Yerinde incelemede görevli uzmanlar, Rekabet Uzmanı (…..)’ün çalıştığı bilgisayardaki
bazı belgelerin silindikten sonra tekrar kendilerine ulaşıncaya kadar üzerlerinde herhangi bir
değişiklik yapılıp yapılmadığını tespit etmenin de mümkün olmadığını ifade etmişlerdir.
Ayrıca, uzmanlar;
a) Müdahalenin inceleme yapılan binadan (Esentepe) değil, diğer bir binadan
(Zincirlikuyu) yapıldığını,
b) Müdahalenin fark edildiği ana kadar olan kısmında teşebbüsün herhangi bir
zorlaştırma ya da engelleme çabası içinde olmadığını, bilakis tespit sonrası
teşebbüs yetkililerinin kaybolan belgeleri geri getirmek için çaba
gösterdiklerini ve getirdiklerini,
c) Raportörler olarak teşebbüs tarafından geri getirilen belgelerin inceleme
yapılan belgelerden farklı ya da aynısı oldukları yönünde bir kanaate sahip
olmadıklarını,
d) İlgili teşebbüsün daha önce ve çoğu yakın zamanda olmak üzere çok
sayıda inceleme geçirmiş olduğunu ortak görüş olarak ifade etmişlerdir.
Sonuç olarak, ilgili teşebbüsün Rekabet Kurumu uzmanlarına yönelik daha önceki ön
araştırmalardaki genellikle olumlu denebilecek yaklaşımı, esasen bu sonuncusu için de
geçerlidir. Fakat yerinde incelemeler yapılırken, teşebbüs yetkililerinin her adımda işbirliğini
gözetmiş oldukları belli iken, üç uzmanın inceleme yaptığı sırada bir bilgisayarda tespit
edilen ve kötü niyetli olduğu varsayıldığında teşebbüs açısından irrasyonel ve/veya saçma
olduğu söylenebilecek mezkür davranış, Kurul tarafından idari para cezası ile
cezalandırılmıştır.
1-Kanaatimce, çoğunlukla alınan Kurul Kararı hukuka, hukukun ruhuna ve kamu yönetiminin sahip olması gereken etkinlik ve sorumluluk anlayışına aykırıdır. Bilinmektedir ki, 4054 sayılı Kanun’un 16. Maddesinde “Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması” durumunda bir önceki yıla ait gayri safi gelirler üzerinden Kurulun binde beş oranında idari para cezası vereceği hükme bağlanmıştır “Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması” denildiğinde ne anlamak gerektiği ya da neyin anlaşılmasının uygun olacağı üzerinde durup düşünmek, bir tanımlama yapmaya çalışmak ya da “makul bir yaklaşımı benimsemek” herhalde uygun olacaktır. Kanun’un ilgili maddedeki fıkra ile ilgili gerekçesinin iyi anlaşılması icap etmektedir. Engellenme ya da zorlaştırma kavramlarının ne anlama geldiği konusunda hiç tereddüt yok, herkes aynı şeyi anlıyor ise mesele de yoktur ve bu tür davranış veya durumları önlemek için en ağır ceza da verilmeye çalışılmalıdır. Ama eğer durum böyle değil, engellenme veya zorlaştırma anlamına gelecek veya gelmeyecek çok sayıda durum ve davranış var ise, önümüze çıkan hasbelkader her türlü istenmeyen durum ve davranışı kestirmeden cezalandırmak da bürokratik keyfilikten ve sorumsuzluktan öteye gitmeyecektir. Kanunsuz suç olmadığı gibi, ceza da olmamalıdır. İşte bu yüzden, tam da Kanun’un hedeflediği, idareyi güçlendirecek ve etkin kılacak yol ve yöntem, makul olmayan bir gerekçeye sığınmak ya da dayanmak yerine, hakkaniyeti esas almaktan geçmektedir.
2-Söz konusu incelemeye ve/veya “tutanak konusu olay”ın akışına yakından bakmak gerekirse; ilgili teşebbüste son bir yıl içinde yapılan beşinci yerinde incelemeden söz edildiğini unutmamak gerekir. Eğer Rekabet Kurumu açısından olumsuzluk teşkil edecek, teşebbüsü zora sokacak belge ve bilgiler var idiyse, bunların teşebbüs yetkilileri tarafından çok daha önceden silinmesi beklenirdi. Teşebbüs açısından tedbirli