İçeriğe geç
Tüm kararlar

Rekabet Kurulu Kararı

EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. (EAE)'nin busbar sistemi ilgili ürün pazarındaki hakim…

Rekabet İhlali07-66/810-305Karar tarihi: 22.08.2007Yayımlanma tarihi: 04.10.2007

EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. (EAE)'nin busbar sistemi ilgili ürün pazarındaki hakim durumunu kötüye kullanarak ve ayrıca proje yapımcısı firmalarla anlaşarak 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiası.

Karar bilgileri

Karar sayısı
07-66/810-305
Karar tarihi
22.08.2007
Yayımlanma tarihi
04.10.2007
Karar türü
Rekabet İhlali

Karar metni

15 sayfa · 40.239 karakter

Aşağıdaki metin, Rekabet Kurumu'nun yayımladığı karar belgesinden çıkarılmıştır; sayfa numaraları, tablolar ve grafikler özgün belgedeki yerleriyle korunmuştur. Bu sayfada yer alan özet, sınıflandırma ve açıklamalar yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz; bağlayıcı olan, Kurumun yayımladığı karardır.

Resmî kararı Rekabet Kurumu'nda görüntüle

Sayfa 1

Rekabet Kurumu Başkanlığından,

REKABET KURULU KARARI

Dosya Sayısı: 2007-1-56(Önaraştırma)
Karar Sayısı: 07-66/810-305
Karar Tarihi: 22.8.2007

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

10

Başkan: Tuncay SONGÖR (İkinci Başkan)

Üyeler: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN,

Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN

B. RAPORTÖRLER: Cengiz SOYSAL, Çiğdem ÜNAL, Harun GÜNDÜZ

C. BAŞVURUDA BULUNAN: - Gersan Elektrik Tic. ve San. A.Ş. (Gersan) Tuzla Mermerciler Organize Sanayi Bölgesi Aydınlı Mah. TEM Anayol Cad. No:6 PK:57 Tuzla – İstanbul - Gersan Elektrik Tic. ve San. A.Ş.
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLARTemsilcisi Dr. Metin KANMAZ Bağdat Cad. No:187 Kat:3 D:8 Selamiçeşme Kadıköy - İstanbul : - EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. (EAE) Çakmaklı Mah. 2. Cad. 119. Sok. No:12 Kıraç – İstanbul - Erde Elektrik Proje ve Müşavirlik A.Ş. (ERDE) Yalı Yolu Sok. İsmail Ergin İş Merkezi A Blok No:56 Kat:7 No:28 Üst Bostancı – Kadıköy – İstanbul - SMT Sanayi Mühendislik Ticaret Ltd. Şti. (SMT) Bağdat Cad. Selçuk Sindal Sok. No:149/B Çim Apt. D.18 Feneryolu – İstanbul - Desat Enerji Sistemleri Ltd. Şti. (DESAT) Hadımköy Yolu Asfaltı Pelteks Cad. No:14 Hadımköy – İstanbul - EST Elektrik Malz. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. (EST) Çınar Mah. Yeşiltepe Sok. No:41/2 Küçükyalı – İstanbul

Sayfa 2

- Elsan Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (ELSAN)

Büyükdere Cad. Meydan Sok. Springiz Plaza Kat 23 Şişli – İstanbul

- Cedetaş Elektromekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş.

(CEDETAŞ)

Battalgazi Cad. No:31

Samandıra – İstanbul

60

- Elay Mühendislik Elektrik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (ELAY) Konrad Adenauer Cad. 253. Sok. No:5/3-4

Çankaya – Ankara

- Aktif Elektrik Mühendislik Müteahhitlik San. ve Tic. Ltd.

Şti. (AKTİF)

Sülün Sok. No:26 1. Levent – İstanbul

- Akademi Elektrik ve Tekn. Sist. Ltd. Şti. (AKADEMİ)

Ergenekon Mah. Yunus Bey Sok. No:25-27

Şişli – İstanbul

- Batuhan Elektrik Malz. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. (BATUHAN)

Bankalar Cad. Şair Eşref Sok. İhsan Han No:8/2

Karaköy – İstanbul

- Omega Elk. Mühendislik Müş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. (OMEGA)

İkitelli Organize Sanayi Bölgesi

Demirciler Sanayi Sitesi E2 Blok No:378

İkitelli – İstanbul

- Zambak Mimarlık (ZAMBAK)

- Üner Proje Ltd. Şti. (ÜNER)

Halaskargazi Cad. No:198/17

Osmanbey – İstanbul

- Öneren Proje Mühendislik Taah. San. Tic. Ltd. Şti.

(ÖNEREN)

Mengi Sok. No:28 Mahmutbey İşhanı K.2

Sahrayıcedit – Kadıköy – İstanbul

E. DOSYA KONUSU: EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş.

(EAE)’nin busbar sistemi ilgili ürün pazarındaki hakim durumunu kötüye

kullanarak ve ayrıca proje yapımcısı firmalarla anlaşarak 4054 sayılı

Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiası.

F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 15.5.2007 tarih ve 3463 sayı ile intikal

eden şikayet üzerine hazırlanan 6.7.2007 tarih ve 2007-1-56/İİ-07-MÖP sayılı İlk

İnceleme Raporu 11.7.2007 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve 07-59/690-

Sayfa 3

M sayılı karar ile dosya konusu iddialara yönelik önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Önaraştırma sonucunda hazırlanan 16.8.2007 tarih ve 2007-1-56/ÖA- 07-CS sayılı Önaraştırma Raporu 17.8.2007 tarih ve REK.0.05.00.00-110/155 sayılı Başkanlık Önergesi ile 07-66 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.

G.İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayetin temelini, busbar pazarında hakim durumda olduğu ileri sürülen EAE’nin, GERSAN’ın ve pazardaki diğer küçük ölçekli teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırması oluşturmaktadır. Söz konusu zorlaştırma eylemi, GERSAN’ın ve diğer küçük teşebbüslerin sahip olmadığı EAE’nin ürünlerindeki bazı farklı teknik ve yapısal özelliklerin, ulusal ve uluslararası mevzuattan bağımsız bir şekilde uygulamaya konulması şeklinde ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Burada EAE’nin söz konusu teknik ve yapısal özellikleri;

 hakim durumunu kötüye kullanarak proje yapımcısı firmalara empoze

ettiği,

 ayrıca proje yapımcısı firmalarla anlaşarak, bu farklı özelliklerin elektrik

sistemleri kurmak isteyen nihai müşterilerin alım şartı olarak belirlendiği ileri sürülmektedir.

