engellemeye çalışmaktadırlar. Raportörlerce yapılan incelemeler, sarf malzemesi satışı işinin, makine satışından ayrı olarak algılanmadığını, sarf malzemesi satışının, makine ithalatçıların faaliyetlerinin önemli bir kısmını oluşturduğunu, satış sonrası hizmetler kapsamında elde edilen gelirlerin büyük oranda bu malzemelerin satışına dayandığını, sarf malzemeleri satışından elde edilen gelirin ise toplam gelirlerin %30-40’ını oluşturduğunu göstermektedir. Yapılan görüşmelerde, makine ithalatçısı firmalar tarafından, kendileri tarafından tedarik edilen ve uygun saklama koşullarında muhafaza edilen sarf malzemeleri dışında ürünlerin kullanımının makinenin performansını düşürebileceği ve bir süre sonra makineyi bozabileceği, bu ürünlerin makinenin teknolojisine kendi ürünleri kadar uyumlu olmadığı, bu nedenlerle bu ürünlerin kullanımının makineleri ücretsiz bakım ve garanti kapsamı dışına çıkarmasının doğal olduğu, aksi takdirde gerek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gerekse Sanayi ve Ticaret Bakanlığı düzenlemeleri sonucu doğan yükümlülüklerinin maliyetinin ağır olacağı ifade edilmiştir.
Bununla birlikte, bağımsız olarak, gerek orijinal, gerekse muadil, sarf malzemesi satışı yapan firmaların ise, makine kullanıcılarının bir kısmına, bakım anlaşmalarındaki hükümlere rağmen satış yapmaya devam ettiği, ancak bu bağımsız firmaların bu kullanıcılar arasında özel olarak “copy center”, bağımsız servis merkezleri gibi, malzemelere diğer kurumsal kullanıcılara oranla daha fazla ihtiyaç duyabilecek bir kitleyi müşteri edindiği anlaşılmıştır.
Diğer yandan, dosya mevcudu bilgilerde pazara ilişkin olarak yapılan incelemeler, Türkiye fotokopi makinesi pazarında 16-17 firma olduğunu, pazarda en büyük firmanın pazar payının %15’i geçmediğini, pazarın en büyük 3 firmasının pazar paylarının birbirine yakın olduğunu, geri kalan payın ise yaklaşık 10-12 adet firma arasında paylaşıldığını; dolayısıyla pazarın rekabetçi yapıda bir pazar olduğunu göstermektedir.
Bu açıklamalar, Türkiye fotokopi makineleri pazarında, hem en yüksek pazar payının %15’i geçmemesi, hem de en büyük firmanın kendisine en yakın konumdaki rakiplerine kıyasla da yüksek bir pazar payı bulunmaması nedeniyle, hakim durumda bir firmanın mevcut olmadığını göstermektedir. Pazar paylarının bu derece düşük olduğu durumlarda, diğer hakim durum kriterlerinin incelenmesi gereği bulunmamaktadır.
Hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslerin hakim durumda olmadığı açık olduğundan, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin uygulanması söz konusu olmayacaktır. Durum böyle olmakla birlikte, bakım anlaşmalarında müşterileri orijinal sarf malzemesi kullanımına yöneltici nitelikteki hükümlerin, bağlama uygulaması kabul edilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, bu hükümlerin fotokopi makinesinin satın alınabilmesini ikinci ürün olan sarf malzemelerinin de satın alınması koşuluna dayandırmaktan daha ziyade teknik bakım ve garanti yükümlülüklerinin kapsamını belirleyici nitelikte bir düzenleme olduğu, bakım anlaşmalarındaki bu hükümlere uymayacak müşterilere hiç bir surette makine satılmaması gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.