milyondan (.....) milyona yükseldiği (+%(.....)), gösterim sayısının (+%(.....) arttığı, tıklama oranının ise %(.....) %(.....) çıktığı, (.....) içeriğinin ağırlıklı olarak anlık piyasa verisi ve güncel finans haberciliğinden oluştuğu; yapay zekânın doğrudan ve statik bir yanıtla karşılayabildiği türden ansiklopedik ve bilgi amaçlı sayfa envanterin sınırlı kaldığı, sürekli güncellenen veri ve gelişme takibi gerektiren sorgularda tüketicilerin, kaynağa erişme ihtiyacını sürdürdüğü ifade edilmiştir.

(143) Dolayısıyla yapay zekâ sohbet asistanları, sorgu türleri bakımından arama motorlarının sunduğu işlevselliğin tamamını değil, yalnızca bilgiye dayalı sorgulara ilişkin bir kısmını ikame edebilmektedir. Bu anlamda tam bir ikame ilişkisinden söz edilemeyeceği değerlendirilmektedir. Bu noktada CMA tarafından mobil tüketici anketi kapsamında elde edilen sonuçlara da yer verilmesinde fayda görülmektedir. İlgili anket kapsamında yapay zekâ kullanıcısı olan ve olmayan kişilere “istenilen bir ürünü satın alma”, “basit bir bilgi arama”, “belirli bir internet sitesi arama” ve “daha az basit bir bilgi arama” durumlarında hangi internet araçlarına başvurduklarına yönelik sorular yöneltilmiştir. Bu çerçevede yapay zekâ kullanan kullanıcı grubunun “basit bir bilgi arama” eylemi için %10’unun bir yapay zekâ aracına başvurduğu, %82’sinin ise bir arama uygulamasını veya internet tarayıcısını kullandığı tespit edilmiştir. Öte yandan “daha az basit bir bilgi arama” eylemi için yapay zekâ aracına başvurma oranı %33’e çıkmaktadır. Ayrıca kullanıcıların “belirli bir internet sitesini arama” eylemi için yapay zekâ aracı kullanma oranı %13’e, “istenilen bir ürünü satın alma” eylemi için ise bu oran %7’ye düşmektedir [77]. Bu çerçevede, arama motorları ile yapay zekâ sohbet asistanları arasındaki ilişkinin belirli kullanım amacına bağlı olarak değişen nitelikte bir yapı arz ettiği söylenebilecektir.

(144) Arama motorları ve yapay zekâ sohbet asistanlarının farklılaştığı bir diğer işlev ise, sorgu sonucu ile tüketici etkileşiminin niteliğidir. Arama motorlarında her sorgu, kendi başına bağımsız bir işlem olarak değerlendirilmekte ve önceki sorgularla bağlantısı sınırlı kalmaktadır. Tüketici ilk sorgusuna ilişkin sonuçları değerlendirdikten sonra arayışını derinleştirmek veya farklı bir yöne çekmek istediğinde genellikle yeni bir sorgu oluşturmak zorunda kalmaktadır. Bu süreçte önceki sorgu ile sonraki sorgu arasındaki bağlamsal bütünlük, büyük ölçüde tüketicinin aktif çabası ile gerçekleşmektedir.

[77] CMA (2025), Mobile Consumer Survey Final Report, bkz. https://assets.publishing.service.gov.uk/media/687fb060f2ecaeb756d0e25a/Consumer_survey_report 1.pdf, Erişim Tarihi: 21.09.2026

Sayfa 65

(145) Yapay zekâ sohbet asistanları ise bu bakımdan farklı bir etkileşim modeli sunmaktadır. Yapay zekâ sohbet asistanlarında tüketici tek bir sorguyla sınırlı kalmaksızın önceki sorgu ve yanıtların bağlamını koruyarak sohbeti sürdürebilmekte; takip sorularıyla ilk yanıtı derinleştirebilmekte, netleştirebilmekte veya farklı bir yöne yönlendirebilmektedir. Bunun yanı sıra yapay zekâ sohbet asistanları sahip oldukları hafıza özelliği sayesinde farklı oturumlarda veya farklı cevap sayfalarında dahi olsa tüketicinin önceden yapmış olduğu sorgulara ilişkin gerekli bilgileri tekrar tüketiciye sunabilmektedir. Bir an için arama motorlarının da bu etkileşim modeline giderek yaklaşmakta olduğu değerlendirilebilecektir. Daha önce de belirtildiği üzere GOOGLE, Yapay Zekâ Modu’na eklediği Kişisel Zekâ özelliği ile Gmail ve Google Fotoğraflar gibi GOOGLE hizmetlerindeki kullanıcıya ilişkin bilgilerin Yapay Zekâ Modu tarafından sunulan yanıtların kişiselleştirilmesinde kullanılmasına imkân sağlamaktadır. Bu kapsamda Yapay Zekâ Modu’nun, geleneksel arama hizmetinin ötesinde bağlamı ve kullanıcıya ilişkin bilgileri dikkate alan daha süreklilik arz eden bir etkileşim modeline yönelebileceği ihtimali bulunsa da söz konusu özelliklerin varlığı tek başına Yapay Zekâ Modu ve/veya diğer arama motorları ile yapay zekâ sohbet asistanları arasında ikame ilişkisi bulunduğu sonucuna ulaşmak için bu aşamada yeterli görülmemektedir.

(146) Tüketiciler açısından talep ikamesini etkileyen bir diğer unsur ise arama motorları ve yapay zekâ sohbet asistanlarının kullanım şartlarıdır. Arama motorları tamamen ücretsiz bir sorgu mekanizmasına sahip platformlardır ve tüketiciler arama motorlarını sorgu sayısı ya da sorgu büyüklüğü gibi ölçütlere bağlı kalmaksızın diledikleri şekilde kullanabilirler. Bununla beraber arama motorları tüm tüketicilere aynı performansla hizmet sunmaktadır, eş deyişle arama motorlarında arama performansını artırmayı sağlayan ücretli modeller ya da abonelik sistemleri bulunmaz. Buna karşın yapay zekâ sohbet asistanlarının tüketicilere sunduğu ücretsiz sorgu hizmeti modelden modele değişmekle birlikte genellikle belirli sayıdadır. Üstelik bu sorgu sayısı, tüketicinin sorgusunun kapsamına göre de değişebilmektedir. Bu durum GOOGLE tarafından aynen ifade edilmiş olmakla birlikte kullanım sınırlarının, istemin karmaşıklığını, kullanılan modelleri, özellikleri ve sohbetin uzunluğunu dikkate aldığı belirtilmiştir [78]. Benzer şekilde OPENAI tarafından da ücretsiz plan ile tüketicilerinin bir dizi sohbet özelliğine erişebildiği, mevcut kullanım sınırlarının zaman içinde değişebildiği ifade edilmiştir [79]. Bununla beraber, yapay zekâ sohbet asistanlarında kullanılan modele göre de tüketiciye sunulan bilginin niteliği ve niceliği değişebilmektedir. Örneğin ANTHROPIC’in Claude asistanı güncel olarak Fable 5.1, Opus 5, Sonnet 5 ve Haiku 4.5 modellerini içermektedir. ANTHROPIC, genel kullanım için Claude Opus 5'i, zorlu akıl yürütme ve uzun süreli ajantik görevler için ya da Opus 5'in yeterli gelmediği durumlarda Claude Fable 5.1'in kullanılabileceğini ifade etmektedir [80]. Dolayısıyla, sunulan bilginin niteliği ve niceliği kullanılan model ve plana göre önemli ölçüde farklılaşabildiğinden, yapay zekâ sohbet asistanlarının arama motorlarıyla sorgu sayısı ve performansı açısından da ikame olamayacağı değerlendirilmektedir.

(147) İçerik üreticileri açısından ikame ilişkisine bakıldığında ise; organik arama trafiği, büyük ölçüde ikamesi bulunmayan temel bir erişim kaynağı niteliği taşımaktadır. İçerik üreticilerinin büyük çoğunluğu, internet sitelerine yönelik tüketici trafiğini esas olarak arama motorları üzerinden sağlamaktadır. Bu trafik hem reklam gelirleri hem de e- ticaret dönüşümleri gibi doğrudan gelir kalemlerinin temel belirleyicisi olmaktadır.

[78] Bkz. https://support.google.com/gemini/answer/16275805, Erişim Tarihi: 18.09.2026

[79] Bkz. https://help.openai.com/en/articles/9275245-chatgpt-free-tier-faq, Erişim Tarihi: 18.09.2026

[80] Bkz. https://platform.claude.com/docs/en/models/overview, Erişim Tarihi: 18.09.2026

Sayfa 66

Sosyal medya platformları ve doğrudan erişim gibi alternatif trafik kaynakları bulunmakla birlikte, bu kaynakların arama motorlarının sağladığı hacim ve sürekliliği karşılayabilecek nitelikte olmadığı söylenebilmektedir. Yayıncılar tarafından gönderilen cevabi yazılarda yer alan ve arama motoru trafiğinin, internet sitesinin sahip olduğu tüm trafik içindeki payına ilişkin bilgilerin bulunduğu tabloya aşağıda yer verilmektedir: Tablo 2: Teşebbüslere Göre Arama Motorlarının Toplam Trafik İçindeki Payı

Teşebbüs Trafik Oranı (%)

(.....) 58-76

(.....)

(.....)• 35,4
(.....)• 56,3
(.....)• 83,1

(.....)

(.....)• 36-40
(.....)• 20-25
(.....)• 55-65
(.....)• 60-65
(.....)• 80-82
(.....)• 68-70
(.....)• 50-55
(.....)79,9
(.....)55-60
(.....)44,8
(.....)64,2
(.....)35
(.....)30-35
(.....)45,7
(.....)47,8
(.....)30

Kaynak: Teşebbüslerden Elde Edilen Belgelerden Raportörler Tarafından Derlenmiştir.

(148) Tabloda yer alan bilgiler göz önünde bulundurulduğunda; teşebbüslerin büyük çoğunluğunda arama motoru trafiğinin, internet sitesinin toplam trafiği içinde belirgin bir çoğunluğu oluşturduğu görülmektedir. Sunulan verilerdeki oranlar çeşitlilik göstermekle birlikte, teşebbüslerin önemli bir kısmında bu oran %50'nin üzerinde seyretmektedir. Bu durum, arama motoru trafiğinin teşebbüsler bakımından internet sitesi erişiminin ana belirleyicisi konumunda bulunduğunu göstermektedir.

(149) Bununla beraber söz konusu durum teşebbüsler tarafından da açıkça belirtilmiş olup (.....) tarafından arama motorları trafiğinin, dijital yayıncılık bakımından en yüksek hacme sahip birincil erişim kaynağı olduğu ve (.....) tarafından arama motorları dışında kalan alternatif kaynakların payının sınırlı düzeyde olduğu ifade edilmiştir.

(150) Değerlendirmeler çerçevesinde organik arama trafiğinin ve dolayısıyla arama motorlarının içerik üreticileri açısından ikamesi bulunmayan temel bir erişim kaynağı olduğu, yapay zekâ sohbet asistanlarının da bu anlamda arama motorlarına bir ikame olamayacağı değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra, içerik üreticilerinin SERP’te organik sonuçlar arasında üst sıralarda yer almak için uyguladıkları SEO stratejileri de yapay zekâ sohbet asistanları açısından işlevsiz kalmaktadır. İçerik üreticilerinin bu duruma çözüm olarak Üretken Motor Optimizasyonu (Generative Engine Optimization - GEO [81]) stratejileri geliştirmeleri ise yapay zekâ sohbet asistanlarının arama 81 GEO, yapay zekâ sohbet asistanlarında web içeriklerinin görünürlüğünü en üst düzeye çıkarmak için mevcut bir kaynak web sitesini girdi olarak alan ve bu içeriğin sunum biçimini, metin stilini ve yapısını

Sayfa 67

motorlarından ayrı bir mecra olduğunu açıkça göstermektedir. Her ne kadar Bulgu-4’te “Satış hunisinin üst kısmındaki trafik hacmi çökmüş olmakla birlikte, ayakta kalan trafiğin kalitesi önemli ölçüde daha yüksektir; bu da geleneksel arama motoru optimizasyonundan (SEO) üretken motor optimizasyonuna (Generative Engine Optimization-GEO) stratejik bir geçişi gerektirmektedir.” ifadelerine yer verilse de bu değerlendirme arama motorları ile yapay zekâ sohbet asistanları arasındaki ayrımın ortadan kalktığını göstermemekte; aksine GOOGLE’ın kendi arama hizmetine yapay zekâ temelli özellikleri entegre etmesiyle birlikte, geleneksel arama hizmetlerinin de üretken yapay zekâ hizmetlerine özgü bazı işlevleri bünyesine almaya başladığına işaret etmektedir.

(151) Arama motorları ve yapay zekâ sohbet asistanlarının içerik üreticileri açısından ikame ilişkisini etkileyen bir diğer husus ise, çevrim içi reklamcılık sektörünün mevcudiyetidir. Çevrim İçi Reklamcılık Sektör İncelemesi Nihai Raporu’nda çevrim içi reklamcılık türleri arasında ilk sırda sayılan arama bazlı reklamcılık, tüketicilerin yaptıkları arama sorgusunda yer alan anahtar kelimelere reklamverenlerce teklif verilmiş olması hâlinde arama motoru tarafından, ilgili aramaya yönelik organik sonuçların üstünde veya altında yayımlanan metin reklamlarını ifade etmektedir [82]. İçerik üreticileri tarafından gerçekleştirilen arama bazlı reklamcılık faaliyetlerinin temel amacı internet sitelerine trafik çekmek ve dolayısıyla gelir elde etmektir. Bu itibarla arama motorları, içerik üreticileri bakımından hem organik hem de ücretli olmak üzere iki farklı kanaldan trafik ve gelir sağlayabilen bir mecra niteliği taşımaktadır.

(152) Yapay zekâ sohbet asistanları bakımından ise böyle bir reklamcılık altyapısının mevcudiyetinden bahsetmek şu aşamada mümkün görünmemektedir. Yapay zekâ sohbet asistanları, tüketici sorgusuna karşılık tek ve bütünleşik bir metin yanıtı üretmekte olup bu yanıt içerisinde arama motorlarındaki anahtar kelime bazlı reklam yerleşimine benzer, yerleşik ve yaygınlaşmış bir reklam modeli bulunmamaktadır [83]. Dolayısıyla içerik üreticilerinin yapay zekâ sohbet asistanları üzerinden gelen ücretli bir trafik veya gelir kanalına erişimleri oldukça sınırlıdır. Bu çerçevede yapay zekâ sohbet asistanlarının içerik üreticileri açısından mevcut gelir modelini ikame edebilecek bir alternatif oluşturmaktan uzak olduğu değerlendirilmektedir. Bu husus, yapay zekâ sohbet asistanlarının reklam tabanlı gelir modelleri geliştirmesi hâlinde yeniden değerlendirilmesi gereken, dinamik bir nitelik arz etmektedir [84].

(153) Yukarıda yer verilen hususlar çerçevesinde, arama motorları ile yapay zekâ sohbet asistanlarının hem tüketiciler hem de içerik üreticileri açısından birbirinden farklı işlevleri yerine getirmesine bağlı olarak, birbirine ikame olmadığı değerlendirilmektedir.

(154) Son olarak GOOGLE’ın arama motoru ile Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu arasındaki ilişki de ikame analizi bakımından incelenmelidir. Dosya kapsamında yapay zekâ algoritmalarına uygun olarak kalibre eden optimizasyon sistemidir (AGGARWAL, P. vd. (2024), "GEO: Generative Engine Optimization, KDD 2024-Proceedings of the 30th ACM SIGKDD Conference on Knowledge Discovery and Data Mining", s.6).

82 Rekabet Kurumu (2025), Çevrim İçi Reklamcılık Sektör İncelemesi Nihai Raporu, s.45-56

83 PERPLEXITY, 2024 yılında sponsorlu yerleştirmeleri test etmeye başlamıştı. Ancak, etiketlenmiş reklamların güvenilirliği zedeleyebileceğini belirterek bu uygulamadan vazgeçmiştir. Bkz. https://searchengineland.com/perplexity-stops-testing-advertising-469452 Erişim Tarihi: 21.09.2026

[84] OPENAI tarafından ChatGPT üzerinde reklam gösterim denemeleri başlatılmıştır (Bkz. https://openai.com/tr-TR/index/testing-ads-in-chatgpt/). Ancak söz konusu uygulamanın yapay zekâ sohbet asistanları için henüz yerleşik hâle gelmemiş ve yalnızca OPENAI tarafından sunulan bir hizmet özelliği olması sebebiyle ikame ilişkisi analizini önaraştırma süresi içinde etkilemediği değerlendirilmiştir.

Sayfa 68

elde edilen bilgi ve bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun birbirinden farklı sunuluş biçimlerine sahip olmakla birlikte, yapay zekâ temelli bilgi sunumu bakımından birbirine yakınsayan bir hizmet yapısı oluşturduğu görülmektedir. Yapay Zekâ Önizlemeleri, geleneksel arama sonuçları içerisinde farklı kaynaklardan elde edilen bilgileri yapay zekâ aracılığıyla derleyerek ve sentezleyerek kullanıcıya doğrudan yanıt sunarken, Yapay Zekâ Modu bu yaklaşımı daha ileri taşıyarak daha uzun ve karmaşık sorguların işlenmesine, takip sorularıyla etkileşimin sürdürülmesine ve bir sorgunun farklı alt konulara ayrılarak eş zamanlı olarak araştırılmasına imkân sağlamaktadır. GOOGLE da Yapay Zekâ Modu’nu, geleneksel arama motoru ile yapay zekâ sohbet asistanları arasındaki boşluğu kapatan ve geleneksel aramadan daha kapsamlı bir araştırma deneyimi sunan bir hizmet olarak tanımlamaktadır [85].

(155) Söz konusu farklılaşma, yalnızca kullanıcı arayüzü veya sunum biçimiyle sınırlı olmayıp bilginin elde edilmesi, işlenmesi ve kullanıcıya sunulması bakımından da ortaya çıkmaktadır. Nitekim Yapay Zekâ Modu’nun “query fan-out” yaklaşımı kapsamında tek bir sorguyu birden fazla alt sorguya ayırarak farklı kaynaklarda eş zamanlı aramalar gerçekleştirdiği ve elde edilen sonuçları tek bir yanıt içerisinde birleştirdiği GOOGLE tarafından açıklanmaktadır [86]. Yakın zamanda yayımlanan başka bir çalışmada da Yapay Zekâ Modu tarafından sunulan bağlantıların GOOGLE’ın geleneksel arama sonuçlarının ilk sıralarıyla tam olarak örtüşmediği; Yapay Zekâ Modu’nun farklı kaynak ve URL’lere başvuran bir bilgi toplama mekanizması kullandığı tespit edilmiştir [87].

(156) Kullanıcı perspektifinden de söz konusu ayrışma önem taşımaktadır. Geleneksel aramada kullanıcı, sorgusunu yönelttikten sonra sonuçlar arasından seçim yaparak bilgiye ulaşırken, yapay zekâ temelli deneyimde bilgiye erişim sürecinin önemli bir bölümü platform tarafından gerçekleştirilmekte ve kullanıcıya doğrudan sentezlenmiş bir yanıt sunulmaktadır.

(157) Bu farklılaşmanın kullanıcı davranışlarına da yansıdığı görülmektedir. Pew Research Center tarafından 68.879 GOOGLE aramasının incelendiği çalışmada [88], Yapay Zekâ Önizlemeleri gösterilen aramalarda kullanıcıların sonuç sayfasından herhangi bir bağlantıya tıklamadan oturumu sonlandırma oranının, yalnızca geleneksel arama sonuçlarının gösterildiği sayfalara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca Yapay Zekâ Önizlemeleri’ne ilişkin sonuçların büyük ölçüde birden fazla kaynaktan oluşturulduğu ortaya konulmuştur. Bu durum, yapay zekâ temelli arama deneyiminin kullanıcıyı yalnızca internet üzerindeki bağlantılara yönlendiren geleneksel arama modelinden, bilginin platform içerisinde işlenerek doğrudan kullanıcıya sunulduğu bir modele doğru kaydırabildiğine işaret etmektedir.

(158) Bu çerçevede, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu ile geleneksel Google Arama hizmetinin, birbirlerine yakınsayan özellikler taşımalarına rağmen, gerçekleştirdikleri objektif işlevler ve kullanıcıya sundukları hizmet bakımından ayrıştıkları değerlendirilebilecektir. Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin SERP içerisinde

[85] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/ai-mode-us-insights/, Erişim Tarihi:22.09.2026.

[86] Bkz. https://blog.google/products-and-platforms/products/search/google-search-ai-mode-update/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[87] Bkz. https://www.semrush.com/blog/ai-mode-comparison-study/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[88] Bkz. https://www.pewresearch.org/short-reads/2025/07/22/google-users-are-less-likely-to-click-on- links-when-an-ai-summary-appears-in-the-results/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 69

sunulması ve Yapay Zekâ Modu’nun Google Arama ile teknik ve arayüz düzeyinde bütünleşmiş olması, tek başına söz konusu hizmetlerin Google Arama’nın geleneksel işlevleriyle özdeş olduğu sonucunu doğurmamaktadır.

(159) Her ne kadar GOOGLE, Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin genel arama hizmeti içerisinde sunulan bir özellik olduğunu ifade ediyor olsa da söz konusu özelliğin geleneksel arama sonuçlarından işlevsel olarak farklılaştığı değerlendirilmektedir. Nitekim Bulgu- 1’de yer alan yazışmalarda, Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin devreye alınmasının mevcut SERP yapısındaki arama reklamları ile organik sonuçların yerleşimini değiştirebileceği ve geçmişte uygulanan telafi tedbirlerinin etkinliği bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu husus, Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin geleneksel organik arama sonuçlarıyla tamamen özdeş bir yapı olmadığını ve SERP üzerinde farklı bir işlevsel katman oluşturduğunu göstermesi bakımından dikkate alınabilecektir. Dolayısıyla, Yapay Zekâ Önizlemeleri’nin GOOGLE tarafından genel arama hizmetinin bir parçası olarak nitelendirilmesi, söz konusu özelliğin geleneksel genel arama sonuçlarından işlevsel ve kullanıcı deneyimi bakımından farklı bir hizmet unsuru olarak değerlendirilmesine engel teşkil etmemektedir.

(160) Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun geleneksel genel arama hizmetinden farklı bir ürün/hizmet olarak değerlendirilmesini destekleyen bir diğer husus, kullanıcıya sunulan sonuçların ve kullanıcı etkileşim biçiminin geleneksel arama sonuçlarından önemli ölçüde farklılaşmasıdır. Nitekim 141.507 Yapay Zekâ Modu yanıtının incelendiği bir çalışmada, Yapay Zekâ Modu yanıtlarında yer alan URL’lerin yalnızca %32’sinin GOOGLE’ın geleneksel organik arama sonuçlarındaki ilk 10 URL ile örtüştüğü; aynı sorgunun üç kez tekrarlanması hâlinde ise sonuçların yalnızca %9,2 oranında örtüştüğü belirtilmektedir. Bu bulgular, Yapay Zekâ Modu’nda kullanıcıya sunulan sonuçların geleneksel aramadaki sıralama ve sonuç setinden önemli ölçüde farklılaşabildiğine ve dolayısıyla Yapay Zekâ Modu’nun yalnızca geleneksel arama sonuçlarının farklı bir sunum biçimi olarak değerlendirilmesinin yeterli olmayabileceğine işaret etmektedir [89].

(161) Bunun yanında, Yapay Zekâ Modu ile geleneksel arama arasındaki farklılaşmanın yalnızca sonuçların içeriği ve sıralanmasıyla sınırlı olmadığı, kullanıcıların hizmeti kullanım biçimine de yansıdığı görülmektedir. Söz konusu çalışmada Yapay Zekâ Modu oturumlarının ortalama 11 dakika sürdüğü, geleneksel arama oturumlarının ise yaklaşık 2-3 dakika ile sınırlı kaldığı; ayrıca işlem niteliğindeki sorgularda kullanıcıların birden fazla seçeneği değerlendirmeye yöneldiği belirtilmektedir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Yapay Zekâ Modu’nun kullanıcının tek bir sorguya karşılık ilgili internet sayfasını bulmasına yönelik geleneksel arama işlevinden farklı olarak, daha uzun süreli, etkileşimli ve alternatiflerin birlikte değerlendirilmesine dayalı bir bilgi edinme ve karar destek deneyimi sunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Yapay Zekâ Modu’nun, geleneksel genel arama hizmetinden işlevsel olarak farklılaşan bir ürün/hizmet olarak ele alınmasını destekleyen önemli emarelerin bulunduğu değerlendirilmektedir.

(162) Bu nedenle, ikame ilişkisi değerlendirmesinde Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun Google Arama içerisindeki teknik konumundan ziyade, kullanıcıya sundukları işlevler ve gerçekleştirdikleri bilgi işleme faaliyetlerinin dikkate alınması

[89] Bkz. https://www.quantumrun.com/consulting/ai-mode/, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 70

gerektiği; buradan hareketle hizmet yahut sunulan özellik temelli bir pazar tanımının da yapılabileceği değerlendirilmektedir.

(163) Böylece geniş anlamda GOOGLE’ın faaliyetlerini temel alan “genel arama hizmetleri pazarı” yanında, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’na özgü daha dar bir “yapay zekâ destekli arama hizmetleri pazarı” tanımının da yapılabileceği, dolayısıyla işbu dosya kapsamında GOOGLE tarafından sunulan hizmetlere yönelik olarak birbirinden farklı birden fazla pazar tanımlanabileceği değerlendirilmektedir. Ancak varılacak sonucu değiştirmemesi sebebiyle net bir pazar tanımı yapılmaksızın dosya konusu iddialara ilişkin olarak geçmiş Kurul kararlarına da paralel olacak şekilde en geniş anlamda “genel arama hizmetleri pazarı” bakımından ilgili analizler gerçekleştirilerek değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte, dosya kapsamında tanımlanmasına ihtiyaç görülmemesine karşın GOOGLE’ın varsayımsal olarak en dar pazar olan “yapay zekâ destekli arama hizmetleri” pazarındaki konumu da hâkim durum değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.

H.4.3. İlgili Coğrafi Pazar

(164) İlgili coğrafi pazar, rekabet koşullarının yeterli derecede homojen olduğu coğrafi alan olarak ifade edilebilir. Bu pazarların belirlenmesinde; teşebbüslerin ürünlerin ve hizmetlerin arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri bölgeler baz alınmakla birlikte, rekabet koşullarının ilgili bölge içinde homojen olması ile bu koşulların komşu bölgelerden kolayca ayrılabilirliği sağlayacak ölçüde ve hissedilir derecede farklı olması aranmaktadır.

(165) Dosya kapsamında incelenen ilgili ürün pazarları ve eylemlerin coğrafi bölgelere göre farklılık göstermemesi nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir

I. Değerlendirme

I.1. Hâkim Durum Değerlendirmesi

(166) Rekabet hukuku analizlerinde belirli bir piyasada pazar gücünün tespitinde kullanılan en önemli gösterge, incelenen teşebbüsün ve rakiplerinin pazar paylarıdır. Bu bağlamda, belirli düzeydeki pazar paylarının hâkim duruma işaret ettiği kabul edilmektedir. Örneğin, ABAD’ın hâkim durum değerlendirmeleri açısından temel taşı olarak görülen Hoffman-La Roche kararında da istisnai durumlar haricinde süregelen çok yüksek pazar paylarının bir hâkim durumun varlığına delil teşkil ettiği belirtilmiştir [90]. Mahkeme Hoffman-La Roche kararında bahsettiği “yüksek pazar payları” ifadesini AKZO kararında somutlaştırmış ve %50’nin üzerindeki pazar paylarının aksi ispat edilmediği takdirde teşebbüsün ilgili ürün pazarında hâkim durumda olduğunu gösterdiğini belirtmiştir [91]. Genel Mahkeme, pazar paylarına ilişkin değerlendirmeyi Hilti kararında derinleştirmiş ve teşebbüsün %70-80 bandındaki pazar payının kendi başına teşebbüsün hâkim durumda olduğunun açık bir göstergesi olduğu değerlendirmesini yapmıştır [92].

(167) Benzer şekilde, Hâkim Durum Kılavuzu’nda, aksini gösterecek bir durum söz konusu değilse, Kurulun yerleşik uygulamasında %40’ın altında pazar payına sahip olan teşebbüslerin hâkim durumda olması ihtimalinin düşük olduğu kabul edilmekte, bu düzeyin üzerinde pazar payına sahip olan teşebbüsler bakımından ise daha detaylı bir 90 Hoffman-La Roche 1979 ECR 461 para. 39-41.

91 Dava C-62/86, AKZO Chemie BV v. Commission [1991] ECR I-3359, para. 60.

92 Hilti CFI Dec. 12, 1991, 1991 ECR II-1439, para.92.

Sayfa 71

incelemeye gidilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, incelenen pazarın özellikleri de dikkate alınarak %40’ın altında pazar payına sahip olan bir teşebbüsün de hâkim durumda olabileceği Kurul tarafından kabul edilmektedir.