Şikayetçinin iddialarına delil olarak; EAE tarafından çıkarılan ve tüm proje yapımcısı teşebbüslere dağıtılan “EAE Ürün Şartname ve Tanıtım Dosyası” isimli kitapçıkta yer alan teknik özelliklerle, proje firmaları tarafından hazırlanan ve taahhüt firmalarının alımında şartname olarak kullanılan özelliklerin birebir aynı olması gösterilmektedir. Buna ilişkin örnekler aşağıda verilmektedir:

o Oyak Renault’un şartnamesinde ürün kodu olarak EAE’nin ürün kodu (E-

LINE KB) kullanılmıştır. Yine aynı şekilde, Tesco-Kipa Kırklareli 3K

mağazası için hazırlanan şartnamede de EAE’nin kendi ürünleri için

kullandığı ürün kodu (MK Grubu) kullanılmıştır.

o EAE’nin busbar sistemi ile ilgili hazırlamış olduğu teknik şartnamede

değişik ürün grupları için busbar imalatçısı teşebbüsün en az 15-20 yıl

süreyle faaliyette bulunması gerektiğinin bildirilmesi ve buna paralel olarak

nihai müşterilerin şartnamelerinde benzer şekilde 15-20 yıl süreyle

sektörde faaliyette bulunma şartının öne sürülmesi, EAE dışında bu şartı

yerine getiren firmanın bulunmaması dikkate alındığında öncelikle

GERSAN’ın sektör dışına itilmesi anlamına gelmektedir.

o Taahhüt firmalarının şartnamelerinde sadece EAE’nin sahip olduğu teknik

mevzuatla ilgisi olmayan (ve hatta kalite ve teknolojik bakımdan çok daha

geri kalmış) bazı teknik özelliklerin yer aldığı görülmektedir. Bunlara ilişkin

örnekler şu şekildedir:

 “EAE Modüler KB Kompakt Busbar Kanal Sistemi Teknik

Şartnamesi (800A-4000A)” Madde 4 ve 8’de aranan ürün özellikleri

hiçbir teknik mevzuatta yer almamakla birlikte Türkiye’de sadece

EAE ürünlerinde bulunan bir özelliktir.

 Aynı şartnamenin Madde14’ünde “Busbar kanallarının gövdesi en

az 1,5 mm kalınlığında çinko kaplı (galvanizli) sactan imal

edilmelidir.” denilmektedir. AB mevzuatıyla uyumlu Türk teknik

mevzuatında ise gövdenin hangi malzemeden olması gerektiği

Sayfa 4

serbest bırakılmıştır. Bu konuda serbestlik bulunmakla birlikte,

gövdenin alüminyumdan yapılmış olmasının saca göre kalite ve

teknolojik bakımdan daha avantajlı olduğu görülmektedir. Buna

rağmen şartnamelerde, daha önce de belirtildiği üzere, sadece EAE

ürünlerini kapsayan sacın şart koşulduğu görülmektedir.

 Bu uygulamalar neticesinde 1998’den beri faaliyetlerde bulunan

GERSAN, 2003’ten itibaren uluslararası standartlarda üretim

yapmasına rağmen pazar payı %(…)’in altında kalmıştır. Ayrıca,

dünyanın sayılı üreticilerinden Zucchini SPA 1995’te pazara girmiş

olsa da 2001 yılında zarar etmiş ve sektörden çıkmıştır.

İleri sürülen bu hususlar çerçevesinde şikayetçi;

- EAE’nin busbar pazarındaki hakim durumunu kullanarak proje

yapımcısı firmalara kendi ürünlerinde bulunan teknik farklılıkları

kabul ettirerek, rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığını ve dolayısıyla

4054 sayılı Kanun’un 6(a) maddesini ihlal ettiğini,

- EAE’nin, busbar ürününü almayan firmalara diğer ürünlerinden de

satmayarak, busbar satışını diğer ürünlerin alımı şartına

bağladığına ve bu uygulaması ile Kanun’un 6(c) maddesini ihlal

ettiğini,

- EAE’nin hakim durumdaki bir teşebbüs olarak teknik gelişmeyi

kısıtlaması nedeniyle Kanun’un 6(e) maddesini ihlal ettiğini,

- Yukarıda sıralanan eylemlerin aynı zamanda EAE ile proje

yapımcısı firmalar arasındaki anlaşmalar ile de gerçekleştirildiği,

dolayısıyla EAE ve proje yapımcısı firmaların 4054 sayılı Kanun’un

4 (a), (d) ve (f) hükümlerini ihlal ettiklerini

iddia etmektedir.

H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;

- EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ve projeci firmaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşmanın içinde olduklarına ya da EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ‘nin aynı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hakim durumunu kötüye kullandığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanılmadığından ilgili teşebbüsler hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı,

- EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin yürürlükte olan bayilik sözleşmesinin rekabet hukukuna uygunluğunun sağlanması için ilgili teşebbüse Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca görüş yazısı gönderilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

I. YAPILAN İNCELEME VE TESPİTLER

200

I.1. Pazar Yapısı

Busbar sistemi esas itibarıyla alçak gerilim elektrik malzemeleri sektörünün alt pazarlarından biridir. Bu kapsamda busbar sistemi pazar yapısına ilişkin

Sayfa 5

konunun, alçak gerilim elektrik malzemeleri sektörüne ilişkin genel özellikler kapsamında ele alınması gerekmektedir. Alçak gerilim elektrik malzemesi sektörü:

 Alçak gerilim panolar

 Kablo tavaları ve busbar sistemleri

 Pano elektrik malzemeleri

gibi alt kollara ayrılmaktadır. Söz konusu elektrik malzemelerine ilişkin sektörün yapısına bakıldığında, dikey yapıdaki halkaları üreticiler, toptancılar, panocular, uygulamacılar, proje yapımcıları ve nihai müşteriler oluşturmaktadır.

Üreticiler: Dikey yapının en tepesinde üreticiler yer almaktadır. Üreticiler içinde en büyük grubu büyük ölçekleri, geniş ürün yelpazesi ve aktivitelerinde pozisyonlarını değiştirebilme/yenileyebilme kapasiteleri ile diğer teşebbüslerden ayrılan uluslar arası dev firmalar oluşturmaktadır. Bunlar Schneider ve Siemens gibi teşebbüslerdir. Türkiye busbar pazarı incelendiğinde, dev firmaların Türkiye’de bu alanda üretimlerinin olmadığı ve pazarlama faaliyetlerinin de oldukça düşük seviyede kaldığı görülmektedir.

Dünya pazarında büyük ölçekli teşebbüslerin yanında dönemsel olarak değişkenlik gösteren sektörler üzerinde uzmanlaşan ve bu nedenle aktivitelerinde önemli değişiklikler yapabilme özelliğini taşıyan teşebbüsler bulunmaktadır.

