bulunanların tamamının olumlu oyları ile alınacaktır. İlgili maddenin (a), (b) ve (c) bentlerinde şirketin sermayesinin arttırılması, ortakların taahhütlerinin arttırılması, hisse senetlerinin nevilerinin değiştirilmesi, şirketin nevi’nin değiştirilmesi, şirketin feshi ve tasfiyesi, şirketin temsili, yönetim kurulu üyelerinin atanması, karın dağıtımına ilişkin düzenlemelerin değiştirilmesi gibi stratejik kararların ancak şirketin tüm sermayesini temsil eden bütün hissedarların oybirliği ile alınabileceği kararlaştırılmaktadır.
Sözleşmenin 4.1. maddesinde şirketin işleri ve yönetiminin Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca Genel Kurul tarafından seçilen 5 kişiden oluşan bir Yönetim Kurulu tarafından yürütüleceği belirtilmektedir. Yönetim Kurulu üyelerinin 4 tanesi B Grubu hissedarlar tarafından atanırken 1 tanesi A Grubu hissedarlarca atanacaktır. Dolayısıyla, A Grubu hissedarı olarak Abdullah BULADI’nın Yönetim Kurulu hissedarlarının birini seçme hakkı olacaktır. Bunun gibi sözleşmenin 4.2. maddesinde şirket esas mukavelesinde yapılacak bir değişiklik, şirket hissedarlık yapısındaki değişiklikler, Yönetim Kurulu üyelerinin görev, yetki ve sorumluluk alanlarının bölünmesi, Yönetim Kurulu tarafından herhangi bir komite atanması, şirket sermayesinin arttırılması, şirketin infisahı, bilanço ve kar zarar tablolarının onaylanması, Ana Sözleşme’sinde şirkete atfedilen amacın tadil edilmesi, şirketin bir başka şirketle birleşmesi, şirketin ticari unvanına veya fikri mülkiyet haklarına ilişkin hak ve lisansların veya portföyündeki kontratların başkalarına verilmesi gibi stratejik kararların şirket sermayesinin tümünü temsil eden hissedarların oy birliği ile karara bağlanacağı belirtilmektedir.
Sözleşmenin 6. maddesinde denetçilere ilişkin olarak denetçilerden birinin A Grubu hissedarının belirleyeceği adaylar arasından, diğer ikisinin B Grubu hissedarlarının belirleyeceği adaylar arasından seçileceği hüküm altına alınmaktadır.
Hissedarlar Sözleşmesi’nde yukarıda yer verilen maddelerin ortaya koyduğu üzere şirketin yönetim, karar ve kontrol mekanizmasında Abdullah BULADI ortak kontrole sahip olacaktır. Dolayısıyla 1997/1 sayılı Tebliğ bakımından inceleme konusu devir işlemi öncesine göre bir kontrol değişikliği yaşandığı ve bu anlamda anılan hisse devir işleminin yoğunlaşma doğurucu bir ortak girişim işlemi olarak nitelendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
1997/1 sayılı Tebliğ'in “Birleşme ve Devralma Sayılan Haller” başlıklı 2. maddesinin (c) bendine göre, amaçlarını gerçekleştirmek üzere işgücü ve malvarlığına sahip olacak şekilde bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkan ve taraflar arasındaki veya taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmayan ortak girişimler, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde teşebbüsler arası birleşme ve devralma kabul edilmektedir.
Bu çerçevede, bir ortak girişim işleminin yoğunlaşma doğurucu kabul edilebilmesi ve dolayısıyla 1997/1 sayılı Tebliğ'in 2. maddesinin birinci fıkrası (c) bendi çerçevesinde birleşme veya devralma sayılabilmesi için taşıması gereken unsurlar aşağıdaki şekilde sayılabilir;
- Ortak kontrol altında bir teşebbüsün bulunması,
- Ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması,
- Ortak girişimin, taraflar arasındaki veya taraflarla ortak girişim arasındaki
rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisinin olmaması.