- Siemens’in yedek parça satışlarında uyguladığı fiyatların, müşterinin bakım anlaşması olup olmamasına göre değişmediği, fiyatların soruşturma safhasında internet üzerinden ilan edilmeye başlamasından itibaren tüm alıcılara aynı baz fiyatın uygulandığı, ancak geçmişteki alım miktarları ve müşterinin kredibilitesi dikkate alınarak, çeşitli indirimler yapıldığı; öncesinde ise yedek parça fiyatlarını müşterilerle pazarlık yaparak oluşturduğu,
- Yedek parça satışlarında müşterinin Siemens ile bakım anlaşması yapıp yapmamasının dikkate alınmadığı, ancak sarf malzemelerinin fiyatlandırılmasında müşterinin bakım anlaşmasının olmasının, daha uygun fiyat üzerinden alım yapmasına imkan sağladığı, bu durumun makul gerekçelerinin bulunduğu,
- Cihazların satış sonrası hizmet ve yedek parçalarının 10 yıl süreyle temin edilmesi gerektiği, bu yükümlülüğün Siemens ile bakım anlaşması olan ya da olmayan bütün alıcı teşebbüslere karşı geçerli olduğu,
- Siemens ile bakım anlaşması yapan teşebbüslerin, bu yükümlülük sebebiyle ortaya çıkan çağrı merkezi hizmetleri, teknik elemanlara yönlendirme ve gerekli teknik yardımların yapılması ve cihazların güncellenmesi gibi maliyetlere katlanırken, on – call müşteriler için böyle bir durumun söz konusu olmadığı,
- Soruşturma raporunda ihlal iddiasına dayanak yapılan ayrımcı uygulama örneklerinin makul gerekçelere dayandığı, örneğin; Hacettepe Hastanesi ile 1999 yılında bakım onarım anlaşması yapıldığı, bu anlaşmada istisnai (bakım onarım anlaşması kapsamında yedek parça güvencesine dahil olmayan) parçalarla ilgili verilmiş olan taahhütler gereği söz konusu indirimli fiyatların uygulandığı,
- Siemens’in Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediği analizi yapılırken, AB’de görülen gelişmelere paralel bir şekilde “Toplam refahı azaltan dışlayıcı davranışlarla onu artıran rekabetçi davranışlar arasındaki farkın ortaya konması” ve ayrıca iktisadi analizlerinin yapılması gerektiği
ifade edilmiştir.
(140) Ayrıca usule ilişkin olarak aşağıdaki savunmalara yer verilmiştir;
- Birinci yazılı savunmaya cevap verilmediği,
- Siemens tarafından verilen taahhüt yazısının dikkate alınmadığı,
- Soruşturma raporunun eklerinde ticari sırlara yer verildiği,
- Soruşturma raporunda ceza miktarının yanlış hesaplandığı
belirtilmiştir.
(141) Siemens’in ifadelerinden anlaşıldığı üzere ilgili ürün pazarı ile ilgili açıklamalar, “total cost
of ownership” (toplam sahip olma maliyeti) olarak adlandırılan ve alım esnasında cihazın
ekonomik ömrü boyunca katlanılan maliyetlerin tamamının göz önünde bulundurulduğu
satın alma şeklinin, Türkiye’deki tıp cihazları sektöründe de geçerli olduğu tezi üzerine
kurulmuştur. Müşterilerin alım esnasında toplam sahiplik maliyetini hesaplayıp
hesaplamadıkları ile ilgili analize, hakim durum değerlendirmesi kısmında yer
verildiğinden bu husus burada ayrıca değerlendirilmeyecektir. Ekonomik ömür maliyeti
hesaplamalarının, son zamanlarda cihaz alıcıları tarafından kullanılmaya başladığı
gözlemlenmekle birlikte, özellikle kamu hastanelerinin uymakla yükümlü olduğu kamu
ihale mevzuatının da etkisiyle, cihaz alımı esnasında en düşük cihaz fiyat teklifini veren
firmanın ihaleyi aldığı görülmektedir.