Sektörde belli bir ürün grubu üzerinde uzmanlaşmış olan ve bu faaliyetlerinde fazla bir değişikliğe gitmeyen teşebbüsler bir diğer üretici grubunu oluşturmaktadır. Bu grupta yer alan teşebbüsler, ilk gruptaki teşebbüslere göre küçük ölçekli olmakla birlikte, daha çok belli ülkelere yoğunlaşmayı tercih etmektedirler. Şikayet edilen EAE bu grupta yer alan bir teşebbüs konumundadır. Toptancılar: Uygulamacılar ve panocular tarafından ihtiyaç duyulan ürünleri temin etmek üzere söz konusu elektrik malzemesine ilişkin bütün ürünlerin sağlayıcısı konumunda olan yerel dağıtıcı teşebbüsler ‘toptancılar’ olarak adlandırılmaktadır.

Toptancının rolü ve lojistik açısından önemi üründen ürüne farklılık gösterebilir. Busbar sistemleri açısından toptancılık müessesi ele alındığında, Türkiye’de toptancılığın henüz yerleşmediği, gerek panocu ya da uygulamacıların gerekse nihai müşterilerin busbar sistemlerini doğrudan üreticiden ya da üreticinin temsilci, bayi ya da dağıtıcısından tedarik ettiği görülmektedir.

Panocular: Bu tür firmalar pano işinin değişik bölümlerini faaliyetleri altında toplayan profesyonellerdir. Panocunun pratikte faaliyetleri dört başlık altında toplanabilir: (i) her tüketicinin spesifik isteğini yerine getirecek şekilde pano dizayn etmek ve uygulamak, (ii) değişik pano malzemelerini temin etmek ve monte etmek (iii) pano donanımını gerçekleştirmek, (iv) panonun düzgün çalıştığını kontrol etmek. Panocular ürünü kullanıma hazır bir şekilde uygulayıcılara tedarik ederler. Bazı üreticiler kendilerine ait panocu ekiplerine sahip olarak dikey bütünleşmeyi sağlamaktadır. Busbar sistemi açısından panocuların rolü ele alındığında, panocuların trafo ile ana pano arasındaki bağlantı yapan tek tip busbarların alımını yaptıkları görülmektedir. Busbar

Sayfa 6

kullanımına ve bu ürünün seçimine ilişkin Türkiye pazar yapısında panocuların oldukça az seviyede bir rolü olduğu, panocuların busbar alımlarının çok az miktarda geçekleştiği söylenebilir.

Uygulayıcılar: Uygulayıcılar, alçak gerilim elektrik malzemesini nihai müşteri için monte eden teşebbüslerdir. Bunlar genellikle ürün çeşidini ve markasını seçen gruptur (ana pano ve görünen parçalar hariç). Busbar sistemi açısından ise, özellikle büyük ölçekli işlerde busbar sistemine ilişkin seçimlerde projeci firmaların ve nihai müşterinin seçici ve belirleyici konumda olduğu görülmektedir. Projeciler: Projeciler, elektrik malzemesinin monte edilmesini de kapsayacak şekilde projelerden sorumlu olan mimar, mühendislik danışmanlık firmaları ve inşaat firmalarından oluşan gruptur. Özellikle büyük ölçekli işlerde projeciler yatırımcı tarafından açılan bir ihale ile belirlenebilir. Projeciler yapıya ait projeyi ve ayrıca bu projede kullanılacak malzemeye ilişkin teknik şartnameyi de hazırlamaktadır. Ön proje, proje çizimi ve ihale şartnamesi hazırlamak dışında işverenin tercihine göre taahhüt şirketinin belirlenmesinin ardından işin projeye uygun yapılıp yapılmadığına dair denetim görevi de projeci firmaya verilebilir. Bazı projecilerin aynı zamanda taahhüt faaliyetleri gerçekleştirdiği de görülmektedir. Projecinin hazırladığı teknik şartname ile uygulamaya yönelik teknik standartlar belirlenirken bazı durumlarda şartnameye marka adı da konmaktadır. Böylelikle, yaptıkları iş itibarıyla her ne kadar mal alımı yapmasa da, malzeme alımlarında projecilerin belirleyici bir rolünün bulunduğu görülmektedir.

280

Tüketiciler: Tüketiciler, elektrik malzemesinin uygulanacağı yapının sahibi olan kişi ya da kuruluşlardır. Bu grup aynı zamanda işveren olarak da adlandırılabilir. Tüketiciler/işverenler ‘endüstriyel uygulamalar’ ve ‘binalar’ olarak iki grupta toplanabilir. Binaları da ‘oturmaya yönelik’ ve ‘ticari binalar’ olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Bina yapımlarında nihai müşteriler ve proje yapımcıları, sadece görünen malzemelere ilişkin ürün grubu ve marka seçiminde daha çok belirleyici olmakta, bunun dışındaki ürünlere ilişkin marka seçimini uygulamacılara ve uygunsa panoculara bırakabilmektedirler.

Endüstriyel projelerde ise yüksek akımlar söz konusudur ve genellikle elektriğin basit anlamda dağıtılması işinin ötesinde otomasyon ya da kontrole ilişkin spesifik malzemeleri de içermektedir. Bu projelerde nihai müşteri ve proje yöneticisi ürün cinsi ve markanın seçiminde etkin rol oynar.

Sektördeki Dikey Yapının İşleyişi: Ürünün talebinin başlangıç noktasını nihai müşteriler oluşturmaktadır. Nihai müşteri, monte edilecek olan elektrik malzemesinin çizimine ilişkin sorumluluğu uygulamacıya verir. Büyük ölçekli projelerde ise bu sorumluluk proje yöneticisine devredilir.

Projeciler açısından hazırlanan proje ve teknik şartnamede belirleyici olan husus mevzuat çerçevesinde belirlenen standartlardır. Alçak gerilimli elektrik malzemeleri, genellikle elektrik akımıyla temas halinde olmaları nedeniyle, gerek insan sağlığına gerekse mülke zarar verilmesini önlemeye yönelik tasarlanmış kurallara tabidir. Avrupa Komisyonu’nun da bu standartlara ilişkin bir direktifi (The

