H.3.1. Tarafların Görüşü
Bildirime konu işleme ilişkin tarafların yazılı olarak verdikleri görüşte özetle:
- ÇAMLIBEL ve ULUDAĞ’ın coğrafi pazarının belirli ve sınırlı bir bölge olduğu, pazar
payları açısından kapsadıkları oranın sırasıyla %1,53 ve %8,1 olduğu,
- CENGİZ açısından bakıldığında da MERAM dahil edildiğinde dahi bu oranın toplam
%13,88 seviyelerinde kaldığı,
- elektrik doğal gaz yakınsaması açısından ortaklığı oluşturan şirketlerin hiçbirisinin
ilgili bölgelerde doğal gaz dağıtım faaliyetinin bulunmadığı ve bu açıdan da sakınca
bulunmadığı,
- koordinasyon riski açısından değerlendirme yapıldığında 1.1.2013 tarihinden itibaren
piyasanın tamamen serbestleşeceği,
- bu yolla serbest olmayan tüketicilerin ortadan kalkacağı ve ihtiyaçlarının tamamen
ikili anlaşmalar yoluyla dilediği dağıtım şirketine ait perakende satış şirketleriyle
birlikte mevcut tüm diğer toptan satış ve üretim şirketlerinden temin etme hakkına
sahip bulunduğu, bu serbestleşmenin yoğun rekabetçi ortamı kendiliğinden
yaratacağı,
- koordinasyon riski ihtimalinden bahsedilen MERAM, ULUDAĞ ve ÇAMLIBEL elektrik
dağıtım bölgelerinin toplam pazar payının en büyük elektrik dağıtım şirketi olan
BOĞAZİÇİ’nin pazar payı olan %13,87’nin bile altında olması nedeniyle
koordinasyon riskinin bulunmadığı,
- koordinasyon riski açısından piyasada faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşların bu
faaliyetlerinin her aşamasında denetiminin yasa ile Rekabet Kurumuna bırakılmış
bulunduğu,
- Kurumca yapılacak böyle bir denetim neticesinde dikey ya da yatay rekabetin ihlali ve
olası koordinasyon riskinin gerçekleşmesi söz konusu olduğunda, yaptırım uygulama
yetkisinin yine Kurumda olduğu, bu hususun dikkate alınması gerektiği
ifade edilmiştir.
H.3.2. ÇAMLI ve ULUĞ’un Yapısına İlişkin Değerlendirme
Söz konusu işlem ile oluşturulmak istenen yapı çerçevesinde aşağıda ayrıntılarına değinileceği üzere KOLİN, LİMAK ve CENGİZ tarafından kurulan ortaklıkların yoğunlaşma doğurucu mu yoksa işbirliği doğurucu mu olduğuna ilişkin yapısal bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir. Ancak bu değerlendirmeye geçmeden önce, söz konusu ortaklığa ilişkin Ana Sözleşmede belirlenen faaliyet alanının petrol, gaz ve su dağıtımını da kapsadığı görülmektedir. Taraflar gönderdikleri yazılı taahhütle söz konusu hissedarlık sözleşmelerinden petrol gaz ve su dağıtımına ilişkin hükümleri çıkaracaklarını belirtmişlerdir. Dolayısıyla bu alanda bir değerlendirme yapmaya gerek görülmemiş olup, doğrudan ortak girişimin yapısına ilişkin incelemeye geçilmiştir.
Genel olarak ortak girişimler; ölçek ekonomileri, riskli yatırımların kolaylaştırılması, teknoloji transferi ve buluşların desteklenmesi, yeni pazarların gelişimi, yapısal kapasite fazlalığının bertaraf edilmesi gibi pek çok iktisadi amaca hizmet edebilir. Ayrıca bu anlaşmalar, anılan iktisadi amaçların yanı sıra piyasa gücünün yoğunlaşması, piyasaya giriş engellerinin artırılması veya rekabetçi davranışların koordinasyonuna yol açması gibi bazı hissedilir ölçüde rekabet karşıtı etki de doğurabilir. Bu noktada, rekabet hukuku bakımından ortak girişimlerin kendi içinde iki ayrı sınıflandırmaya tabi olduğunu hatırlatmak yerinde olacaktır. Bu sınıflandırma esas itibarıyla bu ortak girişimlerin birleşme kategorisinde mi yoksa teşebbüsler arası anlaşma kategorisinde mi değerlendirileceğini belirlemektedir. Şöyle ki; tarafların faaliyetlerini ve güçlerini birleştirdikleri bir yapı olan ortak girişimler “yoğunlaşma doğurucu ortak girişimler” olarak adlandırılır. Öte yandan, rekabet hukuku çerçevesinde bir birleşmeye yol