(23) Öte yandan, Danıştay ve geçmiş Kurul kararları çerçevesinde, ihlal konusu olayın tamamen açıklığa kavuşturulması imkânının varlığı ihtimalinde; ihlalin soruşturma açılmasını gerektirmeyecek ölçüde hafif olması ve/veya soruşturma açılmadan da ihlalin tüm etkileriyle ortadan kaldırılabileceği ya da ihlalin tüm etkileriyle sona erdirilmiş ve anti-rekabetçi zararın telafi edilmiş olması veya yapısal engeller ve yasal düzenlemeler nedeniyle rekabete tam olarak açılmamış pazarlarda ihlal oluşturabilecek davranışların saptanması halinde Kurul’un soruşturma açmaksızın diğer tedbirlere başvurma yetkisinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Konuyla ilgili olarak Danıştay 13. Dairesinin 30.05.2014 tarihli ve E.2010/4818, K.2014/2197 sayılı kararında da bu değerlendirmelere yer verilerek,
“önaraştırma aşamasında ihlal oluşturması muhtemel olan tüm hususlar davalı
idare tarafından tespit edilmiş olup teşebbüs birliği kararının uygulanması
zorunlu nitelikte olmayan, tavsiye niteliğinde bir karar olduğu ve kararda tespit
edilen fiyatların maksimum fiyat niteliğini taşıdığı, kararın teşebbüsler
tarafından uygulanmadığı ve piyasada fiyat rekabetinin devam ettiği, fiyat
rekabetinin devam ettiği ortamda indirim oranlarındaki kısa sureli uygulamanın
oransal bazda olması dolayısıyla fiyatlarda teklik sonucunu doğurmadığı ve
uygulamanın kısa süreli olarak bazı dershaneler tarafından uygulandığı, Kurul
tarafından fiyat birlikteliği öngören teşebbüs birliği Tüzük hükümlerinin 4054
sayılı Kanun'a aykırı olduğunun saptanarak ilgili hükümlerin kaldırılması
yönünde görüş gönderilmesi kararı alındığı hususları birlikte
değerlendirildiğinde, tüm ayrıntılarıyla ortaya konulan olayda, teşebbüs
birliğince alınan kararın uygulanmadığı, yalnızca indirim oranlarına ilişkin
maddenin bazı dershaneler tarafından kısa sureli uygulanarak sonrasında
uygulamanın sona erdirildiği ve gerek teşebbüs davranışları gerek Rekabet
Kurulu'nun müdahalesi ile anti-rekabetçi zararın ortadan kaldırıldığı
anlaşıldığından, davacı şikâyetinin reddi ile ilgili teşebbüs birliği ve teşebbüslere
4054 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrası uyarınca görüş bildirilmesine
ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık saptanmamıştır.
sonucuna ulaşılmaktadır.
(24) Nitekim Kurul’un 30.12.2008 tarih ve 08-76/1227-465 sayılı, 06.05.2009 tarih ve 09- 21/438-106 sayılı, 25.06.2014 tarih ve 14-22/428-192 sayılı kararlarında ilgili coğrafi pazarın boyutu dikkate alınarak uygulama etki doğurmuş olsa bile etkinin çok sınırlı düzeyde gerçekleşmesi; 03.04.2014 tarih ve 14-13/238-104 sayılı kararında dosya konusu ekonomik faaliyetin kapsamının dar olması ve usul ekonomisi sağlanması gibi gerekçeler dikkate alınarak, rekabetin kısıtlanması amacını taşıyan anlaşmaları akdeden teşebbüsler hakkında soruşturma açılması yoluna gidilmemiş ve teşebbüslere 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca görüş gönderilmiştir [4].
(25) Sözü edilen bilgiler ışığında, inceleme konusu olay bazındaki değerlendirmelerin yukarıda yer verilen Danıştay ve Kurul kararlarındaki değerlendirmeler ile benzerlik arz ettiği değerlendirilmektedir. Dosya kapsamında ihlal konusu iddiaların önaraştırma safhasında tamamen açıklığa kavuşturulduğu, öte yandan ihlal konusu ilk anlaşmanın uygulanmaması, ikinci anlaşmanın ise çok kısa bir süre uygulanması ve ilgili pazarın coğrafi boyutunun sınırlı olması dikkate alınarak Danıştay ve Kurul kararlarında yer verilen ilkeler ve usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde bu aşamada bir soruşturma başlatılmasına ihtiyaç olmadığı değerlendirilmektedir.
4 01.04.2004 tarih ve 04-23/251-55 sayılı, 24.06.2004 tarih ve 04-43/533-130 sayılı, 23.10.2008 tarih ve 08-60/963-381 sayılı kararlarda da benzer gerekçeler dikkate alınmıştır.