- Hizmet sözleşmesi imzalanan müşteri kuruluşların akaryakıt alımlarının periyodik
olarak belirlenip sistem üzerinden faturalandırılacağı ve tahsilatın yapılmasından
sonra dağıtıcı firmaya fatura karşılığında ödeme yapılacağı,
- Toplu alım yönteminde sağlanacak fiyat avantajı ve tedarik sürecinde sağlanacak
fiyat dışı avantajlar (hızlı tedarik, insan kaynakları ve zamandan tasarruf, mükerrer
ihale masrafları vs.) neticesinde kamu kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanılmış
olacağı,
- Bu çerçevede, DMO tarafından akaryakıt alımlarına ilişkin olarak finansal aracılık
hizmeti sunulması halinde; akaryakıt ihtiyaçlarını DMO aracılığıyla karşılamayı tercih
eden kamu kurum ve kuruluşlarının, akaryakıt alımlarını DMO tarafından yapılan
rekabetçi ihaleler sonucunda sözleşme/protokol imzalanan akaryakıt dağıtıcısı
tedarikçi firmalardan elektronik sistem üzerinden hızlı, tasarruflu ve maliyet etkin bir
şekilde satın alabilecekleri, geliştirilecek bu yeni tedarik yönteminin kamu açısından
çok yönlü kamusal faydalar sağlayacağı
hususları ifade edilerek yapılması planlanan bu uygulamaya menfi tespit/muafiyet tanınması talep edilmiştir.
(6) 4054 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlığını taşıyan 2. maddesi;
“Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya
da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici,
bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan
teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde
azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar,
rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin
işlemler bu Kanun kapsamına girer.”
hükmünü amirdir. Bu çerçevede, bir davranışın Kanun kapsamına girebilmesi için öncelikle, anılan anlaşmaları, uygulamaları veya eylemleri gerçekleştirenin bir teşebbüs (ya da teşebbüsler) veya teşebbüs birliği olması gerekmektedir. Kanun’un 3. maddesinde ise teşebbüs tanımı şu şekilde yapılmaktadır:
“Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle,
bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler”.
(7) Bu hüküm incelendiğinde, teşebbüs tanımının unsurlarından birinin piyasada mal veya hizmet üretme, pazarlama veya satma, bir başka ifadeyle ekonomik bir faaliyette bulunma olduğu görülmektedir [1]. Nitekim 4054 sayılı Kanun’un 2. maddesinin gerekçesinde, rekabet kurallarının ekonomik faaliyette bulunan her teşebbüse uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Bu bağlamda ilk olarak DMO tarafından yapılması planlanan uygulamanın ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği belirlenmelidir.
(8) Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye rekabet hukuku uygulamasında benimsenen teşebbüs tanımı incelendiğinde iki husus ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki teşebbüs tanımının kurumsal değil işlevsel bir ayrım içermesidir. Şöyle ki, bir faaliyeti sebebiyle teşebbüs olduğu kabul edilen bir organizasyon farklı bir faaliyeti değerlendirildiğinde teşebbüs olarak nitelendirilemeyebilecektir. Teşebbüs niteliğinin faaliyet bazında değişebileceği bu durumun salt ticari amaçlarla faaliyet göstermek üzere kurulmuş firmaların konu olduğu olaylardan ziyade kamu kurumu niteliği taşıyan organizasyonların incelendiği durumlarda ortaya çıkma olasılığı doğal olarak fazladır.
1 27.05.2003 tarih, 03-35/416-182 sayılı Kurul kararı.