(168) Bu bağlamda, Türkiye’de genel arama motorlarının pazar paylarının yer verildiği aşağıdaki tablodan görüleceği üzere, kullanıcı verilerine göre GOOGLE’ın pazar payı son üç yıldır %94’ün altına düşmemiştir. Ayrıca GOOGLE, işaret edilen güçlü konumunu pazarda uzun süredir devam ettirmektedir. Bunun yanı sıra Android işletim sistemi kullanılan mobil telefonlarda varsayılan olarak bulunması ve internet kullanımında mobil platformun giderek daha fazla tercih edilmesi göz önünde bulundurulduğunda GOOGLE’ın sahip olduğu pazar gücünün kısa dönemde değişiklik göstermeyeceği değerlendirilmektedir. Aşağıda GOOGLE’ın ve rakiplerinin arama hizmetleri pazarında 2023-2025 arası dönemde hem işletim sistemi hem de cihaz türü kırılımında hesaplanan pazar paylarına ilişkin tablolar yer almaktadır:

Tablo 3: GOOGLE ve Rakiplerinin İşletim Sistemi Bazında Pazar Payları (Türkiye)

Genel Arama Hizmetleri Pazar Payları (%)

Genel Arama

Motoru 2023 2024 2025

Android iOS Android iOS Android iOS

GOOGLE98,2798,3397,0098,0096,5097,40
YANDEX1,441,462,301,903,202,40
BING0,160,070,170,060,10< 0,10
DUCKDUCKGO0,060,050,060,04< 0,10< 0,10
YAHOO0,030,040,030,03< 0,10< 0,10
Diğer0,010,010,010,01< 0,10< 0,10

Kaynak: Cloudflare Radar Yıllık Raporları [93].

Tablo 4: GOOGLE ve Rakiplerinin Cihaz Bazında Pazar Payları (Türkiye)

Genel Arama Hizmetleri Pazar Payları (%)

Genel Arama

Motoru 2023 2024 2025

Mobil Masaüstü Mobil Masaüstü Mobil Masaüstü

GOOGLE98,2594,1498,0093,0096,890,80
YANDEX1,483,922,204,402,95,50
BING0,140,690,141,100,101,80
DUCKDUCKGO0,060,180,060,17< 0,10-
YAHOO0,040,970,040,84< 0,100,90
Diğer0,010,070,010,06< 0,1010

Kaynak: Cloudflare Radar Yıllık Raporları [94].

(169) İşletim sistemi bazlı veriler incelendiğinde, GOOGLE'ın iOS'taki payının Android'deki payına kıyasla %1 daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu bulgu, iOS tarafında işletim sistemi sahibi ile GOOGLE arasındaki varsayılan arama motoru anlaşmasının kilitleme etkisinin güçlü şekilde sürdüğü şeklinde yorumlanabilmektedir.

(170) Cihaz bazlı veriler incelendiğinde ise mobil ve masaüstü segmentleri arasında kilitleme etkisinin farklılaştığı ortaya koyulmaktadır. 2025 yılı için GOOGLE'ın masaüstündeki 93 2025 ve 2024 için yıllık raporlardan veri derlenmiştir. 2023 yılı için yıllık raporda ilgili veri yer almadığından dolayı her bir çeyrek döneme özgü ayrı şekilde hazırlanan raporlardan ortalama alınarak veriler derlenmiştir. Bkz. https://radar.cloudflare.com/reports, Erişim Tarihi: 22.09.2026

94 A.g.k.

Sayfa 72

payı ile mobildeki payı arasında %6’lık bir fark mevcuttur. Bu bulgu, mobil cihaz seviyesinde belirlenen varsayılan arama motoru ayarlarının kullanıcı davranışı üzerinde masaüstüne kıyasla daha güçlü bir kilitleme etkisi yarattığı yönünde değerlendirilebilmektedir.

(171) Hâkim durum değerlendirmesi kapsamında teşebbüsün pazardaki konumunu yanı sıra rakiplerinin pazar payları ve bu paylar arasındaki oran da önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Pazardaki tek anlamlı büyüme trendi YANDEX'te gözlenmektedir. YANDEX'in payı Android'de %1,44'ten %3,2'ye; masaüstünde ise %3,92'den %5,5'e yükselmiştir. Buna karşılık BING, DUCKDUCKGO ve YAHOO'nun payları incelenen dönemde büyük ölçüde durağan kalmış, bazı kategorilerde ise gerilemiştir. Bu durum, Türkiye pazarında GOOGLE'a yönelik rekabetçi baskının sınırlı bir ölçüde ancak YANDEX kaynaklı olduğuna işaret etmektedir.

(172) Bununla beraber, Türkiye'de arama hizmetleri pazarında son bir yıl içinde gerçekleştirilen toplam sorgu sayısı ve toplam ziyaret edilen internet sitesi sayısı bakımından en yüksek pazar payına sahip üç teşebbüsün pazar paylarına ilişkin oluşturulan tablolar aşağıda yer almaktadır:

Tablo 5: GOOGLE, BING ve YANDEX'in Sorgu Sayısı Bakımından Hesaplanan Pazar Payları (Türkiye)

Sorgu Sayısı

İlgili Mobil Masaüstü

Dönem

GOOGLEBINGYANDEXGOOGLEBINGYANDEX
2025/1(.....)-(.....)(.....)-(.....)
2025/2(.....)-(.....)(.....)-(.....)
2025/3(.....)-(.....)(.....)-(.....)
2025/4(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/5(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/6(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/7(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/8(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/9(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/10(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/11(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/12(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/01(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/02(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/03(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/04(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/05(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/06(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/07(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/08(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)

Kaynak: Raportörler Tarafından Teşebbüslerden Gelen Cevabi Yazılardan Derlenmiştir.

(173) Yukarıda yer alan tablodan da görüldüğü üzere GOOGLE’ın gerçekleştirilen sorgu sayısı bakımından mobil cihazlardaki payı %(.....) bandında istikrarlı bir yapı sergilemektedir. Masaüstünde de GOOGLE’ın pazarın %(.....) elinde tuttuğu görülmekle birlikte diğer iki rakibin masaüstü paylarının mobile göre yüksek olması,

Sayfa 73

yukarıda da ifade edildiği gibi varsayılan ayarlarının kullanıcı tarafındaki kullanım alışkanlıklarını etkilemesi adına önemli bir göstergedir.

Tablo 6: GOOGLE, BING ve YANDEX'in Ziyaret Edilen İnternet Sitesi Sayısı Bakımından Hesaplanan
İlgili DönemMobilMasaüstü
GOOGLEBINGYANDEXGOOGLEBINGYANDEX
2025/1(.....)-(.....)(.....)-(.....)
2025/2(.....)-(.....)(.....)-(.....)
2025/3(.....)-(.....)(.....)-(.....)
2025/4(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/5(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/6(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/7(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/8(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/9(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/10(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/11(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/12(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/01(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/02(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/03(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/04(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/05(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/06(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/07(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/08(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)(.....)

Pazar Payları (Türkiye)

Ziyaret Edilen İnternet Sitesi Sayısı

Kaynak: Raportörler Tarafından Teşebbüslerden Gelen Cevabi Yazılardan Derlenmiştir.

(174) Ziyaret edilen internet sitesi bakımından pazar paylarına bakıldığında ise GOOGLE açısından tablo değişmemekle birlikte sorgu sayısı bakımından 2026/8 dönemi için pazar payları birbirine yaklaşan BING ve YANDEX açısından durumun faklı olduğu, BING’in masaüstü payının YANDEX’e göre (.....) kat fazla olduğu değerlendirilmektedir. Bu durum ise Windows bilgisayarlarda varsayılan olarak ayarlanan Edge tarayıcısı üzerinden yapılan aramalarda BING’in site ziyaretlerinde yönlendirme trafiği oluşturmuş olabileceği şeklinde yorumlanabilmektedir.

(175) Öte yandan kısa inovasyon döngüleri ile karakterize edilmiş hızlı büyüyen pazarlarda, pazar paylarının kısa ömürlü olacağı ve tek başına hâkim duruma işaret etmeyeceği ifade edilmektedir [95]. Özellikle dinamik çevrim içi pazarlarda, hâkim durum analizinin tek başına pazar payı gibi niceliksel bir ölçüte dayanmaması gerektiği yönünde değerlendirmeler mevcut olmakla birlikte, bu pazar paylarının uzun süre muhafaza edilebiliyorsa esas alınabileceği belirtilmektedir [96]. Komisyonun France Telecom kararına göre de uzun dönem boyunca pazarın istikrarını koruması, yine hâkim

[95] Dava T-79/12, Cisco Systems, Inc. and Messagenet SpA v Commission, 2013, para. 69.

96 Gönenç GÜRKAYNAK, Derya DURLU GÜRZUMAR, İnternetin Ezber Bozan Ortamında ve Yenilikçi Dijital Pazarlarda Rekabet Hukuku Eğilimleri, Rekabet Dergisi, 2015, 16(2): 43-111, s. 55.

Sayfa 74

durumun varlığına işaret etmektedir [97]. Bu kapsamda dinamik niteliği haiz çevrim içi bir pazar olan genel arama motoru hizmetleri pazarında dahi GOOGLE’ın pazar gücünün uzun yıllardır istikrarını koruyabildiği ve pazarda GOOGLE’ın karşısına rekabetçi baskı kuracak bir oyuncunun çıkamadığı söylenebilecektir. Ayrıca GOOGLE’ın birden fazla ve birbiriyle ilişkili pazarlarda faaliyet göstermesinin pazardaki konumunu güçlendirdiği de değerlendirilmektedir.

(176) Bununla birlikte, GOOGLE’ın hâkim durumda olduğunun tespit edildiği geçmiş tarihli birçok kurul kararı bulunmaktadır. Kurulun 16.11.2016 tarihli ve 16-39/638-284 sayılı kararında “Gemius Ranking’ten edinilen bilgilere göre genel arama motoru hizmeti açısından 2016 Ekim, 2015 Aralık ve 2014 Aralık ayları itibariyle GOOGLE’ın pazar payı sırasıyla %94, %91 ve %95’tir.” ifadelerine yer verilerek GOOGLE’ın internet aramalarında önemli pazar gücüne sahip olduğu değerlendirmesinde bulunulmuştur. Benzer şekilde Kurulun hem Google Yerel Arama [98] hem de Google Adwords [99] kararlarında da GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarında hâkim durumda olduğu ve genel arama motorlarının Türkiye’deki kullanım oranlarına göre pazar payının 2013 ve 2019 yılları arasında %90’ın üzerinde seyrettiği tespit edilmiştir. Yine Arama Özellikleri kararında 2016-2023 yılları bakımından GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarında hâkim durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır [100].

(177) İlaveten, Komisyonun Google Shopping kararında [101], 31 AB ülkesinin tümünde GOOGLE’ın genel internet arama pazarında 2008’den [102] bu yana hâkim durumda olduğuna ve tüm Avrupa Ekonomik Bölgesindeki (EEA) pazar payının %90’ın üzerinde olduğuna hükmedilmiştir.

(178) Genel arama hizmetleri pazarında faaliyet gösteren arama motorlarının küresel pazar payları incelendiğinde ise Türkiye pazarına benzer sonuçlar olduğu görülmektedir:

[97] Dava T-340/03, France Telecom v Commission, 2007, para. 107-108.

98 Kurulun 08.04.2021 tarihli ve 21-20/248-105 sayılı kararı, para. 269.

99 Kurulun 12.11.2020 tarihli ve 20-49/675-295 sayılı kararı, para. 136.

100 Kurulun 04.07.2024 tarihli ve 24-28/682-283 sayılı kararı

[101] Google Search (Shopping), 2017, Case AT.39.740.

102 Sadece Çek Cumhuriyeti’nde 2011’den itibaren hâkim durumda olduğu tespitinde bulunulmuştur.

Sayfa 75

Tablo 7: GOOGLE ve Rakiplerinin İşletim Sistemi Bazında Pazar Payları (Küresel)

Genel Arama Hizmetleri Pazar Payları (%)

Genel Arama

Motoru 2023 2024 2025

Android iOS Android iOS Android iOS

GOOGLE92,6792,5490,0091,0092,9092,90
YANDEX2,881,513,502,002,201,40
BAIDU2,631,993,602,701,901,20
BING0,440,460,52-0,50
DUCKDUCKGO0,440,910,760,980,901,20
YAHOO0,090,57-1,10-1,10
Diğer0,881,981,402,101,602,20

Kaynak: Cloudflare Radar Yıllık Raporları.

Tablo 8: GOOGLE ve Rakiplerinin Cihaz Bazında Pazar Payları (Küresel)

Genel Arama Hizmetleri Pazar Payları (%)

Genel Arama

Motoru 2023 2024 2025

Mobil Masaüstü Mobil Masaüstü Mobil Masaüstü

GOOGLE 92,65 85,15 91,00 83,00 92,9 79,5

YANDEX 2,53 3,26 3,00 3,30 1,90 2,30

BAIDU 103

2,460,593,40-1,70-
BING0,457,000,528,300,5010,80
DUCKDUCKGO0,561,250,821,301,001,70
YAHOO0,221,71-1,70-2,10
Diğer1,101,021,802,402,003,60

Kaynak: Cloudflare Radar Yıllık Raporları.

(179) Yukarıdaki tablodan GOOGLE arama motorunun küresel pazar payının %80’in üzerinde olduğu, YANDEX, YAHOO ve BING gibi arama motorlarının ise pazar paylarının hem yıllar içinde önemli ölçüde değişiklik gösteremediği hem de GOOGLE arama motoruna kıyasla çok düşük seviyelerde kaldığı görülmektedir. Ancak Türkiye verileriyle karşılaştırıldığında aradaki %5-8’lik fark, Türkiye pazarının küresel ortalamaya göre GOOGLE açısından daha da konsantre bir yapı sergilediğine işaret etmektedir.

(180) Bununla birlikte, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun sunduğu işlevlerin geleneksel genel arama hizmetlerinden belirli ölçüde farklılaşması dikkate alınarak, varsayımsal olarak tanımlanabilecek “yapay zekâ destekli arama hizmetleri pazarı” bakımından da GOOGLE ve YANDEX’in söz konusu özelliklerindeki kullanım oranlarının ayrıca incelenmesi uygun görülmüştür [104]. Bu çerçevede, aşağıda yer alan tablolarda yapay zekâ özelliklerinin kullanımına ilişkin veriler, sayısal ve oransal olarak sunulmaktadır:

103 Küresel tabloda BAIDU'nun görünürlüğü Çin’in küresel toplamlara etkisini yansıtmaktadır. Türkiye tablosunda ise BAIDU hiç yer almamaktadır.

104 MICROSOFT ilgili analize konu edilecek bir veri sağlayamadığından hesaplamaya dâhil edilmemiştir.

Sayfa 76

Tablo 9: GOOGLE ve YANDEX’in Yapay Zekâ Özelliklerinin Kullanımı (Sayısal)

"Cevabı Genişletme" Butonuna ya da "Daha

Gösterilme Sayısı

DÖNEM Fazla Göster" Butonuna Tıklanma Sayısı

GOOGLE YANDEX GOOGLE YANDEX

2025/01-(.....)-(.....)
2025/02-(.....)-(.....)
2025/03-(.....)-(.....)
2025/04-(.....)-(.....)
2025/05-(.....)-(.....)
2025/06-(.....)-(.....)
2025/07-(.....)-(.....)
2025/08-(.....)-(.....)
2025/09-(.....)-(.....)
2025/10-(.....)-(.....)
2025/11-(.....)-(.....)
2025/12-(.....)-(.....)
2026/01-(.....)-(.....)
2026/02(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/03(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/04(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/05(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/06(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/07(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/08(.....)(.....)(.....)(.....)

Kaynak: Raportörler Tarafından Teşebbüslerden Gelen Cevabi Yazılardan Derlenmiştir.

Tablo 10: GOOGLE ve YANDEX’in Yapay Zekâ Özelliklerinin Kullanımı (Oransal)

"Cevabı Genişletme" Butonuna ya da "Daha

Gösterilme Sayısı

DÖNEM Fazla Göster" Butonuna Tıklanma Sayısı (%)

GOOGLE YANDEX GOOGLE YANDEX

2025/01(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/02(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/03(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/04(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/05(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/06(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/07(.....)(.....)(.....)(.....)

Sayfa 77

2025/08(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/09(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/10(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/11(.....)(.....)(.....)(.....)
2025/12(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/01(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/02(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/03(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/04(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/05(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/06(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/07(.....)(.....)(.....)(.....)
2026/08(.....)(.....)(.....)(.....)

Kaynak: Raportörler Tarafından Teşebbüslerden Gelen Cevabi Yazılardan Derlenmiştir.

(181) Yukarıda yer alan tablolardan da görüleceği üzere, “yapay zekâ destekli arama hizmetleri pazarı” varsayımı altında gerçekleştirilen değerlendirmede de GOOGLE’ın söz konusu pazardaki kullanım oranının -pazara giriş yaptığı dönemden itibaren- yüksek seviyede olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, genel arama hizmetleri pazarından daha dar bir pazar tanımının esas alınması hâlinde dahi GOOGLE’ın pazar konumuna ilişkin temel değerlendirmenin bu aşamada değişmeyeceği anlaşılmaktadır.

Pazara Giriş ve Pazarda Büyüme Engelleri

(182) Pazar payı dışında hâkim durum değerlendirmesinde göz önünde bulundurulması gereken bir başka husus, pazara yeni teşebbüslerin girmesinin ya da pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin büyümesinin önünde engeller bulunup bulunmadığının tespitidir. Potansiyel rakiplerin pazara erişiminin ya da fiili rakiplerin pazardaki genişlemesinin önünde engeller olabilmektedir. Önemli miktarda sermaye yatırımları, müşteri çekmek için ek maliyet gerektiren şebeke dışsallıkları, ölçek ekonomileri ya da fiili giriş engelleri bu kapsamda değerlendirilmektedir.

(183) Genel arama hizmeti bakımından değerlendirildiğinde, daha en başta fonksiyonel olarak çalışabilecek rakip bir genel arama motorunun kurulmasının, zaman ve sermaye açısından önemli yatırımlar gerektirdiği bilinmektedir. Genel arama hizmetleri pazarına giriş için bir algoritma geliştirilmesi ve bunun sürdürülmesi oldukça yüksek sabit maliyetler gerektirmektedir. Bu sabit maliyetin iki önemli kaynağı olarak; arama faaliyetinin ve reklamcılık araçlarının kalitesinin korunması ile sürekli olarak geliştirilmesi için araştırma ve geliştirmeye yapılan önemli harcamalar ile kullanıcı talebine duyarlı bir arama motoru işletilebilmesi için arama motorlarının ciddi bir sunucu altyapısı ile kurulması ve işletilmesi gösterilmektedir. Ayrıca personel ve ekipmana yapılacak yatırım da bunun diğer önemli boyutunu oluşturmaktadır. Son olarak genel arama hizmeti, niteliği itibarıyla sürekli yatırım yapılmasını gerektirmekte ve pazara yeni giren teşebbüsün bunu gerçekleştirebilecek seviyede finansal kaynağa sahip olması beklenmektedir.

(184) Yatırım maliyetleri ile bağlantılı olarak gerekli diğer bir unsur, zengin bir arama verisi havuzuna sahip olmaktır. Bahsedildiği üzere, genel arama hizmetleri pazarındaki rekabet, arama kalitesine dayanmaktadır. Bu sebeple, sorguyla alakalı sonuçlar sunmak teşebbüsün ticari başarısı açısından kritik değer taşımaktadır. Böylelikle, genel arama hizmeti sunan teşebbüsün rekabet edebilmek için belirli bir sorgu hacmine

Sayfa 78

sahip olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, genel arama hizmeti sunan teşebbüsler, sorgu sayısı arttıkça kullanıcı tercihlerini tespit ederek alaka düzeyini güncelleme ve geliştirme imkânı elde etmektedir. Ayrıca uzun kuyruk arama kelimeleri (long tail keyword) için bunun önemi daha da fazladır. GOOGLE’ın elinde bulundurduğu veri itibarıyla bu alanda bir monopol olduğu [105] bilinmektedir [106]. Büyük veriye sahip olmak; GOOGLE’a, geçmiş kullanıcı davranışlarından yararlanarak ilgili algoritmayı zamanında güncelleme ve daha alakalı sonuçlar üretme imkânı sunmaktadır. Bu hizmet kalitesindeki artış, GOOGLE’a daha fazla kullanıcı ilgisini çekme ve böylelikle daha fazla veriye sahip olma ayrıcalığı tanımaktadır. İşte bu geri bildirim döngüsü, pazara giriş engeli yaratmakta ya da girdikten sonra pazardan pay almayı zorlaştırmaktadır [107].

(185) Üçüncü olarak genel arama hizmetleri ve çevrim içi arama reklamcılığı pazarlarının oluşturduğu çift taraflı yapı, olumlu bir diğer geri bildirim döngüsünü meydana getirmektedir. Genel arama hizmeti sunulan kullanıcı sayısı arttıkça, SERP’te gösterilen reklamın kullanıcıya ulaşma ve satışa dönüşme ihtimali artmaktadır. Ayrıca GOOGLE’ın sahip olduğu veri zenginliği, reklamverenlere, daha hedefe uygun ve kişileştirilmiş reklam sunma imkânı tanımakta ve böylelikle reklamverenin gözünde GOOGLE platformunu daha değerli kılmaktadır. Dolayısıyla daha çok reklamveren, genel arama hizmeti sunan teşebbüsün müşterisi olmak istemektedir. Arama motorlarının temel gelir kaynağının reklam gelirleri olduğu hatırlandığında, bu durum mevcut/potansiyel rakiplerin yatırımlarını finanse etmesini zorlaştırabilecek ve böylelikle yenilik yapma güdüsünü azaltabilecektir.

(186) Komisyonun Google Shopping kararının 301-304. paragraflarında, genel arama hizmetleri pazarında yeni faaliyete başlayan teşebbüslerin önemli bir pazar payına ulaşamadıkları belirtilmektedir. Bu teşebbüslerin birçoğunun, genel arama hizmeti sunmaya son verdikleri ya da GOOGLE’ın genel arama hizmeti ile rekabet etmeyen tamamlayıcı alanlara yöneldikleri ifade edilmektedir. İlgili paragraflarda ayrıca, 2010 yılında hizmet vermeye başlayan ve yalnızca İngilizce hizmet veren DUCKDUCKGO’nun [108] henüz pazardan kayda değer pay elde edemediği tespitine yer verilmiş ve GOOGLE karşısında YAHOO ve BING gibi büyük teşebbüslerin dahi rekabet etmekte zorlandığına değinilmiştir. Bu doğrultuda pazara yeni bir teşebbüsün girmesinin önünde ciddi engeller bulunduğu söylenebilmekle birlikte, mevcut teşebbüslerin dahi teknoloji ve sermaye birikimine sahip olmasına rağmen rekabetçi baskı oluşturamadığı açıkça görülmektedir.

(187) Son olarak, GOOGLE’ın sunmakta olduğu genel arama hizmeti de dâhil olmak üzere belirli uygulama ve hizmetlerinin, DMA kapsamında 06.09.2023 tarihinde Komisyon tarafından temel platform hizmetleri olarak tanımlanarak bu hizmetler bakımından GOOGLE’a geçit bekçisi (gatekeeper) statüsü verilmiştir [109]. DMA’ya göre bir teşebbüsün geçit bekçisi olarak belirlenebilmesi için; iç pazarda önemli etkiye sahip olması, ticari kullanıcıların son kullanıcılara ulaşabilmeleri için geçit görevi üstlenen bir

[105] Data Monopolists Like Google Are Threatening the Economy, bkz. https://hbr.org/2015/03/data- monopolists-like-GOOGLE-are-threatening-the-economy, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[106] Ayrıca bkz. https://www.accc.gov.au/publications/digital-platforms-inquiry-final-report, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[107] Bkz. https://www.accc.gov.au/publications/digital-platforms-inquiry-final-report, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

[108] DUCKDUCKGO kullanıcı verilerinin güvenliğine daha fazla önem vermesi, kullanıcı verilerini toplamaması ve veri satışı yapmaması yönleriyle diğer arama motorlarından farklıdır.

[109] Bkz. https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_23_4328, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 79

temel platform hizmeti sağlaması ile pazarda güçlü ve kalıcı bir pozisyon elde etmiş veya elde edebilecek durumda olması gerekmektedir. Söz konusu karar, yukarıda yer verilen ve GOOGLE’ın pazardaki GOOGLE’ın sahip olduğu pazar gücünün kısa dönemde değişiklik göstermeyeceği ve gücünü kalıcı bir şekilde sürdürmeye devam edeceği yönündeki tespitleri de doğrular niteliktedir.

(188) Özetle; genel arama hizmetlerinin çok taraflı platform olma özelliğinden kaynaklanan önemli şebeke etkileri ile kullanıcı alışkanlıkları, marka bilinirliği ve GOOGLE’ın sermaye büyüklüğü gibi hususlar da göz önüne alındığında, genel arama hizmetleri alanında pazara giriş engellerinin diğer pazarlara kıyasla daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.

Alıcıların Pazarlık Gücü

(189) Hâkim durum tespitinde incelenmesi gereken bir diğer husus alıcı gücüdür. İncelenen teşebbüsün müşterilerinin görece büyük olması, müşterilerin alternatif temin kaynakları hakkında yeterince bilgili olması ve makul bir süre içerisinde başka bir sağlayıcıya geçmek ya da kendi arzını yaratmak imkânına sahip olması; bu müşterilerin pazarlık gücüne, bir başka deyişle alıcı gücüne sahip olduğu anlamına gelmektedir.

(190) GOOGLE tarafından sunulan arama sonuçları, Yapay Zekâ Önizlemeleri, Yapay Zekâ Modu ve benzer nitelikteki ürünler; bir veya birkaç büyük alıcıya hitap etmemekte olup günlük olarak GOOGLE’da yapılan arama sayısı [110] milyarlar ile ifade edilmektedir. Dolayısıyla, tüketici kısmında herhangi bir alıcı gücünden bahsetmek mümkün görünmemektedir. Diğer yandan, kullanıcıların neredeyse tek kaynak olarak gördükleri GOOGLE tercihleri nedeniyle, GOOGLE aracılığıyla tüketiciye ulaşmak isteyen reklamveren veya içerik sağlayan taraflar da GOOGLE karşısında bir alıcı gücü elde edememektedir. Nihai olarak, pazarın bütün taraflarının taleplerinin, diğer tarafların talebini beslediği ve bunun da GOOGLE’ın gücünü daha da artırdığı bir yapı ortaya çıkmaktadır.

(191) Yukarıda yapılan tüm değerlendirme ve tespitler neticesinde GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarında hâkim durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

I.2. 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Kötüye Kullanmaya İlişkin Yapılan Değerlendirme

(192) Dosya kapsamında, genel arama hizmetleri pazarında faaliyet gösteren GOOGLE’ın sahip olduğu güçlü konumdan yararlanarak, SERP üzerinde Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’na yer vermek suretiyle kullanıcıların bilgiye erişim davranışını ve dolayısıyla ilgili haber yayıncılarına yönelen trafiği etkileyip etkilemediği, GOOGLE ile haber yayıncıları arasında akdedilen sözleşmelerde yer alan koşulların haksız sözleşme koşulu niteliğinde olup olmadığı ile haber yayıncılarının içeriklerinin Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak olarak seçilmesi ve yayıncılarla sözleşme yapılıp yapılmaması bakımından farklı uygulamalarda bulunulup bulunulmadığı incelenmektedir.

(193) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ilk fıkrasında, “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması” yasaklanmakta ve maddenin ikinci fıkrasında da beş bent hâlinde örnek niteliğinde kötüye kullanma hâlleri sayılmaktadır:

[110] Bkz. https://www.similarweb.com/tr/website/GOOGLE.com/#overview, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 80

“a) Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı

olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını

amaçlayan eylemler,

b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı

şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması,

c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya

aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin,

diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teshiri şartına bağlanması ya da

satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış

halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,

d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî

avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet

koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,

e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin

kısıtlanması.”

(194) Bu suretle, GOOGLE’ın Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu uygulamaları;

- Ayrımcı nitelikteki kötüye kullanma bakımından karşılaştırılabilir durumdaki

haber yayıncıları arasında kaynak seçimi ve sözleşme yapılması hususlarında

farklı muamelede bulunulup bulunulmadığı,

- Sömürücü nitelikteki kötüye kullanma bakımından; haber yayıncılarının

GOOGLE’ın yapay zekâ hizmetlerinde yer almasına ve içeriklerinin söz

konusu hizmetler kapsamında kullanılmasına ilişkin koşulların, bu hizmetlerde

yer almanın yayıncılar bakımından doğurduğu ekonomik sonuçların ve haber

yayıncılarıyla akdedilen sözleşmelerde öngörülen koşulların haksız nitelikte

olup olmadığı

yönünden değerlendirilmiştir.

