5. Tabii ki, Anonim şirketlere ilişkin genel hükümlerden ve şirket sözleşmesine dayanan “imtiyaz”lardan kaynaklanan “yönetim veya kontrol hakkı”nın elde edilmesi veya devralınması ile ilgili düzenlemeler asıl ve mahfuzdur. Normal şartlarda, bir anonim şirketin yönetiminin ancak, en az % 50’nin üzerinde bir hisseye doğrudan veya dolaylı olarak hükmetmekle üstlenileceği veya daha az oranda da olsa, “imtiyaz” hakkı doğuran bir sözleşme düzenlemesi ile “kontrol hakkı”nın elde edileceği malûmdur. Ayrıca, bir anonim şirkette, özellikle çok sayıda ortağı olan, binlerce, on binlerce ortağı olan bir anonim şirkette, yönetimi ele geçirmek için, bazen bu rakamın çok altında %10, %15 veya %25 pay yeterli olabilmekte, diğer birtakım hissedarların koordinasyonu ile yönetim el değiştirebilmektedir. Bu genel ilkeler dışında, Rekabet hukuku ve politikası teorisi bir tarafa bırakılırsa, şimdiye kadarki Rekabet Kurulu kararlarına esas olan pozitif düzenlemeler ve verilen kararlar itibariyle, anonim şirketlerde iktisap yolu ile yüzde kaç hisseye sahip olunursa, devralma başvurularında bulunulacağı hakkında, önceden bilinen, açık ve belirgin bir standart yoktur.
6- Bu çerçevede, eğer, Van Et ve Galip Öztürk örneğinde olduğu gibi, Rekabet Kurulu, belli bir tarihte, borsada hisseleri işlem gören bir şirketin hisselerini alarak o şirkete ortak olan bir gerçek veya tüzel kişiyi, diyelim ki, sonradan, kontrolü ele geçirdiğinde, “devralma başvurusunu, ilk hisse miktarını satın aldığında yapması gerekirdi” diyerek cezalandırırsa, böyle, bir tasarruf, “keyfilik”ten başka bir anlama gelmeyecektir. Yine aynı örnekte olduğu gibi, eğer, “hisselerin elde edildiği tarihte, kontrolü elinde bulunduran en büyük pay sahibi kadar veya daha fazla hisse bir gerçek veya tüzel kişilik tarafından elde edildiğinde, devralma başvurusu yapılmalıdır” denilirse, bazı sorular ortada kalacak, ve cevaplandırılamayacaktır: Hangi orandaki pay veya paylar, hangi şartlarda “kontrol hakkı ve yetkisi”ni ele almışlardır? Değişik zamanlarda, borsada işlem gören bir şirketin hisselerini parça parça alan bir kişi, mevcut durumda, yönetimi elinde bulunduran ortak veya ortakların payının ne olduğunu, tam olarak nasıl öğrenecek, öğrense dahi, kendi sorumluluğunun nerede başladığını nasıl bilecektir? Şartlar elverdiğinde yönetimi ele geçirebilecek bir konuma ulaşan bir kişi, ilerideki bir tarihte (meselâ, yıllar sonra!), şirketin yönetimini ele geçirirse, devralma bildirimini yapması gereken başlangıç tarihi ne olacaktır? Hasbel kader, borsa veya bir başka yol ile hisse sahibi olacak bir ortak, elde edilen hisse miktarı, yüzde ellinin de altında, şu veya bu miktarda ise ( %5, %10 veya %40), yönetimi üstlenmek istemese bile, ileride yönetimi ele geçirme ihtimaline binaen, yine her hâlükârda bildirimde bulunacak mıdır? Bildirimde bulunmak için gerekli ve yeterli hisse oranı nedir?Başlangıçta, kâr payı elde etmek amacıyla hisse sahibi olan bir gerçek veya tüzel kişi, yıllar sonra yönetimde söz sahibi olsa, böyle bir durumda, devralma işlemi için sorumluluk, yıllar öncesinden mi başlatılacaktır? Hukuk düzeni, “niyet okumak”tan ziyade, esas itibariyle, “objektif”, “öngörülebilir” kurallar bütünü değil midir?
7- Rekabet hukuku ve politikasının varlık gerekçesi, toplumsal ölçekte “kaynak etkinliği” hedefine ulaşmayı engelleyecek, rekabete aykırı oluşum ve işleyişleri ya da bu bağlamdaki yoğunlaşmaları önlemektir. Rekabet hukuku açısından, birleşme