- Olaya TMK’nın 803. maddesi çerçevesinde bakılmayarak, malikle işletici arasında
hukuki bağlantının sağlanması nedeniyle intifa süresinin kısaltılması gerektiği
sonucuna varılmasının, müvekkili şirkete tanınmış bir yetkiyi hukuksuz olarak
kullanan tarafların bu durumdan yarar sağlamaları anlamına geldiği,
- Malik Yeşilhisar Belediyesinin bizzat işletici olmadığı sürece intifa hakkı süresinin
kısaltılmasının hukuken mümkün olmadığı,
- Gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 60 gün içinde intifanın geri dönülemez
şekilde kaldırılması halinde, Danıştay’da açılacak iptal davası sonunda verilecek
olası bir iptal kararı karşısında, 4 yıllık kar mahrumiyetinden doğan ağır bir tazminat
davasının ortaya çıkacağı
belirtilerek ilgili kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Başvuru dilekçesinde, değiştirilmesi talep edilen 22.09.2011 tarih ve 11-48/1216-429 sayılı Rekabet Kurulu kararında ve karara esas teşkil eden önaraştırma raporunda değerlendirilmeyen bir husus öne sürülmemiş, esas itibarıyla gerekçeler genel olarak
1 intifa hakkı sahibinin haklarının düzenlendiği TMK’nın 803. maddesine dayandırılmıştır.
2002/2 sayılı Tebliğ’de, üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar dikey anlaşmalar olarak tanımlanmakta ve hangi hallerde bu tür anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan grup olarak muaf tutulabileceğine ilişkin koşullar düzenlenmektedir. Aynı Tebliğ’in 5. maddesinde ise dikey anlaşma kapsamında alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı herhangi bir yükümlülük –rekabet etmeme yükümlülüğü- altına girmesi halinde, bu tür yükümlülüklerin azami beş yıl süreyle Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanabileceği hükme bağlanmıştır. 2002/2 sayılı Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin çıkarılan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 33. paragrafında da rekabet etmeme yükümlülüğünü içeren sözleşme hükümlerinin sözleşmenin diğer bölümlerinden ayrılamaması halinde, sözleşmenin tamamının grup muafiyetinden yararlanamayacağı
2
belirtilmektedir.
Danıştay 13. Dairesi, Rekabet Kurulunun 26.01.2006 tarihli ve 06-04/57-15 sayılı Total-Akdağ kararını iptal eden 13.05.2008 tarihli, 2006/1604 E. ve 2008/4196 K. sayılı kararında, akaryakıt sektöründe intifa, kira sözleşmeleri ve benzer etkiye sahip sözleşmelerin, 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen rekabet yasağının süresini fiili olarak uzatacak şekilde düzenlendiği, bu nedenle söz konusu sözleşmelerin bayilik sözleşmeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönünde tespitte bulunmuştur. Söz konusu kararda, Danıştay 13. Dairesi, TMK m. 803 ve devamında tanımını bulan intifa haklarının, gerek dağıtıcılarla bayiler arasında yapılan sözleşmeler gerekse ilgili mevzuat uyarınca rekabet yasağı içeren akaryakıt bayilik anlaşmalarının sürelerinin 2002/2 sayılı Tebliğ’de öngörülen sınırları aşmasına neden olacak şekilde uzatılması amacıyla kullanılamayacağına hükmetmiştir.
Söz konusu karar dikkate alınarak tesis edilen Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihli, 09-09/186-56 ve 09-09/187-57 sayılı kararlarının; bu kararlar çerçevesinde akaryakıt sektöründe intifa sözleşmelerinin muafiyetten yararlanma süresinin en fazla beş yıl
[1] Söz konusu madde; “İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahiptir. İntifa hakkı sahibi, bu yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici gibi özen göstermek zorundadır” şeklindedir.
2 Akaryakıt sektöründe dağıtıcılar ile bayiler arasında yapılan anlaşmaların tamamı rekabet etmeme yükümlülüğü içerdiği gibi 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca sözleşmelerin münhasır nitelikte düzenlenmeleri gerekmektedir. Bu bakımdan rekabet etmeme yükümlülüğü bahse konu dikey anlaşmalardan ayrılabilir nitelikte değildir.