(195) Bununla birlikte yukarıda yer verilen kötüye kullanma teorileri bakımından yapılacak değerlendirmelerde, söz konusu davranışların birbirinden tamamen bağımsız ve keskin biçimde ayrıştırılmasının gerekmediği; aynı olgu, uygulama veya ekonomik etkinin birden fazla kötüye kullanma teorisi bakımından önem arz edebileceği dikkate alınmıştır. Bir davranışın ağırlıklı olarak ortaya çıkardığı rekabet karşıtı endişenin niteliği esas alınmış, söz konusu davranış ilgili kötüye kullanma teorisi çerçevesinde değerlendirilmiş ancak aynı davranışın diğer kötüye kullanma biçimleri bakımından da sonuç doğurma veya bu yönde potansiyel taşıma ihtimali göz ardı edilmemiştir. Bu çerçevede; ayrımcı ve sömürücü nitelikteki kötüye kullanma teorileri bakımından yapılan değerlendirmelerde, her bir teorinin kendine özgü unsurları ve korumayı amaçladığı rekabetçi süreç esas alınmış; aynı zamanda bir başlık altında ortaya konulan olgusal ve ekonomik bulgular, gerekli olduğu ölçüde diğer başlıklar bakımından da dikkate alınmıştır.

(196) Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, aşağıda GOOGLE’ın söz konusu uygulamalarının her bir zarar teorisi bakımından ortaya çıkarabileceği etkiler ayrı ayrı değerlendirilecektir.

Sayfa 81

I.2.1. GOOGLE'ın Uygulamalarının Ayrımcı Kötüye Kullanma Kapsamında Değerlendirilmesi

(197) İşbu başlık altında yapılacak değerlendirmede; GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarında sahip olduğu güçlü konumu vasıtasıyla ayrımcı bir davranış gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu ele alınacak olup en temelde Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncılarının içeriklerinin kullanıcılara sunulma ve görünürlük kazanma koşulları ile GOOGLE tarafından haber yayıncılarıyla sözleşme yapılmasına ilişkin uygulamalar ayrı ayrı incelenecektir.

(198) Bu doğrultuda ilk olarak, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncıların içeriklerinin hangi kriterler doğrultusunda seçildiği, sıralandığı ve kullanıcıya sunulduğu; bu kriterlerin objektif, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir biçimde uygulanıp uygulanmadığı ele alınacaktır. Bu çerçevede, aynı veya benzer nitelikteki haber yayıncıların içeriklerinin farklı görünürlük düzeylerine tabi tutulmasına yol açabilecek kriterlerin bulunup bulunmadığı ile söz konusu kriterlerin yayıncılar arasında farklılaştırılmış bir uygulamaya neden olup olmadığı değerlendirilecektir.

(199) İkinci olarak, GOOGLE’ın haber yayıncılarıyla sözleşme imzalama konusundaki yaklaşımı incelenecek olup GOOGLE tarafından hangi haber yayıncılarının sözleşme kapsamına alındığı, sözleşme imzalanmasına ilişkin önceden belirlenmiş objektif ve şeffaf kriterlerin bulunup bulunmadığı ve aynı veya benzer koşullardaki haber yayıncılarıyla sözleşme imzalama bakımından farklı koşullar uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilecektir.

(200) İlgili değerlendirmelerin daha açık ve sistematik bir biçimde ortaya konulabilmesi bakımından, aşağıda öncelikle ayrımcılığa ilişkin teorik çerçeve yer verilecek olup devamında ise GOOGLE’ın anılan uygulamalarının ayrımcı nitelik taşıyıp taşımadığı incelenecektir.

I.2.1.1. Rekabet Hukukunda Ayrımcılığa Yönelik Teorik Çerçeve

(201) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması yasaklanmakta ve aynı maddenin ikinci fıkrasında ise tahdidi olmayan bazı kötüye kullanma hâlleri sayılmaktadır. Öte yandan 4054 sayılı Kanun’da kötüye kullanma hâlleri sayılırken herhangi bir ayrıma gidilmemiştir. Bununla birlikte Hâkim Durum Kılavuzu’nun 5. paragrafında ifade edildiği üzere; hâkim durumun kötüye kullanılması hâlleri genel olarak dışlayıcı, sömürücü ve ayrımcı nitelikteki kötüye kullanmalar şeklinde üçlü bir tasnif çerçevesinde ele alınmaktadır. Ayrıca Hâkim Durumu Kılavuzu’na göre; uygulamada bu davranışların incelenen her bir olay bakımından birbirinden tamamen ayrılması mümkün olmamakta, Kurulun incelediği bir davranış 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hâllerden birden fazlasına örnek teşkil edebilmekte ya da aynı anda birden fazla kötüye kullanma kategorisinin özelliklerini gösterebilmektedir [111].

(202) Hâkim durumdaki teşebbüsün alıcılarına ayrımcılık yapması da kötüye kullanma hâllerinden birini oluşturmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendinde, hâkim durumdaki teşebbüs tarafından “eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farkı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak 111 Hâkim Durum Kılavuzu, para. 5.

Sayfa 82

ayrım cılık yapılması” yasaklanmıştır. Bu kapsamda ayrımcılık, işlem taraflarına eş edimler için eşit olmayan kurallar uygulayarak onları rekabette dezavantajlı duruma sokma eylemi olarak tanımlanmaktadır [112].

(203) Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Anlaşmanın (ABİDA) 102. maddesinin (c) bendinde ise ayrımcılık “Hâkim durumdaki teşebbüslerin, diğer ticari taraflarla yapılan eşdeğer işlemlere farklı koşullar uygulayarak onları rekabet açısından dezavantajlı duruma getirmek” şeklinde düzenlenmiştir [113]. Bu çerçevede, madde içeriği ayrımcılığa yönelik herhangi bir tanım sunmamakta, farklı ticari taraflara eşdeğer işlemler bakımından farklı koşulların uygulanması ve böylece ticari tarafların rekabet açısından dezavantajlı konuma getirilmesi yönündeki davranışı yasaklamaktadır [114]. Bahse konu hüküm ABAD’ın yakın tarihli kararları ile netleştirilmiş ve bu iddialar bakımından somut vakıanın bütün yönleriyle değerlendirildiği, etki bazlı bir inceleme yöntemi öngörülmüştür [115]. Bu doğrultuda kanuni tipikliğin sağlanabilmesi için; hâkim durumdaki teşebbüs tarafından, eş işlemler bakımından, aralarında rakiplik ilişkisi bulunan alıcılardan/ticari taraflardan bazılarına, diğerlerine kıyasla, rekabetçi anlamda daha dezavantajlı şartlar sunulması, bu dezavantajın önemli bir fark oluşturması, söz konusu uygulamanın, ilgili pazardaki rekabet üzerinde bozucu bir etki doğurma kabiliyetine sahip olması ve nihayet haklı bir gerekçenin bulunmaması gerekecektir [116].

(204) AB rekabet hukuku mevzuatında ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde yer verilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; ayrımcılığın yasaklanması, temelde serbest piyasa ekonomisini dinamiklerini korurken alıcı konumunda bulunan işletmeler bakımından ise daha verimli ve adil bir piyasa yapısının oluşmasını sağlamaktadır. Böylece dolaylı olarak ekonomik etkinliğin sağlanması amaçlanmakta ve tüketicilerin yararı gözetilmektedir.

(205) Her ne kadar iki mevzuat çerçevesinde yer verilen düzenlemeler aynı amacı gerçekleştirmeye yönelik olsa da aralarında bazı farklılıklar bulunmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde ilgili alıcıları/ticari tarafları rekabette dezavantajlı duruma düşürme unsuru yer almazken ABİDA’nın 102. maddesinin (c) bendinde ise alıcıların/ticari tarafların eşit durumda olması unsuru bulunmamaktadır. Buna karşın aynı amaca yönelik olan ve aynı konuyu düzenleyen hükümler kapsamında ortaya çıkması muhtemel rekabet ihlallerinin, aynı usul ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

(206) Bunu yanı sıra, Kurul kararlarında 4054 sayılı Kanun’un amacından hareketle rekabetçi dezavantaj unsuruna doğrudan ya da dolaylı olarak değinildiği görülmektedir. Nitekim Kurulun Digiturk IV kararında TV EM’in Digiturk haricindeki birçok mecrada yayın hayatına devam etmesi, dolayısıyla TV EM’in faaliyetleri açısından Digiturk 112 Rekabet Terimleri Sözlüğü (2019), Gözden Geçirilmiş Altıncı Baskı, s.51.

113 “Applying dissimilar conditions to equivalent transactions with other trading parties, thereby placing them at a competitive disadvantage.”

114 AKMAN, P (2006), “To Abuse, or not to Abuse: Discrimination between Consumers”, European Law Review, Vol. 32, CCP Working Paper No. 06-18, s. 6, https://ssrn.com/abstract=947573, Erişim Tarihi: 12.02.2026.

115 C-525/16 MEO EU:C:2018:270.

116 Reka Horvath, Luc Peeperkorn, Ekaterina Rousseva (2020) “The Preliminary Rulling in MEO: Closing the Circle of Article 102 TFEU”, Journal of European Competitin Law & Practice, https://academic.oup.com/jeclap/article-abstract/11/1-2/35/5758146, Erişim Tarihi: 12.02.2026; Robert O’Donoghue, (2018) “Current Intelligence: The Quiet Death of Secondary Line Discrimination as an Abuse of Dominance: Case C-525/16 MEO, https://academic.oup.com/jeclap/article- abstract/9/7/443/5051729, Erişim Tarihi: 12.02.2026.

Sayfa 83

platformunda yer almanın vazgeçilmez bir unsur olmamasından hareketle dosya konusu eylemin rekabetçi dezavantaj yaratmadığı sonucuna varılmıştır [117]. Ayrıca Hatay Ro-Ro kararında Hatay Ro-Ro’nun ortağı olan ve ortağı olmayan nakliyecilere farklı uygulamalarda bulunduğu ve bunun ortak olmayan nakliyecileri rekabette dezavantajlı duruma düşürebileceği tespitinde bulunulmuştur [118]. Bunlara ilave olarak TÜYAP kararında TÜYAP’ın fuar alanında stant alanı tahsis etme hususunda ayrımcı davranışlarda bulunduğu iddiası incelenmiş olup şikâyetçinin dosya konusu fuara katılamasa dahi faaliyetlerini devam ettirebildiği, dolayısıyla TÜYAP’ın şikâyetçiye daha elverişsiz bir stant vermek istemesinin rekabetçi dezavantaj yaratma potansiyelinin sınırlı düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır [119]. Dolayısıyla mehaz düzenlemede yer alan rekabetçi dezavantaj unsurunun 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendinde açıkça dile getirilmese de öğreti ve uygulamada zımnen kabul gördüğü anlaşılmaktadır [120].

(207) Rekabetçi dezavantaj unsuruna ek olarak, ABİDA’nın 102. maddesinin (c) bendinde “ticari taraflar” ifadesi yerine 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendinde “eşit durumdaki alıcılar” ifadesinin kullanılmış olduğu görülmektedir. Ancak hâkim teşebbüs sadece alıcılara değil, alıcı dışında başka ticari ilişkiler kuran kişiler arasında da ayrımcılık yaparak rekabeti sınırlayabilecektir. Bu nedenle “alıcı” kavramı, hâkim teşebbüs ile ticari ilişkilerde bulunan bütün teşebbüsleri kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır.

(208) Ayrımcılık başlığı altında sıklıkla fiyatla ilgili koşulların incelendiği ve fiyat ayrımcılığının tartışma konusu edildiği görülmektedir [121]. Öte yandan hükmün geniş anlamda koşullardan söz etmesi nedeniyle yalnızca fiyatla sınırlı kalınmamakta ve hâkim durumdaki teşebbüsün diğer ticari taraflarla iş ilişkilerinde veya sözleşmelerinde konu ettiği fiyat dışında kalan diğer koşullar da hükmün kapsamına dâhil edilmektedir. Nitekim Kurul uygulamasına bakıldığında da Digiturk IV kararında [122] genel olarak ayrımcılığın, bir ürünün aynı maliyete sahip olmasına rağmen farklı müşterilere farklı fiyata satılması veya maliyet farkına rağmen aynı fiyata satılması sonucunda ortaya çıktığı belirtilmiş, ancak fiyat dışı farklı koşul uygulamalarının da ayrımcılık kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olduğunun altı çizilmiştir.

(209) Literatürde ayrımcılığa dayalı kötüye kullanma (abusive discrimination) hâlleri için dışlayıcı ayrımcılık (exclusionary discrimination veya primary line discrimination) ve dışlayıcı olmayan ayrımcılık (non-exclusionary discrimination veya secondary line discrimination) şeklinde ikili bir ayrıma gidilmektedir [123]. Dışlayıcı ayrımcılığın kapsamına, hâkim durumdaki teşebbüsün hâkim durumda olduğu pazardaki konumunu korumak için yaptığı davranışlar ile kendisinin veya bağlantılı olduğu 117 Kurulun 20.3.2014 tarihli ve 14-11/205-89 sayılı kararı.

118 Kurulun 06.01.2016 tarihli ve 16-01/12-5 sayılı kararı.

119 Kurulun 11.01.2017 tarihli ve 17-02/17-8 sayılı kararı.

[120] KAYA, A. (2016), Türk Rekabet Hukukunda Ayrımcılık Suretiyle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Bilim Dalı, İstanbul, s. 136.

[121] GERADIN, D. ve PETIT, N. (2005), “Price Discrimination Under Ec Competition Law: Another Antitrust Theory in Search of Limiting Principles”, Global Competition Law Centre Working Paper Series No. 07/05, https://ssrn.com/abstract=763484, Erişim Tarihi: 12.02.2026.

122 Kurulun 20.03.2014 tarihli ve 14-11/205-89 sayılı kararı.

123 AKMAN (2006), s. 11, O’DONOGHUE ve PADILLA (2013), s. 777-779; LAYNE-FARRAR, A. ve STUART, P. (2013), Abusive Discrimination, s. 1-2, bkz. https://www.researchgate .net/publication/266559225_Abusive_Discrimination, Erişim Tarihi: 18.09.2026.

Sayfa 84

teşebbüslerin faaliyet gösterdiği pazarlarda rakiplerin aleyhine olacak ayrımcı davranışlar dâhil edilirken; dışlayıcı olmayan ayrımcılığın kapsamına ise üçüncü taraf müşteriler veya hâkim durumdaki teşebbüsün tedarikçileri arasında, bahsi geçen müşterilerin ya da tedarikçilerin rekabette dezavantajlı duruma gelmesine neden olan davranışlar dâhil edilmektedir.

(210) Kurul kararlarına bakıldığında [124] ise literatüre paralel şekilde ayrımcı nitelikteki davranışların yöneltildiği taraflara göre, “birinci seviye ayrımcılık” (primary line discrimination) ve “ikinci seviye ayrımcılık” (secondary line discrimination) ayrımına işaret edilmektedir. Buna göre birincil seviye ayrımcılığın, hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerine karşı olan ayrımcı davranışlarını kapsadığı ve genelde dışlayıcı etkileri bağlamında anti-rekabetçi olarak değerlendirildiği görülmektedir. Öte yandan ikincil seviye ayrımcılığın, hâkim durumdaki teşebbüs ile arasında rakiplik ilişkisi bulunmayan müşterilere karşı yapılan davranışları içerdiği belirtilmektedir. Bu tür eylemler esas olarak rekabeti bozucu olmayan kötüye kullanmalar olarak nitelendirilmekte ve aslında pazardaki rekabetçi yapıya zarar verilmemektedir. Aşırı fiyat, farklı fiyat ve haksız şartlar uygulanması gibi eylemler yasaklanarak, hâkim durumdaki firmanın sağlayıcılarına ve tüketicilere zarar vermesi önlenmeye çalışılmaktadır.

(211) AB rekabet hukukunda ise ABİDA’nın 102. maddesinin (c) bendinde yer alan hükmün, rekabetçi dezavantaj vurgusu nedeniyle, ikincil seviye zararlara odaklandığı, birincil seviye zararlarla ilgilenmediği, başka bir ifadeyle hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerini değil, alt pazardaki alıcıları korumayı hedeflediği dile getirilmektedir [125]. Bu çerçevede, doktrinde birinci seviye zararın incelendiği durumlarda dışlayıcı etkilerin doğacağı, sömürücü etkilerin ise her zaman ikinci seviye zarardan kaynaklanacağı, buna ek olarak ikinci seviye zararın incelendiği durumlarda hem dışlayıcı hem sömürücü etkilerle karşılaşılmasının mümkün olduğuna dikkat çekilmektedir [126].

(212) Yukarıda yer verildiği üzere, işbu dosya kapsamında GOOGLE’ın eşit durumdaki alıcılar arasında ayrımcılık yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlal edip etmediği hususu ele alınmaktadır. İlgili Ürün Pazarı başlığında da belirtildiği üzere, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu ile birlikte genel arama hizmetleri ile çevrim içi içerik sunan haber yayıncıların hizmetleri arasındaki ilişkinin önceki döneme kıyasla belirli ölçüde farklılaştığı ve aralarındaki ikame ilişkisinin daha bulanık hâle geldiği görülmektedir. Nitekim GOOGLE’ın söz konusu yapay zekâ özellikleri aracılığıyla haber yayıncılarının içeriklerini doğrudan kullanıcı sorgularının yanıtlanmasında kullanması, geleneksel arama hizmetlerinde esas olarak kullanıcıların ilgili haber yayıncılarının internet sitelerine yönlendirilmesine dayanan yapıyı farklılaştırmaktadır. Bu durum, GOOGLE ile haber yayıncıları arasındaki ilişkinin belirli yönleriyle yatay düzlemde ele alınabileceğine işaret etmekle birlikte, işbu dosya bakımından hâlihazırda haber yayıncıları ile GOOGLE’ın aynı ilgili ürün pazarında yer aldığı sonucuna ulaşılmasını gerektirecek ölçüde bir ikame ilişkisinin bulunmadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede dosya konusu iddiaların GOOGLE ile rakiplik 124 Kurulun 20.03.2014 tarihli ve 14-11/205-89 sayılı, 09.09.2015 tarihli ve 15-36/559-182 sayılı, 05.03.2015 tarihli ve 15-10/139-62 sayılı kararları.

125 GERADIN, D., LAYNE-FARRAR, A. ve PETIT, N. (2012), EU Competition Law and Economics, Oxford University Press, s. 298-299.

126 HORNKOHL, L. (2022), “Article 102 TFEU, Equal Treatment and Discrimination after Google Shopping”, Journal of European Competition Law & Practice 2022, s. 5, https://ssrn.com/abstract=3992339, Erişim Tarihi: 18.09.2026.

Sayfa 85

ilişkisi bulunmayan ticari taraflara yönelmesi sebebiyle ikinci seviyede ayrımcılık kapsamında ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

(213) Bu doğrultuda, ikincil seviye ayrımcılık bakımından literatüre ve içtihada daha yakından bakmak faydalı olacaktır. Literatürde hâkim durumdaki bir teşebbüsün, dışlayıcı nitelikteki davranışlarda bulunma güdüsünün; müşteri, tedarikçi ya da ticaret ortaklarını rekabet açısından dezavantajlı duruma düşürebilecek nitelikte ayrımcı davranışlarda bulunma güdüsünden daha fazla olduğu varsayılmaktadır [127]. Zira ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılıkta, ayrımcılık iddiasına konu teşebbüslerin sağlayıcı konumundaki teşebbüsten bağımsız teşebbüsler olmaları nedeniyle hâkim ya da tekel konumda bulunan bir sağlayıcının alt pazardaki rekabeti bozma veya bir alıcıyı diğerine göre avantajlı konuma sokma güdüsüne sahip olmayacağı kabul edilmektedir. Diğer bir ifade ile alt pazarda bir müşterinin ya da ticaret ortağının diğerine göre rekabetçi avantajını kaybetmesinden hâkim durumdaki teşebbüsün herhangi bir kazancı olmamakta, aksine satışların azalması nedeniyle zararı olabilmektedir [128]. Nitekim yapılan ayrımcılık sonucunda bir veya birkaç oyuncunun pazar dışına itilmesi ya da bazı oyuncuların suni olarak pazar gücü elde etmesi, bu pazarda artık daha düşük yoğunlukta bir rekabet olacağı anlamına gelecektir. Keza Kurulun Roche II kararında da dikey olarak bütünleşmemiş sağlayıcı konumundaki hâkim durumdaki bir teşebbüsün, alt pazardaki rekabeti bozma veya bir alıcıyı diğerine göre avantajlı konuma getirme güdüsüne sahip olmayacağı, alt pazardaki etkin rekabetin işin doğası gereği sağlayıcının da lehine olduğu ifade edilmektedir [129]. Bu nedenle, hâkim durumdaki bir teşebbüsün ikincil seviye ayrımcılıkta bulunması durumunda bu eylem için geçerli bir sebebinin olmasının muhtemel olduğu kabul edilmektedir [130].

(214) AB uygulamasında, Komisyon ve AB mahkemelerinin, özellikle saf/tek başına ikinci derece ayrımcılığı çok sınırlı durumlarda ihlal olarak nitelendirdiği, bunun da belirli koşulların bazılarının veya tümünün bir arada bulunması hâlinde gerçekleştiği belirtilmektedir. Bu koşullar; (i) hâkim durumdaki teşebbüsün vazgeçilmez bir ticari partner olması (fiili tekel olması veya alıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için hakim durumdaki teşebbüs ile anlaşma yapmaktan başka yol bulunmaması), (ii) ayrımcılığın önemli seviyede olması (örneğin bir alıcının diğerlerine göre ciddi oranda fazla ücret ödemesi), (iii) ayrımcılığın alıcının faaliyeti üzerinde açık veya kayda değer bir etki yaratacak kadar uzun sürmesi ve (iv) hâkim durumdaki teşebbüsün sunduğu hizmet veya ürünlerin alıcıların maliyetlerinin büyük bir kısmını teşkil etmesidir. İlaveten ikinci seviye ayrımcılığın ihlal olarak nitelendirildiği kararlarda hâkim durumdaki teşebbüs hakkında farklı kötüye kullanma türleri için de ihlal tespitinde bulunulduğuna dikkat çekilmektedir [131].

(215) AB rekabet hukukunda, sömürücü veya ikinci seviye ayrımcılık bakımından MEO kararının [132], Intel kararı [133] sonrasında daha ekonomik bir yaklaşımın (more economic approach) gerekliliği şeklindeki görüşün somut bir uygulaması olduğu kabul 127 LAYNE-FARRAR ve STUART (2013), s. 17.

[128] O’DONOGHUE ve PADILLA (2013), s. 779.

129 Kurulun 30.10.2008 tarihli ve 08-61/996-388 sayılı kararı, s. 6.

130 O’DONOGHUE ve PADILLA (2013), s. 779.

131 O’DONOGHUE ve PADILLA (2013), s. 813-814.

[132] C-525/16, MEO – Serviços de Comunicações e Multimédia SA v Autoridade da Concorrência, ECLI:EU:C:2018:270.

[133] C-413/14P, Intel Corp. v Commission, ECLI:EU:C:2017:632.

Sayfa 86

edilmektedir [134]. MEO kararı, “rekabet açısından dezavantaj” kavramına ışık tutulması, kararda etki bazlı yaklaşımın kabul edilmesi, bunun sömürücü etkili ayrımcılık davranışına uygulanması ve böylece sömürücü ayrımcılık bakımından hukuki bir test oluşturması yönleriyle önem arz etmektedir [135]. Karara konu olayda telif haklarını toplu şekilde elinde tutan GDA isimli teşebbüsün telif hakkına konu ürünleri, talep eden kullanıcılara ayrımcı şekilde sunarak telif hakkı ücreti elde ettiği ilgili pazarda hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiası incelenmiştir. GDA’nın ilgili pazarda ayrımcı bir muamele benimseyerek ve MEO’nun rakibi NOS isimli teşebbüse daha avantajlı bir tarife sunarak NOS’a nazaran MEO’yu rekabetçi açıdan dezavantajlı konuma getirdiği öne sürülmüştür. Portekiz Rekabet Otoritesinin farklı tarifelerin rekabeti sınırladığına ilişkin herhangi bir gerekçenin bulunmaması sebebiyle incelemeyi sona erdirmesi üzerine başlatılan temyiz sürecinde ABAD’ın ön kararında (preliminary ruling) (i) dikey bütünleşik yapı sergilemeyen bir teşebbüsün normal şartlarda alt pazarda veya üst pazarda rekabeti sınırlamaktan yana bir menfaati olmayacağı ve (ii) bütün şartlar dikkate alındığında yalnızca rekabeti sınırlaması mümkünse farklı muamelenin kötüye kullanma niteliği taşıdığı değerlendirmeleri bulunmaktadır [136].

(216) Kurulun bazı kararlarında da ikincil seviye ayrımcılık bakımından birtakım kriterlerin belirlendiği görülmektedir. Digiturk IV [137] ve Congresium [138] kararlarında; ikincil seviye zarar doğuran ayrımcılığın hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında ihlal olarak kabul edilmesi için, genel anlamda (i) farklı uygulamada bulunulan alıcıların/işlemlerin eşit durumda olması, (ii) uygulamanın rekabetçi dezavantaj yaratması ve (iii) hâkim durumdaki teşebbüsün iddia konusu davranışlarının haklı bir gerekçesinin bulunmaması koşullarının arandığı ifade edilmektedir. Coca Cola IV kararında [139] ise ayrımcılık uygulamasından bahsedilebilmesi için (i) ayrımcı uygulamada bulunulan teşebbüslerin birbirinin rakibi olması, (ii) eşit ticari işlemlere farklı fiyat uygulanması ve (iii) uygulamanın alıcı konumundaki rakiplerden birini diğerine karşı rekabette dezavantajlı hâle getirmesi şartlarının bulunması gerektiği belirtilmiştir.

(217) Tüm bu açıklamalar ve 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendi ışığında; ayrımcı nitelikteki kötüye kullanma davranışlarının rekabeti kısıtlayıp kısıtlamadığı hususunun;

- Alıcıların eşit durumda olup olmadığı,

- Alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürülüp

sürülmediği,

- Ayrımcılık yapılan alıcı ya da alıcıların rekabette dezavantajlı duruma düşüp

düşmediği,

- Davranışın, pazardaki rekabet ortamını bozma kabiliyetinin bulunup

bulunmadığı,

- Haklı gerekçe bulunup bulunmadığı

[134] HORNKOHL (2022), s. 8; DEWISPELAERE, J. (2018), “The MEO ruling: applying Intel to discriminatory pricing”, bkz. http://competitionlawblog.kluwercompetitionlaw.com/2018/04/25/meo- ruling-applying-intel-discriminatory-pricing/, Erişim Tarihi: 18.09.2026.

135 HORNKOHL (2022), s. 8 ve 27; DEWISPELAERE (2018).

136 BERGQVIST, C. (2020), “Discrimination and Self-Favoring in the Digital Economy”, s. 9, bkz. https://ssrn.com/abstract=3531688, Erişim Tarihi: 18.09.2026.

137 Kurulun 20.03.2014 tarihli ve 14-11/205-89 sayılı kararı.

138 Kurulun 27.08.2020 tarihli ve 20-39/538-239 sayılı kararı.

139 Kurulun 26.05.2005 tarihli ve 05-36/453-106 sayılı kararı.

Sayfa 87

unsurları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

(218) Alıcıların eşit durumda olup olmadığı değerlendirilirken hâkim durumdaki teşebbüsle olan ticari ilişkilerinin aynı nitelikte olup olmadığı, tedarik zincirindeki konumları ve alıcıların benzer hak ve yükümlülüklere sahip olup olmadığı gibi hususlar önem arz etmektedir.

(219) Alıcılara yöneltilen hak, yükümlülük ve edimlerin aynı ve eşit olup olmadığı değerlendirilirken konu edilen mal veya hizmetler arasında fiziksel ya da işlevsel benzerliklerin bulunması ve işlemlerin benzer ticari içerikte olması gibi hususlar önem arz etmektedir. Söz konusu hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartların mevcut olup olmadığının değerlendirilmesinde ise, hâkim durumdaki teşebbüs tarafından ileri sürülen şartlar değerlendirilmeli ve bu şartların alıcılar arasında avantaj ya da dezavantaj yaratacak nitelikte farklı olup olmadığı incelenmelidir.

(220) Ayrımcılık yapılan alıcı ya da alıcıların rekabette dezavantajlı duruma düşüp düşmediği değerlendirilirken hâkim durumdaki teşebbüsün vazgeçilmez bir ticari taraf olması, bu teşebbüsün faaliyetleri sonucu farklı uygulamaların ortaya çıkması, ortaya çıkan farklılığın önemli düzeyde olması ve uzun süre devam etmesi, farklı uygulamaya konu edilen mal ya da hizmetin müşterinin maliyetleri içerisindeki payının büyük olması gibi unsurların arandığı belirtilmektedir [140].

(221) Nihayet haklı bir gerekçenin olup olmadığı değerlendirilirken davranış ile korunan meşru bir menfaatin var olup olmadığı, bu menfaatin korunması için söz konusu davranışın zorunlu olup olmadığı ve bu davranış ile rekabetin, menfaatin korunması için zorunlu olandan fazla sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı dikkate alınmalıdır [141].