Sayfa 7

Low Voltage Directive 73/23/EEC) bulunmaktadır. Söz konusu direktif ayrıntılı kurallar içermemekle birlikte ürünlerin güvenlik seviyesine ilişkin en alt seviyedeki gereklilikleri ortaya koymaktadır. Konuya ilişkin ayrıntılı düzenlemelerin yapılması ise CENELEC (European Commitee for Electrotechnical Standardisation) gibi ilgili kurumlara bırakılmıştır. CENELEC ile birlikte ulusal ya da uluslar arası standardizasyon kurumları da bulunmaktadır ki, bunlardan biri de IEC’tir (International Elektrotechnical Commission). Yerel mevzuat açısından bakıldığında, ulusal teknik standartlar IEC ve CENELEC ile uyumlu bir şekilde TS EN 60439/1 ve 2 standartları ile belirlenmiştir. Bu standartların yanında üreticilerin kendi talepleri ile ürünlerine çeşitli kurumlardan kalite işaretleri koydurdukları görülmektedir. Bu kuruluşların işaretleri ürünün belli ulusal ve uluslar arası standartları taşıdığını gösterir. Kalite sertifikaları zorunlu olmamakla birlikte, genellikle uygulamacılar ve müşteriler tarafından talep edilmektedir, çünkü bu işaretler ürünün güvenli olduğuna ilişkin teminat oluşturmaktadır. Elektrik malzemesinin ciddi kazalara yol açabilecek bir alan olması nedeniyle bu tür garantiler oldukça önemli bir husus oluşturmaktadır. Bu tip kalite işaretleri güvenilirlik açısından da, bağımsız kuruluşlar tarafından veriliyor olması nedeniyle CE damgasına göre (CE damgasını üretici kendisi sorumluluğu alarak ürününe koymaktadır) daha ön plana çıkmaktadır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, bir busbar üreticisinin, özellikle büyük ölçekli, projelerde ürününü pazarlayabilmesi için bir takım tip testlerini geçmiş olması gerekmektedir.

Projecilerin, teknik şartnameleri hazırlarken yukarıda bahsedilen hususlar dışında, ilgili ürüne ilişkin üreticiler tarafından hazırlanan teknik şartnamelerden de yararlandığı görülmektedir.

Elektrik malzemelerinin talebinde uygulamacıların ve panocuların etkin rol oynadığı söylenebilir. Busbar sisteminde ise özellikle büyük ölçekli işlerde nihai müşteri ve projecinin ürün alımında belirleyici olduğu görülmektedir. Projeci hazırladığı teknik şartnamede duruma göre firma ve marka adına da yer vermekte, ürünün sahip olması gereken özelliklerini teknik şartnameye koymaktadır. Nitekim yapılan şikayetin ağırlıklı noktasını da projecilerin teknik şartnamelerde doğrudan ya da dolaylı olarak EAE ürünlerini işaret ederek diğer markaların satışlarının zorlaştırıldığı iddiası oluşturmaktadır.

Gerek projecilerin gerekse uygulamacıların ürün ve marka tercihlerinde malzemenin kalitesi ve güvenliği, uygulamanın kolaylığı, yerel istek ve standartlara uygunluğu, ürünün uzun dönemde bulunabilir olması (yanlış parçaların zaman içinde değiştirilebilmesi için) gibi hususlar önem kazanmaktadır.

I.2. İlgili Pazar

I.2.1. İlgili Ürün Pazarı

Busbar sisteminin üç ana işlevi vardır:

- Orta/alçak gerilimli trafoyu ana panoya bağlamak,

- Elektriği ana panodan dağıtım panolarına nakletmek,

- Işıklandırma sistemlerine ve düşük güçlü elektrik dağıtımlarına güç

sağlamak.

Sayfa 8

Busbar sisteminin alternatifi olarak kablo tavalarının kullanılabildiği görülmektedir. Kablo tavaları ve busbar sistemleri, fiziksel olarak elektrik gücünü ana pano ve dağıtım panoları arasında taşımaktadır. Kablo tavaları, bina içinde elektriğin taşınmasını sağlayan iletkenleri desteklemek ve taşımak görevini görür. Esas itibarıyla busbar sisteminin bilinmediği pazarlarda bu sistemin işini kablo tavası görmektedir. Başka bir deyişle busbar sistemine ilişkin payın genişlemesinin kablo tavası pazarından alınan payla gerçekleştiği de söylenebilir. Bununla birlikte bu iki ürünün ‘ilgili ürün pazarı’ kavramı kapsamında tek bir pazar olarak kabul edilemeyeceği görülmektedir. Şöyle ki;

 Kablo tavasının içinden geçen kabloların taşıyacağı elektrik akımının

gücü, içindeki kabloların teknik özelliğine ve sayısına bağlıdır. Kablo

tavasını satan firmanın garanti ettiği şey, içinden geçen elektrik akımıyla

değil kablo tavasının taşımaya yönelik gücüyle ilgilidir.

 Busbar söz konusu işi bir sistem olarak gerçekleştirirken, kablo tavaları

içindeki kablolardan ayrı olarak müşteriye satılır, yani bir sistem değildir.

 Busbar sistemi özellikle aynı oda içinde elektriğin dağıtılması gereken çok

sayıda makine olması halinde kablo tavasına göre büyük rekabetçi avantaj

sağlamaktadır.

 Ayrıca yeni bir makine eklendiğinde ya da mevcut makinenin yeri

değiştirildiğinde de busbar sistemi kolayca modifiye edilebilmektedir.

 Taşınacak akımın seviyesi arttıkça da busbar sistemi maliyet açısından

daha avantajlı hale gelmektedir.

 Busbar sistemi, istenildiği zaman genişleyebilme, değiştirebilme ve

taşınabilme özelliklerine sahiptir.

Bütün bu bilgilerden, her ne kadar piyasaya giriş açısından busbar sistemi kablo tavasının yerini alsa da, tüketici gözünde özellikle büyük ölçekli projelerde bu iki ürün arasında talep ikamesinin bulunmadığı, ayrıca üretim süreci açısından da bu iki ürünün tek pazarda sayılmasını gerektirecek bir arz ikamesinin de bulunmadığı değerlendirildiğinde, şikayet kapsamında ilgili ürün pazarı “busbar sistemi pazarı” olarak belirlenmektedir.

I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar

Türkiye genelinde satışı yapılmakta olan busbar sisteminine ilişkin ilgili coğrafi pazar, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” olarak belirlenmiştir.

I.3. Yapılan İnceleme

Önaraştırma sürecinde 18.7.2007 tarihinde EAE’de; 18-19-20.7.2007 tarihlerinde de ERDE, SMT, DESAT, EST, CEDETAŞ, ELAY, AKTİF, AKADEMİ, BATUHAN, OMEGA, ÜNER, ÖNEREN teşebbüslerinde raportörler tarafından yerinde inceleme yapılmıştır. Şikayet edilen projeci firmalarda raportörlerce yapılan yerinde incelemelerde ve görüşmelerde, söz konusu teşebbüslerin faaliyetleri itibarıyla homojen bir yapıda olmadıkları, bazı teşebbüslerin sadece proje işiyle iştigal ederken, bazılarının hem projeci hem taahhüt firması oldukları, bazı teşebbüslerin ise sadece taahhüt faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu teşebbüslerden üçünün (DESAT, OMEGA ve EST) hali hazırda EAE bayisi oldukları anlaşılmaktadır.

