değerlendirmiştir. Ayrıca kararda çalışan ayartmama anlaşmasına ilişkin aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Teşebbüslerin istihdam ettiği çalışanlar, emek unsurunun girdi niteliğinde
bulunması sebebiyle, teşebbüsler arasındaki rekabetin parametresi
konumundadır. Teşebbüslerin dâhil olduğu çalışan ayartmama anlaşmasının
kartel üyeleri arasında, emek unsurunun elde edilmesi noktasındaki rekabeti
azaltma amacı ve etkisi bulunmaktadır. İlaveten bu anlaşma ile istihdam koşulları,
işçilerin/çalışanların zararına olacak şekilde etkilenebilecektir.”
(34) Bu doğrultuda kararda, (i) işçilerin, bu anlaşma sonucu pazarlık güçlerinde meydana gelen azalmanın ücretlerinde yol açması muhtemel azalma ölçüsünde zarar gördüğü ve (ii) işgücü piyasasında teşebbüsler arasındaki rekabetin parametrelerinden birini çalışan istihdamının oluşturması sebebiyle çalışan ayartmama anlaşmasının rekabete zarar verdiği hususları dikkate alınmıştır. Ayrıca çalışan ayartmama anlaşmalarının, rakip teşebbüslerin işe alım politikasına ilişkin stratejik belirsizliğin ortadan kaldırılmasına yol açtığı değerlendirilmiştir.
(35) Fransız rekabet otoritesinin 2017 yılında, PVC ve linolyum (muşamba) zemin kaplaması alanında faaliyet gösteren teşebbüslerin kurdukları kartel ile ilgili verdiği kararda [20], ilgili teşebbüslerin fiyat anlaşmasının yanı sıra belirli müşterileri veya rakipleri ile ilgili olarak; işe alım politikası, satış organizasyonu veya yeni ürün numuneleri konularında kendi iç yönetimlerinde benimseyecekleri stratejiler hakkında anlaştıklarını tespit etmiştir. Karara konu olan çalışan ayartmama anlaşması ile ilgili olarak ise anlaşmanın teşebbüslerin birbirlerinin çalışanlarını istihdam etmemesine ilişkin karşılıklı olmayan bir centilmenlik anlaşması niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca İspanya rekabet otoritesine benzer şekilde, Fransız rekabet otoritesi de çalışan ayartmama anlaşmalarının, rakip teşebbüslerin işe alım politikasına ilişkin stratejik belirsizliğin ortadan kaldırılmasına yol açtığını değerlendirmiştir. İlaveten otorite, bu anlaşmanın çalışanların alternatif iş fırsatlarını kaybetmesine yol açtığını vurgulamıştır.
(36) Ülkemizde de Kurulun Ege Konteyner kararında [21];
“Esasen, işgücü pazarlarına yönelik rekabet hukuku uygulamasının esas kısmını
oluşturan çalışanların maaşlarını sabitlemeye/çalışan ayartmamaya yönelik yapılan
anlaşmalar pazarın alım tarafında kurulan kartellerden farklı değildir. Nitekim
pazarın alım ya da satım tarafında bulunmaları farklılığı dışında; çalışan ayartmama
anlaşmaları ile müşteri/pazar paylaşımı anlaşmalarının, ücret tespiti anlaşmaları ile
fiyat tespiti anlaşmalarının temel bir farklılığı bulunmadığı gerek doktrinde gerekse
de kararlar ile ortaya konulmuştur.”
ifadeleriyle çalışan ayartmama anlaşmalarının ağır etkiler doğurabileceği kabul edilmiştir. Keza Kurulun Bfit kararında [22] konuya ilişkin olarak aşağıdaki değerlendirmeler yer almıştır.
“Rakipler arası maaş sabitleme anlaşmaları bunu doğrudan sağlarken, çalışan
ayartmama anlaşmaları, çalışanların daha yüksek maaşlı işlere geçme imkânlarını
kısıtlayarak zaman içerisinde maaş artışlarının baskılanmasına neden olmaktadır.
Diğer alım kartellerinde olduğu gibi, işgücü piyasasında rekabeti kısıtlayan
teşebbüslerin katlandıkları işgücü maliyetini azaltarak kârlarını artırması mümkün
olup bu kâr artışının da teoride belirli rekabetçi pazar koşulları altında, çıktı 20 Autorité de la concurrence, Decision 17-D-20, 19.10.2017.
21 Kurulun 02.01.2020 tarih ve 20-01/3-2 sayılı kararı.
22 Kurulun 07.02.2019 tarih ve 19-06/64-27 sayılı kararı.