I.2.1.2. Dosya Konusu Ayrımcılık Eylemlerinin Değerlendirilmesi

(222) Dosya kapsamında, en temelde GOOGLE tarafından Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncıların içeriklerinin kullanıcılara sunulma ve görünürlük kazanma koşulları ile GOOGLE tarafından haber yayıncılarıyla sözleşme imzalanmasına ilişkin uygulamalar incelenmektedir. Bu çerçevede, aşağıda ilk olarak Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncılarının kaynak olarak seçilmesi ve buna bağlı olarak görünürlük kazanmasına ilişkin hususlar ele alınacaktır.

A - Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nda Kaynak Olarak Yer Alma Bakımından Yapılan Ayrımcılık Değerlendirmesi

(223) GOOGLE tarafından, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun ilgi düzeyi, otorite, konuya ilişkin uzmanlık, güvenilirlik ve güncellik gibi unsurları değerlendiren (.....); yalnızca organik sıralamadaki genel konuma değil, sayfanın sentezlenen yanıttaki belirli bir ifadeyi doğrudan doğrulayan olgusal bilgi içermesine odaklandığı ve (.....) kullandığı belirtilmektedir.

(224) Nitekim mevcut çalışmalar da Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak olarak seçilmenin klasik organik sıralamayla birebir örtüşmediğine işaret etmektedir. Xu, Iqbal ve Montgomery tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen ve 40 günlük dönemde 19 farklı konu kategorisinde 55.393 sorgunun incelendiği çalışmada [142], Yapay Zekâ Modu tarafından kaynak gösterilen alan adlarının yaklaşık %30’unun aynı sorguya ilişkin ilk 140 Kurulun 20.03.2014 tarihli ve 14-11/205-89 sayılı kararı.

141 Kurulun 07.07.2015 tarihli ve 15-28/322-99 sayılı kararı.

[142] Bkz. https://arxiv.org/abs/2605.14021, Erişim Tarihi: 26.09.2026.

Sayfa 88

sayfa organik sonuçları arasında yer almadığı tespit edilmiştir. Araştırmacılar bu bulguyu, Yapay Zekâ Modu’ndaki kaynak seçiminin GOOGLE’ın geleneksel sıralama algoritmasından farklı bir mekanizmaya dayandığı yönünde değerlendirmektedir.

(225) Benzer şekilde, 2026 yılında 321 farklı URL üzerinden gerçekleştirilen bir başka incelemede [143], Yapay Zekâ Modu’nda kaynak gösterilen URL’lerin yalnızca %33,2’sinin ilgili sorguda organik ilk on sonuç içerisinde bulunduğu; bununla birlikte organik sıralamadaki konumun kaynak olarak seçilme olasılığı üzerinde etkisinin devam ettiği görülmüştür.

(226) Ahrefs tarafından 1,9 milyon Yapay Zekâ Önizlemeleri atfı üzerinden gerçekleştirilen analizde [144] de 2026 yılı itibarıyla Yapay Zekâ Önizlemeleri’nde atıf yapılan sayfaların %38’inin ilk on organik sonuç içerisinde yer aldığı bildirilmiştir.

(227) Söz konusu çalışmalarda yer alan oranların yöntem ve örneklem farklılıkları nedeniyle doğrudan karşılaştırılmasının mümkün olmadığı dikkate alınmakla birlikte, çalışmaların ortak biçimde ortaya koyduğu husus, organik sıralama ile Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak olarak seçilmenin aynı sonucu ifade etmediğidir.

(228) Dolayısıyla, kaynak seçimi bakımından olası farklı muamelenin tespitinde yalnızca haber yayıncılarının organik arama sonuçlarındaki sıralamalarının karşılaştırılmasının yeterli olmayacağı; aynı kullanıcı sorgusuna cevap teşkil eden ve oluşturulan yapay zekâ destekli yanıtlardaki belirli bir olgusal ifadeyi destekleyebilecek nitelikte içeriklere sahip olan haber yayıncılarının karşılaştırılmasının gerektiği değerlendirilmektedir.

(229) “Rekabet Hukukunda Ayrımcılığa Yönelik Hukuki Çerçeve” başlığında yer verildiği üzere, ayrımcılık kapsamında bir kötüye kullanmadan söz edilebilmesi için, (i) alıcıların eşit durumda olup olmadıkları, (ii) alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürülüp sürülmediği, (iii) ayrımcılık yapılan alıcı ya da alıcıların rekabette dezavantajlı duruma düşüp düşmediği, (iv) davranışın pazardaki rekabet ortamını bozma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı ve (v) haklı gerekçe bulunup bulunmadığı unsurlarının tamamının mevcudiyeti aranmaktadır. Diğer bir ifadeyle; hâkim durumdaki teşebbüs tarafından gerçekleştirilen uygulamaların bu unsurlardan birini sağlamaması hâlinde ikincil seviyede ayrımcılıktan bahsedilmesi mümkün olmamaktadır. Bu çerçevede, önceki Kurul kararlarına paralel olarak [145], ilk aşamada alıcıların eşit durumda olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

(i) Alıcıların Eşit Durumda Olup Olmadıkları

(230) Ayrımcılık analizinin ilk aşamasında, farklı muameleye tabi tutulan teşebbüslerin ekonomik işlev, pazardaki konum ve işlem koşulları bakımından karşılaştırılabilir durumda olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Zira rekabet hukuku bakımından farklı muamelenin anlam ifade edebilmesi, ancak eşit veya karşılaştırılabilir durumdaki alıcılar arasında uygulanması hâlinde mümkündür. Bu çerçevede, karşılaştırılabilirliğin

[143] Bkz. https://www.position.digital/blog/ai-overview-citation-source-analysis/, Erişim Tarihi: 26.09.2026.

[144] Bkz. https://ahrefs.com/blog/ai-overview-citations-top-10/, Erişim Tarihi: 26.09.2026.

145 05.03.2015 tarih ve 15-10/139-62 sayılı; 08.01.2015 tarih ve 15-02/5-3 sayılı; 24.09.2014 tarih ve 14- 35/697 309 sayılı; 19.12.2013 tarih ve 13-71/971-417 sayılı; 25.04.2012 tarih ve 12-22/572-166 sayılı; 21.04.2011 tarih ve 11-25/470-141 sayılı; 19.01.2011 tarih ve 11-04/61-24 sayılı; 04.07.2007 tarih ve 07-56/668-231 sayılı; 04.05.2005 tarih ve 05-29/368-101 sayılı; 12.06.2001 tarih ve 01-27/260-74 sayılı; 21.12.2000 tarih ve 00 50/533-295 sayılı Kurul kararları.

Sayfa 89

belirlenmesinde esas alınması gereken husus, teşebbüsün kendi organizasyonel veya idari tercihleri değil, alıcıların pazardaki ekonomik konumudur.

(231) Bu kapsamda, Yapay Zekâ Modu bakımından kaynak seçimi yönünden farklı muamele bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi amacıyla öncelikle karşılaştırma grubunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, aynı kullanıcı sorgusuna ilişkin GOOGLE’ın organik arama sonuçlarında birlikte yer alan haber yayıncıları başlangıçta potansiyel karşılaştırma grubu olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, yalnızca aynı sorguya ilişkin organik arama sonuçlarında yer almak, yayıncıların Yapay Zekâ Modu bakımından eşit durumda olduklarının kabulü için tek başına yeterli görülmemiştir.

(232) Bu nedenle, karşılaştırmanın daha anlamlı bir temele oturtulabilmesi amacıyla, aynı sorguya ilişkin organik sonuçlarda sıralanan haber yayıncıları arasından Yapay Zekâ Modu tarafından oluşturulan yanıtta yer verilen somut olgusal bilgiyi içeriklerinde destekleyen haber yayıncıları esas alınmıştır. Bu yaklaşım, doğrudan GOOGLE’ın kendi kaynak seçim mekanizmasına ilişkin açıklamalarında ortaya koyduğu kriteri esas almakta ve karşılaştırmayı Yapay Zekâ Modu bakımından gerçekten kaynak olarak seçilmeye elverişli içerik sunan haber yayıncılarıyla sınırlandırmaktadır.

(233) Yapay Zekâ Modu’nda kaynak seçimi bakımından eşit durumdaki haber yayıncıları arasında farklı bir uygulama gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin değerlendirilmesi amacıyla örnek bir kullanıcı sorgusu üzerinden inceleme gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda, “Eylül 2026 enflasyon oranı ne zaman açıklanacak?” sorgusu Yapay Zekâ Modu’na yöneltilmiş ve Yapay Zekâ Modu tarafından Eylül 2026 enflasyon verilerinin 5 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 10.00’da açıklanacağı yönünde bir yanıt verilmiştir: Görsel 38: Girilen Örnek Sorgu Kapsamında Yapay Zekâ Modu’nda Yer Alan Yanıt

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(234) Bunun üzerine aynı sorgu GOOGLE’ın klasik organik arama hizmetinde gerçekleştirilerek, söz konusu sorguya cevap teşkil eden ve Yapay Zekâ Modu yanıtında yer verilen temel olgusal bilgiyi içeren haber yayıncılarının tespit edilmesine yönelik inceleme yapılmıştır:

Sayfa 90

Görsel 39: İlgili Sorguya Bağlı Sıralanan Organik Sonuçların Görünümü

Karardaki grafik

Kaynak: Raportörler Tarafından Alınan Ekran Görüntüleri.

(235) Organik arama sonuçlarında UZMANPARA (Milliyet), BİRGÜN, HABERTÜRK, YENİ ŞAFAK, HESAPKURDU, BİGPARA, AA ve CNN TÜRK’ün sırasıyla ilk sekiz sonuç içerisinde yer aldığı görülmüş; bu sonuçlar içerisinde UZMANPARA, BİRGÜN, HABERTÜRK, YENİ ŞAFAK ve CNN TÜRK tarafından yayımlanan içeriklerde Eylül 2026 enflasyon verilerinin 5 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 10.00’da açıklanacağı yönündeki bilginin açıkça yer aldığı tespit edilmiştir.

(236) Bu nedenle, söz konusu beş yayıncının yalnızca aynı kullanıcı sorgusuna ilişkin organik sonuçlarda yer almaları nedeniyle değil, aynı zamanda sorgunun cevaplanmasına yönelik aynı temel olgusal bilgiyi içeren içerikler sunmaları nedeniyle Yapay Zekâ Modu bakımından kaynak olarak seçilme hususunda karşılaştırılabilir durumda oldukları kabul edilmiştir. Buna karşılık, diğer organik sonuçların ilgili sorguya doğrudan cevap teşkil eden söz konusu bilgiyi aynı açıklıkta içermemesi nedeniyle karşılaştırma grubuna dâhil edilmemesi uygun görülmüştür.

(ii) Alıcılara Aynı ve Eşit Hak, Yükümlülük ve Edimler İçin Farklı Şartlar İleri Sürülüp Sürülmediği

(237) Ayrımcılık iddiaları kapsamında değerlendirilmesi gereken ikinci unsur, aynı ve eşit nitelikteki hak, yükümlülük ve edimler karşılığında farklı şartların uygulanıp uygulanmadığıdır.

Sayfa 91

(238) Yapılan incelemede UZMANPARA, YENİ ŞAFAK ve HABERTÜRK içeriklerinin girilen örnek sorguya cevaben sunulan Yapay Zekâ Modu yanıtında kaynak olarak gösterildiği, buna karşılık aynı sorguya cevap teşkil eden ve aynı temel olgusal bilgiyi içeren BİRGÜN ve CNN TÜRK içeriklerinin kaynak olarak gösterilmediği görülmüştür. Başka bir ifadeyle, karşılaştırma grubunda yer alan yayıncıların aynı nitelikteki bilgi sunumuna ve aynı kullanıcı sorgusuna cevap veren içeriklere sahip olmalarına rağmen, bu içeriklerin Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak olarak gösterilmesi bakımından farklı bir sonuç ortaya çıkmıştır.

(239) Aynı veya benzer durumda bulunan haber yayıncılarının bu imkândan farklı ölçüde yararlandırılması, GOOGLE tarafından uygulanan kaynak seçim kriterlerinin haber yayıncıları bakımından farklı şartlar doğurup doğurmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Nitekim GOOGLE, kaynak seçiminin organik arama sıralamasından farklı mekanizmalarla gerçekleştirildiğini ve belirli bir ifadenin desteklenmesine yönelik olgusal bilgi ile kullanıcıya sağlanan ilave faydanın dikkate alındığını belirtmektedir. Ancak somut örnekte, aynı olgusal bilgiyi sağlayan ve karşılaştırılabilir durumda bulunan BİRGÜN ve CNN TÜRK içeriklerinin kaynak olarak gösterilmemesine karşılık UZMANPARA, YENİ ŞAFAK ve HABERTÜRK içeriklerinin seçilmesini açıklayan somut ve objektif farklılığın bu aşamada ortaya konulamadığı görülmektedir.

(240) Bu itibarla, aynı veya benzer nitelikteki içerikleri sunan haber yayıncılarının Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak olarak gösterilme bakımından farklı sonuçlara tabi tutulması, söz konusu yayıncılara aynı veya eşit edimler karşılığında farklı şartlar uygulanıp uygulanmadığı yönünde şüphe oluşturmaktadır.

(iii) Ayrımcılık Yapılan Alıcı ya da Alıcıların Rekabette Dezavantajlı Duruma Düşüp Düşmediği ile (iv) Davranışın, Pazardaki Rekabet Ortamını Bozma Kabiliyetinin Bulunup Bulunmadığı

(241) Ayrımcılık kapsamında değerlendirilmesi gereken bir diğer unsur, uygulanan davranışın rekabetçi dezavantaj yaratıp yaratmadığı ve söz konusu dezavantajın, ilgili olabilecek tüm ekonomik koşullarla birlikte pazardaki rekabet sürecine etkisinin incelenmesine ilişkindir. Bu çerçevede; rekabetçi konumun fiilen ve ölçülebilir şekilde kötüleştiğinin ispatı zorunlu olmamakla birlikte, ayrımcılığın rekabeti bozma kabiliyetinin gösterilmesi önem arz etmektedir [146]. Ayrımcılık yapılan alıcı ya da alıcıların rekabette dezavantajlı duruma düşüp düşmediği değerlendirilirken; hâkim durumdaki teşebbüsün vazgeçilmez bir ticari taraf olması, bu teşebbüsün faaliyetleri sonucu farklı uygulamaların ortaya çıkması, ortaya çıkan farklılığın önemli düzeyde olması ve uzun süre devam etmesi, hâkim durumdaki teşebbüsün bu yönde bir güdüsünün bulunması gibi unsurlar ışığında bütüncül bir analiz yapılmaktadır [147].

(242) Öte yandan, özellikle haber yayıncılarının kullanıcı trafiğine erişim imkânlarının giderek önem kazandığı mevcut dijital ortamda, Yapay Zekâ Modu tarafından oluşturulan yanıtlarda kaynak olarak gösterilmemek, yayıncıların kullanıcıya erişebileceği kanallardan birinin daha ortadan kalkması sonucunu doğurabilecektir. Nitekim kullanıcıların bilgi taleplerinin doğrudan Yapay Zekâ Modu içerisinde karşılanması, geleneksel organik arama sonuçlarına ve dolayısıyla bu sonuçlarda yer alan haber yayıncılarının internet sitelerine yönelen trafiği azaltabilecek niteliktedir. Başka bir deyişle, kullanıcıların bilgiye erişiminde Yapay Zekâ Modu’nun artan rolü karşısında, 146 C-525/16 MEO EU:C:2018:270, para 37.

147 Kurulun 20.03.2014 tarihli ve 14-11/205-89 sayılı kararı, para. 26.

Sayfa 92

ilgili haber yayıncısının Yapay Zekâ Modu yanıtında kaynak olarak gösterilmemesi, söz konusu yayıncının kullanıcı trafiğine erişim imkânını daha da sınırlayabilecektir.

(243) Bu husus, özellikle haber yayıncılarının gelir modellerinin kullanıcı trafiği ve buna bağlı reklam gelirleri ile önemli ölçüde bağlantılı olması dikkate alındığında, yalnızca ilgili sorgu bakımından ortaya çıkan bir görünürlük farklılığı olarak değerlendirilmemelidir. Dolayısıyla, benzer içerikleri sunan bazı haber yayıncılarının kaynak gösterilmesi, bazılarının ise kaynak olarak gösterilmemesi hâlinde, kaynak gösterilmeyen haber yayıncıların kullanıcı erişimi ve trafik bakımından dezavantajlı duruma düşürülmesi ve bu suretle haber yayıncıları arasındaki rekabet koşullarının etkilenmesi ihtimalinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Nitekim Bulgu-4’te yer alan “Yapay zekâ, kullanıcıların bilgi edinme amacını doğrudan Arama Motoru Sonuç Sayfası’nda (SERP) karşıladıkça, reklam gelirine dayalı geleneksel yayıncılık modeli çözülmektedir.” ifadeleri de söz konusu değerlendirmeyi destekler niteliktedir.

(v) Haklı Gerekçe Bulunup Bulunmadığı

(244) Ayrımcılık iddialarının değerlendirilmesinde, öncelikle benzer durumdaki alıcılar arasında farklı muamele bulunup bulunmadığı ve söz konusu farklılaştırmanın rekabet karşıtı etkileri incelenmekte; bu unsurların varlığının tespiti hâlinde ise ayrımcılık testinin son aşaması olan haklı gerekçe değerlendirmesine geçilmektedir. Bu kapsamda, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca hâkim durumdaki teşebbüs tarafından ileri sürülen haklı gerekçe argümanları ele alınmakta olup Hâkim Durum Kılavuzu doğrultusunda söz konusu savunmalar nesnel gereklilik ve etkinlik başlıkları altında incelenmekte ve bu hususların ispat yükü hâkim durumdaki teşebbüse ait bulunmaktadır.

(245) GOOGLE tarafından, Yapay Zekâ Modu kaynak seçiminin geleneksel organik arama sıralamasından farklı mekanizmalarla gerçekleştirildiği ve bir içeriğin kaynak olarak seçilmesinde, söz konusu içeriğin belirli bir kullanıcı sorgusuna ilişkin oluşturulan yanıtta yer verilen spesifik bir olgusal bilgiyi destekleyebilmesi, içeriğin niteliği, güncelliği, kapsamı veya (.....) gibi unsurların dikkate alındığı ileri sürülmektedir.

(246) Öncelikle belirtmek gerekmektedir ki dosya kapsamında GOOGLE’ın belirli bir haber yayıncısını kaynak olarak seçmesini veya diğer bir yayıncıyı seçmemesini zorunlu kılan teknik ya da nesnel bir gerekliliğin bulunduğuna ilişkin bir tespit yer almamaktadır.

(247) Diğer taraftan, içeriklerin güncelliği, doğruluğu, özgünlüğü, kapsamı, kullanıcı sorgusuyla ilgisi veya teknik erişilebilirliği gibi unsurların kaynak seçiminde dikkate alınması, kaynak seçiminin niteliği gereği objektif bir gerekçe oluşturabilecektir. Ancak bu kriterlerin haklı gerekçe olarak kabul edilebilmesi için somut ve doğrulanabilir nitelikte olması, haber yayıncılarının tamamına tutarlı biçimde uygulanması ve karşılaştırılabilir durumda bulunan haber yayıncıları arasında neden farklı sonuç ortaya çıktığını açıklayabilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise UZMANPARA, YENİ ŞAFAK ve HABERTÜRK’ün kaynak olarak seçilmesine karşılık, aynı kullanıcı sorgusuna cevap veren ve Yapay Zekâ Modu yanıtında kullanılan temel olgusal bilgiyi içeren BİRGÜN ve CNN TÜRK içeriklerinin seçilmemesini açıklayan böyle bir somut farklılığın mevcut tespitler itibarıyla ortaya konulamadığı görülmektedir [148].

148 Aşağıda detaylarıyla açıklanacağı üzere BİRGÜN ile GOOGLE arasında (.....) bulunduğundan BİRGÜN’ün (.....) yönünde inisiyatif kullanmadığı değerlendirilmektedir. DEMİRÖREN tarafından ifade edildiği üzere, (.....) yer almaktadır.

Sayfa 93

(248) Bu çerçevede, Yapay Zekâ Modu’nun kaynak seçiminde organik arama sıralamasından farklı kriterler kullanması, tek başına farklı muameleyi haklılaştıran bir neden olarak değerlendirilemeyeceği gibi, belirli yayıncıların seçilmesini zorunlu kılan nesnel bir gerekliliğin bulunmaması da dikkate alındığında, mevcut aşamada söz konusu farklılığın objektif bir gerekçeye dayanmadığı değerlendirilmektedir.

B - Yayıncılar ile İmzalanan/İmzalanması Planlanan Pilot Sözleşme Bakımından Yapılan Ayrımcılık Değerlendirmesi

(249) Yukarıda Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak seçimi bakımından yapılan değerlendirmeden ayrı olarak, GOOGLE’ın haber yayıncılarıyla sözleşme ilişkisine girip girmemesi bakımından da ayrımcı bir uygulama gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Zira bir haber yayıncısının Yapay Zekâ Modu tarafından kaynak olarak kullanılabilmesi ve GOOGLE ile içerik kullanımına ilişkin bir sözleşme ilişkisine girmesi birbirinden farklı hususlardır.

(250) Bu kapsamda, öncelikle sözleşme imzalanan ve imzalanmayan haber yayıncılarının karşılaştırılabilir durumda olup olmadığı; devamında ise aynı veya eşit nitelikteki içerik ve edimler bakımından söz konusu haber yayıncılarına GOOGLE tarafından farklı şartların uygulanıp uygulanmadığı incelenmelidir. Bu değerlendirmede özellikle, sözleşme imzalanan haber yayıncılarının hangi kriterler esas alınarak belirlendiği, sözleşme imzalanmayan haber yayıncılarının bu kriterleri karşılayıp karşılamadığı ve GOOGLE tarafından sözleşme imzalama noktasında objektif, şeffaf ve önceden belirlenebilir kriterlerin uygulanıp uygulanmadığı önem taşımaktadır.

(251) GOOGLE tarafından ifade edildiği üzere, GOOGLE ile imzalanan/imzalanması planlanan söz konusu sözleşmelere taraf olabilmek için sağlanması gereken koşullar şunlardır: (a) (.....) ve (b) (…..)

(252) Bu doğrultuda dosya kapsamında, haber yayıncıları ile GOOGLE arasında, yayıncıların içeriklerinin yapay zekâ ürünlerinde kullanılmasına ilişkin ticari sözleşme, lisans veya telif anlaşması ya da ödeme ilişkisi bulunup bulunmadığı; böyle bir ilişkinin bulunduğu durumlarda ilişkinin niteliği ile içerik kullanım koşullarının tek taraflı olarak sunulup sunulmadığı ve taraflar arasında müzakereye açık bir sürecin işletilip işletilmediği hususları sorgulanmıştır.

(253) (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....) tarafından içeriklerinin yapay zekâ ürünlerinde kullanılmasına ilişkin yürürlükte olan herhangi bir ticari sözleşme, lisans veya telif anlaşması ya da ödeme ilişkisinin bulunmadığı ifade edilmiştir.

(254) Öte yandan (.....) tarafından 17.09.2026 tarihinde bahse konu sözleşmenin imza altına alındığı, (.....) tarafından GOOGLE ile sözlü mutabakata varıldığı ve yazılı sözleşmenin imza aşamasında olduğu [149]; (.....) tarafından sözleşme görüşmelerinin tamamlanarak imza aşamasına gelindiği [150] ve süreç kapsamında sözleşme hükümleri ile ticari şartların taraflar arasında müzakere edildiği; (.....) ((.....) bakımından) ile (.....) ((.....) ve (.....) bakımından) tarafından ise sözleşme taslağı veya teklifi iletildiği ancak inceleme tarihi itibarıyla söz konusu sözleşmelerin henüz imzalanmadığı belirtilmiştir.

(i) Alıcıların Eşit Durumda Olup Olmadıkları

(255) Daha önce de ifade edildiği üzere karşılaştırılabilirliğin belirlenmesinde esas alınması gereken husus, teşebbüsün kendi organizasyonel veya idari tercihleri değil, alıcıların 149 GOOGLE tarafından belirtildiği üzere söz konusu sözleşme 15.09.2026 tarihinde imzalanmıştır. 150 GOOGLE tarafından belirtildiği üzere söz konusu sözleşme 16.09.2026 tarihinde imzalanmıştır.

Sayfa 94

pazardaki ekonomik konumu olsa da dosyanın niteliği gereği GOOGLE’ın uyguladığı sözleşme tarafını belirlemede baz alınan kriterlerin bu aşamada geçici bir karşılaştırma zemini olarak esas alınması mümkündür.

(256) Nitekim sözleşme imzalanıp imzalanmaması ayrımında temel olarak (.....) ve (.....) ((…..) [151]) göstergelerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. GOOGLE aynı zamanda (.....) amacıyla (.....) uyguladığını da belirtmektedir.

(257) Bu itibarla, segmentasyonun -nihai bir hukuki kabul anlamına gelmemek kaydıyla- bu aşamada eşit durum analizine makul bir başlangıç noktası teşkil edebileceği değerlendirilmektedir.

(258) GOOGLE tarafından konuya ilişkin sunulan cevabi yazılarda, 25.09.2026 tarihi itibarıyla Türkiye’de (a) (.....) ve (b) (.....) şartlarını sağlayan (.....) adet yayıncıyla Pilot Sözleşme akdedildiği ve ilave sözleşmelere ilişkin süreçlerin de devam ettiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....) ve (.....) ile sözleşme imzalandığı; (.....) ile sözleşmenin imza aşamasında olduğu, (.....) ((.....) ve (.....) bakımından), (.....), (.....) ((.....) ve (.....) bakımından) ve (.....) ile ön görüşme aşamasında bulunulduğu ifade edilmiştir.

(259) Bu doğrultuda, işbu ayrımcılık analizinin ilk aşamasında, GOOGLE tarafından sözleşme imzalanan haber yayıncıları ile hâlihazırda sözleşme imza aşamasında bulunan ve ön görüşmeleri yürütülen haber yayıncılarının, GOOGLE’ın kendi tasnifi ve sözleşme sürecine ilişkin yaklaşımı çerçevesinde benzer nitelikte alıcılar olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Nitekim söz konusu yayıncıların tamamının, GOOGLE tarafından sözleşme yapılması bakımından değerlendirilen ve bu kapsamda sözleşme imzalanan veya sözleşme sürecine dâhil edilen yayıncılar arasında yer alması, GOOGLE nezdinde bu yayıncıların karşılaştırılabilir konumda bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle, söz konusu yayıncılar arasında sözleşme yapılması bakımından ortaya çıkan farklılıkların, ayrımcılık analizi kapsamında ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

(ii) Alıcılara Aynı ve Eşit Hak, Yükümlülük ve Edimler İçin Farklı Şartlar İleri Sürülüp Sürülmediği

(260) Dosya kapsamında farklı muamele, GOOGLE’ın karşılaştırılabilir konumdaki haber yayıncılarının içeriklerini aynı ticari imkândan yararlandırmaması; bu doğrultuda bir kısım yayıncıyla veri ve içerik kullanımına ilişkin ticari anlaşma imzalarken, benzer konumda bulunan diğer yayıncılarla böyle bir anlaşma yapılmaması şeklinde ortaya çıkabilecektir.

(261) Bu kapsamda, GOOGLE tarafından sözleşme imzalanan haber yayıncılarının oluşturduğu grubun kendi içerisinde aynı haklara sahip olup olmadıkları ile sözleşme imzalanmayan haber yayıncılarının söz konusu gruptan farklılaşmasını haklı kılacak objektif bir unsur bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Şayet sözleşme imzalanan haber yayıncılarıyla benzer nitelik ve koşullara sahip olan yayıncılarla sözleşme yapılmadığı ve bu farklılığın objektif, makul ve önceden belirlenebilir kriterlerle açıklanamadığı tespit edilirse, söz konusu farklı muamelenin ayrımcılık şüphesine konu olabileceği değerlendirilmektedir.

[151] Bkz. https://support.similarweb.com/hc/en-us/articles/115000501465-Monthly-Visits, Erişim Tarihi: 25.09.2026.

Sayfa 95

(262) GOOGLE ile Pilot Sözleşme imzalayan ya da imza aşamasında bulundan (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....), (.....) ve (.....) eşit alıcılar olduğu varsayımı altında; GOOGLE tarafından sözleşme tarafı olabilmek noktasında esas alınan aylık ziyaret sayısının (.....) üzeri olması kriterinin ayrıca ele alınması gerekmektedir.

(263) Söz konusu eşik değerinin tek başına objektif ve ayrımcı olmayan bir farklılaştırma kriteri olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışmalı olmakla birlikte aylık (.....) milyon ziyaret sayısına sahip olma eşiğinin GOOGLE tarafından meşru ve objektif bir kriter olarak belirlendiğinin kabul edilmesi hâlinde dahi, söz konusu kriterin yeknesak bir şekilde uygulanmadığı görülmektedir. Başka bir deyişle dosya kapsamında GOOGLE ile sözleşme imzaladığı tespit edilen yayıncılar arasında, aylık (.....) ziyaret sayısı eşiği altında kalan yayıncıların da bulunduğu görülmektedir.

