ettiği bilinmektedir. Dolayısıyla taraflar ve alıcılar bakımından Sözleşmeyle meydana getirilmesi hedeflenen faydaların, bölgesel düzeydeki beklentiler doğrultusunda ortaya çıkacağı görülmektedir. Hal bu iken, bölgesel beklentilerle tasarlanan bir dikey ilişkide, ekonomik faydaların elde edileceği bölgeden daha geniş bir coğrafi alana yönelik kısıtlama getirilmesi, kural olarak makul bir düzenleme olarak değerlendirilemeyecektir. Diğer bir ifadeyle, Deponun ilgili bölgedeki ihalelerde AstraZeneca ürünlerini daha etkili bir şekilde temsil edebilmesi için, bu bölgede münhasır satıcı olarak yetkilendirilmesi ve yine aynı bölgede rakip ürünler için teklif vermesinin yasaklanması yeterlidir.
AstraZeneca Sözleşmeyi Gül Ecza Deposu’nun ardından, Öz-Sel ve Beşer Ecza Depoları ile de imzalamıştır. AstraZeneca temsilcisinden gönderilen ek bilgilere göre, anılan teşebbüsle Sözleşme imzalayan üç ecza deposunun ciro bazında 2008 yılı ihale
2
satışları içindeki paylarının toplamı %48’dir. Bu tespit, Sözleşmenin 2. maddesinde düzenlenen rekabet yasağının depolar seviyesinde kapama etkisine yol açabileceğine işaret etmektedir. Şöyle ki, Sözleşmede belirlenen üç bölgenin herhangi birinde ne münhasır depo ne de diğer depolar ihalelere rakip ürünlerle katılamayacaktır. Bu durumda da, AstraZeneca’nın ürün bazında rakipleri, ihalelere yönelik olarak toplam ihale satışlarının yaklaşık yarısını gerçekleştiren depolarla çalışamayacak ve bu teşebbüslerin ihale pazarına erişim alternatifleri kısıtlanmış olacaktır. Hatta yine söz konusu yazıya göre, 6 ecza deposunun (Gül, Öz-Sel, Medifar, Beşer, Dekim ve Yeni
3
Dicle Ecza Depoları) toplam ihale satışları içindeki payı %78 olup münhasır bölge sayısına ve hangi depolarla anlaşma yapıldığına bağlı olarak, rekabet yasağı düzenlemesinin yaratabileceği pazar kapama etkisi çok daha ciddi boyutlarda olabilecektir.
Bu çerçevede, AstraZeneca’nın Sözleşme imzaladığı her bir ecza deposu bakımından, bunların münhasır dağıtıcı olmadıkları bölgelerde rekabet yasağı ile bağlanmış olmalarının, rekabetin faydaların elde edilmesi için zorunlu olandan daha fazla sınırlandırılması sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, AstraZeneca temsilcisinin Kuruma gönderdiği ek yazısında, rekabet yasağının coğrafi kapsamının münhasır bölgeyle sınırlandırılmadığı ve sınırlandırıldığı senaryolar (sırasıyla 1. ve 2. senaryo) karşılaştırılarak Sözleşmenin 2. maddesinin mevcut hali savunulmaktadır. Yazıda,
- rekabet yasağının münhasır bölgeyle sınırlandırılmadığı (Sözleşmenin mevcut
halinin geçerli olduğu) senaryoda, başta arzda sürekliliğin ve düzgün bilgi
akışının sağlanması olmak üzere münhasır bir dikey ilişkiden beklenen tüm
faydaların elde edilebileceği,
- rekabet yasağının münhasır bölgeyle sınırlandırıldığı ve buna bağlı olarak da
Deponun diğer bölgelerdeki ihalelerde rakip ürünler için teklif verebildiği
senaryoda ise, rakip ürünlerin fiyat bilgisine sahip olunmasının depolar
seviyesinde koordinasyona yol açabileceği ve uzun vadede rekabeti tamamen
ortadan kaldırabileceği,
- münhasır sistemlerin hiçbir şekilde pazar kapama etkisine yol açmayacağı ve
sağlayıcıların ihalelere katılabilmek için her türlü yöntemi deneyeceği, hatta
ihaleci olmayan depoları ihalelere girme konusunda teşvik edeceği,
- Rekabet Kurulunun 2008 yılında aldığı “Roche/Sistem” kararında pazarın
kapatılabilecek olması yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmasına gerek
görülmediği ve karar konusu anlaşmada da münhasırlığın yanında tüm Türkiye 2 Gül Ecza Deposu %19, Özsel %19, Beşer %10.
3 Medifar %16, Dekim %8, Yeni Dicle %6.