soyut gerekçelerle reddettiğini, bu nedenle Ataköy Marina’dan barınma hizmeti aldığını, ancak bunun sonucunda kendisinin ek maliyetlere katlanarak rekabet edemez hale geldiğini ve böyle devam ederse piyasa dışına itileceğini iddia etmiştir.
(17) Herhangi bir teşebbüsün Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğinden bahsedebilmek için iki temel unsurun bir arada bulunması gerekmektedir. İnceleme konusu teşebbüs ilgili pazarda hâkim durumda olmalıdır ve bu teşebbüsün eylemleri rekabet hukuku anlamında bir kötüye kullanma hali teşkil etmelidir. Bu iki unsurdan birinin yokluğu halinde inceleme konusu teşebbüsün eylemleri hâkim durumun kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. Bu bağlamda, öncelikle kötüye kullanma eyleminin olup olmadığı değerlendirilmiştir.
(18) Şikayetçinin iddiaları yakından incelendiğinde, üç farklı hizmet türü (barınma, yazıhane, otopark) için taleplerinin karşılanmadığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Söz konusu iddialar rekabet hukuku bakımından sözleşme yapmanın reddi kapsamında değerlendirilebilir.
(19) Sözleşme yapmanın reddi uygulamaları, temel olarak, bir teşebbüsün mal/hizmet teminini doğrudan ve herhangi bir gerekçe olmaksızın reddetmesi, mevcut mal/hizmet tedarik ilişkisinin yine aynı koşullarda sonlandırılması şeklinde ya da yüksek fiyat ve/veya düşük kalitede mal/hizmet temin etmek gibi olumsuz ticari koşullarda mal vermeyi/hizmet sunmayı teklif etmesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
(20) Sözleşme yapmanın reddi uygulamalarının rekabet hukuku kapsamında yasaklanabilmesi için belli şartların somut olayda gerçekleşmiş bulunması gerekmektedir. Sözleşme yapmanın reddi uygulanmalarının yasaklanabilmesi için aşağıdaki şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekmektedir;
- Reddetme eyleminin varlığı,
- Reddetme eylemini gerçekleştiren teşebbüsün hakim durumda olması,
- Redde konu mal veya hizmetin alt pazarda faaliyet gösteren teşebbüs için vazgeçilmez olması,
- Reddetme sonucunda reddedilen mal veya hizmetin girdi olarak kullanıldığı alt pazarda rekabetin önemli ölçüde kısıtlanması,
- Reddetme uygulamalarından tüketicinin zarar görmesi,
- Reddetme uygulamasının haklı gerekçelerinin olmaması.
(21) Mal vermeyi reddetme fiilinin ihlal oluşturup oluşturmadığı incelenirken yukarıda sayılan unsurlara ek olarak, mal/hizmet alamayan rakibin pazar payındaki azalma veya mal/hizmet vermeyen hâkim teşebbüsün pazar payındaki artış; reddetme eyleminin süresi, iki teşebbüs arası ticari ilişkinin geçmişi, sağlayıcının yenilikçi yatırımları neticesinde etkinlik kazanımları ve tüketicinin yarar sağlaması gibi faktörler de dikkate alınmaktadır.
(22) Bu noktadan itibaren şikayetçinin üç hizmet türüne (barınma, yazıhane ve otopark) ilişkin iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
(23) Barınma hizmetlerine yönelik olarak şikayetçi GÖZCÜ firmasının, 12.05.2009 tarihinde Gözcü-1 isimli acente botu için, 11.12.2009 tarihinde ise Gözcü-2 isimli acente botu için ZEYPORT’tan barınma yeri talep ettiği, Gözcü-1 için yapılan talebe hiç cevap verilmediği, Gözcü-2 için yapılan talebe ise 21.12.2009 tarihinde cevap verildiği görülmektedir. ZEYPORT tarafından gönderilen cevap yazısında, limanın kapasitesinin 22 botla sınırlı olduğu için barınma hizmeti vermelerinin imkanlar dahilinde olmadığı, ancak mevcut barınma hizmeti alan acente botlarından süresi dolanlar yenileme talebinde bulunmadığında başvuru önceliği esasına göre GÖZCÜ’nün taleplerinin dikkate alınacağının belirtildiği ve “palamar hizmeti kapsamında Zeyport hareket noktasından mevzuat hükümlerince yararlanmanız her zaman mümkündür” ifadesine yer verildiği görülmektedir. Görüldüğü üzere GÖZCÜ firması 2 botu için ZEYPORT’tan barınma hizmeti talep etmiş, ancak bu talep ZEYPORT tarafından reddedilmiştir.