(264) (.....) tarafından iletilen cevabi yazıda, (.....) ve (.....) markaları özelinde taraflarına bir taslak sözleşme iletildiği, buna binaen (.....) markalarının da Pilot Sözleşme kapsamına dâhil edilmesinin GOOGLE’dan talep edildiği ancak söz konusu talebin GOOGLE tarafından olumlu karşılanmadığı ifade edilmektedir. Söz konusu sitelerin SimilarWeb üzerindeki aylık ziyaret sayıları incelendiğinde ise Ağustos 2026 dönemi itibarıyla (.....) yaklaşık (.....), (.....) ise yaklaşık (.....) aylık ziyaret sayısına sahip olduğu görülmektedir [152]. Başka bir örnek durumu (.....) ile imzalanan sözleşme oluşturmaktadır. (.....) ile GOOGLE arasındaki söz konusu sözleşme (.....) tarihinde imzalanmış olup SimilarWeb verilerine göre (.....)’in aylık ziyaret sayısı yaklaşık (.....) [153].

(.....)

(265) Dolayısıyla gelinen noktada, GOOGLE’ın söz konusu sözleşmelere taraf olunabilmesi için öne sürdüğü (.....) şartının haber yayıncıları arasında eşit biçimde uygulanmadığı değerlendirilmektedir.

(266) İlaveten taraflar arasında müzakereye açık bir sürecin işletilip işletilmediği hususuna yönelik olarak (.....) tarafından, (.....) gönderilen taslağın hazır ve standart bir metin olarak iletildiği, GOOGLE tarafından sözleşmenin değiştirilemeyeceğinin baştan bildirildiği ve bu çerçevede, sözleşme koşullarının taraflar arasında müzakere edilmediği, sürecin GOOGLE tarafından önceden belirlenen şartların kabulüne dayandığı beyan edilmiştir.

(267) Ayrıca (.....), (.....), (.....), (.....), (.....) ve (.....) tarafından,

- İçeriklerin yapay zekâ ürünlerinde kullanılması karşılığında bir bedel talep

edebilecek veya bu konuda müzakere yürütebilecek bir başvuru kanalının da

bildirilmediği,

- İçeriklerin yapay zekâ ürünlerinde kullanılmasına ilişkin şartların sağlayıcılar

tarafından kamuya açık dokümantasyon üzerinden tek taraflı olarak belirlendiği,

- İçeriklerin kullanım koşullarına ilişkin koşulların tek taraflı olarak belirlendiği ve

bu kullanım karşılığında herhangi bir ödeme alınmadığı, bu katılımın içeriklerin

yapay zekâ ürünlerinde kullanılmasına ilişkin bir lisans veya telif ilişkisi

doğurmadığı,

[152] Bkz. (.....), bkz. (.....), Erişim Tarihi: 25.09.2026.

153 Bkz.(.....), Erişim Tarihi: 25.09.2026.

Sayfa 96

- Bu koşulların müzakere edilmesi, değiştirilmesi ve karşılığında bedel talep

edilmesi imkânının bulunmadığı

ifade edilmiştir.

(268) Buna karşılık (.....) tarafından sözleşmenin ticari kapsamı ve içerik miktarı dâhil çeşitli hususların taraflar arasında görüşüldüğü ve sürecin yalnızca tek taraflı olarak sunulan standart koşulların kabulünden ibaret olmadığı açıklanmıştır. Dolayısıyla sözleşmenin müzakere edilmesi noktasında da haber yayıncıları bakımından yeknesak bir uygulamanın bulunmadığı değerlendirilmektedir.

(269) Son olarak GOOGLE’ın Bulgu-9’da yer alan yurt dışındaki uygulamalarına ilişkin açıklamalarında da yayıncılar arasında farklı sözleşme ve ücretlendirme mekanizmalarının uygulandığı anlaşılmaktadır. Nitekim büyük haber yayıncılarıyla yapılan ENP anlaşmalarında (.....) uygulanırken, daha küçük yayıncılar bakımından (.....) söz konusu olabilmektedir. Her ne kadar söz konusu uygulama Avrupa’daki telif hakkı düzenlemeleri kapsamında şekillenmiş olsa da yayıncıların kategorize edilmesine ve farklı ekonomik koşullara tabi tutulmasına ilişkin bu yaklaşım, Türkiye’deki benzer uygulamalar bakımından da farklı muamele ve bunun nesnel olarak gerekçelendirilip gerekçelendirilemeyeceğine ilişkin benzer rekabet karşıtı endişelerin ortaya çıkabileceğine işaret etmektedir.

(iii) Ayrımcılık Yapılan Alıcı ya da Alıcıların Rekabette Dezavantajlı Duruma Düşüp Düşmediği ile (iv) Davranışın, Pazardaki Rekabet Ortamını Bozma Kabiliyetinin Bulunup Bulunmadığı

(270) Dosya konusu uyuşmazlık bakımından rekabetçi dezavantajın varlığı; içeriklerinin Yapay Zekâ Önizlemeleri ve/veya Yapay Zekâ Modu kapsamında kullanılması karşılığında haber yayıncılarına sağlanan ekonomik koşullar arasındaki farklılığın niteliği ve ilgili yayıncılar bakımından ekonomik önem düzeyi, söz konusu farklılığın içerik üretim maliyetlerinin karşılanması ve içerik üretimine ilişkin ekonomik teşvikler üzerindeki etkisi, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu'nun yayıncıların kullanıcı trafiği, görünürlüğü ve buna bağlı reklam gelirleri üzerindeki etkisi, bu unsurların yayıncıların ticari davranışları ve rekabetçi konumları üzerindeki muhtemel etkisi, uygulamanın süreklilik ve kapsamı ile GOOGLE'ın ilgili hizmetler bakımından sahip olduğu pazar gücü ve yayıncılar bakımından sahip olduğu ekonomik önemin birlikte dikkate alınması suretiyle değerlendirilmelidir.

(271) Sözleşme imzalanmayan haber yayıncıları bakımından ortaya çıkan dezavantaj, yalnızca GOOGLE tarafından içerik kullanımı karşılığında elde edilebilecek bir bedelden mahrum kalınması şeklinde değil, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun yayıncıların mevcut gelir kaynakları üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirilmelidir. Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun kullanıcıların bilgi taleplerini yayıncı internet sitelerine yönelmeden doğrudan karşılayabilmesi, haber yayıncılarının organik arama kaynaklı trafiklerini ve buna bağlı reklam gelirlerini azaltma potansiyeline sahiptir.

(272) Nitekim (.....) tarafından ifade edildiği üzere; haber yayıncılığında gelir modelinin ağırlıklı olarak sayfa görüntülenmesine dayalı reklam üzerine kurulu olduğu dikkate alındığında, arama kaynaklı trafiğin azalması doğrudan gelir kaybı anlamına gelmektedir. Tıklama oranlarının düşmesi; muhabir istihdamı, saha çalışması ve doğrulama süreçleri gibi maliyetli ama kamusal değeri yüksek faaliyetlerin ilk kısılan kalemler hâline gelmesi riskini taşımaktadır.

Sayfa 97

(273) Yine (.....) tarafından içeriğin yayıncı tarafından üretildiği, GOOGLE’ın bu içeriği işleyerek kullanıcıya kendi bünyesi dâhilinde ve kaynak siteye gitme ihtiyacını ortadan kaldırarak sunduğu, ilgili kaynak sitenin kullanıcı trafiğinden mahrum kaldığı takdirde reklam gelirlerinin düşeceği ve böylece küçük ve orta ölçekli yayıncılığın sürdürülebilirliğinin imkânsızlaşacağı ifade edilmektedir.

(274) Bu durumda, içerikleri GOOGLE tarafından kullanılan bir haber yayıncısının sözleşme kapsamında bir bedel elde etmesi, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun neden olabileceği trafik ve reklam geliri kaybının en azından bir ölçüde telafi edilmesine imkân sağlayabilecektir. Buna karşılık, aynı veya benzer nitelikteki içerikleri sunmasına rağmen GOOGLE ile sözleşme imzalayamayan yayıncılar bakımından böyle bir telafi imkânı bulunmamakta; dolayısıyla söz konusu yayıncı hem trafik ve reklam gelirleri üzerindeki baskıyla karşı karşıya kalmakta hem de içeriklerinin kullanımından doğan ekonomik karşılıktan yararlanamamaktadır.

(275) Bu durumun, sözleşme imzalanan yayıncılarla imzalanmayan yayıncılar arasındaki ekonomik kapasite farkını derinleştirebileceği de değerlendirilmektedir. Zira yayıncıların içerik üretimi, editoryal faaliyetleri ve dijital yatırımları bakımından ihtiyaç duyduğu finansal kaynakların azalması, özellikle reklam gelirlerinin önemli bir gelir kalemi olduğu dikkate alındığında, sözleşme imzalanmayan yayıncıların rakipleriyle etkin biçimde rekabet etmesini güçleştirebilecektir. Bu etkinin tekil yayıncılarla sınırlı kalmaması ve benzer durumdaki yayıncıların önemli bir bölümünün sözleşme ilişkisi dışında bırakılması hâlinde, yayıncıların pazar içerisinde faaliyetlerini sürdürme ve rekabetçi konumlarını koruma imkânları genel olarak zayıflayabilecek ve pazarda tutunmaları zorlaşabilecektir.

(v) Haklı Gerekçe Bulunup Bulunmadığı

(276) Son olarak, GOOGLE tarafından gerçekleştirilen farklı uygulamaların haklı bir gerekçeye dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda GOOGLE tarafından sözleşme tarafı olacak yayıncıların belirlenmesinde kullanılan kriterler ile sözleşme kapsamında ödenecek bedelin belirlenmesinde kullanılan kriterlerin birbirinden ayrılması yerinde olacaktır.

(277) Daha önce de ifade edildiği üzere, sözleşme tarafı olabilmek için yayıncının (.....) faaliyet göstermesi ve dijital yayınlarına aylık ortalama (.....) üzerinde ziyaret alması gerekmektedir. Bununla birlikte, belirli bir ziyaret sayısı eşiğinin esas alınması, tek başına farklı muamelenin haklı olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Öncelikle söz konusu eşiğin GOOGLE’ın içerik kullanımından elde ettiği ekonomik değer, sözleşme yapma maliyetleri veya içerik kullanımının kapsamı ile objektif bir bağlantısının bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, aylık (.....) ziyaret sayısı kriterinin neden sözleşme yapılması bakımından gerekli olduğu ve bu seviyenin altında kalan yayıncılarla sözleşme yapılmasının GOOGLE bakımından hangi somut ekonomik veya teknik güçlüğü doğurduğunun açıklanması gerekmektedir. GOOGLE tarafından yapılan açıklamalarda hangi yayıncıların bu sınırı karşıladığını belirlemek için üçüncü taraf (SimilarWeb) verilerin kullanıldığı belirtilmekle birlikte neden böyle bir eşiğin belirlendiğine dair somut bir veri sunulmamıştır.

(278) Ayrıca, aylık (.....) ziyaret sayısı gibi bir eşik belirlenmiş olması, tek başına sözleşme yapılmamasını haklılaştıran bir gerekçe olarak da değerlendirilemeyecektir. Zira GOOGLE’ın söz konusu yayıncıların içeriklerini Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında kullanmasının önünde, yayıncının aylık (.....) ziyaret sayısı altında kalmasından kaynaklanan teknik veya nesnel bir engel bulunmadığı görülmektedir. Nitekim GOOGLE, sözleşme imzalamadığı yayıncıların içeriklerinden

Sayfa 98

de söz konusu yapay zekâ özellikleri kapsamında yararlanabilmektedir. Bu durumda, aylık (.....) ziyaret sayısı eşiğinin altında kalan yayıncılarla sözleşme imzalanmamasının, içeriklerin kullanılabilmesi bakımından bir zorunluluktan değil, GOOGLE’ın sözleşme ilişkisine gireceği yayıncıları belirlemeye yönelik ticari tercihinden kaynaklandığı değerlendirilebilecektir.

(279) GOOGLE tarafından sözleşmede yer alan bedelin belirlenmesine yönelik olarak ise;

- Değerlemenin temel belirleyicisinin ilgili yayıncıların (.....) olduğu, bununla

birlikte (.....) olmadığı,

- Aksine değerin (.....) artmakta olduğu, GOOGLE’ın bu değer artışını modellemek

için (.....) analizi kullandığı,

- Bu çerçevenin (a) (.....), (b) (.....), (c) (.....) ve (d) (.....) gibi stratejik ayarlamalar

olmak üzere çeşitli kilit girdileri içerdiği,

- Söz konusu girdilerin birlikte, ticari müzakereler için tutarlı ve nesnel bir rehber

işlevi görürken (.....) ve (.....) de gözettiği,

- GOOGLE’ın, her bir iş muhatabının yalnızca (.....) değil, aynı zamanda

yayıncıların (.....) bağlı olarak adil ve tutarlı bir teklif almasını sağlamak amacıyla

bu yaklaşımı küresel çapta kullandığı,

- Türk yayıncılar ile imzalanan sözleşmelerde (.....) ve (.....) kriterleri uyarınca

ödemelerde herhangi bir uyarlama yapılmadığı zira söz konusu kriterlerin,

Türkiye’de sözleşme kapsamına katılmaya hak kazanan yayıncılara

uygulanabilir olmadığı

hususları ifade edilmiştir.

(280) GOOGLE tarafından küresel ölçekte sözleşme bedelinin belirlenmesine esas teşkil eden kriterlerin; (.....), (.....), (.....) ile (.....) gibi çeşitli girdilerden oluştuğu belirtilmektedir. Bununla birlikte, GOOGLE tarafından Türkiye bakımından (.....) ile (.....) uygulanmadığı ifade edilmektedir. Bu durumda, Türkiye'de yayıncılara sözleşme kapsamında ne kadar ödeme yapılacağı bakımından esas alınan kriterlerin ağırlıklı olarak (.....) ve (.....) ilişkin unsurlarla sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır.

(281) Öte yandan, söz konusu kriterlerin Türkiye bakımından ortaya çıkan farklılıkları açıklamak bakımından yeterli ölçüde şeffaf, objektif ve doğrulanabilir olup olmadığı hususunda tereddüt bulunmaktadır. Özellikle (.....) ilişkin katsayıların nasıl belirlendiği ve (.....) ile (.....) unsurlarının sözleşmedeki ağırlığının ne olduğu ortaya konulmamıştır.

(282) İlaveten GOOGLE’a sözleşme bedelinin belirlenmesinde sözleşme kapsamında kullanımına sunulan (.....) belirlenen bedeli ne ölçüde etkilediğine yönelik olarak da soru yöneltilmiş olup GOOGLE tarafından ilgili soruya sağlanan yanıtta (.....) tek başına teklif edilen ödemenin miktarını etkilemediği, değerleme sürecinde dikkate alınan başka unsurların da bulunduğu belirtilmiştir.

(283) Bu noktada hâlihazırda imzalanmış olan sözleşmeler bakımından kullanıma konu (.....) ile öngörülen toplam bedellere değinmenin faydalı olacağı düşülmektedir:

Tablo 11: GOOGLE’ın Haber Yayıncıları ile İmzaladığı Pilot Sözleşme Bilgileri

Sayfa 99

İş Ortağı (.....) Teslim Sözleşme Sözleşme

Sözleşme Tarafı (.....) (Yıllık) 154 155

İmza TarihiYüzdesiBedeli ($)Tavanı ($)
(.....)29.07.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)17.08.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)24.08.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)18.08.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)01.09.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)31.08.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)20.08.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)16.09.2026(.....)(.....)(.....)(.....)
(.....)15.09.2026(.....)(.....)(.....)(.....)

Kaynak: Google Cevabi Yazısı.

(284) Hâlihazırda akdedilmiş sözleşmelere ilişkin veriler incelendiğinde, sözleşme kapsamında kullanıma sunulan (.....) ile öngörülen toplam bedeller arasında doğrusal bir ilişki bulunmadığı; benzer içerik miktarlarına sahip yayıncılar bakımından dahi toplam bedeller ile (.....) bedellerin önemli ölçüde farklılaşabildiği görülmektedir. (.....) başına düşen ödeme tutarlarındaki farklılıkların tek başına ayrımcı uygulamanın göstergesi olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemekle birlikte, Türkiye bakımından (.....) ile (.....) uygulanmadığı dikkate alındığında, benzer (.....) düzeyindeki yayıncılar arasında ortaya çıkan önemli bedel farklılıklarının hangi objektif ve doğrulanabilir kriterlerden kaynaklandığı da GOOGLE tarafından bu aşamada ortaya konulmamaktadır.

(285) Yukarıda ayrımcılığa ilişkin olarak yer verilen değerlendirmeler bir bütün olarak ele alındığında, GOOGLE’ın haber yayıncılarına yönelik uygulamalarının iki ayrı düzlemde farklı sonuçlar doğurabildiği görülmektedir. İlk olarak, benzer nitelikte içerik sunan yayıncıların Yapay Zekâ Modu kapsamında kullanıcı yanıtlarında kaynak olarak seçilmesi bakımından farklılaştığı; kaynak olarak gösterilmeyen yayıncıların ise buna bağlı olarak kullanıcı trafiğine ve reklam gelirlerine erişim bakımından dezavantajlı konuma gelebileceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu kaynak seçiminin hangi kriterler çerçevesinde gerçekleştiğinin ve benzer durumdaki yayıncılar arasında ortaya çıkan farklılıkların objektif bir temele dayanıp dayanmadığının mevcut bilgi ve belgeler üzerinden tam olarak ortaya konulamadığı görülmektedir.

(286) İkinci olarak, yayıncıların Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içeriklerinin kullanılmasına ilişkin sözleşme ilişkisine dâhil edilmesi ve sözleşme koşullarının belirlenmesi bakımından da farklı uygulamaların bulunduğuna ilişkin şüpheler oluşmuştur. Sözleşme imzalanmayan yayıncıların, içeriklerinin GOOGLE tarafından kullanılmasından doğan ekonomik karşılıktan yararlanamamalarının yanı sıra, söz konusu hizmetlerin geleneksel arama trafiği ve buna bağlı reklam gelirleri 154 Sözleşme Süresi boyunca her zaman, İş Ortağının gerçek zamanlı yeni yayımlanmış (.....) teslim edilecek (.....) oranını ifade etmektedir.

155 (.....) GOOGLE tarafından ödenecek miktar bu tutarı geçemeyecektir.

Sayfa 100

üzerindeki olası azaltıcı etkisini telafi edebilecek bir imkândan da yoksun kalabilecekleri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, sözleşme ilişkisine dâhil edilmenin ve sözleşme koşullarının belirlenmesinin; içerik kullanımının kapsamı ve yoğunluğu, kullanıcı etkileşimi ile yayıncıların trafik, görünürlük ve reklam gelirleri üzerindeki etkileriyle ne ölçüde ilişkilendirildiğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

(287) Öte yandan, GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki güçlü konumu ve haber yayıncılarının kullanıcı trafiğine erişim bakımından GOOGLE hizmetlerinin sağladığı imkânlara önemli ölçüde ihtiyaç duymaları dikkate alındığında, yukarıda belirtilen uygulamalar yalnızca ilgili yayıncıların bireysel ekonomik durumlarını etkilememekte; ilgili uygulamaların aynı zamanda yayıncılar arasındaki rekabet koşullarını bozma kabiliyeti de bulunmaktadır.

(288) Bu çerçevede, mevcut bilgi ve belgeler itibarıyla GOOGLE’ın haber yayıncılarına yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ayrımcı nitelik taşıdığı ve pazardaki rekabet koşullarını bozma kabiliyetine sahip olduğu yönünde kuvvetli şüphe oluştuğu değerlendirilmektedir.

I.2.2. GOOGLE'ın Uygulamalarının Sömürücü Kötüye Kullanma Kapsamında Değerlendirilmesi

(289) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hâkim durumdaki bir teşebbüsün pazar gücünü, kendisiyle işlem yapmak durumunda bulunan teşebbüs veya tüketiciler aleyhine kullanarak, söz konusu teşebbüs ya da tüketicilere rekabetçi koşullarda karşılaşmaları beklenmeyecek ölçüde ağır veya haksız şartlar dayatması, sömürücü nitelikte kötüye kullanma kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bu çerçevede, hâkim durumdaki teşebbüsün ticari ilişki içerisinde bulunduğu taraflara uyguladığı koşulların, yalnızca taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki bakımından değil, hâkim durumdan kaynaklanan pazarlık gücünün karşı tarafa aktarılması ve bu gücün ekonomik değer yaratma sürecinde karşı taraf aleyhine kullanılması bakımından da incelenmesi gerekmektedir.

(290) Dosya konusu bakımından ele alındığında, hâkim durumdaki dijital platformların içerik kullanımına ilişkin bedelleri ve kullanım koşullarını tek taraflı belirleyebilmesi, içerik sağlayıcıları ile platformlar arasındaki pazarlık gücü dengesizliğini de derinleştirmektedir. Özellikle kullanıcı trafiğinin önemli ölçüde belirli platformlara bağımlı olduğu pazarlarda, içerik sağlayıcılarının bu koşulları fiilen müzakere edebilme imkânı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle tartışılması gereken husus, bedellerin yüksek veya düşük olmasından ziyade, bedelin rekabetçi bir pazarlık süreci içinde belirlenip belirlenemediğidir. Bu bağlamda GOOGLE’ın faaliyetleri, hâkim durumun sömürücü nitelikte kötüye kullanılması veya haksız ticari koşulların dayatılması kapsamında değerlendirilebilecektir.

(291) İlgili değerlendirmelerin daha açık ve sistematik bir biçimde ortaya konulabilmesi bakımından, aşağıda öncelikle haksız sözleşme şartlarına ilişkin teorik çerçeveye yer verilecek olup devamında ise GOOGLE’ın anılan uygulamalarının sömürücü nitelik taşıyıp taşımadığı incelenecektir.

I.2.2.1. Haksız Sözleşme Şartlarına İlişkin Teorik Çerçeve

(292) Haksız sözleşme şartları, taraflar arasında müzakere edilmeksizin sözleşmeye dâhil edilen ve taraflardan biri aleyhine önemli ölçüde dengesizlik yaratan hükümler olarak

Sayfa 101

tanımlanmaktadır [156]. Genel olarak sözleşme şartlarındaki dengesizlikler Türk Hukukunda birden fazla yasal düzenleme kapsamında ele alınmıştır. Bu çerçevede haksız sözleşme şartlarının yol açtığı ihlallere, taraflarına ve amacına göre, 4054 sayılı Kanun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (6563 Sayılı Kanun) gibi birçok farklı disiplinde yer alan hükümler ile birlikte veya ayrı ayrı müdahale etme imkânı bulunmaktadır.

(293) Taraflar arasında kurulan sözleşme ilişkilerinden kaynaklanan kötüye kullanma niteliğindeki davranışlar, kural olarak, eylemin doğrudan haksız kabul edilmesi sebebiyle öncelikle sözleşme hukuku ve haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Ne var ki, söz konusu davranışın pazar gücüne dayanılarak gerçekleştirilmesi durumunda, piyasa yapısı ile etkin rekabet süreci üzerinde olumsuz etkiler doğurma riski ortaya çıkmaktadır. Bu tür durumlarda, rekabet hukuku, söz konusu davranışlara müdahale edilmesi bakımından etkili ve tamamlayıcı bir araç işlevi görebilmektedir. Bununla birlikte, rekabet hukuku kapsamında haksız sözleşme şartlarına yönelik müdahalenin mümkün olması için, ilgili davranışın münferit bir olay niteliğinde olmaması ve pazarda kayda değer rekabet kısıtlayıcı etkilere yol açması gerekmektedir.

(294) ABİDA’nın 102(a) maddesi uyarınca, hâkim durumda bulunan bir teşebbüs tarafından ticari ilişki içerisinde olduğu karşı tarafa doğrudan veya dolaylı şekilde haksız sözleşme şartlarının dayatılması, hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmektedir. Bu hüküm, sözleşme şartlarının taraflar arasında müzakereye açık olmaksızın tek taraflı olarak belirlenmesini ve bu suretle pazardaki dengeyi bozan uygulamaları açıkça yasaklamaktadır.

(295) Kötüye kullanma kavramı, yalnızca doğrudan veya dolaylı biçimde tüketicilere zarar veren uygulamalarla sınırlı olmayıp aynı zamanda rakip veya iş ortağı konumundaki diğer teşebbüslere yönelen zararlı davranışları da kapsamaktadır. Bu bağlamda, hâkim durumdaki teşebbüslerin sahip oldukları özel sorumluluk, yalnızca pazar güçlerini pekiştiren yahut rekabeti zayıflatan eylemlerle sınırlı kalmamakta; doğrudan zarar doğurucu nitelikteki tüm uygulamaları içermektedir. ABİDA’nın 102. maddesi, sadece rekabetin etkinliğini tehdit eden davranışları değil, aynı zamanda teşebbüsler arası ilişkilere ve nihai tüketicilere doğrudan zarar verebilecek uygulamaları da yasaklamaktadır. Bu çerçevede, pazar gücüne sahip olan teşebbüslerin, haksız sözleşme şartlarını tek taraflı olarak diğer teşebbüslere dayatması, yalnızca ilgili tarafların ekonomik refahını olumsuz etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda bu etkinin nihai tüketiciye sirayet etme riskini de taşımaktadır.

(296) AB rekabet hukuku doktrininde ve yargı kararlarında haksız sözleşme şartlarına ilişkin değerlendirmeler oldukça sınırlıdır. Bu kavramın tanımı, hangi tür uygulamaları kapsadığı ya da bir sözleşme şartının haksız olarak kabul edilip edilemeyeceği hususunda açık ve yerleşik bir çerçeve bulunmamaktadır [157]. Bununla birlikte, hâkim durumdaki bir teşebbüsün, sahip olduğu pazar gücünden yararlanarak, bu güce sahip 156 TOPÇUOĞLU, M. (2015), “Genel İşlem Şartları ile Rekabet İhlali ve Sonuçları”, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 19, sayı. 4, s. 3-70.

157 O’DONOGHUE R. & PADILLA A.J. (2006), The Law and Economics of Article 82 EC, Hart Publishing, Oregon, s. 603 vd.

Sayfa 102

olmayan tarafların makul olarak kabul edemeyeceği şartları sözleşmeye tek taraflı biçimde dâhil etmesi hâlinde, söz konusu şartların haksız kabul edilebileceğine dair genel bir görüş birliği bulunmaktadır. Son dönemde ise haksız sözleşme şartları; piyasalarda adil rekabet koşullarının sağlanması ve ekonomik aktörlere eşit rekabet imkânı sunulması yönündeki yaklaşımlar çerçevesinde, pazarlık gücü bakımından üstün konumda bulunan bir teşebbüsün, bir veya birden fazla ticaret ortağının eşit şartlarda faaliyet göstermesini engelleyen ticari uygulamalar olarak ele alınmaktadır [158].

(297) Haksız sözleşme şartlarına ilişkin olarak AB içtihadına bakıldığında ise bu tür şartların hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilebileceğine yönelik ilk içtihat, 1974 tarihli BRT/SABAM [159] kararında ortaya konulmuştur. Anılan karar, telif haklarının toplu yönetimini üstlenen ve bu alanda fiili tekel niteliğinde bir konuma sahip olan bir meslek birliğinin, üyelerine uyguladığı sözleşme şartlarını incelemektedir. ABAD kararında, hâkim durumdaki bir teşebbüsün, ticari muhataplarına meşru çıkarlarını korumak için mutlak surette gerekli olmayan yükümlülükler dayatması ve söz konusu kişilerin ekonomik hareket serbestisini orantısız biçimde sınırlaması hâlinde, bu tür şartların haksız kabul edilebileceğini ifade etmiştir. Ayrıca ABAD, sözleşme şartlarının haksız olup olmadığına yönelik olarak gerçekleştirilecek değerlendirmenin yalnızca ticaret ortaklarıyla sınırlı kalmayıp, üçüncü tarafların - özellikle tüketicilerin- hak ve menfaatlerini de içermesi gerektiğini vurgulamıştır.

(298) ABAD’ın GEMA II [160] kararında da BRT/SABAM kararında ortaya konulan ilkeler doğrultusunda haksız sözleşme şartlarının hâkim durumun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi sürdürülmüştür. Söz konusu kararda, telif haklarının toplu yönetimini üstlenen ve bu alanda münhasır nitelikte bir konuma sahip olan GEMA’nın, üyeleriyle yaptığı sözleşmelerde yer alan ve telif haklarının GEMA’ya devri hâlinde, hak sahibinin birlikten ayrılmasını veya başka meslek birlikleriyle doğrudan ilişki kurmasını engelleyen hükümler incelenmiştir. ABAD, bu tür hükümlerin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını ve bu amaca ulaşmak için gerçekten gerekli olup olmadığını; bir başka deyişle daha az kısıtlayıcı bir araçla aynı sonucun elde edilip edilemeyeceğini değerlendirmiştir. ABAD, bu değerlendirmeyi yaparken iki aşamalı bir test benimsemiştir: ilki, söz konusu hükümlerin üyelerin haklarını korumak için “zorunlu” olup olmadığı; ikincisi ise bu hükümlerin bireysel hak sahiplerinin eserlerini kullanma özgürlüğünü aşırı şekilde kısıtlayıp kısıtlamadığı, bir başka deyişle “hakkaniyete” uygunluğu. Bu bağlamda ABAD, hâkim durumdaki bir teşebbüs tarafından ticaret ortaklarına dayatılan sözleşme şartlarının yalnızca teşebbüsün meşru çıkarlarına değil; aynı zamanda bu hükümlerin üçüncü taraflar -özellikle eser sahipleri ve tüketiciler- üzerindeki etkilerine göre de değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha teyit etmiştir. Böylelikle, GEMA II kararı, BRT/SABAM kararında temelleri atılan içtihadı pekiştirmiş ve haksız sözleşme şartlarına ilişkin rekabet hukuku denetimini daha sistematik bir çerçeveye oturtmuştur.

