12-29/839-242
(6) Kanun’un 6. maddesinde, “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması” yasaklanmaktadır. Maddenin lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere bir eylemin 4054 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında ihlal olarak nitelendirilebilmesi için iki unsurun “bir arada” bulunması gerekmektedir. İhlal ancak, teşebbüsün hakim durumda bulunması ve eylemin kötüye kullanma niteliğinde olması halinde ihlal olarak değerlendirilebilir.
(7) Mal vermeyi reddetme eylemi, temel olarak, bir teşebbüsün mal teminini doğrudan ve herhangi bir gerekçe olmaksızın reddetmesi şeklinde ya da yüksek fiyat ve/veya düşük kalitede mal temin etmek gibi olumsuz ticari koşullarda mal vermesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Mal vermeyi reddetme eyleminin bir ihlal olarak ortaya çıktığı durumlar, genellikle dikey olarak bütünleşmiş ve üst pazarda hakim durumda olan firmanın, kendisinin de faaliyette bulunduğu alt pazardaki teşebbüslere gerekli bir unsuru arz etmekten kaçınması şeklinde görülmektedir. Bu durumun alt pazardaki rakipleri dışlayıcı nitelikte olduğu ve rekabeti engellediği kabul edilmektedir. Rekabeti kısıtlayıcı etkinin söz konusu olması için gerekli koşul, alt pazardaki teşebbüslerin reddedilen unsuru, alt pazarda faaliyette bulunmaya devam etmelerini sağlayabilecek şekilde uygun maliyet koşullarında elde etmelerinin mümkün olmamasıdır.
(8) Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal niteliğinde olan mal vermeyi reddetme eylemi, esas olarak, üst pazarda hakim durumda olan bir teşebbüsün, alt pazarda bulunan firmalar açısından zorunlu olan bir unsurdan yararlanmalarını engelleyecek şekilde onlara mal vermeyi reddetmesi, ve bu şekilde rakibi konumundaki firmaları dışlamak suretiyle pazardaki rekabeti kısıtlaması şeklinde ortaya çıkmaktadır. AB uygulamasında da paralel biçimde yapılan değerlendirmeler uyarınca, hakim durumda bulunan bir teşebbüs, zorunlu unsur olarak kabul edilen mal/hizmetleri rasyonel bir gerekçe göstermeden müşterilerine vermeyi reddediyor ve bu reddetme sonucunda ilgili pazardaki rekabet ortamı zarar görüyor ise bu durumda hakim durumun kötüye kullanılması söz konusu olabilecektir. Eğer reddedilen unsur, zorunlu unsur olma niteliğini taşımıyor ise, bu durumda reddin pazarda dışlayıcı bir sonuç doğurması mümkün değildir.
(9) İnceleme konusu işlemin gerçekleştiği bölge itibariyle, Turgutlu Ticaret ve Sanayi Odası’ndan faaliyet gösteren teşebbüslerin listesi istenmiş, gönderilen belgeden Manisa/Turgutlu merkezli yaklaşık 66 firmanın tuğla satışı gerçekleştirmekte olduğu anlaışmıştır. Diğer yandan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Sanayi Veritabanı
3
incelenmiş, Manisa ilindeki toplam tuğla üretim kapasitesinin 3.032.179 m olduğu görülmüştür. ASLAN TUĞLA tarafından gönderilen kapasite raporunda ise üretim
3
kapasitelerinin 38.775 m olduğu bilgisi verilmiştir. Bu veriler doğrultusunda, ASLAN TUĞLA’nın üretim kapasitesi açısından pazardaki payının yaklaşık %1,27 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, anılan Sanayi Veritabanında Manisa’da tuğla üretimi gerçekleştiren 57 firma olduğu görülmüş ve bu teşebbüsler, çalıştırılan personel sayısı ile firma büyüklüğünün doğru orantılı olduğundan hareketle, çalıştırılan personel sayısı bazında sıralanmıştır. ASLAN TUĞLA bu sıralama içerisinde, toplamda çalıştırdığı 54 personel ile 17. sırada yer almıştır.
(10) Diğer yandan, Turgutlu Tuğla ve Kiremit Sanayicileri Derneği’nden, Manisa tuğla pazarının genel durumu ve ASLAN TUĞLA’nın pazardaki konumu ve büyüklüğü hususlarına ilişkin bilgi talep edilmiş, gelen belgede, söz konusu firmanın, Manisa’da tuğla üretimi pazarında yaklaşık %2-3’ü civarında üretim kapasitesi olduğu ve halihazırda da ASLAN TUĞLA’nın pazardaki küçük oyuncular arasında yer aldığı bilgisine yer verilmiştir.