Sayfa 9

Şikayet edilen teşebbüslerin dışında sektörde yer alan diğer üreticiler olan DTM ve MARBUS ile üretimi bulunmamakla birlikte ithal ürün getiren Schneider temsilcisiyle raportörler tarafından görüşmeler yapılmıştır.

J. DEĞERLENDİRME

J.1. Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme

Şikayet dilekçesinde, standartların belirlenmesi konusunda örnek karar olarak belirtilen Rekabet Kurulu’nun 14.8.2003 tarih ve 03-56/650-298 sayılı kararında; yonga levha üreticileri tarafından kabul edilen standartların Yonga Levha Sanayicileri Derneği tarafından alınan teşebbüs birliği kararıyla değiştirilmesine menfi tespit verilmesi talebi değerlendirilmiştir. Kararda, başvurunun temel amacının dünya standartlarına uyum sağlanarak ihracat ve ithalat açısından karşılaşılan sıkıntıların giderilmesi olduğu belirtilmiş, ayrıca sektördeki mevcut standartların Türk firmalarının ürünlerinin yabancı firmalarla rekabet konusunda olumsuz sonuçlar doğurduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda Kurul bu dosya kapsamında bildirme menfi tespit vermiştir. Buna karşılık aynı kararda, anlaşma ya da teşebbüs birliği kararı sonucunda belirlenen bir standardın mevcut ya da potansiyel rakiplerin pazar dışına çıkarılması amacıyla kullanılması ya da bu tür etkiler ortaya çıkarması halinde ilgili anlaşma ya da teşebbüs birliği kararının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırı olacağı belirtilmiştir.

Buradaki önemli nokta, Kurul’un şikayet dilekçesinde atıf yapılan kararında belirlenmiş olan ve hangi şartların gerçekleşmesi durumunda belirlenen standartların 4054 sayılı Kanun’u ihlal edeceğinin tespiti noktasında, öncelikle ortada teşebbüsler arası bir anlaşma ya da teşebbüs birliği kararı olması gerektiğidir.

Raportörlerce yapılan yerinde incelemelerde; şikayet edilen EAE ile proje yapımcısı firmalar arasında ya da proje yapımcısı firmaların kendi aralarında yaptıkları, şartnameler aracılığıyla standartların belirlenmesine ilişkin bir anlaşmaya ya da anlaşma olduğuna ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Ayrıca bu konuda alınmış olan bir teşebbüs birliği kararı da tespit edilememiştir. Kaldı ki, şikayetçi tarafından belirlenen projeci firmaların gerek faaliyet alanları gerekse ölçekleri itibarıyla birbirinden farklı yapıda olduğu, bazılarının sadece taahhüt firması olarak faaliyetlerini sürdürdüğü (Elay), bazılarının halihazırda EAE’nin bayisi olduğu (Desat, Omega, EST), bazılarının sadece projeci firma olarak faaliyet gösterirken bazılarının hem projeci hem de taahhüt firması olarak çalıştığı tespit edilmiştir ki, bu farklılıkların da söz konusu teşebbüsler arasında rekabeti bozucu bir anlaşmanın yapılması ihtimalini azaltmaktadır.

Bu noktada, EAE ile projeciler arasında rekabeti bozucu bir anlaşma olduğu yönündeki iddiaya dayanak olarak sadece, bazı projelere ilişkin teknik şartnamelerde yer alan ifadelerle EAE’nin kendi ürününe ilişkin hazırlanan teknik şartnamede yer alan ifadelerin aynı olması ve bu ifadelerin doğrudan EAE ürününü işaret eder nitelikte olması kalmaktadır. Söz konusu durumun bir anlaşmanın varlığını gösterir nitelikte olup olmadığını değerlendirebilmek için sektörün yapısı içinde proje yapımcılarının rolüne biraz daha ayrıntılı olarak değinmek gerekmektedir.

Sayfa 10

Daha önce de belirtildiği üzere, bir işin yapımı sürecinde işveren, binanın genel hatlarını kendi bünyesindeki danışman ya da mühendisler aracılığıyla belirledikten sonra, proje firmalarını ihaleye davet ederek bir firmayı proje için görevlendirir. Bazı durumlarda sürekli çalıştığı bir projeci firma var ise işveren ihale açmaksızın da bu teşebbüsü projeci olarak seçebilir. Uygulamada kullanılacak malzemelere ilişkin projeci firmanın hazırlaması gereken çok sayıda farklı ürüne ilişkin teknik şartnameler bulunmaktadır. Bu teknik şartnamelerin hazırlanması aşamasında, söz konusu malzemelerin uzmanlık gerektirmesi nedeniyle, projeci firmalar üretici teşebbüslerden teknik destek almak durumundadır. Sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerden, projelerin genellikle tüm üreticilerin teknik şartnamelerinin ortak yönlerini toplayarak bir teknik şartname hazırlanması şeklinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak pratikte projeci firmanın bu tip bir çalışmaya girmek yerine tek bir firmanın şartnamesinden yararlanarak teknik şartname hazırlaması da gerçekleşebilmektedir. Başka bir ifadeyle, EAE’nin teknik şartnamesi ile bazı projecilerin hazırlamış oldukları teknik şartnamelerde aynı ifadelerin yer almasının, bu teşebbüsler arasında bir anlaşmanın varlığını öne sürmek için yeterli olmadığı görülmektedir. Burada anlaşma olmasa da EAE’nin bir empozesinin olup olmadığı gibi hususlara Kanun’un 6. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmede daha ayrıntılı bir şekilde değinilecektir. Kanun’un 4. maddesi kapsamında ise şikayette yer alan iddialar kapsamında bir ihlale rastlanmadığı değerlendirilmektedir.

J.2. Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Değerlendirme

J.2.1. EAE Hakkında Bilgi

1973 yılından itibaren elektrik sektöründe imalatçı olarak faaliyet göstermekte olan EAE grubu çatısı altında yer alan EAE; busbar enerji dağıtım sistemleri, kablo kanal sistemleri, döşeme altı kanal sistemleri ve trolley busbar sistemleri üretimi alanında faaliyetlerini sürdürmektedir.

490

EAE Grubu bünyesinde yer alan diğer şirketler ise; floresan aydınlatma armatürleri, parapet kanalları ve hastane yatakbaşı üniteleri alanında faaliyet gösteren EAE Aydınlatma A.Ş., modüler elektrik panosu kabinleri ve elektrik kutuları alanında faaliyet gösteren EAE Elektroteknik A.Ş. ve yassı çelik pres otomasyon sistemleri alanında faaliyet gösteren EAE Makine A.Ş.’dir.