(299) Haksız sözleşme şartlarına ilişkin rekabet hukuku içtihatları geleneksel pazarların yanı sıra son dönemde dijital pazarlarda da görülmeye başlamıştır. ADLC’nin GOOGLE’ın çevrim içi reklam teknolojisi olan Google Ads [161] kararında, GOOGLE’ın reklam 158 DEHDASHTI, S.A. (2018), “B2B unfair trade practices and EU competition law” içinde European Competition Journal, s.1, bkz. https://doi.org/10.1080/17441056.2018.1520439, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

159 Case C-127/73 BRT/SABAM EU:C:1974:25.

160 Case IV/29.971-GEMA statutes.

[161] ADLC (2019), Google Ads, 19-D-26.

Sayfa 103

verenlere şeffaf olmayan ve ayrımcı koşullar dayatarak haksız ticari uygulamalarda bulunduğu iddiası incelenmiştir. Kararda, GOOGLE’ın söz konusu koşulları reklam verenlere dayattığı ve bu kuralları kabul etmeyenleri ise hizmetlerini kullanmayı bırakmaya yönlendirdiği belirtilmiştir. Bu durumun ise özellikle Google Ads’in pazarda neredeyse tek seçenek olması nedeniyle, reklam verenlerin iş modellerini özgürce belirlemelerini engellediği tespit edilmiştir. Ayrıca kararda, hâkim durumda bulunan bir teşebbüsün, pazarda son derece yüksek bir pazar payına sahip olması ve sunduğu ürün ve hizmetlerle pazarın büyük çoğunluğunu temsil etmesi durumunda, kullanıcılar için “kaçınılmaz bir ticaret ortağı” hâline gelebileceği vurgulanmış; böylece pazara girmek isteyen kullanıcıların hâkim durumdaki teşebbüs tarafından belirlenen şartları kabul etmekten başka bir seçeneği kalmadığından, hâkim durumda bulunan teşebbüsün haksız ticaret koşullarını kolayca uygulayabileceği ifade edilmiştir.

(300) Komisyonun APPLE [162] kararında, APPLE’ın uygulama geliştiricilerine (app developer) yönelik yönlendirme karşıtı düzenlemelerinin AB içtihadındaki “tek taraflılık”, “kullanıcı menfaatine zarar verme”, “haklı bir sebebe dayanma” ve “orantılılık” kriterlerine atıfla haksız sözleşme şartları taşıdığı, bu nedenle ABİDA’nın 102(a) maddesi kapsamında sömürücü bir kötüye kullanıma yol açtığı sonucuna ulaşılmış ve bu doğrultuda APPLE hakkında idari para cezası tesis edilmiştir.

(301) Bununla birlikte ADLC’nin APPLE Uygulama İzleme Şeffaflığı’na (App Tracking Transparency, ATT) yönelik olarak aldığı karar [163], haksız sözleşme şartlarının rekabet hukukundaki önemini ve uygulamadaki somut yansımalarını göstermesi bakımından önem arz etmektedir. Söz konusu kararda ADLC, APPLE’ın hedefli reklamcılık hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullanarak, uygulama geliştiricilere dayattığı sözleşme hükümlerini incelemiştir. Kararda, ATT çerçevesinin uygulama şeklinin, üçüncü taraf uygulama yayıncılarının yasal rıza toplama yükümlülüklerini yapay ve gereksiz şekilde zorlaştırdığı; çok sayıda onay penceresinin eşzamanlı açılması gibi karmaşık süreçler ile APPLE’ın kendisi ile üçüncü taraf yayıncılar arasında onay alma yükümlülüklerinde asimetrik bir tutum sergilediği belirtilmiş ve bu durumun haksız sözleşme şartları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. ADLC, bu tür sözleşme şartlarının, APPLE’ın hâkim durumunu koruma amacıyla rakip reklam hizmetlerinin pazara girişini zorlaştırdığı ve geliştiricilerin rekabetçi tekliflerden yararlanmasını engellediği sonucuna varmıştır. Ayrıca, bu uygulamaların tüketicilerin seçim özgürlüğünü kısıtladığı ve yenilikçiliği engelleyerek pazar dinamiklerini olumsuz etkilediği vurgulanmıştır. Karar sonucunda, APPLE’a 150 milyon Avro tutarında idari para cezası verilmesine hükmedilmiştir.

(302) AB içtihadında, haksız sözleşme şartları genellikle sömürücü kötüye kullanma hâli olarak değerlendirilse de bu şartların yalnızca hâkim durumdaki teşebbüslere bağımlı olan teşebbüslerin ya da tüketicilerin sömürülmelerinin ötesine geçerek ilgili pazarda dışlayıcı etkiler yaratması da mümkündür. Gerçekten de hâkim durumun kötüye kullanılması bakımından sömürücü, ayrımcı ve dışlayıcı türde ihlaller arasında keskin bir çizgi çekmek her zaman mümkün değildir. Nitekim haksız sözleşme şartlarına ilişkin birçok durumda davranışın hem sömürücü sonuçlarının hem de rakipleri dışlama ve piyasa dinamiklerini bozma potansiyelinin dikkate alındığı görülmektedir. Bu bağlamda, özellikle pazarda önemli pazar gücüne sahip olan teşebbüslerin iş ilişkisinde bulunduğu ve pazarlık gücüne sahip olmayan diğer tarafların alternatif

[162] Case AT.40437 - Apple - App Store practices (music streaming).

[163] Bkz. https://www.autoritedelaconcurrence.fr/en/press-release/targeted-advertising-autorite-de-la- concurrence-imposes-fine-eu150000000-apple, Erişim Tarihi: 22.09.2026.

Sayfa 104

sağlayıcılara geçme olasılıklarını kısıtlaması, ilgili pazardaki rekabetin yatay düzlemde de kısıtlanmasına sebep olabilecektir. Söz konusu durumda haksız sözleşme şartları, sömürücü bir davranışın ötesinde rakiplerin pazara girişini engelleyen dışlayıcı etkiler yaratabilecektir.

(303) Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, ABİDA’nın 102(a) maddesi uyarınca haksız olarak nitelendirilen ve dolayısıyla kötüye kullanım olarak değerlendirilen haksız sözleşme şartlarını; (i) hâkim durumda olan bir teşebbüs tarafından ticaret ortaklarına dayatılan, (ii) bu teşebbüsün ticaret ortaklarının veya etkilenen üçüncü şahısların, tüketiciler de dâhil olmak üzere, çıkarlarına zarar veren veya olumsuz etkileyen ve (iii) meşru bir hedefe ulaşmak için gerekli olmayan veya herhalde bu amaca ulaşmak için gerekli olandan fazla olan şartlar olarak tanımlamak mümkündür [164].

(304) Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki; hâkim durumdaki bir teşebbüsün haksız sözleşme koşullarını dayattığının saptanması, ABİDA’nın 102(a) maddesi uyarınca hâkim durumun kötüye kullanılmasının tespiti için yeterlidir. Bu bakımdan hâkim durumdaki teşebbüsün faaliyetlerinin amacı veya etkisi konusunda rekabeti sınırlayıp sınırlamadığına dair ek bir inceleme yapılması gerekmemektedir [165]. Bunun yerine, söz konusu sözleşme şartlarının fiyat, seçim, kalite veya yenilik gibi rekabet parametrelerini olumsuz yönde etkilemesi, hâkim durumdaki teşebbüsün ticaret ortakları veya üçüncü şahıslar ile özellikle tüketiciler açısından zararlı olması yeterlidir [166].

(305) Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında; haksız sözleşme şartlarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Nitekim bu tür şartlar, rekabeti kısıtlayıcı etkileri nedeniyle mehaz düzenleme olan ABİDA’da açıkça yasaklanmıştır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan verilen yasaklamalar da örnek niteliğinde sayılmış olup sınırlayıcı nitelikte değildir. Bu bakımdan hâkim durumdaki teşebbüslerin, sözleşme şartlarını haksız bir şekilde dayatmak suretiyle rakiplerin piyasaya girişini engellemesi ya da faaliyetlerini zorlaştırması veya tüketicilerin zararına sonuçlar doğuran işlem ve davranışlar gerçekleştirmesi, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirilebilecektir.

I.2.2.2. Dosya Konusu Haksız Sözleşme Şartlarının Değerlendirilmesi

(306) Haksız sözleşme şartlarının açık bir tanımı bulunmamakla birlikte, yukarıda ifade edildiği üzere, hâkim durumdaki teşebbüsün bu gücünün avantajından faydalanarak uyguladığı ve hâkim durumda olmayan bir teşebbüsün ileri süremeyeceği anlaşma şartları olarak ifade edilmektedir. Nitekim pazarda birden fazla oyuncunun bulunduğu, kullanıcıların teşebbüsler arasında seçim yapabildikleri ve bu şekilde sözleşme koşulları üzerinde müzakere edilmesinin mümkün olduğu pazarlar bakımından pazarın normal işleyişinde haksız sözleşme koşullarının uzun zaman zarfında uygulanması olası görünmemektedir. Daha ziyade pazara girişin zor olduğu, büyüme engelleri olan, tekel durumunda olan teşebbüslerin faaliyet gösterdiği pazarlarda kullanıcıların sözleşme koşulları üzerinde belirleyiciliğinin kalmayacağı ve bu tarz şartların uygulanmasının mümkün olacağı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda haksız sözleşme şartları değerlendirilirken ilk olarak uygulamanın gerçekleştiği pazar koşullarının analiz edilmesi gerekmektedir.

[164] Case AT.40437 - Apple - App Store practices (music streaming), para.529.

[165] Case 26/75 General Motors v Commission, EU:C:1975:141, 3. Bölüm.

[166] Case AT.40437 - Apple - App Store practices (music streaming), para.530.

Sayfa 105

(i) Şartların hâkim durumda olan bir teşebbüs tarafından ticaret ortaklarına dayatılması

(307) Dosya kapsamında haksız sözleşme şartlarına ilişkin olarak GOOGLE’ın hâkim durumundan kaynaklanan pazar gücünü kullanarak haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nda yer almasına ve içeriklerinin bu hizmetlerde kullanılmasına ilişkin koşulları haber yayıncılarına dayatıp dayatmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

(308) Bunun yanı sıra, GOOGLE ile sözleşme imzalayan haber yayıncıları bakımından sözleşme koşullarının ve özellikle ekonomik karşılığın gerçekten müzakere edilip edilmediği, GOOGLE tarafından belirlenen koşulların haber yayıncılarına kabul edilmesi gereken şartlar olarak sunulup sunulmadığı da incelenmelidir.

(309) Dosya kapsamında haber yayıncılarından elde edilen bilgilerden, haber sitelerinin toplam trafiği içerisinde arama motorlarından elde edilen trafiğin payının %(.....) ile %(.....) arasında değiştiği tespit edilmiştir (Bkz. Tablo 2). Bu oranın özellikle marka bilinirliği daha düşük yayıncılar bakımından üst sınıra yaklaştığı görülmektedir. İçeriklerini kullanıcılara ücretsiz sunan ve faaliyetlerini çevrim içi reklam gelirleriyle sürdüren haber yayıncıları bakımından kullanıcı trafiğinin belirleyici olduğu; özellikle küçük ve orta ölçekli haber yayıncılarının kullanıcıya erişiminde arama motorlarının temel kanal olduğu bilinmektedir. GOOGLE’ın söz konusu arama kaynaklı trafik içerisindeki payının istikrarlı biçimde %(.....) üzerinde bulunması da teşebbüsün haber yayıncıları açısından vazgeçilmez bir ticaret ortağı niteliği taşıdığına işaret etmektedir.

(310) Bu bağımlılık ilişkisinin, içeriklerin yapay zekâ hizmetlerinde kullanılmasına yönelik tercihlerin serbestçe oluşturulmasını etkileyebileceği değerlendirilmektedir. İndekslenmeye yönelik rızanın bu kullanımları da kapsayıp kapsamadığı ve ayrıca izin veya lisans gerekip gerekmediği hususları bu noktada önem kazanmaktadır. Haber yayıncılarının bu kullanımlara ilişkin tercihleri ile arama hizmetindeki görünürlükleri arasında bağlantı kurulmasının, içerik kullanım koşullarını reddetme imkânlarını sınırlayabileceği değerlendirilmektedir.

(311) GOOGLE tarafından ifade edildiği üzere, “Google Arama üretken yapay zekâ kontrolü” (opt-out), üretilen içeriklerin üretken yapay zekâ özelliklerinde kullanılmasını engellemeye olanak tanımaktadır. Opt-out seçeneği kullanılarak çıkış yapılması, yalnızca bir internet sitesinin Arama üretken yapay zekâ özelliklerine dâhil edilmesini etkilemekte, içeriğin SERP’te gösterilen diğer Arama sonucu formatlarında yer almasını engellememektedir.

(312) İlaveten dosya kapsamında görüşlerine başvurulan haber yayıncılarından Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu içerisinde yer almayı kabul etmeden organik arama sonuçları arasında sıralanmaya devam edebilip edemedikleri hakkında açıklama talep edilmiştir. Bu kapsamda

- (.....) tarafından;

o GOOGLE’ın, 31.08.2026 tarihinde, sitelerin Yapay Zekâ Önizlemeleri ve

Yapay Zekâ Modu’ndan çıkmasını sağlayan bir kontrol mekanizmasını

Search Console üzerinden kullanıma açtığı,

o GOOGLE'ın açıklamasına göre bu kontrolü kullanan sitelerin anılan

özelliklerden gösterim ve trafik almayacağı, bu durumun, bu özellikler

dışındaki arama sonuçları bakımından sıralama sinyali olarak

kullanılmayacağı,

Sayfa 106

o Ancak anılan beyanın sağlayıcıya ait olduğu, kontrolün beyan edildiği

şekilde çalıştığının bağımsız olarak doğrulanamadığı, söz konusu

imkânın başlangıçtan bu yana mevcut olmayıp çok yeni bir tarihte

kullanıma açıldığı,

- (.....) tarafından;

o İçeriğin yapay zekâ özelliklerinde kullanılmasını engellemeye yarayan

kontrolün Search Console üzerinden 03.06.2026 tarihinde duyurulduğu,

17.06.2026 itibarıyla önce Birleşik Krallık’taki site sahiplerinin bir bölümü

için işlerlik kazandığı ve 31.08.2026 tarihinde dünya genelinde tüm

sitelere açıldığı,

o Ancak bu tarihin anılan özelliklerin Türkiye’de kullanıma sunulduğu

18.02.2026 tarihinden yaklaşık altı buçuk ay sonrasına karşılık geldiği;

bu süre boyunca içeriklerinin söz konusu özelliklerde kullanılmasını

reddedebilme imkânlarının bulunmadığı,

- (.....) tarafından;

o Gerçekleştirilecek olası engellemelerin yalnızca yapay zekâ destekli

arama sonuçlarındaki görünürlüklerini değil aynı zamanda Google

Arama ve Google Discover üzerinden elde ettikleri trafik ve

görünürlüklerini de etkileyeceği endişesine sahip oldukları

ifade edilmiştir.

(313) Görüldüğü üzere GOOGLE, yapay zekâ hizmetlerini 18.02.2026 tarihinden itibaren SERP’te kullanıcılara sunmasına rağmen, haber yayıncılarına söz konusu hizmetlerden çıkma imkânını ancak 31.08.2026 tarihinde tanımıştır. Bu durum, anılan dönemde haber yayıncılarının yapay zekâ hizmetlerinde yer almaya ilişkin tercihlerini, genel arama sonuçlarındaki görünürlükleri üzerindeki olası etkilerden bağımsız şekilde kullanabilmelerini sınırlandırmıştır.

(314) Öte yandan, 31.08.2026 tarihinden itibaren bir opt-out mekanizmasının sunulmuş olması da bu husustaki endişeyi bütünüyle ortadan kaldırmayabilecektir. Nitekim yayıncıların söz konusu mekanizmayı fiilen kullanmamış olmaları, tek başına yapay zekâ hizmetlerinde yer almaya yönelik serbest ve bilinçli bir tercihte bulundukları anlamını taşımayacaktır. Özellikle yapay zekâ hizmetlerinden çıkmanın genel arama sonuçlarındaki sıralama ve görünürlük bakımından doğuracağı sonuçların yeterli ölçüde öngörülebilir olmaması hâlinde, haber yayıncılarının trafik ve kullanıcı erişimi kaybı riskini göze alamayarak mevcut konumlarını korumayı tercih etmeleri mümkündür.

(315) Nitekim (.....) tarafından;

- Yapay zekâ destekli arama motorlarında veya yapay zekâ özellikleri içerisinde

yer almayı kabul etmedikleri durumda zaten kaybetmiş oldukları organik trafik

kayıplarına ek olarak bu kaynaklardan elde ettikleri trafiği de ekleyecekleri,

- Ayrıca GOOGLE'daki yapay zekâ özellikleri SERP’in en üstünde yer aldığı için

(.....) olarak burada yer almamanın %(.....) organik trafik kaybını bir miktar

daha büyüteceği

ifade edilmiştir.

Sayfa 107

(316) GOOGLE’ın yapay zekâ hizmetlerinin haber yayıncıları bakımından doğurabileceği bir diğer etki, kullanıcıların SERP’te yer alan yapay zekâ tarafından oluşturulmuş yanıtlarla bilgi ihtiyacını doğrudan karşılayabilmesi ve bu nedenle ilgili yayıncıların internet sitelerine yönelme veya bağlantılara tıklama ihtiyacının azalması, diğer bir ifadeyle “zero-click search” etkisidir.

(317) Kullanıcıların SERP’te yer alan yapay zekâ tarafından oluşturulmuş yanıtlarla bilgi ihtiyacını doğrudan karşılayabilmesi, haber yayıncılarının kullanıcı trafiğinde ve buna bağlı ekonomik değerinde azalmaya yol açabilecektir. Bu durumda haber yayıncıları bakımından yapay zekâ hizmetlerinde yer almamak, GOOGLE üzerinden elde edilen görünürlük ve kullanıcı trafiğinin rakip yayıncılara yönelmesi bakımından dezavantaj yaratabilecek; yer almak ise içeriklerinin yapay zekâ yanıtlarında kullanılması ve buna bağlı zero-click etkisine maruz kalma sonucunu doğurabilecektir. Dolayısıyla, haber yayıncılarının söz konusu hizmetlerde yer almama yönündeki tercihinin, GOOGLE’ın genel arama hizmetlerindeki güçlü konumu karşısında fiilen serbest ve etkili bir tercih olup olmadığı hususunda şüphe bulunmaktadır.

(318) Dosya kapsamında haber yayıncılarından alınan cevaplar da trafik ve etkileşim kaybına ilişkin endişeleri desteklemektedir. (.....), yapay zekâ hizmetlerinde yüksek görünürlük elde etmesine rağmen genel trafik seyrinde değişiklik gözlemlemediğini; (.....), trafiğinin önceki yılın aynı dönemine göre düşüş eğiliminde olduğunu ve yapay zekâ yönlendirmelerinin toplam trafik içerisindeki payının %(.....) altında kaldığını; (.....) ise organik trafiğinin azalması nedeniyle arama motoru optimizasyonu çalışmalarına başladığını bildirmiştir.

(319) (.....), GOOGLE’ın yapay zekâ hizmetleri lansmanı öncesine kıyasla GOOGLE arama kaynaklı trafiklerinin %(.....) civarında düşüş gösterdiğini belirtmiş; (.....), trafiğinin önceki yılın aynı dönemine göre %(.....) azaldığını ifade etmiştir.

(320) (.....), (.....) ortalama sıralaması sabit kalmasına rağmen organik gösterimlerinin %(.....), organik tıklamalarının %(.....) ve tıklama oranının %(.....) düştüğünü; (.....), gösterim sayısı %(.....) artarken organik tıklama sayısının %(.....) ve tıklama oranının %(.....) azaldığını belirtmiştir.

(321) (.....), organik trafiğinin önceki yılın aynı dönemine göre %(.....) azaldığını, yapay zekâ yönlendirmelerinin ise toplam trafiğin yaklaşık %(.....) oluşturduğunu belirtmiştir. (.....), trafiğinin önceki yılın aynı dönemine göre %(.....) azaldığını ifade etmiştir.

(322) (.....) ise (.....), (.....), (.....), (.....), (.....) ve (.....) genelinde görüntülenme sayısının önceki yıla göre ortalama %(.....) düştüğünü bildirmiştir.

(323) Nitekim Bulgu-2’de yer alan “Haber yayıncıları, Ocak 2025’ten bu yana Google Discover ve Google Haberler kaynaklı yeni ve önemli trafik kayıpları bildirmektedir. Google’ın teknik ekipleri şu anda bunun ana nedenlerini tespit etmeye çalışmaktadır.” ifadeleri ile Bulgu-3’te yer alan “Google, (…) sonuçlara yapay zekâ destekli özetler ekleniyor ve internet sitelerine erişim önemini yitiriyor“ifadeleri de söz konusu beyanları destekler niteliktedir.

(324) Haber yayıncıları ayrıca yapay zekâ destekli arama hizmetlerinden elde edilen trafiğin, geleneksel organik arama trafiğindeki daralmayı telafi etmediğini, söz konusu hizmetlerin sağladığı erişim hacminin ve gelir üretme kapasitesinin mevcut arama kaynaklı trafiğin yerini alacak düzeye ulaşmadığını da belirtmektedir. Trafik seyirlerindeki bu değişim, reklam gelirlerine dayanan iş modellerinin ekonomik sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemekte, haber yayıncılarının faaliyetlerini sürdürebilmek adına alternatif gelir modellerine yönelmesi ihtiyacını doğurmaktadır.

Sayfa 108

(325) Buradan hareketle, GOOGLE ile Pilot Sözleşme imzalayan haber yayıncıları bakımından sözleşme koşullarının ve özellikle ekonomik karşılığın gerçekten müzakere edilip edilmediği, GOOGLE tarafından belirlenen koşulların haber yayıncılarına kabul edilmesi gereken şartlar olarak sunulup sunulmadığı da ayrıca incelenmelidir. Bu çerçevede, haber yayıncılarının yapay zekâ hizmetlerinde içeriklerinin kullanılmasına ilişkin koşulları bireysel olarak müzakere edip edemedikleri ve yayıncılara bu kriterler hakkında yeterli bilgi sağlanıp sağlanmadığı önem taşımaktadır.

(326) Daha önce de ifade edildiği üzere GOOGLE, Pilot Sözleşme inisiyatifi kapsamında, karar tarihi itibarıyla (.....) adet haber yayıncısı ile içeriklerinin yapay zekâ hizmetlerinde kullanılmasına yönelik ticari ortaklık kurmuştur. Bununla birlikte, hangi yayıncılarla sözleşme ilişkisi kurulacağının tamamen GOOGLE tarafından belirlendiği görülmektedir. GOOGLE, küresel uygulamasına paralel olarak, sözleşme taraflarının seçiminde (i) (.....) ve (ii) aylık (.....) ziyaret sayısını aşma kriterlerini esas almaktadır. İlk kriterin uygulama sınırlarının belirsiz olduğu, ikinci kriterin ise yalnızca belirli bir büyüklüğe ulaşmış yayıncıları kapsadığı görülmektedir. Ayrıca GOOGLE’ın bu kriterleri karşılayan her yayıncıyla sözleşme yapmayı taahhüt etmediği ve nihai seçimi kendisine bıraktığı anlaşılmaktadır.

(327) Taraflar arasındaki güç asimetrisinin sözleşme hükümlerine de yansıdığı görülmektedir. Yayıncılara sunulan sözleşmelerin, ücret ve kullanılacak içeriğe ilişkin hükümler dışında büyük ölçüde aynı olduğu tespit edilmiştir. Sözleşmeye taraf olan yayıncılar da pazarlık güçlerinin sınırlı olduğunu veya hiç bulunmadığını ifade etmektedir. Öyle ki (.....);

- Pilot Sözleşmenin, taraflarına hazır ve standart bir metin olarak iletildiğini;

GOOGLE’ın sözleşmenin değiştirilemeyeceğini baştan bildirdiğini,

- Metnin her sayfasında yer alan “(.....) ibaresinden belgenin kendilerine özgü

olarak müzakere edilmiş bir metin değil, önceden hazırlanmış standart bir

şablon olduğunu anladıklarını,

- Bedelin nasıl belirlendiği GOOGLE’a sorulduğunda, marka değeri ile üçüncü

taraf ölçüm araçlarının (SimilarWeb) trafik verileri esas alınarak hesaplandığının

ifade edildiği; hesaplama yöntemine ilişkin ayrıntılı bir açıklama veya verinin

paylaşılmadığını,

- Pilot Sözleşmenin, içerikleri üzerinde münhasır olmayan, dünya çapında ve alt

lisans verilebilir; işleme, türev eser oluşturma, başka içeriklerle birleştirme ve

veri çıkarımı haklarını kapsayan geniş bir lisans öngördüğünü, içerikleri

üzerinde eğitilen modeller dâhil GOOGLE tarafından oluşturulan içeriğe ilişkin

hakların GOOGLE’da kaldığını,

- Belirlenen ücretin, kullanım süresi boyunca içeriklerinin kullanımı karşılığında

ödenecek yegâne bedel olduğunun kabul ettirildiğini,

- Buna karşılık sözleşmenin, GOOGLE’ın kendilerinin içeriğini kullanmaya

zorunlu tutmadığını, ücretin fiilî bir kullanım veya trafik taahhüdünün karşılığı

olmadığını, kaynak gösteriminin “benzer konumdaki diğer partnerlere

sağlandığı ölçüde” taahhüt edildiğini, siteye yönlendiren bağlantının ancak

“makul ölçüde uygulanabilir olduğunda” verilmekte olduğunu; arayüz veya

format kısıtı bulunan ürünlerde kaynak gösterme yükümlülüğünün

bulunmadığını

Sayfa 109

ifade etmektedir.

(328) Mevcut bilgiler çerçevesinde, GOOGLE ile haber yayıncıları arasında imzalanan sözleşmelerin genellikle bireysel müzakere sonucunda şekillendiğine ilişkin yeterli emare bulunmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim sözleşmelerin hazır ve standart bir metin olarak sunulması ve değiştirilemeyeceğinin baştan bildirilmesi bu yöndeki değerlendirmeyi desteklemektedir. Bunun yanı sıra, sözleşme bedelinin (.....) ve (.....) verileri esas alınarak belirlendiğinin belirtilmesine rağmen, hesaplama yönteminin, kullanılan verilerin ve bedelin oluşumunda dikkate alınan kriterlerin ayrıntılı olarak açıklanmaması, yayıncıların kendilerine sunulan ekonomik karşılığı değerlendirmelerini ve bu bedel üzerinde anlamlı bir müzakere yürütmelerini güçleştirmektedir. Nitekim Bulgu-9’da yer alan ve haber yayıncıları ile bedelin hesaplanmasına yönelik paylaşılacağı taahhüt edilen göstergeler, Pilot Sözleşme kapsamında yer almamaktadır.

(329) Öte yandan, GOOGLE’a yayıncı içerikleri üzerinde (.....) hakkı tanınırken, GOOGLE’ın yayıncılara belirli bir kullanım hacmi veya yoğunluğu taahhüt etmemesi ve kaynak gösterimi ile yayıncı internet sitelerine yönlendirme bakımından koşullu ve sınırlı yükümlülükler üstlenmesi, tarafların sözleşme kapsamındaki edimleri arasındaki denge bakımından da ayrıca incelenmesi gereken bir husus olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Pilot Sözleşme’nin “(.....)” başlıklı 2.3. maddesinde (.....) atıf zorunluluğunun bulunmadığı belirtilmektedir. Bu istisnanın geniş yorumlanmasının, kullanıcıya sunulan cevabın kaynak sitedeki ziyaretin yerine geçmesine neden olabileceği değerlendirilmektedir.

(330) Tüm bunlara ek olarak GOOGLE tarafından; Pilot Sözleşme programına katılmaya hak kazanan (.....) beş yayıncıdan (.....) GOOGLE ile sözleşmelerini hızla imzaladığı, bu durumun sunulan ödemelerin rekabetçi olduğunu ve yayıncıların beklentilerini karşıladığını açıkça gösterdiği ifade edilmektedir. Ancak bu noktada belirtmek gerekmektedir ki sözleşmenin karşılıklı rıza ile akdedilmiş olması, tek başına sözleşme bedelinin rekabetçi koşullarda oluştuğunu göstermemektedir. Özellikle hâkim durumdaki teşebbüsün kontrolünde bulunan ve karşı taraf açısından ekonomik açıdan önem taşıyan bir erişim kanalının söz konusu olduğu durumlarda, sözleşmenin akdedilmesi, karşı tarafın pazarlık gücünün bulunduğu anlamına gelmeyebilecektir.

