(12) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bu kararının ardından gelinen noktada, 13. Dairenin EİP’ye ilişkin olarak yeni bir karar alması gerekmekte olduğundan Kurulumuz 18.02.2010 tarihi itibarıyla sadece Roche ve Beşer hakkında yeniden karar almış, EİP bakımından 13.07.2006 tarihli karara ilişkin yargı süreci devam etmiştir.
(13) Bu yargı sürecinin sonunda Danıştay 13. Dairesi, 11.03.2014 tarih ve 2010/2218 E., 2014/826 K. sayılı kararı ile 13.07.2006 tarihli kararı EİP yönünden de iptal etmiştir. İptal gerekçesinin 16.12.2008 tarih, 2008/7694 K. ve 2008/7695 K. sayılı kararlardaki ile aynı olduğu görülmektedir.
(14) Bu esnada Kurulumuzun 18.02.2010 tarih, 10-18/207-78 sayılı kararıyla ilgi olarak Roche ve Beşer tarafından yargı nezdinde yapılan itirazlara ilişkin süreçte, Danıştay 13. Dairesinin 06.05.2014 tarih ve 2010-3090 E., 2014-1719 K. sayılı kararı ile Roche; 06.05.2014 tarih ve 2010-3180 E., 2014-1718 K. sayılı kararı ile de Beşer yönünden idari para cezası oranının belirlenmesinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Kurul kararı iptal edilmiştir.
(15) Sonuç olarak, Rekabet Kurulunun 13.07.2006 tarihli kararı da, bu kararın Danıştayca iptali üzerine alınan 18.02.2010 tarihli kararı da Danıştay tarafından her üç teşebbüs bakımından iptal edilmiş bulunmaktadır.
(16) Konuya ilişkin olarak hazırlanan 14.08.2014 tarih, 2004-1-121/BN sayılı Bilgi Notu, görüşülerek dosya konusu karara bağlanmış olup, Kurul Başkanı Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, 05-26/298-M sayılı Kurul kararı ile başlatılan soruşturmada Soruşturma Heyeti Başkanı olması sebebiyle, karar görüşmelerine ve oylamaya katılmamıştır
(17) G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Danıştayın iptaline konu olan, 18.02.2010 tarih ve 10- 18/207-78 sayılı karara ilişkin olarak raportörlerce;
- Roche ve EİP’nin SSK, devlet ve üniversite hastanelerinin 2003 yılı granisetron ihalelerinin tamamına yakınına Beşer ile katılmasının bu ihalelerde rekabetin engellenmesine yol açtığı,
- 2003 yılı granisetron ihalelerinde rekabetin engellenmesinin Roche ve EİP’nin Beşer’le olan dikey ilişkileriyle meydana geldiği, bu ilişkilerin ayrı ayrı 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden faydalandığı,
- Dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 13. maddesi ve 2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi uyarınca, soruşturma konusu eylemlerle ilgili olarak söz konusu Tebliğ ile tanınan muafiyetin geri alınması gerektiği, ancak 2003 yılında ortaya çıkan soruşturma konusu eylemler 2004 yılı itibarıyla ortadan kalktığından, taraflar arasındaki dikey ilişkilerle ilgili olarak muafiyetin geri alınmasının herhangi bir sonuç doğurmayacağı, bu nedenle soruşturma konusunda taraflar hakkında bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği
sonucuna varılmıştır.
(18) Öte yandan, mevcut aşamada hazırlanan Bilgi Notu’nda özetle,
- Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Ceza Yönetmeliği) çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği,
- Tebliğ kapsamında, “diğer ihlaller” içinde bulunan faaliyetlere yönelik temel para cezasının Kurul tarafından binde 5 ile yüzde üç arasında belirlenebileceği,
- Temel para cezasını artırıcı ya da ağırlaştırıcı herhangi bir unsur bulunmadığı,
- İhlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içindeki payının çok düşük olması halinin hafifletici unsur olarak değerlendirilmesi ve temel para cezasında, Ceza Yönetmeliği’nin 7/1. maddesi uyarınca dörtte bir ile beşte üç arasında bir indirim yapılmasının uygun olacağı,