1973 yılından beri sınai ve ticari faaliyetlerde bulunan EAE, Türkiye busbar sektöründe uzun süre tek üretici olarak faalaiyet göstermiştir. Dünya çapında satışları bulunan EAE’nin uluslar arası KEMA, CESI, GOST, S+ ,IPH, ADWEA, DEWEA, Polonya-yerel, Romanya-yerel, Ukrayna-yerel, TSE ve CE kalite onay sertifikaları bulunmaktadır. Şirketin Ankara, İzmir, Bursa ve Gaziantep’te, ayrıca yurt dışında Moskova ve Dubai’de büro ve depoları bulunmaktadır. Ayrıca Milano’da EAE’nin İtalya firması da kurulma aşamasındadır.

J.2.2. Hakim Durum Tespiti

4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında yapılan şikayet de esas itibarıyla; proje firmalarınca hazırlanan teknik şartnamelerde yer alan standartların EAE tarafından empoze edildiği ve böylece EAE’nin hakim durumunu kötüye kullandığı yönündedir. Türkiye açısından henüz gelişimini bitirmemiş bir piyasa

Sayfa 11

olarak kabul edilebilecek olan busbar pazarında EAE’nin açık şekilde büyük bir pazar payına sahip olduğu görülmektedir. Önaraştırma sürecinde teşebbüslerden toplanan 2006 yılı satış verisi aşağıdaki gibidir:

Tablo 2: 2006 yılı busbar satışları

Teşebbüs Satış Tutarı (YTL)

EAE (………...)

Gersan(………...)
DTM(………...)
Marbus(………...)

Hemen belirtmek gerekir ki, yukarıda yer alan yerli üreticiler yanında Legrand ve Schneider gibi firmalar ithal ürün getirmektedir ancak bu firmaların satışları oldukça düşüktür. (………...)’den (………...), busbar alanında aktif pazarlama faaliyetlerinde bulunmadıklarını, ancak diğer işlere ilişkin faaliyetlerinden dolayı kendilerini tanıyan teşebbüslerin talebinden kaynaklanan satışlarının bulunduğunu, bu kapsamda 2006 yılı itibarıyla (………...) Euro tutarında satışlarının gerçekleştiğini belirtmiştir. Yerli üreticilerden (………...) yetkilisi (………...) de, firmalarının ürünlerinin henüz tip testlerini almamış olması nedeniyle özellikle büyük ölçekli işlerde teklif vermediklerini, başka bir ifadeyle bu tür işlerde rakip konumunda olmadıklarını belirtmiştir. Kaldı ki, bu değerlendirmelere girmeye gerek kalmaksızın, tablodan da anlaşılacağı üzere EAE’nin pazar payı %(…)’ın üzerindedir ve bu sektörde hakim konumda olduğu görülmektedir.

J.2.3. Kötüye Kullanmaya İlişkin Değerlendirme

Uzun süre tek üretici konumunda olan ve halen piyasaya yeni firmalar girmiş olmasına rağmen %(…)’ın üzerinde bir payı elinde bulunduran EAE’nin pazarda agresif ve tam hakimiyeti sağlamaya yönelik bir pazarlama stratejisi izlediğini firmanın 2002 yılı ‘Dönem Sonu Toplantısı’ tutanaklarındaki ifadelerden çıkarmak mümkündür. Bununla birlikte, 4054 sayılı Kanun bir firmanın hakim duruma geçmeye ya da mevcut hakim durumunu güçlendirmeye çalışmasını (birleşme/devralmalar hariç) yasaklamamaktadır. 4054 sayılı Kanun ile yasaklanan hakim durumun kötüye kullanılmasıdır. Bu noktada, EAE’nin pazarlama faaliyetlerinin ‘kötüye kullanma’ sayılacak bir unsur içerip içermediğini incelemek gerekmektedir.

Yerel üreticiler açısından bakıldığında Türkiye çapında yaygın bir pazarlama ağının sadece EAE tarafından gerçekleştirildiğini söylemek mümkündür. EAE’nin pazarlama yapısına bakıldığında; düzenli olarak çeşitli illerde satış ziyaretleri düzenlenerek fuarlara katıldığı, projeci, büyük müteahhit ve Kurumlara ilişkin özel çalışmalar hazırladığı, projecilere fabrikada özel seminer ve fabrika gezileri düzenlediği, ayrıca oluşturulan bölgesel bayilik sisteminde 12 adet bayi ile çalıştığı ve şartnameler hazırlayarak bunları katalogla birlikte bastırdığı görülmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir üretici firmanın kendi ürününe ilişkin teknik şartname hazırlaması, projeci firmaların projeye ilişkin teknik şartnameyi hazırlarken teknik yardım almak anlamında yararlanabilmeleri için gerekli

Sayfa 12

olabilmektedir. Nitekim, şikayet dilekçesinde 2001 yılında piyasadan çekildiği bildirilen Zucchini firmasının da o yıllarda yayınlamış olduğu bir teknik şartname mevcuttur.

Projecilerin teknik şartname ile malzeme alımında oynadıkları rolü belirlerken, sektördeki işleri ‘kamu işleri’ ve ‘özel sektör işleri’ olarak ikiye ayırmak gerekmektedir. Şöyle ki, kamuya yapılan işlerde teknik şartname tamamen belirleyici olmakta, bu şartnamelere uymayan bir ürünün satışının gerçekleştirilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle kamuya yapılan satışlarda projeci firmalar marka seçiminde belirleyici konuma geçebilmektedir. Ancak, bu tür kamu tarafından yapılan işlerde yapılan alımlara ilişkin ihalelerde rekabetin tesis edilmesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konu olduğu görülmektedir. Özel sektöre yapılan satışlarda ise teknik şartnamelerin nihai karar noktası olmadığı, işverenin duruma göre kendisine uygun olan başka markaları da seçebildiği görülmektedir. Kaldı ki, projeci firmalar genellikle hazırladıkları şartnamelerde birden çok sayıdaki üretici firmanın ismini vererek, mal alımında alıcının rekabetçi bir ortamda alım yapmasını sağlamaktadır. Projeci firmalar TSE ya da kalite sertifikası veren herhangi bir kurum gibi sektörün standartlarını belirleyen bağımsız bir kurum değil, sektörün içinde faaliyet gösteren ve işveren tarafından kendisine yüklenen bir takım sorumlulukları yerine getiren teşebbüs konumundadır. Başka bir ifadeyle, teknik şartnamede tek bir firmanın işaret edilmesi projeci firma açısından da tercih edilir bir durum olmamaktadır. Bu durum, projeci firmanın aynı zamanda taahhüt işi yapması halinde daha da açık hale gelmektedir. Ancak, mal alımında rekabeti oluşturmak projeci firmanın teknik şartnameyi hazırlarken dikkat ettiği tek husus değildir. Projeci firmalarla yapılan görüşmelerden, teknik şartnameler hazırlanırken projecilerin değişik üreticilerin kataloglarından yararlanarak teknik yardım aldıkları, bunun yanında daha önce kullandıkları ve ilgili projeye uygun olan ve ilerde sorun çıkarmayacağına inandıkları ürünlere öncelik verdikleri, bunun yanında ürünün uzun dönemde bulunabilir olması, satış öncesi ve sonrası hizmetleri gibi hususlara da önem verdikleri görülmektedir. Kalite, güvenlik ve hukuki sorumluluk gibi unsurlar gerek projecileri gerekse panocu ve uygulamacıları bildikleri ve daha önce kullandıkları markaları kullanmaya teşvik etmektedir. Ayrıca ürünü daha iyi tanımaktan kaynaklanan uygulamaya ilişkin montaj süresini kısaltmak ve işçi maliyetlerini azaltmak gibi sebepler de alçak gerilim elektrik malzemeleri sektöründe firmaların genellikle tek bir marka ile çalışmayı tercih etmelerine sebep olabilmektedir. Bu davranış yapısının sonucu olarak marka seçimine ilişkin piyasa yapısının oldukça durağan bir yapıya büründüğü söylenebilir ki, bu yapı asıl itibarıyla Avrupa piyasalarında da görülmektedir. Şöyle ki; 2001 yılı itibarıyla Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki busbar