(331) GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki hâkim konumu ile haber yayıncılarının kullanıcı trafiğine erişim bakımından GOOGLE hizmetlerine bağımlılığı dikkate alındığında, yayıncıların sözleşme koşullarını kabul etmemeleri hâlinde, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içeriklerinin kullanımından kaynaklanabilecek ekonomik değerden tamamen mahrum kalma ihtimali bulunmaktadır. Bu durum, yayıncıların söz konusu sözleşme koşullarını serbest ve etkin bir pazarlık süreci sonucunda imzaladıklarından çok, sözleşmeyi kabul etmemeleri hâlinde karşılaşacakları ekonomik kayıp ve sahip oldukları sınırlı alternatiflere işaret etmektedir.

(332) Sonuç olarak, GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki güçlü konumu, haber yayıncılarının kullanıcı trafiğine erişimi bakımından GOOGLE’a olan bağımlılıkları ve yapay zekâ hizmetlerine ilişkin koşulların haber yayıncıları bakımından reddedilmesinin doğurabileceği ekonomik sonuçlar birlikte ele alındığında, söz konusu koşulların GOOGLE’ın hâkim durumundan kaynaklanan pazar gücü kullanılarak haber yayıncılarına dayatıldığı yönünde şüphe oluştuğu değerlendirilmektedir. Nitekim mevcut yapı itibarıyla GOOGLE, yayıncı içeriklerini kullanan taraf olmanın yanı sıra, bu kullanım karşılığında kime ödeme yapacağına karar veren, haber yayıncılarına

Sayfa 110

ödeme yapan ve söz konusu ödemenin koşullarını belirleyen taraf konumunda bulunmaktadır.

(ii) Şartların ticaret ortaklarının veya tüketiciler dâhil etkilenen üçüncü kişilerin çıkarlarına zarar vermesi veya bu çıkarları olumsuz etkilemesi

(333) İkinci olarak, söz konusu uygulamalar değerlendirilirken yalnızca doğrudan içerikleri kullanılan tarafların değil, yapay zekâ hizmetlerinin işleyişinden etkilenen diğer ticari tarafların ve tüketicilerin çıkarları üzerindeki olası etkilerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, sözleşme imzalayan yayıncılara GOOGLE tarafından bir ekonomik karşılık sağlanması, bu yayıncıların içeriklerinin kullanımından doğabilecek ekonomik etkinin belirli ölçüde karşılanmasını sağlayabilecek olmakla birlikte, sözleşme imzalayamayan ve içerikleri yapay zekâ hizmetlerinde kullanılmaya devam eden haber yayıncıları bakımından herhangi bir maddi karşılığın bulunmaması, bu tarafların söz konusu hizmetlerden kaynaklanan ekonomik değerden mahrum kalmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla, aynı yapay zekâ hizmetleri içerisinde içerikleri kullanılan haber yayıncılarının bir kısmı ekonomik karşılık elde ederken bir kısmının herhangi bir karşılık elde etmemesi, yayıncıların ticari çıkarları bakımından farklılaşan etkiler doğurabilecektir.

(334) Yapay zekâ hizmetlerinde haber yayıncılarının içeriklerinin hangi kapsamda kullanıldığına, kullanıcıların bu içeriklerle etkileşimlerine, kaynak bağlantılarına yönelme oranlarına ve söz konusu hizmetlerin yayıncılarının genel arama trafiği üzerindeki etkilerine ilişkin yeterli ve doğrulanabilir bilgilerin kendilerine sunulmaması hâlinde, ilgili teşebbüslerin maruz kaldıkları ekonomik etkinin boyutunu sağlıklı bir biçimde tespit etmeleri güçleşebilecektir.

(335) Bulgu-6 ve Bulgu-7’de yer alan ifadelerden, Türkiye bakımından pazarlama ve iletişim faaliyetlerinde Seamless Search’ün [167] öne çıkarılmaması, bunun yerine Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun avantajlarının vurgulanmasının değerlendirildiği görülmektedir. Bu husus, Türkiye’de haber yayıncıları ve diğer ilgili piyasa aktörlerine GOOGLE’ın üretken yapay zekâya dayalı arama hizmetlerinin kapsamı ve işleyişi hakkında sunulan bilgilendirmenin, GOOGLE tarafından kullanılan veya geliştirilmekte olan tüm ilgili araç ve işlevleri ihtiva etmeyebileceğine işaret etmektedir.

(336) GOOGLE, 03.06.2026 tarihinden itibaren içeriklerin yapay zekâ hizmetlerinde kaç kez görüntülendiğine ilişkin üçüncü taraflara veri sunmaya başlamış olmakla birlikte, hâlihazırda bu görüntülemelerin tıklamaya dönüşüp dönüşmediğine ilişkin haber yayıncılarına veri sağlamamaktadır. Nitekim dosya kapsamında görüşlerine başvurulan haber yayıncıları tarafından içeriklerinin Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nda kaç kez tıklandığı ve kaç kullanıcının sitelerine yönlendirildiği bilgisinin kendileri ile paylaşılmadığı belirtilmektedir. Bu eksikliğin, ilgili tarafların içeriklerinin yarattığı katma değeri, kullanım karşılığında sunulan bedelin yeterliliğini ve söz konusu hizmetlerde yer almanın ekonomik sonuçlarını değerlendirmelerini zorlaştırdığı değerlendirilmektedir. Böylece haber yayıncıların hem sözleşme koşullarını müzakere ederken hem de hizmetlerde yer alıp almamaya karar verirken bilgi eksikliğiyle karşı karşıya kaldığı değerlendirilmektedir.

[167] Seamless Search (Kesintisiz Arama), kullanıcı bir sonucu genişlettiğinde onu otomatik olarak Yapay Zekâ Önizlemeleri’nden Yapay Zekâ Modu’na geçirmektedir (Bulgu-7).

Sayfa 111

(337) Öte yandan, Pilot Sözleşme kapsamında belirlenen (.....) eşiğinin altında kalan ve GOOGLE’a bağımlılığı daha yüksek olduğu anlaşılan haber yayıncıları, yapay zekâ hizmetlerinden çıkarak ilave görünürlük ve trafik kaybı riskini üstlenmek ile içeriklerinin bedelsiz kullanımını kabul etmek arasında kalmaktadır. Bu durum özellikle küçük ve orta ölçekli yayıncıların ekonomik sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilecek; uzun vadede haber içeriklerinin çeşitliliği ve üretiminin devamlılığı üzerinden tüketicilerin çıkarlarına zarar verebilecektir.

(338) Son olarak Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında kullanıcıların bilgi ihtiyacının doğrudan GOOGLE’ın arayüzünde karşılanması, yayıncı internet sitelerine yönelen kullanıcı trafiğini azaltarak bu sitelerde sunulan reklam alanlarının erişimini ve dolayısıyla ekonomik değerini olumsuz etkileyebilecektir (bkz. Bulgu-4). Buna bağlı olarak reklamverenlerin, kullanıcı trafiği ve görünürlüğü azalan yayıncılara reklam verme yönündeki teşviklerinin zayıflaması, reklam harcamalarının daha yüksek görünürlük sağlayan büyük yayıncılara veya doğrudan GOOGLE’ın reklam hizmetlerine yönelmesi mümkün görünmektedir. Bu durum, yalnızca yayıncıların mevcut reklam gelirlerinin azalması bakımından değil, reklamverenlerin reklam bütçelerinin dağılımı ve yayıncıların reklamverenler bakımından cazibesinin korunması açısından da rekabetçi koşulları etkileyebilecektir.

(339) Nitekim Bulgu-8’de yer alan “Hacimden Değere: Reklamverenler, AIO’lar niyeti doğrudan SERP üzerinde karşıladığından, odaklarını ham trafik hacminden (anlamsal aramada ilk sırada yer alan tema; görüşme kayıtlarındaki atıfların %(.....) oluşturmaktadır) yüksek niyet taşıyan sonuç değerine (high-intent outcome value) kaydırmak suretiyle organik başarıyı yeniden tanımlamaya başlamıştır.” ifadelerinden anlaşıldığı üzere; Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu, kullanıcıların arama niyetini doğrudan SERP üzerinde karşıladığından, bu durum reklamverenlerin organik başarı ölçütlerini yalnızca trafik hacmi ve tıklama sayısı üzerinden değil, yüksek satın alma veya dönüşüm niyeti taşıyan kullanıcıların elde edilmesi üzerinden yeniden değerlendirmesine yol açabilecektir.

(340) Yine Bulgu-8’de yer alan ve Yapay Zekâ Önizlemeleri ile Yapay Zekâ Modu’nun reklamverenlerin ücretli reklam stratejileri üzerindeki etkilerine ilişkin yazışmalar da bu kapsamda dikkate alınmalıdır. Söz konusu bulguda, yapay zekâ destekli kampanya ayarlarının benimsenmesinin önündeki temel unsurlar arasında algılanan yatırım getirisi verimsizliği ve olası satış kalitesindeki düşüşün yer aldığı; ayrıca özellikle orta ve büyük ölçekli reklamverenler bakımından reklam kampanyaları üzerinde manuel kontrol ihtiyacına ilişkin bir “kontrol boşluğu” bulunduğu belirtilmektedir. Bu hususlar, Yapay Zekâ Önizlemeleri ile Yapay Zekâ Modu’nun reklamverenlerin reklam kampanyalarının yönetimi, kontrolü ve performansına ilişkin tercihlerini etkileyebilecek nitelikte olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

(341) Son olarak Ozone tarafından yaklaşık 20 milyar reklam gösterimini kapsayan ABD ve Birleşik Krallık verileri üzerinden gerçekleştirilen analizde [168], 2026 yılının ikinci çeyreğinde yayıncıların reklam talep fırsatlarının yıllık bazda ABD'de %32 ila %37, Birleşik Krallık'ta ise %39 ila %41 oranında azaldığı; 2026 yılının ilk yarısında incelenen yayıncı grubundaki toplam programatik reklam harcamasının da yıllık bazda %30,6 oranında düştüğü ortaya konulmuştur. Çalışmada, söz konusu daralmanın temel olarak arama platformlardan yayıncı sitelerine yönelen trafiğin azalması sonucunda

[168] Bkz. https://digiday.com/media/publisher-ad-supply-fell-by-up-to-40-in-q2-as-ai-search-choked-the- open-web/, Erişim Tarihi: 27.09.2026.

Sayfa 112

daha az sayıda sayfa görüntülenmesi ve dolayısıyla reklamverenlere sunulabilecek daha az reklam gösterimi fırsatı oluşmasıyla bağlantılı olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, özellikle GOOGLE gibi platformların kullanıcıları geleneksel arama sonuçlarında olduğu gibi yayıncı sitelerine yönlendirmek yerine içeriği kendi ortamlarında sunmasının, bu dönüşümde etkili olduğu ifade edilmektedir.

(342) Dolayısıyla, söz konusu uygulamaların haber yayıncılarının ticari çıkarlarının yanı sıra, reklamverenler ve diğer etkilenen üçüncü kişilerin çıkarları üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurma potansiyelinin bulunduğu değerlendirilmektedir.

(iii) Şartların meşru bir hedefe ulaşmak için gerekli olmaması veya bu hedefe ulaşmak için gerekli olanı aşması

(343) Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kullanıcıların bilgiye daha hızlı ulaşmasını, karmaşık soruların farklı kaynaklardan yararlanılarak yanıtlanmasını ve internet üzerindeki içeriklerin yeni yöntemlerle keşfedilmesini sağlayabilecekse de söz konusu potansiyel faydalar, içerik kullanımına ilişkin bütün koşulları kendiliğinden gerekli ve ölçülü hâle getirmemektedir.

(344) Bu kapsamda öncelikle, GOOGLE ile herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayan haber yayıncılarının içeriklerinin yapay zekâ hizmetlerinde kullanılabilmesinin, söz konusu hizmetlerin işlevselliği bakımından neden gerekli olduğu değerlendirilmelidir. Zira içeriklerin herhangi bir sözleşmesel ilişki kurulmasına gerek olmaksızın yapay zekâ hizmetlerine dâhil edilebilmesi, GOOGLE’ın hizmetlerin işlevselliği için gerekli gördüğü içerik kullanımını sözleşme imzalayan yayıncılarla sınırlı olmaksızın gerçekleştirebildiğini göstermektedir. Bu nedenle, GOOGLE ile sözleşme imzalamayan yayıncıların içeriklerinin kullanılmasının kapsamı ve koşullarının da ayrıca gerekçelendirilmesi gerekmektedir.

(345) Bu çerçevede, mevcut uygulamanın yapay zekâ hizmetlerinin işlevselliği bakımından zorunlu olup olmadığının değerlendirilmesinde, haber yayıncılarının içeriklerinin söz konusu hizmetlerde kullanılmasını bütünüyle engellemeksizin, maruz kaldıkları kullanımın kapsamını ve buna bağlı ekonomik etkileri daha sınırlı düzeyde tutabilecek alternatif mekanizmaların bulunup bulunmadığı da dikkate alınmalıdır. Örneğin, haber yayıncılarına içeriklerinin üretken yapay zekâ hizmetlerinde kullanılması bakımından daha etkin bir tercih imkânı tanınması, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu bakımından ayrıştırılmış kontrol mekanizmalarının uygulanması veya içeriklerin kullanım biçimine ve kapsamına göre farklı tercihler yapılabilmelerinin sağlanması olası etkileri azaltabilecek alternatifler olarak değerlendirilebilecektir.

(346) Bu noktada GOOGLE, Google Arama üretken yapay zekâ kontrolünün, özelliklerin tamamına genel olarak uygulanmakta olduğunu, kontrolün Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu için ayrıştırılmasının, önemli ve gereksiz bir karmaşıklığa yol açacağını, yayıncıların, sürekli değişen ve giderek uzayan, özellik bazındaki ayarlar listesini takip etmeleri gerekeceğini; bu durumun kafa karışıklığı yaratacağını ve özellikle küçük yayıncıların üzerindeki yükü artıracağını, her iki ürün için ortak bir kontrolün, tutarlı bir deneyim sağladığını ifade etmektedir.

(347) GOOGLE’ın gerekçesi dikkate alınmakla birlikte, söz konusu gerekçenin mevcut içerik kullanım kapsamının neden gerekli olduğunu tek başına ortaya koymadığı değerlendirilmektedir. Zira içerik kullanımının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu bakımından farklılaştırılması, haber yayıncılarının her bir hizmet için ayrı ve karmaşık ayarları takip etmesini zorunlu kılmayabilecektir. Nitekim tek bir kontrol

Sayfa 113

mekanizması altında dahi, anılan hizmetler bakımından farklı kullanım tercihlerinin belirlenmesine imkân sağlayan bir yapının oluşturulması mümkün görünmektedir.

(348) Benzer şekilde, yapay zekâ tarafından oluşturulan yanıtların internet sitelerine daha etkin yönlendirme sağlayacak şekilde tasarlanması da içeriklerden yararlanılmaya devam edilmesini mümkün kılarken kullanıcı trafiği üzerindeki olumsuz etkileri sınırlayabilecek bir araç niteliğinde olabilecektir. Nitekim yayıncıların beyanlarından anlaşıldığı üzere yapay zekâ destekli trafik yönlendirmeleri toplam üretilen trafik içinde %0,01’den daha az bir paya sahiptir.

(349) GOOGLE ile sözleşme imzalayan haber yayıncıları bakımından ise içerik kullanımının kendisinin yapay zekâ hizmetlerinin işlevselliği açısından gerekli olup olmadığı hususunda ayrıca, söz konusu kullanımın mevcut sözleşme koşulları çerçevesinde gerçekleştirilmesinin gerekli olup olmadığı değerlendirilmelidir.

(350) Bu noktada içerik kullanımına ilişkin sözleşmelerin kapsamı önem kazanmaktadır. Sözleşmeler bütün GOOGLE ürünlerini kapsamakta; bu ifade 1.5 numaralı sözleşme maddesinde (.....)” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu geniş kapsam nedeniyle, haber yayıncılarının içeriklerinin hangi hizmette ve ne şekilde kullanılacağını öngörmelerinin güçleştiği değerlendirilmektedir.

(351) Bunun yanı sıra, sözleşme bedelinin belirlenmesinde kullanılan kriterlerin yayıncılara ayrıntılı ve doğrulanabilir biçimde açıklanmaması ve bedelin içerik kullanımının kapsamı veya yoğunluğu ile nasıl ilişkilendirildiğinin ortaya konulamaması da gereklilik bakımından önem taşımaktadır. Zira yapay zekâ hizmetlerinin işlevselliğinin sağlanması, bedelin hangi yöntemle ve hangi ekonomik göstergeler esas alınarak belirleneceğini kendiliğinden açıklamamaktadır. Benzer şekilde, GOOGLE’ın içerikleri kullanma konusunda geniş haklara sahip olmasına rağmen belirli bir kullanım veya yayıncıya yönlendirme taahhüdü üstlenmemesi karşısında, bu kapsamlı hakların ve ekonomik modelin yapay zekâ hizmetlerinin işleyişi bakımından neden zorunlu olduğu ayrıca sorgulanmalıdır.

(352) Bu çerçevede, mevcut sözleşme koşullarının her birinin tek başına yapay zekâ hizmetlerinin işlevselliği bakımından zorunlu olup olmadığı kadar, geniş kapsamlı lisansın, bedelin belirlenme yönteminin, tek ödeme yapısının, kullanım taahhüdünün bulunmamasının ve sınırlı yönlendirme yükümlülüklerinin bir bütün olarak aynı meşru hedefe ulaşmak için gerekli olanı aşıp aşmadığı hususunda şüphe oluştuğu değerlendirilmektedir.

(353) Sonuç olarak, GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki hâkim durumundan kaynaklanan pazar gücü karşısında haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri bakımından içeriklerinin kullanımını fiilen engelleyecek veya sınırlayacak ölçüde etkili bir seçeneğe sahip olmamaları; bu hizmetler kapsamında içerik kullanımının trafik, görünürlük ve ekonomik değer üzerinde doğurabileceği etkilerin ticari çıkarlarını olumsuz yönde etkileyebilmesi ve söz konusu etkilerin, sözleşme imzalayan yayıncılara sağlanan ekonomik karşılıkla her durumda tamamen dengelenmeyebilmesi birlikte değerlendirildiğinde, GOOGLE’ın ilgili taraflara haksız ticari koşullar dayatıyor olabileceği değerlendirilmektedir.

(354) Bununla birlikte haber yayıncıları bakımından; GOOGLE ile doğrudan sözleşme ilişkisi içerisinde bulunmaları, söz konusu sözleşmelerin içerik kullanımının kapsamı ile ekonomik karşılığını belirleyen koşullar içermesi, bu koşulların belirlenmesinde kullanılan kriterlerin yayıncılar bakımından ortaya çıkan sonuçları yeterli ölçüde şeffaf ve doğrulanabilir kılmaması dikkate alındığında, GOOGLE’ın haber yayıncılarına

Sayfa 114

yönelik uygulamalarının haksız ticari koşul taşıyabileceği noktasında kuvvetli şüphe oluştuğu kanaatine varılmıştır.

I.3. Genel Değerlendirme

(355) Dosya kapsamında temel olarak GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki güçlü konumundan yararlanarak SERP üzerinde Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’na yer vermesinin kullanıcıların bilgiye erişim davranışları ile haber yayıncılarına yönelen trafik üzerindeki etkileri; GOOGLE ile haber yayıncıları arasında imzalanan sözleşmelerde yer alan koşulların haksız sözleşme koşulu niteliği taşıyıp taşımadığı ve haber yayıncıları arasında içeriklerinin kaynak olarak seçilmesi veya sözleşme yapılması bakımından farklı uygulamalarda bulunulup bulunulmadığı incelenmiştir.

(356) Bu doğrultuda öncelikle, GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki hâkim durumu analiz edilmiş; pazardaki güçlü konumunu uzun süredir devam ettirmesi ve diğer oyuncuların kayda değer bir pazar payı elde edememesi, genel arama hizmetlerinin çok taraflı platform olma özelliğinden kaynaklanan önemli şebeke etkileri ile kullanıcı alışkanlıkları, marka bilinirliği ve GOOGLE’ın sermaye büyüklüğü gibi hususlar da göz önüne alındığında, genel arama hizmetleri pazarında yüksek giriş engellerinin bulunması ancak herhangi bir alıcı gücünden bahsetmenin ise mümkün görünmemesi sebebiyle GOOGLE’ın ilgili pazarda hâkim durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

(357) Hâkim durum tespitinin ardından dosya kapsamında ele alınan hususların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlaline yol açıp açmadığının değerlendirilmesi amacıyla GOOGLE’ın eylemleri ve nihai olarak söz konusu eylemlerin muhtemel etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda söz konusu eylemler, ayrımcı ve sömürücü etkiler bakımından ayrı ayrı ele alınmıştır.

(358) Ayrımcı nitelikteki kötüye kullanma bakımından inceleme, (i) Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nda kaynak olarak yer alma ve (ii) haber yayıncıları ile imzalanan/imzalanması planlanan Pilot Sözleşme’ye taraf olma bakımından ele alınmıştır.

(359) İlk başlık altında öncelikle, kaynak seçimi yönünden farklı muameleye tabi tutulan haber yayıncılarının karşılaştırılabilir durumda olup olmadığı incelenmiştir. Bu doğrultuda örnek bir kullanıcı sorgusu üzerinden yapılan incelemede, aynı temel olgusal bilgiyi içeren beş haber yayıncısının Yapay Zekâ Modu tarafından oluşturulan yanıtta yer verilen temel olgusal bilgiyi içeriklerinde desteklemeleri nedeniyle kaynak olarak seçilme bakımından karşılaştırılabilir durumda olduğu tespit edilmiştir.

(360) Karşılaştırılabilir durumda olduğu tespit edilen söz konusu yayıncıların Yapay Zekâ Modu’nda kaynak olarak gösterilme durumları incelendiğinde ise bazı yayıncıların içeriklerinin kaynak olarak gösterildiği, aynı kullanıcı sorgusuna cevap veren ve aynı temel olgusal bilgiyi içeren diğer bazı yayıncıların içeriklerinin kaynak olarak gösterilmediği görülmüştür. GOOGLE’ın kaynak seçiminde içeriğin kaynak seçiminin organik arama sıralamasından farklı mekanizmalarla gerçekleştirildiğini ve belirli bir ifadenin desteklenmesine yönelik olgusal bilgi ile (.....) dikkate alındığı yönündeki açıklamalarına karşın, karşılaştırılabilir durumdaki yayıncılar arasında ortaya çıkan farklı sonucu açıklayan somut ve objektif bir farklılık ortaya konulamamıştır. Bu nedenle, kaynak olarak gösterilme bakımından farklı sonuçlara tabi tutulan haber yayıncılarına aynı veya eşit edimler karşılığında farklı şartlar uygulanıp uygulanmadığı yönünde şüphe oluştuğu değerlendirilmiştir.

Sayfa 115

(361) Devamında söz konusu farklılığın rekabeti bozma kabiliyeti incelenmiştir. Bu çerçevede, kullanıcıların bilgi taleplerinin doğrudan Yapay Zekâ Modu içerisinde karşılanmasının organik arama sonuçlarına ve haber yayıncılarının internet sitelerine yönelen trafiği azaltabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle Yapay Zekâ Modu’nda kaynak olarak gösterilmeyen yayıncıların kullanıcı erişimi ve trafik bakımından dezavantajlı duruma düşebileceği ve haber yayıncıları arasındaki rekabet koşullarının etkilenebileceği değerlendirilmiştir.

(362) Son olarak, ilgili uygulamanın haklı bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı ele alınmıştır. Dosya kapsamında belirli bir haber yayıncısının kaynak olarak seçilmesini veya seçilmemesini zorunlu kılan teknik ya da nesnel bir gereklilik tespit edilememiş; GOOGLE tarafından kaynak seçiminde kullanıldığı belirtilen kriterlerin ise karşılaştırılabilir durumdaki yayıncılar arasında ortaya çıkan farklı sonucu somut olarak açıklayamadığı görülmüştür.

(363) Ayrımcı nitelikteki kötüye kullanmanın ikinci başlığı altında ise öncelikle, sözleşme imzalanan/imzalanması planlanan ve imzalanmayan yayıncıların karşılaştırılabilir durumda olup olmadığı ele alınmıştır. İnceleme kapsamında GOOGLE tarafından sözleşme imzalanacak yayıncıların belirlenmesinde esas alındığı belirtilen kriterler, geçici bir karşılaştırma zemini olarak dikkate alınmıştır. Bu çerçevede, GOOGLE tarafından sözleşme imzalanan, imza aşamasında bulunan veya ön görüşme yürütülen yayıncıların karşılaştırılabilir durumda olduğu kabul edilmiştir.

(364) Devamında, karşılaştırılabilir durumdaki yayıncılara aynı veya eşit hak, yükümlülük ve edimler bakımından farklı şartlar uygulanıp uygulanmadığı incelenmiştir. Bu çerçevede, GOOGLE tarafından sözleşme yapılacak yayıncıların belirlenmesinde uygulandığı belirtilen kriterlerin yeknesak biçimde uygulanmadığı, kriterleri sağlamayan bazı yayıncılarla sözleşme imzalandığı veya sözleşme imzalama sürecine girildiği, sözleşme imzalanan yayıncılarla benzer durumda olan diğer bazı yayıncıların ise sözleşme kapsamına alınmadığı görülmüştür. Ayrıca sözleşme süreçlerinin müzakereye açıklığı bakımından da yayıncılar arasında farklı uygulamaların bulunduğu, bazı yayıncılara standart ve değiştirilemez sözleşme koşulları sunulurken bazı yayıncılarla sözleşmenin ticari kapsamı ve içerik miktarı dâhil çeşitli hususların müzakere edildiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürülüp sürülmediği hususunda oluşan şüphenin mevcut aşamada giderilemediği değerlendirilmiştir.

(365) Söz konusu uygulamanın rekabet karşıtı etkileri bakımından, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nun yayıncıların kullanıcı trafiği ve buna bağlı reklam gelirleri üzerinde yaratabileceği etkiler ile içerik kullanımı karşılığında yayıncılara sağlanan ekonomik koşullar arasındaki farklılık birlikte dikkate alınmıştır. Bu kapsamda, GOOGLE ile sözleşme imzalayan yayıncıların elde ettikleri ekonomik karşılıkla muhtemel trafik ve reklam geliri kayıplarını belirli ölçüde telafi edebileceği, sözleşme imzalanmayan yayıncıların ise hem söz konusu kayıplara maruz kalabileceği hem de bu telafi imkânından yararlanamayacağı değerlendirilmiştir. Bu durumun, sözleşme imzalanmayan yayıncıların ekonomik kapasitesini ve rakipleriyle etkin biçimde rekabet etme imkânını zayıflatabileceği ve uygulamanın yaygınlaşması hâlinde haber yayıncıları arasındaki rekabet koşullarını bozabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.

(366) Son olarak, sözleşme imzalanacak yayıncıların belirlenmesinde ve ödenecek bedelin tespit edilmesinde esas alındığı belirtilen kriterlerin farklı uygulamayı haklı kılan objektif bir gerekçe oluşturup oluşturmadığı ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler

Sayfa 116

sonucunda hem sözleşmeye taraf olabilme bakımından hem de ödenecek bedelin belirlenmesi bakımından uygulanan kriterlerin Türkiye açısından ortaya çıkan farklı uygulamaları açıklamak bakımından yeterli ölçüde şeffaf, objektif ve doğrulanabilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(367) Buradan hareketle, GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki güçlü konumu da dikkate alındığında, söz konusu uygulamaların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ayrımcı nitelikte bir davranış teşkil ettiğine ve pazardaki rekabet ortamını bozma kabiliyetine sahip olduğuna ilişkin kuvvetli şüphe oluştuğu değerlendirilmiştir.

(368) Ayrımcı nitelikteki kötüye kullanmaya ilişkin değerlendirmelerin ardından sömürücü nitelikte kötüye kullanma bakımından yapılan değerlendirmede ilk olarak haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu’nda yer almasına ve içeriklerinin bu hizmetlerde kullanılmasına ilişkin koşulların kendilerine dayatılıp dayatılmadığı ile sözleşme imzalayan haber yayıncıları bakımından sözleşme koşullarının ve elde edilen ekonomik karşılığın müzakere edilip edilmediği incelenmiştir.

(369) Bu kapsamda öncelikle, GOOGLE’ın haber yayıncıları açısından vazgeçilmez bir ticaret ortağı niteliği taşıdığı tespiti yapılmıştır. Ardından haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu içerisinde yer almayı kabul etmeden organik arama sonuçları arasında sıralanmaya devam edebilip edemedikleri incelenmiştir. GOOGLE’a olan bağımlılığın, ilgili tarafların içeriklerinin yapay zekâ hizmetlerinde kullanılmasına ilişkin tercihlerini serbestçe oluşturabilmelerini sınırlayabileceği; ayrıca çıkış imkânının hizmetlerin Türkiye’de kullanıma sunulmasından yaklaşık altı buçuk ay sonra sağlanması ve görünürlük ile trafik üzerindeki sonuçlarına ilişkin endişeler nedenleriyle söz konusu tercih imkânının fiilen serbest olmayabileceği değerlendirilmiştir.

