ÖZDEMİR, Servet Rüştü KARAHAN, Sait ERSOY, Nazmi GÜLEYÜPOĞLU, Gülşen TERAKYE, İhsan Yener KAYA, Zehra İnci KOYUNCU, İsmail Şeref SÜMER, Azmi ARSLAN, Nazmi Celal GÜLER’in 765 sayılı TCK’nun 314. maddesi kapsamında “örgüte yardım” olarak nitelendirilmesi gereken suçların zamanaşımı yönünden lehe olan 765 sayılı TCK 102/4, 104/2 maddeleri gereğince 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımı süresi dolduğundan haklarında “422 sayılı Kanun 1/1 maddesine muhalefet” suçundan açılan kamu davalarının CMK 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE” karar verilmiştir [6]. Anılan Kanun’un 1/1 maddesi ise şu şekildedir: “Doğrudan veya dolaylı biçimde bir kurumun, kuruluşun veya teşebbüsün yönetim ve denetimini ele geçirmek, kamu hizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde, ihale imtiyaz ve ruhsat işlemlerinde nüfuz ve denetim elde etmek, ekonomik faaliyetlerde kartel ve tröst yaratmak, madde ve eşyanın azalmasını ve darlığını, fiyatların düşmesini veya artmasını temin etmek, kendilerine veya başkalarına haksız çıkar sağlamak, seçimlerde oy elde etmek veya seçimleri engellemek maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak suretiyle yıldırma veya korkutma veya sindirme gücünü kullanarak suç işlemek için örgüt kuranlara veya örgütü yönetenlere veya örgüt adına faaliyette bulunanlara veya bilerek hizmet yüklenenlere sadece bu nedenle üç yıldan altı yıla kadar; örgüte üye olanlara iki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir.”
(25) İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi kararında zamanaşımı nedeniyle düşürülen “örgüte yardım” suçuna konu eylemlere ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Bununla birlikte anılan mahkeme kararında:
“Roche ve yetkililerin; Türkiye'de faaliyet gösteren ilaçla ilgili imtiyaz ve ruhsat
sahibi diğer kişiler üzerinde herhangi bir cebir şiddet olayının kullanıldığı
hususunda dosyada buna dair bir delil bulunmamaktadır. Sözü edilen ticari ve
manevi baskılar ile cebir şiddetin söz konusu olabileceği hususu ile bağlantı
kurulduğu (Roche İlaç Şirketi ile aralarında SSK ihalelerine girmek konusunda
gizlilik anlaşması yapılan Galenos, Yeni Dicle, Mert el, Medifar, Selçuk, Koç Med
Ecza Depoları ile ayrıca Özsel, Dilek Ecza Depoları yönetici ve sahipleri ve Afyon,
Akay, Vetilpa Ecza depoları yöneticisi ve sahipleri Mustafa Gül, Zeynep Şevik,
Oğuz Akgün, Ahmet Hilmi Ayhan, Ahmet Kumrulu’nun e-mail ve faks kayıtları ile
2003 yılında Neorecormon adlı ilacın %99,25’inin Beşer Ecza Deposu kanalıyla
SSK Hastaneleri’ne satıdığı hususu da nazara alınarak tanık sıfatı ile dinlenmiş ve
kendilerine ihalelere girmemeleri konusunda herhangi bir baskı ve yaptırım
uygulanıp uygulanmadığı hususu sorulmuş ve tanıklar kesin biçimde bu yönde
kendilerine baskı uygulanmadığını belirtmişler…) ancak manevi ve ticari baskıların
da bu ticarethaneler üzerinde kurulduğu hususunda belge bulunmadığı, böyle bir
baskının olması halinde aralarında yapmış oldukları anlaşmaya aykırılıktan yetkili
ve görevli Mahkemelerde dava açabilecekleri ve haklarını arayabilecekleri
muhakkaktır. Yine bu şirketin Türkiye'de faaliyet gösteren ilaçla ilgili imtiyaz ve
ruhsat sahibi işletmeler üzerinde kendilerine ve yandaşlarına çıkar sağlamak için
Roche ile ilaç dağıtımı konusunda anlaşma yapmış olan ecza depolarına ilaç
vermeme veya bu depolarda çalışanlarının tehdit edildiğine dair (Roche
Firması'nın 2004 yılı ve öncesinde bir kısım firmaların ihaleye girmesine organize
[6] Anılan kararın devamında ROCHE ve BEŞER ECZA yetkilileri “FARUK YÖNEYMAN, GÖKHAN DEMİR, ÜMİT CEYLAN, TAHİR ÜNSAL, AHMET SARIBAY, BURAK MEHMET SARIBAY'ın "Suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek"; sanık VEYSİ MUNGAN'ın "4422 sayılı Kanun kapsamında örgüt adına faaliyette bulunmak" olarak iddianame kapsamına göre nitelendirilebilecek suçları işledikleri sabit bulunmadığından CMK 223/2-e maddesi gereğince BERAATLERİNE” karar verilmiştir.