1

pazar payları incelendiğinde, Schneider’in Fransa’da %70-80 pazar payına sahipken bu oranın Belçika’da %50-60’a düştüğü; Portekiz’de %70-80 olan payın İspanya’da %40-50 olduğu, İrlanda’da %80-90 iken İngiltere’de payının ancak %10-20 arasında kaldığı görülmektedir. Görüldüğü üzere birbirine komşu olan piyasalarda bile firmaların piyasalara kendilerini kabul ettirme seviyeleri değişebilmektedir. Üretici firmaların projeciler ve uygulamacılar üzerinde marka sadakati kurabilme ve bu kesimin beklentilerini karşılayabilme kapasiteleri sektördeki rekabetçi pozisyonların belirlenmesinde önemli bir unsur haline gelmektedir.

[1] Buradaki bilgiler ve pazar yapısına ilişkin diğer bilgilerde Komisyon’un 10.10.2001 tarihli Schneider/Legrand kararından yararlanılmıştır.

Sayfa 13

Daha önce de belirtildiği üzere projeci firmalar teknik şartnamelerde zaman zaman firma ve marka adı kullanmakta, böyle olduğu durumlarda da çoğunlukla en az üç firma adını kullanmayı tercih etmektedirler. Nitekim Aktif’te yapılan yerinde incelemede elde edilen belgelerden hem EAE’nin hem Gersan’ın Altan Hidrolik projesine busbara ilişkin teklif verdiği, Öneren’de alınan belgeden Kalekalıp projesinde üç teşebbüsün ismine yer verildiği (EAE, Gersan, Telemecanique), Elay’da alınan belgede yine aynı üç teşebbüsün adına yer verildiği görülmektedir.

Bunun yanında, şikayetçi Gersan ve şikayet edilen EAE busbar ürünleri ile birlikte kablo tavası üretimini de gerçekleştirmekte olup, kablo tavasında projeci firmaların çoğunlukla Gersan markasını şartnamelere koyduğu görülmektedir. Nitekim 2006 yılı kablo tavası satışlarına bakıldığında Gersan’ın satışlarının (…………) YTL, EAE’nin satışlarının ise (…………) YTL seviyesinde olduğu görülmektedir. Bu noktalardan hareketle, EAE’nin projeci firmalar üzerinde bir dayatmasının olmadığı değerlendirilmektedir.

Kaldı ki, teknik şartname özellikle özel sektör yatırımcısı açısından bağlayıcı değildir ve malzeme alımında nihai tercih hakkı yatırımcıdadır. Teknik şartnamede yer alan bazı hususları yerine getirmese bile üretici ürününün tanıtımını ve pazarlamasını yaparak yatırımcıya teklifini verme ve yatırımcıyı ikna edebilme şansına sahiptir. Nitekim şikayetçi tarafından verilen örneklerde de, GERSAN tarafından teknik şartnameye uymadığı halde yatırımcıya ulaşılarak ve ikna edilerek yapılan satışlar yer almaktadır

Bu noktada şikayetçi; busbar sistemi teknik bir ürün olduğu için yatırımcının konuya hakim olmadığı ve dolayısıyla alımları teknik şartname çerçevesinde yaptıkları, başka bir ifadeyle yatırımcının daha ekonomik olsa bile teknik şartnameye uymayan teklifleri değerlendirmediğini öne sürmektedir. Ancak, burada bahsedilen işlerin büyük ölçekli projeler olduğu dikkate alındığında, bu projelerdeki işverenlerin ‘basiretli tacir’ şeklinde davranmalarının beklenmesinin gerektiği açıktır. Yatırımcılar ekonomik açıdan uygun olan seçenekleri daima dikkate almaktadır ve bu nedenle üreticilerin projeci firmalarla birlikte yatırımcı/işveren seviyesinde de pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirmeleri gerekliliği ortaya çıkmaktadır Nitekim, EAE’nin 2003 yılı Antalya Bölgesi tarama raporunda bu kapsamdaki pazarlama faaliyetleri görülmektedir.

Projeciler tarafından hazırlanan teknik şartnamelerde yer alan ve EAE teknik şartnamesi ile benzerlikler içeren hükümlerin EAE’nin empozesi olarak kabul edilmemesi gerektiği düşünülmekle birlikte, gerek projeci firmaların gerekse sektör temsilcilerinin ortak fikrinin projecilerin tek bir firmayı alıcı olarak belirleyecek şekilde hazırlanmaması gerektiği yönündedir. Örnek olarak, alınacak malzemenin üreticisinin bu alanda tecrübe sahibi olmasının bir tercih nedeni olabileceği belirtilmekle birlikte, bu konuda 15-20 yıl gibi süreler verilerek EAE dışındaki yerel üreticilerin şartname dışında bırakılmasının doğru bir yöntem olmadığı çeşitli görüşmelerde ifade edilmiştir. Ancak buradaki durumun, projeci firmanın işini iyi yapmaması ya da farklı çıkar ilişkilerine girmesi gibi gerekçelerden ortaya çıkabileceği görülmektedir ki, bu gibi hallerin ancak profesyonel etik kuralları kapsamında değerlendirilebileceği, Kanun’un 6. maddesi kapsamına girecek bir ihlalin varlığı için yeterli delil teşkil etmediği

Sayfa 14

görülmektedir. Ayrıca, güvenlik açısından oldukça hassas olan bu alanda tarafların çeşitli sorumluluklar üstlendiği dikkate alındığında, hazırlanan şartnamelerde nelere yer verilip yer verilmeyeceğine ilişkin Rekabet Kurumu’nun müdahalede bulunmasının da doğru olmayacağı açıktır.