(370) İlaveten yapay zekâ yanıtlarının kullanıcıların bilgi ihtiyacını doğrudan karşılamasının yayıncıların sitelerine yönelen trafiği azaltarak zero-click search etkisi yaratabileceği; nitekim birçok yayıncının trafik ve etkileşim kayıpları yaşadığı görülmüştür.

(371) Diğer taraftan, Pilot Sözleşme imzalanacak olan yayıncıların GOOGLE tarafından belirlendiği, sözleşmelerin büyük ölçüde standart nitelikte olduğu ve sözleşme koşulları ile ekonomik karşılık üzerinde anlamlı müzakere imkânının bulunmadığı görülmüştür. Özellikle ekonomik karşılığın belirlenme yönteminin yeterince açıklanmaması ile GOOGLE’a geniş kullanım hakları tanınmasına karşılık sınırlı yükümlülükler öngörülmesi, sözleşme koşullarının gerçek anlamda müzakere edilip edilmediği ve yayıncıların ticari çıkarları bakımından haksız nitelikte olup olmadığı konusunda şüphe doğurmuştur.

(372) Sömürücü nitelikte kötüye kullanma bakımından yapılan değerlendirmede ikinci olarak söz konusu uygulamaların haber yayıncılarının yanı sıra reklamverenler, tüketiciler ve diğer üçüncü kişilerin çıkarları üzerindeki olası etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda, içerikleri aynı yapay zekâ hizmetlerinde kullanılan yayıncılardan yalnızca sözleşme imzalayanlara ekonomik karşılık sağlanmasının, sözleşme dışındaki yayıncıların ekonomik değerden mahrum kalmasına ve yayıncıların ticari çıkarları bakımından farklılaşan sonuçlara yol açabileceği değerlendirilmiştir.

(373) Ayrıca, içeriklerin kullanım ve tıklanma düzeyi ile yapay zekâ hizmetlerinin trafik üzerindeki etkilerine ilişkin yeterli ve doğrulanabilir verilerin yayıncılarla paylaşılmamasının, bu hizmetlerin ekonomik etkilerinin ve sunulan bedelin yeterliliğinin değerlendirilmesini güçleştirdiği; bu bilgi asimetrisinin yayıncıların gerek sözleşme

Sayfa 117

koşullarını müzakere ederken gerekse hizmetlerde yer alıp almamaya karar verirken dezavantajlı konuma düşmelerine neden olabileceği değerlendirilmiştir.

(374) Diğer taraftan, özellikle sözleşme için belirlenen (.....) eşiğinin altında kalan küçük ve orta ölçekli yayıncıların, içeriklerinin bedelsiz kullanımını kabul etmek ile yapay zekâ hizmetlerinden çıkarak görünürlük ve trafik kaybı riskini üstlenmek arasında kalabileceği; bu durumun yayıncılık faaliyetlerinin ekonomik sürdürülebilirliği ile uzun vadede içerik çeşitliliğini ve tüketici çıkarlarını olumsuz etkileyebileceği değerlendirilmiştir.

(375) Ayrıca, yapay zekâ hizmetlerinin yayıncı sitelerine yönelen trafiği azaltmasının reklam alanlarının ekonomik değerini ve reklamverenlerin tercihlerini etkileyebileceği; reklam harcamalarının daha görünür büyük yayıncılara veya GOOGLE’ın reklam hizmetlerine yönelmesinin rekabetçi koşullar üzerinde sonuç doğurabileceği değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, söz konusu uygulamaların yayıncıların yanı sıra reklamverenler, tüketiciler ve diğer üçüncü kişilerin çıkarları üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeli bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

(376) Sömürücü nitelikte kötüye kullanma bakımından yapılan değerlendirmede üçüncü olarak, GOOGLE’ın uygulamalarının yapay zekâ hizmetlerinin işlevselliği bakımından gerekli ve ölçülü olup olmadığı incelenmiştir. Yapay zekâ hizmetlerinin kullanıcılara sağlayabileceği faydaların içerik kullanımına ilişkin tüm koşulları kendiliğinden gerekli ve ölçülü hâle getirmediği; özellikle sözleşme imzalamayan yayıncıların içeriklerinin kullanımının mevcut kapsamıyla gerekli olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

(377) Bu kapsamda, yayıncılara Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu bakımından daha etkin veya farklılaştırılmış tercih imkânları tanınması, içeriklerin kullanım kapsamının sınırlandırılması ve yayıncı sitelerine daha etkin yönlendirme sağlanması gibi alternatiflerin uygulanabileceği değerlendirilmiştir. GOOGLE’ın Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu bakımından ortak kontrol mekanizmasının daha basit ve tutarlı olduğu yönündeki gerekçesinin ise farklı kullanım tercihlerinin tek bir kontrol mekanizması altında da sunulabilecek olması nedeniyle mevcut uygulamanın gerekliliğini tek başına ortaya koymadığı değerlendirilmiştir.

(378) Sözleşme imzalayan yayıncılar bakımından da sözleşmelerin tüm GOOGLE ürünlerini kapsayan geniş lisans hükümleri içermesi, bedelin belirlenme yönteminin içerik kullanımının kapsamı ve yoğunluğuyla ilişkisinin yeterince ortaya konulmaması, tek ödeme yapısı ile GOOGLE’ın belirli bir kullanım veya yönlendirme taahhüdü üstlenmemesi hususları birlikte ele alınmıştır. Bu koşulların bir bütün olarak yapay zekâ hizmetlerinin işlevselliği için gerekli olanı aşıp aşmadığı konusunda şüphe bulunduğu değerlendirilmiştir.

(379) Sonuç olarak, yayıncıların yapay zekâ hizmetlerinde yer almama konusunda fiilen etkili bir seçeneğe sahip olmamaları ve içerik kullanımının doğurabileceği trafik, görünürlük ve ekonomik değer kayıpları dikkate alındığında haksız ticari koşulların varlığına ilişkin yeterli emarenin bulunduğu; mevcut koşulların zorunlu olup olmadığı ve aynı amaçlara daha az müdahaleci araçlarla ulaşılıp ulaşılamayacağının ise açıklığa kavuşturulamadığı değerlendirilmiştir.

(380) Bu çerçevede, GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki güçlü konumu ve haber yayıncılarının kullanıcı trafiğine erişim bakımından GOOGLE hizmetlerine olan bağımlılığı dikkate alındığında, haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içeriklerinin kullanımına ilişkin sözleşme koşullarının

Sayfa 118

belirlenmesinde, içerik kullanımının kapsamı ve ekonomik değeri ile yayıncılar üzerindeki etkilerin yeterince dikkate alınmamasının ve sözleşme koşullarının belirlenmesine esas teşkil eden kriterlerin yeterli ölçüde şeffaf olmamasının haksız ticari koşul niteliği taşıyabileceğine ilişkin kuvvetli şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir.

I.4. Geçici Tedbir Uygulanmasına Yönelik Değerlendirme

(381) 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası “nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararların doğması ihtimalinin bulunduğu durumlarda, ihlalden önceki durumu koruyucu nitelikte” geçici tedbir kararı alınabileceğini düzenlemektedir.

(382) Bu hükme koşut olarak Rekabet Terimleri Sözlüğü’nde geçici tedbir kararları “bir rekabet incelemesi sonuçlanana kadar, piyasada sonradan onarılamayacak bir zararın oluşmaması için, rekabet otoritelerinin inceleme süresince teşebbüslere getirdiği ve ihlalden önceki durumu korumaya yönelik önlemler” olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte, Kurulun geçici tedbir kararı verebilmesi için; ortada bir ihlal şüphesinin olması, ciddi ve telafi edilemeyecek zarar tehlikesinin varlığı, tedbir kararının ihlalden önceki durumu koruyucu nitelik taşıması ve nihai kararın kapsamının aşılmaması şartlarının kümülatif olarak sağlanması gerekmektedir [169].

(383) Geçici tedbir kararının verilebilmesi için gerekli olan ilk şart, ihlal şüphesinin varlığı olarak belirlenmiştir. Bu noktada, söz konusu şartın sağlandığının kabul edilmesi için hangi standardın aranacağı önem arz etmektedir. 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrasında açıkça ifade olunmamakla birlikte, geçici tedbirlere başvurulabilmesi için, Kurulun hakkında önaraştırma ya da soruşturma yürüttüğü teşebbüslerin davranışlarını, Kanun’un 4., 6. veya 7. maddelerini açık şekilde ihlal edici bulması gereklidir. Ancak burada sözü edilen ihlal ile nihai kararla tespit olunacak türde bir ihlal değil, geçici tedbir uygulanmasını haklı kılacak derecedeki kuvvetli ihlal şüphesi kastedilmektedir [170].

(384) Kurulun geçici tedbiri değerlendirdiği çok sayıda kararı bulunmaktadır. 11.07.2007 tarihli ve 07-59/676-235 sayılı TTNet kararında TTNet AŞ’nin pazarlama kampanyalarındaki fiyatlandırma stratejilerinin, ilgili pazarda ciddi ve geri dönüşü olmayan zarar oluşturma riski taşımasından dolayı, perakende fiyatları içeren tüm kampanyalarının durdurulmasına ilişkin olarak geçici tedbir uygulanmasına karar verilmiştir.

(385) Kurulun 11.01.2021 tarihli ve 21-02/25-10 sayılı kararında ise Meta Platforms, Inc.’nin (META, eski adıyla Facebook’un) tüketici iletişim hizmetleri, sosyal ağ hizmetleri ve çevrim içi reklamcılık hizmetleri pazarlarındaki pazar gücü göz önünde bulundurularak WhatsApp kullanıcılarının verilerinin 08.02.2021 tarihinden itibaren başka hizmetler için kullanılmasına yönelik getirdiği koşulların kaldırılması bakımından geçici tedbir alınmasına karar verilmiştir.

(386) 30.09.2021 tarihli ve 21-46/669-334 sayılı Trendyol kararında DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Satış Ticaret AŞ’nin (TRENDYOL) çevrim içi pazar yerlerinde kendi perakende ürünlerini ve hizmetlerini öncelikli olarak sunarak satıcılar arasında ayrımcılık yaptığı ve bu eylemlerin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında rekabeti ihlal ettiğine dair ciddi bulguların bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, TRENDYOL'un eylemlerinin ve davranışlarının telafi edilmesi güç ve imkânsız 169 Ankara 9. İdare Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli, 2021/2069 E. ve 2022/1157 K. sayılı kararı

170 A.g.k.

Sayfa 119

zararlara neden olabileceği ifade edilerek, TRENDYOL'a geçici tedbir uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.

(387) Kurulun 29.09.2022 tarihli ve 22-44/652-281 sayılı Krea kararında ise Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ’nin (KREA) münhasıran sahip olduğu Türkiye Süper Lig ve 1. Lig futbol müsabakalarının yayın haklarına ilişkin olarak, TRT dışındaki diğer yayıncı kuruluşların ticari faaliyetlerinin zorlaşabileceği ve yayıncı kuruluşların izlenme oranları ile reyting sonuçlarının rekabetçi faktörlerden bağımsız olarak olumsuz etkilenebileceği belirtilerek, KREA’ya “… hâlihazırda devam eden 2022-2023 futbol sezonu bakımından yayın haklarını satın alan veya almak isteyen yayıncı kuruluşlar nezdinde her hafta ve görüntülerin izleyiciye ulaştırıldığı her maç bakımından geniş özet görüntülerin ve haber amaçlı görüntülerin, herhangi bir yayıncı kuruluş tarafından, haber amaçlı görüntüler için şartnamede belirlenen süreden önce yayımlanmasına izin verilmemesi” şeklinde geçici bir tedbirin uygulanmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

(388) Kurulun 16.01.2025 tarihli ve 25-02/47-29 sayılı kararında, Sahibinden Bilgi Teknolojileri Pazarlama ve Ticaret AŞ (SAHİBİNDEN) hakkında, kurumsal ve bireysel üyelerin vasıta satış faaliyetlerine yönelik çevrim içi platform hizmetlerinde elde edilen kullanıcı verilerinin çevrim içi ikinci el araç alım-satım hizmetleri pazarında kullanılması ve Otobid hizmetine yönelik yoğun reklam harcamaları yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin incelendiği soruşturma kapsamında, önaraştırmada elde edilen bulguların SAHİBİNDEN’in veri birleştirme davranışının rekabet ihlaline işaret eden ciddi bulgular oluşturduğunu gösterdiği değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi amacıyla nihai karar verilinceye kadar 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; “(i) Sahibinden’in ana sayfasında Otobid hizmetine ilişkin gösterimlerin ilan verme seçeneğinin önüne geçecek şekilde tasarlanmaması, (ii) ilan verme aşamasında bireysel kullanıcılara yönelik yönlendirmelerin engellenmesi ve (iii) kurumsal ve bireysel üyelerin vasıta satış faaliyetlerine yönelik çevrim içi platform hizmetleri aracılığıyla elde edilen kullanıcı ve ilan bilgileri/verileri dâhil tüm bilgilerin/verilerin çevrim içi ikinci el araç alım-satım hizmetleri pazarında kullanılmasını önlemek üzere gerekli organizasyonel, operasyonel, idari ve teknik tedbirlerin alınması” yönünde geçici tedbir uygulanmasına karar verilmiştir.

(389) Kurulun 14.05.2026 tarihli ve 26-18/536-193 sayılı kararında, META hakkında, Meta AI hizmetinin WhatsApp’a entegre edilmesi ve üçüncü taraf yapay zekâ sağlayıcılarının WhatsApp üzerinden hizmet sunmasının engellenmesi davranışlarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına hükmedilmiştir. Kurul, önaraştırma sürecinde META’nın üçüncü taraf genel amaçlı üretken yapay zekâ sohbet robotlarının ve asistanlarının WhatsApp üzerinden yapay zekâ hizmetlerini birincil hizmet olarak sunmasını engelleyen davranışlarının rekabet ihlaline işaret eden ciddi bulgular oluşturduğunu değerlendirerek, nihai karar verilinceye kadar 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; “üçüncü taraf genel amaçlı üretken yapay zekâ sohbet robotlarının/asistanlarının WhatsApp üzerinden yapay zekâ hizmetlerini birincil hizmet olarak sunabilmelerini sağlayan koşulların, söz konusu hizmetlerin sunulmasını fiilî ve ekonomik olarak zorlaştırmayacak şekilde tesis edilmesi” yönünde geçici tedbir uygulanmasına karar vermiştir.

(390) Yukarıda yer verilen örnek kararlardan da anlaşılacağı üzere, nihai karara kadar ciddi ve telafisi olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu durumlarda,

Sayfa 120

Kurul ihlalden önceki durumu koruyucu nitelikte ve nihai kararın kapsamını aşmayacak

şekilde geçici tedbir kararı almaktadır.

(391) Dosya mevcudu bilgilere göre GOOGLE, genel arama hizmetleri pazarında oldukça

güçlü bir konuma sahiptir. “4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Kötüye

Kullanmaya İlişkin Yapılan Değerlendirme” başlığı altında da açıklandığı üzere;

i. GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki güçlü konumu karşısında, haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında kaynak olarak gösterilmesi ile sözleşme ilişkisine dâhil edilmesine yönelik uygulamaların yayıncılar bakımından farklı sonuçlar doğurabildiği; söz konusu uygulamalarda eşdeğer durumdaki yayıncılar arasında farklılaştırmaya esas alınan kriterlerin yeterli ölçüde objektif, doğrulanabilir ve şeffaf olduğunun ortaya konulamadığı ve bu farklılıkların yayıncıların kullanıcı trafiğine, reklam gelirlerine ve içeriklerinin ekonomik değerinden yararlanma imkânlarına etki edebileceği dikkate alındığında, GOOGLE’ın haber yayıncılarına yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ayrımcı nitelik taşıdığı ve rekabet koşullarını bozma kabiliyetine sahip olduğu yönünde kuvvetli şüphe oluşturduğu ve

ii. GOOGLE’ın genel arama hizmetleri pazarındaki hâkim durumundan kaynaklanan pazar gücü karşısında haber yayıncılarının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içeriklerinin kullanımına ilişkin koşulları etkili biçimde reddetme veya bu koşullardan kaçınma imkânlarının sınırlı olması; içerik kullanımının trafik, görünürlük ve ekonomik değer bakımından doğurabileceği etkilerin ticari çıkarlarını olumsuz yönde etkileyebilmesi ve sözleşme koşullarının belirlenmesinde içerik kullanımının kapsamı, kullanım yoğunluğu ve bunun yayıncılar üzerindeki ekonomik etkilerinin ne ölçüde dikkate alındığının yeterli açıklıkta ortaya konulamaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, GOOGLE’ın haber yayıncılarına haksız ticari koşullar uyguladığı hususunda kuvvetli şüphe oluştuğu

kanaatine ulaşılmıştır.

(392) Bu kapsamda, ayrımcı ve sömürücü olarak nitelendirilen davranışlar bakımından,

haber yayıncıları yönünden mevcut emarelerin kuvvetli şüphe düzeyine ulaşmış

olması, geçici tedbir bakımından önem taşımaktadır. Zira sözleşme koşullarının

belirlenmesine esas teşkil eden kriterlerin, içerik kullanımının ekonomik değerinin ve

kullanımın yayıncılar üzerindeki etkilerinin yeterli ölçüde ortaya konulamaması,

inceleme süresince mevcut uygulamaların devam etmesi hâlinde yayıncılar

bakımından telafisi güç sonuçların ortaya çıkmasına elverişli bir yapı oluşturabilecektir.

Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, GOOGLE’ın 4054 sayılı Kanun’un 6.

maddesini ihlal ettiğine yönelik kuvvetli şüphenin bulunduğu ve bu suretle geçici tedbir

kararı alınabilmesi için gerekli olan ilk şartın karşılandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

(393) İlaveten, hâlihazırda GOOGLE’un hâkim durumda olduğunun tespiti de inceleme

konusu eylemlerin rekabet karşıtı etkilerinin varlığına yönelik şüpheleri

güçlendirmektedir. Öyle ki, haber yayıncılarının kullanıcı trafiğine erişiminde

GOOGLE’a bağımlı olması, yayıncıların GOOGLE’ın sunduğu arama ve yapay zekâ

hizmetlerinde görünürlük elde etme ile içeriklerinin bu hizmetlerde kullanılmasına ilişkin

koşullara karşı duyarlılığını artırmaktadır.

Sayfa 121

(394) Bununla birlikte, endişelere konu sözleşmelerin fiilen uygulanmaya başlandığı tespit edilmiştir. Buna göre (.....) ile 29.07.2026; (.....) ile 17.08.2026; (.....) ile 18.08.2026; (.....) ile 20.08.2026; (.....) ile 24.08.2026; (.....) ile 31.08.2026; (.....) ile 01.09.2026; (.....) ile 15.09.2026; (.....) ile 16.09.2026; (.....) ile ise işbu kararın imza tarihinden önce [171] sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca GOOGLE ile (.....), (.....), (…..), (…..) ve (.....) arasındaki sözleşmeler de ön görüşme aşamasındadır. İlgili bulgular, inceleme konusu uygulamanın hâlen sürdüğünü ve piyasadaki etkilerinin artarak devam edebileceğini göstermektedir.

(395) Sözleşme ilişkisine dâhil edilen yayıncıların sayısının soruşturmanın nihai karar tarihine kadar artması, GOOGLE tarafından sunulan ve yayıncıların müzakere etme imkânının sınırlı olduğu mevcut sözleşme koşullarının daha fazla yayıncı tarafından kabul edilmesi sonucunu doğurabilecektir. Bu durumda, yayıncıların içeriklerinin kullanımından kaynaklanan ekonomik değerin yeterli düzeyde olmaması veya haksız ticari koşul niteliği taşıyabilecek şartların kabul edilmesi suretiyle mevcut ekonomik dengesizliğin daha fazla yayıncı bakımından ortaya çıkması söz konusu olabilecektir. Buna karşılık, sözleşme ilişkisine dâhil edilmeyen veya söz konusu koşulları kabul etmeyen yayıncıların bu ekonomik imkândan yararlanamaması, sözleşme ilişkisi içerisinde bulunan ve bulunmayan yayıncılar arasındaki ayrımın giderek derinleşmesine ve pazardaki asimetrik yapının daha da belirgin hâle gelmesine neden olabilecektir.

(396) Dolayısıyla, yayıncılar ile GOOGLE arasındaki sözleşme ilişkilerinin soruşturma süresince rekabetçi koşulları daha fazla bozacak şekilde gelişmesinin ve mevcut farklılıklardan kaynaklanan sorunların derinleşmesinin önlenmesi amacıyla geçici tedbir uygulanmasının gerekli olduğu değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca;

- GOOGLE’ın, haber yayıncılarının içeriklerini Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay

Zekâ Modu hizmetleri kapsamında kullanması, özetlemesi, sentezlemesi veya

kullanıcı yanıtlarının oluşturulmasında girdi olarak kullanması bakımından,

eşdeğer durumdaki haber yayıncıları arasında objektif olmayan, şeffaf olmayan

ve önceden belirlenmiş kriterlere dayanmayan ayrımcı uygulamalarda

bulunmaması,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri

kapsamında içerik kullanımına ilişkin olarak sözleşme imzalamak isteyen haber

yayıncılarıyla iyi niyetli ve etkin şekilde müzakere yürütmesi ile sözleşme

koşullarının belirlenmesinde içeriğin kullanım kapsamı ve yoğunluğu, Yapay

Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu üzerinden gerçekleşen kullanıcı

etkileşimi, kullanımın yayıncıların trafik, görünürlük ve reklam gelirleri üzerindeki

etkisini de dikkate alan objektif, doğrulanabilir ve şeffaf kriterler kullanması,

- GOOGLE’ın, bir haber yayıncısının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ

Modu hizmetleri kapsamında içeriklerinin kullanılmasına ilişkin sözleşme

imzalamaması veya mevcut sözleşme koşullarını kabul etmemesi nedeniyle,

söz konusu yayıncının Google Search, Google News veya diğer GOOGLE

hizmetlerindeki sıralamasını, görünürlüğünü, indekslenmesini veya bu

hizmetlerden elde ettiği trafiği doğrudan veya dolaylı olarak olumsuz yönde 171 GOOGLE yetkilileri ile 25.09.2026 tarihinde gerçekleştirilen video konferansta, (.....) ile sözleşme imzalandığı belirtilmiş olup hangi tarihte imzalandığına ilişkin net bir bilgi sunulmamıştır.

Sayfa 122

etkilememesi ve yayıncıları bu hususta açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde bilgilendirmesi,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncılarının içeriklerinin kullanım sıklığı, içeriklerin kullanıcı yanıtlarında kaynak olarak gösterilme veya kullanılma düzeyi, bu kullanımlar sonucunda oluşan kullanıcı etkileşimi ve mümkün olduğu ölçüde ilgili içeriklere yönlendirilen trafik hakkında, yayıncıların sözleşme koşullarının ekonomik değerini değerlendirmelerine imkân sağlayacak nitelikte doğrulanabilir verileri belirli aralıklarla ilgili yayıncılara sunması,

- Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri kapsamında içerik kullanımına ilişkin opt-out tercihlerinin, söz konusu hizmetler dışındaki GOOGLE hizmetlerinde içeriklerin görünürlüğü ve indekslenmesine ilişkin tercihlerden bağımsız olarak kullanılabilmesini sağlayacak teknik ve ticari mekanizmaları tesis etmesi ve yayıncıları, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içerik kullanımına yönelik opt-out tercihinde bulunulmasının diğer GOOGLE hizmetlerindeki görünürlük ve indeksleme durumlarını etkilemeyeceği hususunda açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde bilgilendirmesi,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncılarının içeriklerinin kullanımına ilişkin olarak hâlihazırda imzalanmış sözleşmelerin koşullarını, yayıncıların aleyhine olacak şekilde değiştirmemesi ve söz konusu sözleşmeler kapsamında yayıncıların mevcut hak ve menfaatlerini azaltacak yeni koşullar getirmemesi,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içerik kullanımına ilişkin olarak yeni bir haber yayıncısı ile sözleşme imzalaması veya mevcut bir sözleşmeyi değiştirmesi hâlinde, benzer durumdaki diğer haber yayıncılarına kıyasla rekabet koşullarını bozabilecek nitelikte farklı veya ilave koşullar uygulamaması,

- Yukarıda yer alan tedbirlere uyum sağladığı hususunda denetlenebilir bilgi ve verileri periyodik olarak Kuruma sunması

yönünde geçici tedbir uygulanmasına karar verilmiştir.

J. SONUÇ

(397) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Rekabetin

Korunması Hakkında Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca,

- Alphabet Inc., Google LLC, Google International LLC, Google Ireland Limited

ve Google Reklamcılık ve Pazarlama Ltd. Şti.’den oluşan ekonomik

bütünlüğün (hep birlikte GOOGLE), haber yayıncılarının içeriklerini Yapay

Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri kapsamında kullanması,

özetlemesi, sentezlemesi veya kullanıcı yanıtlarının oluşturulmasında girdi

olarak kullanması bakımından, eşdeğer durumdaki haber yayıncıları

arasında objektif olmayan, şeffaf olmayan ve önceden belirlenmiş kriterlere

dayanmayan ayrımcı uygulamalarda bulunmaması,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri

kapsamında içerik kullanımına ilişkin olarak sözleşme imzalamak isteyen

haber yayıncılarıyla iyi niyetli ve etkin şekilde müzakere yürütmesi ile

sözleşme koşullarının belirlenmesinde içeriğin kullanım kapsamı ve

Sayfa 123

yoğunluğu, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu üzerinden gerçekleşen kullanıcı etkileşimi, kullanımın yayıncıların trafik, görünürlük ve reklam gelirleri üzerindeki etkisini de dikkate alan objektif, doğrulanabilir ve şeffaf kriterler kullanması,

- GOOGLE’ın, bir haber yayıncısının Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri kapsamında içeriklerinin kullanılmasına ilişkin sözleşme imzalamaması veya mevcut sözleşme koşullarını kabul etmemesi nedeniyle, söz konusu yayıncının Google Search, Google News veya diğer GOOGLE hizmetlerindeki sıralamasını, görünürlüğünü, indekslenmesini veya bu hizmetlerden elde ettiği trafiği doğrudan veya dolaylı olarak olumsuz yönde etkilememesi ve yayıncıları bu hususta açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde bilgilendirmesi,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncılarının içeriklerinin kullanım sıklığı, içeriklerin kullanıcı yanıtlarında kaynak olarak gösterilme veya kullanılma düzeyi, bu kullanımlar sonucunda oluşan kullanıcı etkileşimi ve mümkün olduğu ölçüde ilgili içeriklere yönlendirilen trafik hakkında, yayıncıların sözleşme koşullarının ekonomik değerini değerlendirmelerine imkân sağlayacak nitelikte doğrulanabilir verileri belirli aralıklarla ilgili yayıncılara sunması,

- Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu hizmetleri kapsamında içerik kullanımına ilişkin opt-out tercihlerinin, söz konusu hizmetler dışındaki GOOGLE hizmetlerinde içeriklerin görünürlüğü ve indekslenmesine ilişkin tercihlerden bağımsız olarak kullanılabilmesini sağlayacak teknik ve ticari mekanizmaları tesis etmesi ve yayıncıları, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içerik kullanımına yönelik opt-out tercihinde bulunulmasının diğer GOOGLE hizmetlerindeki görünürlük ve indeksleme durumlarını etkilemeyeceği hususunda açık ve tereddüde yer vermeyecek biçimde bilgilendirmesi,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında haber yayıncılarının içeriklerinin kullanımına ilişkin olarak hâlihazırda imzalanmış sözleşmelerin koşullarını, yayıncıların aleyhine olacak şekilde değiştirmemesi ve söz konusu sözleşmeler kapsamında yayıncıların mevcut hak ve menfaatlerini azaltacak yeni koşullar getirmemesi,

- GOOGLE’ın, Yapay Zekâ Önizlemeleri ve Yapay Zekâ Modu kapsamında içerik kullanımına ilişkin olarak yeni bir haber yayıncısı ile sözleşme imzalaması veya mevcut bir sözleşmeyi değiştirmesi hâlinde, benzer durumdaki diğer haber yayıncılarına kıyasla rekabet koşullarını bozabilecek nitelikte farklı veya ilave koşullar uygulamaması,

- Yukarıda yer alan tedbirlere uyum sağladığı hususunda denetlenebilir bilgi ve verileri periyodik olarak Rekabet Kurumuna sunması

yönünde geçici tedbir uygulanmasına,

- Geçici tedbir alınmasına yönelik gerekçeli kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde bahse konu geçici tedbir kararında öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda üç ayın bitiminden itibaren başlamak üzere 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca teşebbüs hakkında idari para cezası uygulanmasına

Sayfa 124

gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Tablolardaki bazı değerler Rekabet Kurumu tarafından ticari sır gerekçesiyle (.....) şeklinde gizlenmiştir.

Bu kararın işiniz için ne anlama geldiğini konuşalım

Rekabet hukuku uyumu, soruşturmalar ve birleşme-devralma süreçlerinde uçtan uca destek veriyoruz.