ayartmama anlaşmaları ile birlikte çalışanlar da daha yüksek ücretler ve daha iyi koşullar sunan iş fırsatlarından mahrum bırakılmaktadır [3].
(24) Konuya ilişkin literatürde, çalışan ayartmama anlaşmalarının rakipler arasında işgücü pazarının alım tarafında monopson etkisinin oluşturulması amacını taşımakta olduğu ve anlaşmaya taraf teşebbüslerin işgücü maliyetlerini düşürebileceği belirtilmektedir [4].
(25) İşgücü piyasalarında monopson kavramı, teşebbüslerin işgücü pazarında ücretlere ve diğer çalışma koşullarına karar verebilmesine imkân tanıyan pazar gücüne sahip olduğu herhangi bir durumu ifade etmektedir. Pazarın talep tarafında, bir diğer deyişle işverenlerin işgücü satın aldığı emek girdisi pazarında, daha fazla kişiyi işe almak suretiyle çalışanlara rekabetçi seviyenin altında ücret ödeme kabiliyetine sahip pazar gücü yüksek işverenler yer almaktadır [5].
(26) Çalışan ayartmama anlaşmalarının etkilerine bakıldığında ise hem işgücü piyasasında hem de çıktı pazarlarında etki doğurabildiği görülmektedir. Bu anlaşmaların niteliğinin belirlenmesi bakımından ilgili pazarlardaki potansiyel etkisine kısaca değinilmesinde fayda bulunmaktadır [6].
İşgücü pazarlarındaki potansiyel etkileri:
i. Çalışan ayartmama anlaşmaları işverenlerin, çalışanlar karşısındaki alıcı ve
pazarlık gücünü artırabilmektedir. Özellikle çoğu işverenin çalışan ayartmama
anlaşması içerisinde bulunması halinde çalışanlar monopson gücü ile karşı
karşıya kalmaktadır.
ii. Teşebbüslerin (işverenlerin) alıcı güçlerinin artmasıyla bu anlaşmalar
işgücünün mobilitesini kısıtlamakta, çalışanları daha yüksek ücretli ve/veya
daha iyi çalışma koşularına sahip iş fırsatlarından mahrum bırakmakta, böylece
ücretlerin düşmesine/baskılanmasına sebep olabilmektedir. Keza anılan
anlaşmalar ile çalışanların farklı işverenler arasında geçişinin engellenmesi
neticesinde emek girdisinin dağılımında etkinsizliklere yol açabilmektedir.
Ayrıca bir ülke coğrafi alanında ücretlerin bu şekilde yapay olarak baskılanması
söz konusu emek sermayesinin yurt dışına yönelmesine/çıkmasına sebep
olabilecektir.
iii. Bu anlaşmalar çalışanların, bir insan kaynağı olarak kendilerini geliştirme
güdüsünü azaltabilmektedir. Diğer taraftan işverenlerin çalışanlarına yaptıkları
eğitim gibi yatırımların korunmasını sağlama amacı bulunsa dahi, bu
anlaşmaların olumsuz etkileri, eğitim yatırımlarının korunmasından doğabilecek
etkinlik artışının çok ötesinde olabilecektir. Zira yapılan rekabete uygun bir
sözleşmede, çalışana yapılan yatırımın bedeli çıkış tazminatı olarak
yansıtılabilmekte ve amorti edilebileceği makul bir süre belirlenebilmektedir. [3] OECD (2020), “Competition in Labour Markets”, http://www.oecd.org/daf/competition/competition- concerns-in-labour-markets.ht m, s. 28.
4 MASTERMAN, J.C. (2016), “The Customer Is Not Always Right: Balancing Worker and Customer Welfare in Antitrust Law” Vanderbilt Law Review, Vol:69(5), s.1387-1422; DAVIS, T. R. (2018), “Talent Can't Be Allocated: A Labor Economics Justification For No-Poaching Agreement Criminality In Antıtrust Regulation”, Brooklyn Journal of Corporate, Financial & Commercial Law, Vol: 12(2), s. 279-310; LINDSAY, M ve K. SANTON (2012), “No-Poaching Allowed: Antitrust Issues in Labor Markets” Antitrust , Vol:26 (3), s. 73-77.
[5] OECD (2020), “Competition in Labour Markets”, http://www.oecd.org/daf/competition/competition- concerns-in-labour-markets.ht m, s. 7.
6 Detaylı bilgi için bkz. Autoridade da Concorrência (AdC) (2021), Labour market agreements and competition policy Issues Paper - Final Version, s. 11-18.