Şikayette ileri sürülen bir başka iddia da, busbara ilişkin yaptıkları satışları diğer EAE ürünlerinin alımı şartına bağlayarak EAE’nin hakim durumunu kötüye kullandığı yönündedir. Yapılan incelemelerde ve görüşmelerde elde edilen bilgi ve belgelerde bu yönde bir ihlale de rastlanmamıştır. Bu çerçevede EAE’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine ilişkin herhangi bir bulgu tespit edilememiştir.

J.3. Dikey Anlaşmalara İlişkin Değerlendirme

Şikayet dilekçesinde projeci firma olarak şikayet edilen teşebbüslerden üçünün halihazırda EAE bayisi oldukları görülmektedir. Bunlar Desat, Omega ve EST’dir. EAE’nin Türkiye çapında 12 adet bayisi vardır. Söz konusu bayiler ve sorumlu oldukları bölgeler şu şekildedir:

Tablo 3

BayiBölge
BaşaranlarKonya
Çağrıİstanbul
DesatDenizli
ESTİstanbul
EteAnkara
Gesİstanbul
İpekİstanbul
İnkaşBursa
Omegaİstanbul
Mütaşİzmir
KılıçDüzce
TokatlıGaziantep

Yukarıda sıralanmış bayilerin iki gruba ayrıldığı görülmektedir. Bunlardan sekizi bölgesel bayi olarak ve malzeme alıp satan bayiler iken geri kalan dördü (Çağrı, Desat, Ges ve Omega) malzemeyi kendi işlerinde kullanan ve malzeme satışı yapmayan müteahhit şirketlerdir.

680

Yapılan yerinde incelemede 18.2.2000 tarihinde EAE ile EST arasında yapılan bayilik sözleşmesi tespit edilmiştir. Firma yetkilileri diğer bayilerle yapılan sözleşmelerin de tek tip sözleşme olduğunu bildirmişlerdir. Sözleşmelerde bulunan bazı hükümlerin, hali hazırda 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nden yararlanamadığı görülmektedir. Bu hükümler şunlardır:

- Söz konusu bayilik sözleşmesinin 6. maddesine göre bayi EAE’nin

onayı olmaksızın İstanbul dışına satış yapamayacaktır.

Sayfa 15

- Sözleşmenin 13. maddesi kapsamında EST, bayiliğin bittiği tarihten

itibaren 5 yıl süreyle busbar satışıyla doğrudan ya da dolaylı olarak

iştigal etmeyecektir.

Yukarıda yer verilen hükümler bölgesel sınırlama getirilmesi ve bayiliğin bitmesinden itibaren 5 yıl süreli rekabet yasağı getirilmesi yönleriyle sözleşmeyi ilgili grup muafiyeti tebliği kapsamı dışına çıkarmaktadır.

Esas itibarıyla, 2007/2 sayılı Tebliğ ile birlikte pazar payı %40’ın üzerinde olan teşebbüslerin dikey anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağı, sözleşmelerin 2007/2 sayılı Tebliğ ile belirlenen süre içinde 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen şartlara uygunluğunun sağlanması gerektiği görülmektedir.

Bununla birlikte, busbar sistemleri pazarının işleyiş olarak diğer sektörlerden farklı noktalarının bulunduğu, yapılan satışların büyük ölçekli işler kapsamında ve müşteri odaklı gerçekleştiği, satışların büyük bölümünün bayiler aracılığıyla değil doğrudan üretici tarafından gerçekleştirildiği söylenebilir. Söz konusu sözleşmeler sadece sekiz bayi ile yapılmış olup, bu bayiler aracılığıyla yapılan satışlar 2006 yılı verisine göre EAE’nin toplam satışlarının sadece %(….)’sını oluşturmaktadır. Müteahhit olarak faaliyet gösteren bayilerin alımları ise toplam satışların %(……)’sı kadardır. Ayrıca gerek ‘bölgesel kısıtlamanın’ gerekse ‘bayiliğin bitmesinin ardından uygulanacak olan 5 yıllık rekabet yasağının’ pratik uygulama açısından özellikle önaraştırma kapsamındaki şikayetler çerçevesinde bir etkisinin bulunmadığı da dikkate alındığında, EAE hakkında dikey anlaşmalara ilişkin bir soruşturma açmaya gerek olmadığı, anılan sözleşmelerin, belirli bir süre içinde 4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde düzenlenen şartlara uygunluğunun sağlanarak hukuka uygunluğun sağlanmasının yeterli olacağı anlaşılmaktadır.

K. SONUÇ

Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre;

1- Başvuru konusu ile ilgili olarak, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine,

2- a) EAE Elektrik Asansör End. İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin yürürlükte olan

bayilik sözleşmelerinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup

Muafiyeti Tebliği çerçevesinde grup muafiyetinden yararlanamadığına,

b) Anılan sözleşmelerin, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde

4054 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde düzenlenen şartlara uygunluğunun

sağlanarak Kurumumuza tevsik edilmesine; gerekli düzeltmeler yapılmadan

uygulamaya devam edilmesi halinde, hakkında 4054 sayılı Kanun

çerçevesinde soruşturma açılacağının ve aynı Kanun’un 17. maddesi

gereğince süreli para cezası verileceğinin EAE Elektrik Asansör End. İnşaat

San. ve Tic. A.Ş.’ye bildirilmesine

OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Tablolardaki bazı değerler Rekabet Kurumu tarafından ticari sır gerekçesiyle (.....) şeklinde gizlenmiştir.

Yargı süreci

1 dava

  • Gersan Elektrik Ticaret ve San. A.Ş.

    Danıştay 13. Daire · Esas No: 2007/15263

    Dava reddedildi — Kurul kararı ayakta · üst mahkeme onadı

    Safahat

    1. 20.12.2017Üst mahkeme onadı· Dan. İdari Dava Dai. Gn. Krl.· 2015/486
    2. 06.05.2014Üst mahkeme onadı· Dan. İdari Dava Dai. Gn. Krl.· 2011/340
    3. 30.11.2010Dava reddedildi — Kurul kararı ayakta· Danıştay 13. Daire· 2007/15263

Dava ve safahat bilgileri Rekabet Kurumu'nun yayımladığı kayıtlardan alınmıştır. Bağlayıcı olan mahkeme kararlarının kendisidir.

Aynı toplantıda alınan kararlar

Bu toplantının tüm kararları

Bu kararın işiniz için ne anlama geldiğini konuşalım

Rekabet hukuku uyumu, soruşturmalar ve birleşme-devralma süreçlerinde uçtan uca destek veriyoruz.